Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ile söyleşi



Uluslararası Sakin Kentler Birliği (CittaSlow) müthiş bir yerel kalkınma modeli… Tunç Soyer, Seferihisar’a Belediye Başkanı olmadan önce bunu fark etmiş ve Başkan seçilir seçilmez harekete geçmiş.

 

Soyer ile makamında görüşüyoruz, iki gazeteci.. Artık sadece Ege’de değil, tüm Türkiye’de saygın ve çalışkan bir Belediye Başkanı olarak adını duyuran; geleceği, bugün yönettiği Seferihisar gibi, çok parlak gözüken Başkan’ı sorularımızla bunalttığımızın farkındayız.

 

Brüksel deneyimli gazeteciler olarak düşünüyoruz ki, Türkiye’deki bir kentin Cittaslow gibi bir kuruma katılması ve uyum sağlaması, Türkiye’nin AB’ye girmesi ve uyum sağlamasından daha zordur. Çünkü Cittaslow’un “kriterleri”, AB kriterlerinden çok daha ciddi, gerçekçi, yararlıdır; yaklaşık elli maddede belirlenmiş hedeflere ulaşmak hiç de kolay değildir.

 

Tunç Soyer, Cittaslow modelini Türkiye’ye taşıyan isimdir, Türkiye’deki “Sakin Kentler Başkenti” Seferihisar’ı yönetmektedir ve bu hareketin ülke çapında lideri konumundadır. Bu büyük sorumluluğu ve yükü kendisi, sadece Seferihisar sevgisiyle değil, Türkiye aşkıyla üstlenmiştir. Dolayısı ile, gazetecilere de, vatandaşlara da uzun uzun konuşmak; projeleri, hedefleri, yapılanları ve yapılacakları anlatmak durumundadır.

 

“Cittaslow” Türkiye’ye gireli iki yıl oldu. Dünyada 25 kadar ülkenin 150 kadar belediyesi, son on yıldır bu harekete “hakkını vererek” katılmış olmanın mücadelesinde… Olayı iyi kavrayanlar, Cittaslow Birliği’nin Türkiye’nin turizmi ve dış politikası açısından da ne kadar büyük önem taşıdığını görüyorlar.

 

Cittaslow’un boyutlarının, getirilerinin ve öneminin farkında olanlar şimdilik pek az… Kısır tartışmalardan sıyrılamayan siyasetçilerin ve çoğunluğu “negatif enerji” saçmaktan keyif alan bir medyanın, böylesine “pozitif” bir gelişmeyi görmeleri vakit alacak. Üstelik, olayı görmek ve kavramak isteyenlere sunulan fazla bir olanak da yok. Merak edip girerseniz Cittaslow’un Türkiye’deki resmi internet sitesine, görürsünüz : Rezalet! (Ek not: Bu siteye, eleştirilerimiz de dikkate alınarak, düzen getirildi...)

 

Ancak, şu kesin gözüküyor ki, önümüzdeki bir-iki yıl içerisinde, Türkiye’de milyonlar Cittaslow’u konuşacak, yüzlerce belediye ve kent bu harekete katılmanın mücadelesine girişecek. Yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen bu çağdaş oluşum, hem Türkiye’de, hem dünyada en güzel model olarak insanların gönüllerine yerleşiyor.  Bugün Çin’de, Güney Afrika’da, Finlandiya’da, Kore’de, birçok ülkede (ve Türkiye’de) akıllı, kentlerini ve yurtlarını seven birkaç “Başkan”ın öncülük ettiği Cittaslow, yarın AB hikayeleriyle kaybedilmiş vakitleri unutturacak. Çağdaşlığın, yaşam kalitesinin, çevre ve doğa korumasının, uluslararası işbirliği ve kucaklaşmanın, insan haklarının gerçek anlamda nereden ve nasıl, hangi yöntemlerle sağlanacağı daha iyi görülecek çünkü bürokratların uyduruk teorileri, yerlerini pratik uygulamaların somut sonuçlarına bırakacak. Tarımcı, turizmci, köylü, esnaf ve en önemlisi, yaşam kalitesinin yükseldiğini fark eden “sokaktaki adam ve kadın, çocuklar ve yaşlılar” giderek etkilenecekler bu hareketten…

 

Röportajın başında, Başkan Soyer’e, Cittaslow’a katılım düşüncesinin kaynağını sorduk:

 

-Seferihisar’ın Sakin Kent hareketine çok uygun olacağını kafamda zaten tasarlamıştım. Konuyu yıllardır izliyor ve inceliyordum. Başkan olunca ilk işim o dosyayı hazırlamak oldu. 2009 Mart sonunda seçildim, Haziran’da dosyayı götürdük. Kasım’da üyeliğimiz onaylandı. İkinci senesi doluyor.

