|
Elçin
Poyrazlar
Mart 2006
|
Belçika'da polisiye komedi
Belçika'nın siyasi sahnesinde son günlerde akıllara durgunluk verecek
bir polisiye komedi filmi oynuyor. Başrolde de Türkiye'nin uluslararası
tanıtımına başarıyla katkıda bulunan, Özdemir Sabancı suikastı
zanlılarından Fehriye Erdal var. Filmin ''esas oğlanı'' olmasa da Erdal
kızımız büyük bir başarıyla rolünün hakkını veriyor doğrusu. 28
Şubat'ta gösterime girdiğinden beri Belçikalıların başka bir şey
konuşmadıkları polisiye komedinin konusunu şöyle bir hatırlatalım
isterseniz:
Genç ve güzel Fehriye, engin ideolojik
görüşleri doğrultusunda 1996'da üç insanın canına kıyar. Cinayetin
vicdani savunmasını gönlünde ve kafasında yapmıştır Fehriye.. suçunun
cezasını çekmektense kaçmayı seçer. Avrupa'nın göbeğinde onu koruyacak,
kendini ''demokratik hukuk devleti''
olarak tanımlayan pek çok devletçik vardır nasılsa. Fehriye olaydan 3
yıl sonra sahte bir pasaportla Belçika'da yakalanır. Dedik ya ''demokratik hukuk devleti'' var
diye; Belçika, katil kızımızı bağrına basar. Bu küçük ülkeden bu kadar
sempati göreceğini tahmin etmeyen Fehriye, ''Ben aslında Kürt'üm. Türkiye'de yaşamım
tehlike altında. Bana bir de siyasi mülteci statüsü verin'' der.
Duygusal, yufka yürekli Belçika Devleti, Türkiye'nin Fehriye'nin iade
talebine kulaklarını tıkayarak kızımızı Belçika'da misafir etme kararı
verir. Kısa bir süre göz hapsinde kalan Fehriye'nin 2000'de yapılan
duruşmasında gizli bir adreste gözlem altında tutulması
kararlaştırılır. Fehriye'ye yönelik sahte kimlik ve silah bulundurmak,
yasadışı bir örgüte üye olmak gibi suç iddiaları vardır. Belçika,
Fehriye'nin Türkiye'de ne haltlar karıştırdığını bilmek bile istemez.
Zaten Türkiye'de ölüm cezası vardır. Bu bahaneyle Ankara'nın iade
talebi de yanıt bulmaz.
Günler, aylar, yıllar gül gibi geçer Fehriye
için. Bir eli yağda bir eli baldadır deyim yerindeyse. Pembe panjurlu
bir evi, Belçika devletinden aldığı parası, kapısının önünde özel
ajanları, istediği özgürlüğü, her şeyi vardır şimdi. O dünyanın bu
kısmında ''özgür ve masum''
bir insandır. Öldürdüğü insanların hayaletleri peşini bırakmasa da
kendini bu tatlı rüyaya alıştırır Fehriye. Ama işler istediği gibi
gitmeyecektir. Öldürülen insanların aileleri bir katilin elini kolunu
sallaya sallaya Avrupa'nın göbeğinde gezip tozmasına göz yummaz.
Aileler ''Madem Belçika Fehriye'yi
iade etmiyor bari Türkiye'deki suçlarından ötürü Belçika'da
yargılansın'' diye Belçikalı bir avukat tutarlar. Avukat
senelerce Fehriye'nin yargılanması için mücadele verir. Talih bir kez
daha Fehriye'den yana güler ve 2005 yılında bir sonbahar günü Gent
mahkemesi Fehriye'nin Türkiye'deki suçlarını Belçika'nın yargılama
yetkisi olmadığına karar verir. Çünkü Fehriye cinayette ''yarı otomatik silah'' kullanmıştır. ''Tam otomatik silah olsaydı'' der
yasalar ''o zaman bu iş olurdu''
. Kararı duyan Fehriye o akşam vücudunun bazı yerlerine kına yakar,
örgüt arkadaşlarıyla kuzu çevirir ve şarap partisi verirler. Ancak
mahkeme Fehriye'yi Belçika'daki suçlarından ötürü yargılama kararı da
alır. Fehriye'nin kafası biraz bulutlanır ama ''Boşver'' der, ''Buna da bir çare bulunur nasılsa''
.
Fehriye gerçekten de çareyi bulur. Sonra işler
biraz hızlı ilerler. Sonbahar geçer, kış gelir.. Fehriye adı Belçika
mahkemelerinden eksik olmaz. Gün gelir döngü değişir. Yufka yürekli
devletçik Belçika, 28 Şubat'ta Fehriye'yi güzel evinden koparıp 4
yıllığına kapalı cezaevine göndermeye karar verir. Bir de ona
''terörist'' yaftasını yapıştırırlar. O zaman dank eder kafasına
Fehriye'nin. ''Ben kraliçeler gibi
yaşamaya alıştım. Bundan sonra hapse falan giremem'' der.
Mahkeme kararının sonucunu birkaç gün öncesinden kargalardan öğrenen
Fehriye, çantasını kaptığı gibi yollara düşer. Peşinde 32 ajan vardır.
Hepsi de Fehriye'yi izlemekle görevli. Ajanlar çok ustadırlar izlemede.
Fehriye'nin, önlerindeki araçtan inerek otobüse binişine başarıyla
bakarlar. Ama ajanlara sadece bakmaları emredilmiştir. Onlar
bakadursunlar Fehriye kızımız artık onu sevmeyen Belçika'dan ayrılarak
arkasında bir tomar ahmağın şaşkın bakışları altında yeni ülkelere
yelken açar...
Belçika'nın siyasi sahnesinden uzun süre
inmeyeceğini sandığımız bu komedinin gerçek olması ise başka bir endişe
konusu. Fehriye'nin kaçışından sonra Belçika'da yaşanan siyasi telaş,
istihbarat servisi, içişleri ve adalet bakanlıklarının olaya yönelik
açıklamalarıyla başka bir komedinin senaryosunu yazmak pekâlâ mümkün.
Belçika basınının geçen haftadan beri sürekli alaya aldığı Belçika
kurumları arasındaki çekişme ise olayın aslında ne kadar ciddi olduğunu
gösteriyor. Kimbilir belki Fehriye ortaya çıkar da eski dostu
Belçika'yı bu utançtan kurtarır.
|