İzmir’in
Seferihisar ilçesi, 1.5 yıl önce
Dünya Cittaslow Birliği’ne üye oldu. Peki
“sakin şehir“ anlamına gelen
Cittaslow, Seferihisarlıların hayatını nasıl değiştirdi?
Çevre ve altyapı
politikalarından kentsel kaliteyi artıracak
teknolojilerin geliştirilmesine,
yerli üretimin korunmasından kirliliğin kontrol
edilmesine, kriterler
uygulanabildi mi?
Kafamda bu sorularla Seferihisar’a
gittim. Hem ilçede
yaşayanlar, hem CHP’li
Belediye Başkanı Tunç Soyer’le
görüştüm. “Cittaslow” üyeliği
henüz çok yeni olsa da ilçenin nasıl
güzelleştiğini, kalkındığını ve halkın bu
ünvanı nasıl sahiplendiğini
gözlerimle gördüm. En iyisi Cittaslow’u
Türkiye’de uygulayan ilk belediye
başkanı olan Tunç Soyer’den dinleyin...
Cittaslow’a
başvurma fikri nereden
çıktı?
2007’de ABD’de
yaşayan bir arkadaşım, Cittaslow ile
ilgili “mail” attı. Seferihisar, zaten anlatılan
kriterlere yakın yaşıyan bir
yerdi. İstenen 59 kriter vardı, hepsinin en az
yüzde 50’sini tamamlayabiliriz
diye kafama takıldı...
Halka nasıl
anlattınız bunu?
Her akşam kahvelerde anlattık. Dinliyorlar,
soruyorlardı... Böyle böyle epeyce
yürüdük. Kasım ayında aldık üyeliği,
döndük. Büyük bir sevinçle
karşılandık
havaalanında. Pankartlar, gözyaşları, davullar...
Şoke olduk!
KADINLARIN
TOPLUMDA KONUMLARI DEĞİŞTİ
“Yavaş” olmak
hiç makbul bir şey değil
bu çağda!
Küreselleşme dediğimiz şey, inanılmaz bir hız
getirdi hayatımıza. Daha hızlı,
daha büyük, filan... Ve biz, hayatın
tatlarından, zenginliklerinden mahrum
kalmaya başladık. Cittaslow’u sakin şehir diye
çeviriyoruz, çünkü “yavaş”
deyince yanlış anlaşılıyor. Ama aslında yavaşlamaya
inanıyorum. Geçmişe
bakmalı... Sanayi devriminde niye sendikalar ayaklandı?
Kendisine zaman kalsın
diye. İnsanlar aslında başından beri kendine ait bir
zamanın mücadelesini
vermiş. Cittaslow bu beklentiye uygun bir yaşam
tarzı sunuyor.
Peki “sakin
şehir” olmak ekonomik
kalkınma sağladı mı?
Evet, çok ciddi etki etti. İnsanlar, para
kazandıkça hemen anlıyorlar.
Değişimin felsefesini de kavrıyorlar. Para kazanıyorlar,
şimdi benden fazla
cittaslow’cular. Gelip beni kriterlere uyum konusunda
eleştiriyorlar!
Neler değişti
mesela?
Hanımların konumu, en büyük değişiklik oldu.
Para kazanmaya başladılar. Ev
kadını olmaktan çıktılar. Toplum içindeki
yerleri değişti. Sosyologlar bunu
araştırmalı, 2 yılda oldu bu. Büyük toplumsal
dönüşüm var. Mümkün, onu
gördük.
Kadınlar değişim kaldıracı olabiliyor ve bu kavgasız,
döğüşsüz olabiliyor!
İTALYAN
ANAYASASINA ÖRNEK OLACAĞIZ
Seferihisar’da
tohum takas şenliği
düzenliyorsunuz. Mantığı ne?
Türkiye’de 2006’da çıkan 5553 sayılı yasayla
yerli tohum satışı yasaklandı.