 

“Bu konuda dersimizi çok ciddi çalıştık” diyor Soyer ve ekliyor: “Seferihisar’ın avantajları vardı. Doğal ve tarihi sit alanları, askeri bölgeler Seferihisar’ı hep korumuş, zırh içine almış… Bunlar Cittaslow olmak için bir fırsattı, bu fırsatı değerlendirdik. Bir mucize yaratmadık, Seferihisar’ın kendisi bir mucizeydi, bunu ortaya çıkardık…”

 

-Kamuoyu nasıl karşıladı bu olayı?

 

-Başlangıçta zordu… Cittaslow’un logosu bile “salyangoz”!.. Herkes, “Nerden çıktı bu?” diye baktı olaya… Anlattık. Ben şunu görüyorum: İnsanların eğitim düzeyi ne olursa olsun, onları ciddiye alıp konuşursanız, samimiyetle anlatırsanız, onları etkilemek ve değişime ikna etmek mümkün… Yeter ki bu emeği harcayın, buna zaman ayırın… Çok zor olmadı. Her akşam kahve toplantıları, sunumlar düzenledik, vatandaşların sorularına yanıt vermeye çalıştık. Değişirsek neler olacağını, neler yapmamız gerektiğini anlattık. İtalya’dan Cittaslow üyeliğini alıp döndüğümüzde, havaalanında, bütün Seferihisarlıları, davullarla, zurnalarla bizi karşılar bulduk. Ağlayanlar, sarılanlar, havaya kaldıranlar… Bu manzara bize hem cesaret verdi, hem de yerli halkın bu dönüşüme hazır olduğunu gösterdi. Bundan sonra daha cesur adımlar atmaya başladık.

 

            Bugünkü durumda, harekete ilk katılan ve “Cittaslow Başkenti” unvanını kazanan Seferihisar’ın ardından Akyaka (Muğla), Gökçeada (Çanakkale), Taraklı (Sakarya) ve Yenipazar (Aydın) belediyelerinin Cittaslow seritifikasını elde etme başarılarıyla Türkiye’den katılım sayısı beş… Yakın gelecekte neler olacağını soruyoruz Soyer’e:

 

 “Cittaslow tüzüğü gereği, Türkiye’de biz başkentiz ve yeni üye olacak kentleri biz sunuyoruz. Bir ülkede üçten fazla kent Sakin Kent olmuşsa, Cittaslov Birliği’nin İcra Kurulu’na da üye olunuyor. Biz böylece olayın mutfağına girmiş olduk, Cittaslow hareketinin  geleceğine ilişkin söz hakkı elde etmiş olduk. Şimdi Ordu, Isparta, Kırklareli, Van ve Urfa’dan birer belediyenin önümüzdeki dönemde Cittaslow’a katılımları söz konusu… Türkiye’deki Sakin Kent sayısını 10’a tamamlayıp daha sonra içe kapanacağız. İçeriği sağlamlaştırmak lazım. Bilim Komisyonu kuruyoruz. Nihai hedef, Cittaslow Üniversitesi kurmak… Dünyada örneği yok. Bütün üniversiteler, merkezi otorite vizyonuyla kurulmuş… Yerele dair bir üniversite yok. Yerele dair bilgi üreten, güzel sanatlar, tarım, turizm, şehir planlama… Yerel bilgi üretim mekânları olmamasını büyük eksiklik olarak görüyorum. Cittaslow, bir yerel kalkınma modeli olarak buna öncülük edebilir…”

 

“Cittaslow sığ bir siyasete feda edilemeyecek bir proje… Katılımcı kentlerin yönetimlerinde farklı partiler bulunuyor” diyen Tunç Soyer, şunları anlatıyor:

 

“Cittaslow’un Türkiye için çok doğru bir yerel kalkınma planı olduğuna inanıyorum. Bu sadece bir turizm projesi değil. İnsanların yaşam kalitesini yükselten bir model… Çevreyi ve doğayı korumak, tarihsel değer, zenginlik, gelenek, lezzetlere sahip çıkmak, teknolojiyi en yaygın şekilde kullanmak... Bunlar birbiriyle çelişen başlıklar olarak algılanıyor. Eğer fazla çevreciyseniz teknolojiden pek fazla bahsetme hakkınız yoktur. Teknolojiye fazla öncelik veriyorsanız tarihsel değerlere sahip çıkmanız muhafazakârlık olarak algılanır. Böyle yanlış yaklaşımlar bölgesel kalkınmanın önünde engel oluşturabiliyor. Cittaslow bu kriterleri dengeli bir şekilde ortaya koyuyor ve ayağı yere sağlam basan bir modele dönüşmüş durumda… Bunun sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için içe kapanalım istiyorum. Yeri geldiğinde devlet desteği de isteyerek ilk 10 kenti başarılı bir yerel yönetim modeline dönüştürebilirsek arkası çok daha sağlıklı gelecek. Seferihisar boyutunda bakmıyorum, Türkiye için doğru bir yerel kalkınma modeli diye bakıyorum...”