Binlerce yıldır süren bir şey, tohum tekelleri
güçlensin diye durduruldu! Bugün
10 şirket, dünya tohum piyasasının yüzde
57’sine sahip. Bunlar aynı zamanda
kimyasal ve kanser
ilaçı üreticileri. Öyle bir sistem
ki tohumu ondan alıyorsun, kimyasalı ondan alıyorsun,
hasta olunca da ilacı
ondan alıyorsun! Düşünün, yerli kavun, karpuz
buğday tohumu satamıyorsunuz!
Çıkış
noktanız bu yasa mı oldu?
Aynen bu oldu. Önce bu tohumların takasını
gerçekleştirdik. Sonra bu
tohumlardan göz hakkı aldık. 84 tür tohumu
çimlendirip yeşerttik bir arazide.
21 bin fidanın dağıtımını yaptık... Hatta İtalya’daki anayasa
çalışmalarında kullanılacak
projemiz. Dünyadaki Cittaslow projelerine
örnek iki projeden biri seçilmişiz.
Diğeri İtalyan.
CITTASLOW
ÜNİVERSİTESİ HAZIRLIĞIMIZ
TAMAM
Aslında bu
toprakların kültüründe olan
birşeyi canlandırıyorsunuz...
Tabii, aynen öyle. Şimdi de Cittaslow
üniversitesi hayal ediyorum. İlgili
olduğu pek çok disiplin var; güzel sanatlar,
mimarlık, şehir planlama. Bu
felsefenin içini dolduracak başka bir perspektif
lazım. Sadece Türkiye için
değil, bütün dünya için o bilgiyi
üretecek ve dağıtacak bir yer olabilir bu
üniversite.
Nasıl olacak?
Tamamıyla kendi çabamızla. Seferihisar’da 800
dönüm araziyi üniversite için
büyükşehire onaylattım. Seferihisarlılar Vakfı
kuracağım. İsteyen bir lira,
isteyen 1000 lira verip üye olsun istiyorum. Tabii
ki başka üniversitelerle
işbirliği olabilir. Ama Seferihisarlılar Vakfı bu
yapıyla vazgeçilmez olacak.
Heyecan verici!
Çalışmalar başladı mı?
İzmir’de beş üniversitenin kapısını çaldık.
Rektörlere dedik ki hocam,
üniversiteler kampusten çıkıp hayatın
içinde olmak zorunda. Siz bizi laboratuar
olarak kullanın dedik. Çok olumlu yaklaştılar.
Hepsiyle farklı disiplinlerde
işbirliği protokolü yaptık. 1 yılda başlamayı
düşünüyoruz.
Yerelde bunları
yapmak imkansız gibi
geliyor...
Önce Seferihisar’ı kurtaracağız. Doğru modeller
kurarak, doğru işler yaparak,
değiştireceksek önce burada değiştirerek...
Yerelde, her şeye rağmen yapacak
çok şey var. Mevzuata bakarsanız yapacak şey az.
Fakat tam tersi mümkün. Biz 2
senede pek çok şey değiştirdik.
TOPLUMDA
BÜYÜK KAYNAŞMA SAĞLADIK
Siyasi kalıplara
sığmıyorsunuz...
Bir örnek vereyim. Seferihisar’da altı cemaat
tespit ettik: Yozgatlılar, Afyonlular,
Ahıska Türkleri, Kürtler, Karadenizliler.
Buraya yerleşmişler. Senede bir gün
buluşuyorlar. Ama bir türlü
Seferihisarlılaşamıyorlar. Topladık, “kardeşim
yabancı gibi yaşıyorsunuz. Her biriniz kendi standınızı
kurun” dedik.
Seferihisar Şenliği böyle başladı. Ahıska
Türkleri’nin gecesinde “çırpınırdı karadeniz”i
söylerken, Kürtler’le halay
çektik bir gece sonra. Yaptığım en anlamlı
işti... Korkulan olmadı.
Türkiye’deki siyasi söylemlerle
açıklanamayacak şeyler bunlar.
Seferihisar’da
başka neleri
değiştireceksiniz?
Ana caddeyi güneş enerjisiyle aydınlattık. Sahile
de yapacağız. Rüzgar
enerjisini kullanacağız. Enerjisini kendisi üreten
bina uygulamaları var
sırada. Takdir-teşekkür alan çocuklara bisiklet
hediye ediyoruz... Çöp ayrıştırmak
için defalarca Büyükşehir’e başvurduk,
kabul etmedi. Şimdi yeni yasayla bunu
kendimiz yapabileceğiz.
TÜRKİYE’NİN
YENİ CITTASLOW’LARI
HAZIRLIK YAPIYOR
Cittaslow, Seferihisar’la sınırlı değil... Muğla-Akyaka, Çanakkale-Gökçeada,
Aydın-Yenipazar ve İzmit-Taraklı da Cittaslow’a
başvurup birliğe üye
oldu. Sırada dosyalarını hazırlayan altı ilçe
daha var.
Yeni Cittaslow
adayları hangileri?
Ordu’dan 500-600 kişi Cittaslow olmak için
talepte bulunmuş. Şimdi
Ordu-Perşembe olacak! Dosyalar hazır. Ayrıca Isparta Yalvaç,
Kırklareli Vize, Antalya Kaş, VanGevaş, ve Urfa-Halfeti için
çalışacağız... Bunları
Cittaslow yaptıktan sonra duracağız. Sonra her kent ne
yapması lazımsa onunla
ilgilenecek.
Denetimi nasıl
olacak?
Cittaslow seçilen 10-11 kentle aramızda bir
network oluşturuyoruz. Biraz da
bunun için içe kapanacağız. 2013’te
Dünya Cittaslow’larının evsahibi olacağız.
Farklı coğrafyalar, farklı siyasi yapılar var...
Sakin şehir
başvurusu yapanlar CHP’li
değil yani...
Değil... AKP’li, BDP’li,
MHP’li belediyeler
var.
Bu sayede tohum
takas şenliği
Anadolu’ya yayılabilir mi?
Aynen öyle. Bilim komitesi kuruyoruz.
Ziraatçı, mimar, mühendisle beraber
yapalım.
Bu yarımada için çalıştık, başka
dinamikleri de hesaba katmak lazım. Sonra
2015’e kadar duralım. Acelem yok.
HER ŞEYDEN
ÖNCE SAĞLIK!
Cittaslow nedir?
İtalyanca
Citta (Şehir) ve İngilizce Slow (Yavaş) kelimelerinden
oluşan Cittaslow sakin
şehir anlamında kullanılıyor.
Cittaslow Ağı
nedir? Küreselleşmenin
şehirlerin dokusunu, sakinlerini ve yaşam tarzını
standartlaştırması ile yerel
özelliklerini ortadan kaldırmasını engellemek
için Slow Food hareketinden ortaya
çıkmış kentler birliğine verilen isim.
Cittaslow nasıl
uygulanır? Şehirlerin
hangi alanlarda önemli ve özel olduklarını
düşünmeleri ve bu özelliklerini
korumak için strateji geliştirmeleriyle... Şehrin
dokusunun, renginin,
müziğinin ve hikayesinin uyum içinde, şehir
sakinlerinin ve ziyaret edenlerin
zevk alabilecekleri bir hızda yaşanmasıdır.
Faydası nedir?
İnsanların kendi sağlıklarını ön planda
tutmalarıdır. Bunu gerçekleştirmek
için, hava, gürültü, ışık ve
elektromanyetik kirliliklerin sürekli kontrol
edilmesi ve sağlığı tehdit etmeyecek boyutta tutulması.
Çevreye ve insana
zararlı olmayan alternatif ve yenilenebilir enerji
kaynaklarının teşvik
edilmesidir.