 

Ankara’dan sağlanabilecek katkılar konusunda şimdilik kısa kesiyor Başkan Soyer:

 

“Turizm Bakanlığı bilgi sahibi ve destekliyorlar. Haberdarlar, sıcak bakıyorlar. Mevzuatla ilgili taleplerim oldu. Turizmde, 5 odanın altında pansiyon kabul edilmiyordu. Bir oda bile pansiyon hizmeti verebilmeli. İstihdam yaratmak ve kayıt dışına itmemek açısından… Bakan, bir yönetmelik çalışması başlattı. Bu tür taleplerimize sıcak bakılıyor…”

 

Seferihisar’da bazı evlerin ve binaların dış cephelerinin değiştirilmesi, düzenlenmesi, çiçeklendirilmesi; yolların, sokakların düzenlenmesi; güneş enerjili sokak aydınlatmaları, altyapı düzenlemeleri, bisiklet yolları, kadınevleri, köy pazarları gibi son dönemde gerçekleştirilmiş ve devam eden çalışmalar dışında, yeni projeleri sorduk Başkan’a:

 

-Beni en çok heyecanlandıran yeni projelerden biri, Sığacık Kaleiçi’ndeki 284 ev ile ilgili çalışmamız… İki sene önce İl Özel İdaresi’ne başvurduk. Kaleiçi’ndeki evleri ve sur duvarlarını onarmak istediğimizi bildirdik. Vali Bey proje finansman desteği verdi, projelerimizi tamamladık. Kaleiçi’ndeki evlerin renovasyon projeleri bitti, Anıtlar Kurulu’ndan geçirdik. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden onay alındı. Şimdi uygulamaya evlerin cephelerinin renovasyonu ile başlayacağız. Bundan sonra benim niyetim, bu 284 evi, 284 odalı bir pansiyon olarak pazarlamak… Bu, dünyada örneği olmayan bir şey… Kalenin kemerinin altından giren, bir tatil köyüne girmiş olacak. Yaşayan bir tatil köyü… Her evin bir odası turizme açılacak, pansiyon hizmeti verecek. Bu, tek merkezden pazarlanan bir hizmet olacak.  O evde kahvaltısını edecek, sokakta yürüyecek, kahvesinde oturacak, meyhanesine gidecek, bir tatil köyünde yaşayacak, zaten fiilen var olan bir köy…

 

Ve başka projeler:

 

-Sığacık’ta bir dolgu alan var, mezarlığa doğru giderken, deniz kenarında 56 dönüm… O alanı projelendirdik, bir rekreasyon alanı yapıyoruz. Ortasında bir anfi tiyatrosu olacak. Yelken, deniz sporları eğitimi veren mekanı, kafeler, restoranlar olacak… Sığacık biraz tıkandı, gelişim için burası çok uygun bir yer, finansman sürecindeyiz.

 

-Merkezde yapacağımız çok şey var.  Büyükşehir’in onayından geçti. Eski belediye binasını yıkıyoruz, ortadan geçen yolu kaldırıyoruz, yer altı otoparkı yapıyoruz ve parkkafeyle beraber bütünü, “Seferihisar Meydan Parkı” haline getiriyoruz. Seferihisar çok sıkıştı, betonlaştı. Nefes alacak bir alana ihtiyaç var.

 

-Bio mimari… Kamu binalarının kendi enerji kaynağı ile beslenmesini sağlamak… Sığacık’taki adamızda rüzgar enerji santralı kuracağız. Güneş enerjisiyle ilgili yol aldık. Akarca sahil yolunda güneş enerjisi ile aydınlatma çalışmamız var. Doğal enerji  kaynaklarını yerel alanlarda ve kamu binalarında değerlendirme çalışmalarımız sürüyor.

 

-Samos seferleri çok istediğimiz gibi gitmedi. Çeşme’de iki şirket fiyat kırarak rekabete giriştiler. Gelecek sene için başka çalışmalar yapıyoruz. Samos’a 60 bin İskandinav geliyor. Onları bir geceliğine buraya kaydırmak için görüşmeler yapıyoruz. Gidiş gelişleri yoğunlaştırmak için de çalışmalarımız var. Seneye daha iyi ve verimli olacağını düşünüyorum.

 

-Pansiyonculuk kursları devam edecek.  Müşteri dostu mağazalar, eğitim programı uyguladık. Müşteriye tavır, güler yüz, satış stratejileri, misafirperverlik eğitimi… Sertifika programı uyguladık, bu kış tekrarlayacağız…

 

-Yerel ürünlere ve üretime desteğimiz sürecek. Tohum takas şenliği yapmıştık. 84 tür tohumu yeşillendirdik, 21 bin fide dağıttık. Bunu geliştirerek sürdüreceğiz. Ulamış’ta mandalinanın reçeli ve enginarın konservesi için bir üretim bandı kuruyoruz. Tarım Bakanlığı’ndan zeytinyağı dolum tesisi projesini de aldık.

 

-UNICEF’in  bir projesi çerçevesinde “Çocuk dostu kent” olduk. Dünyada 800 kent bu unvanı taşıyor. Çocuk haklarının daha çok gözetilmesi, onlar için daha rahat yaşam alanları bulunması gibi temeller üzerinde çalışmalar yapan belediyelere bu unvan veriliyor. Bir “Çocuk Belediyesi” kurduk… Mimaride çocuk belediyesinin onaylamadığı planları Belediye Meclisi’ne getirmeyeceğiz.  Çocukların geleceğine yönelik planlarda onların  söz  hakkı olmalı… Çocuk Belediye Meclisi kuruldu, bunu demokratik boyutlara oturtacağız.

 

-Yavaş güzergah, motorlu araç trafiğinin kısıtlanması, bisiklet yollarının geliştirilmesi çalışmaları sürüyor.

 

-Antik kent Teos bizim için büyük bir zenginlik… Orada yeni bir kazı başlatıldı. Türkiye’de en az ziyaret edilen yerdi orası… Niyetimiz bunun üzerine gitmek. Tarihte ilk “Aktörler Birliği”nin kurulduğu yer… Dünyada sanatla uğraşan insanlar için bu kimlik değerli... Burası bir oyuncular, sanatçılar kentidir. Bu tarihi mirası öne çıkarmak istiyoruz.  Küçük ölçekli turizmden yanayız. Buranın genel dokusunu, atmosferini koruyacak bir turizm modeli… En büyük avantaj ve zenginliğimiz misafirperverliğimiz…

 

Marina’nın bölgeye olumlu katkılarına da işaret eden, Orkinos çiftliğinin Sığacık’a zarar vermesini engellemek için uğraştığını belirten Başkan Tunç Soyer, ısrarlı sorular karşısında iki ana sıkıntının varlığını da kabul ediyor:

 

-İletişimsizlik sorunu olabiliyor. Son bir yıldır, işlerin çok yoğun olması, parasızlık, kadrosuzluk , iç çekişmeler falan derken vatandaşla eskisi kadar sık buluşamaz olduk. Yıl sonuna doğru mahalle toplantıları düzenlemeye başlayacağız. Vatandaş bizleri karşısında görmek, konuşmak, dokunmak istiyor. Bunu yapmak durumundayız, halktan kopuk değiliz, böyle olmadığını kanıtlamak durumundayız. Mahalle toplantılarına ekip olarak gitmek, sorunları yerinde görüp tespit ederek çözüm üretmek daha sağlıklı olacak.

 

Ve temizlik hizmetleri…

 

-Yaz döneminde sıkıntı yaşıyoruz. 30 bin nüfus 130-140 bin oluyor. Personel, araç sayısı değişmiyor. Hükümetin çare bulması, mevzuat değişimi gerekiyor. Kamuoyunun bilinçlendirilmesi de lazım…

 

            Yaklaşık 50 kilometre sahille Türkiye birincisi olan Seferihisar’da, Cittaslow heyecanını paylaşan ve bu hareketin getirilerini şimdiden gören bölge sakinlerinin de katkısıyla değişim süreci giderek hızlanıyor. Tekerlere çomak sokmak isteyenler olabilecek; orman yangınlarında veya bazı meclislerde görülebildiği gibi… Fakat güzel ve somut ilkeler, yoğun çalışma ve dayanışma, Soyer gibi “lider” de olunca, sadece Seferihisar’ı değil, tüm Türkiye’yi çağdaşlık, sakinlik ve daha kaliteli yaşama doğru götürecek…