Dolunay
KIŞLALI - ULUÇ


Eylül 2011

Diğer yazıları

Sakiniz dediysek...






























































                                      

    HODRİ MEYDAN...



     Bir şeyler yapmamız lazım… Sadece hayvanları değil, Seferihisarlılar olarak, kendi onur ve itibarımızı korumak için…

     Eleştirmek, akıl vermek, ahkâm kesmek kolay… Ama “Sakin Kent”in “Hayvan Barınağı”nı ”insan gibi” düzene sokmak için dört grubun el ele vermesi, acilen somut eylemlere girişmesi gerekiyor.

     Belediye’den başlayalım:

     Kısıtlı koşullarda, gördüğümüz veya göremediğimiz yatırımlar yapılmış. Bir yer tahsis edilmiş, bir veteriner, iki işçi… Yer yetersiz, işçiler sayıca ve bu konuda eğitimce yetersiz… Belediye, işçi sayı ve eğitimini artırmalı; alanı, mevcut imkânları değerlendirerek genişletmeli; bakımevinin temizliğine ve çevresine daha fazla sahip çıkmalı… Hayvanlarla muhatap ettiği personelinin “zulümcü” damgası yemesini de engellemeli… (Ne demek istediğimi anlamakta güçlük çeken sorumlu varsa, buyursun, bu hayvanların sokaklardan nasıl toplandığına bir bakıversin… Vakitleri yoksa kendilerine birkaç fotoğraf aktarırız…)  Hayvan Sığınağı’nda telefonlara yanıt vermek, gelenleri karşılamak durumunda bırakılan personelin “halkla ilişkiler” konusunda eğitilmesi de çok acil bir ihtiyaç ve gerek…

     İkinci grup, sivil toplum örgütleri… Gönüllüler ordusu… Pet Shop’larla mücadele için çırpınan, hayvansevmezlerle diyalog arayan hayvanseverler… Sadece kedi-köpekleri değil, yunus balıklarını, fayton atlarını, kuşları da korumanın, mutlu etmenin yollarını arıyorlar. Destek ve katkılara şüphesiz ihtiyaçları var ancak bunları elde etmek için yeterli organizasyona sahip olup olmadıkları belirsiz kalabiliyor. Yerel düzeyde propaganda, basın yoluyla tanıtım, internet olanaklarının daha düzgün değerlendirilmesi… Biliyoruz ki bunlar para, emek ve zaman isteyen işler… Ve görüyoruz ki gönüllüler ellerinden geleni fazlasıyla yapıyorlar. Bölgede ana eksik, para veya malzeme, maddi yardımların düzenli ve güvenilir şekilde toplanması için gerekli yöntemlerin belirlenmesi… Bunları basitleştirmenin, kolaylaştırmanın yolunu bulmalı… Örneğin, parasal bağışta bulunmak isteyen bir insanın, sağlam bir makbuz karşılığı 5-10 lira vermesi kolaydır da aynı insanın, aynı miktarı bir banka hesabına aktarmasını istemek heves kırıcı olabilir, değil mi?

     Üçüncü grup, hayvanseverler… Biraz para bağışının çok işe yarayabileceğini, barınağı gidip görerek fark edebilirler. Veya kuru mama, süt, çeşitli uygun gıda ürünleri alıp bağışlayabilirler, çok makbule geçer. Eski eşyaların, havluların, battaniyelerin, halıların, kilimlerin, yorganların, leğenlerin, su kaplarının bağışlanması da…  “Yerel Hayvan Koruma Görevlisi” olabilir; yardım, bilinçlendirme ve denetimde etkili rol üstlenebilirler. Barınağa uğrayıp, hayvancıkların çok muhtaç oldukları şefkati onlara aktarabilirler. (Ve eğer o barınakta gönüllülere değil gönülsüzlere rast gelirlerse, tepkilerini gösterip düzene katkı sağlayabilirler.)

      Hayvanseverler ne yapmaları gerektiğini bilirler zaten, yeter ki üşenmesinler, tembellik etmesinler…

      Dördüncü ve en önemli grup, hayvansevmezler… Veya hayvanlardan korkanlar…

      Sorunların çözümü için onların katkılarına ihtiyaç büyük… Diyalog ve işbirliği şart… Önce ortak mutabakat noktalarından hareketle… Örneğin, kedilerin, köpeklerin kısırlaştırılması gereği… Belediye veterineri ve barınak bu işi ücretsiz yapıyor. Çoğalmayı önlemenin tek çaresi. Gösterin, getirin başıboş hayvanları, kısırlaştırılsınlar, üreyip çoğalmasınlar, hodri meydan…

      Belediye, gönüllüler, görevliler sokaklarda saldırgan, aşısız, başıboş, sahipsiz, küpesiz, hastalıklı köpeklerin dolaşmamasının mücadelesini veriyor, Böyle gördüğünüz hayvanları ihbar edin, hodri meydan…

      Zulüm gören hayvanlar sataşkan, saldırgan oluyor. Onlara zulüm yapanları engelleyelim, hodri meydan…

      Bir hayvanı taş atarak, zehirleyerek değil; ona yumuşak bir sesle konuşarak uzaklaştırabilir, başıboş ise yetkililere çağrıda bulunabilirsiniz. Sahipsiz, küpesiz hayvanlardan korkmakta haklı olabilirsiniz, toplatın onları, hodri meydan…

      Pet Shop’larda denetimsiz hayvan üretimine karşı ortak mücadele verelim; bizim sevdiğimiz, sizin sevmediğiniz veya korktuğunuz o hayvanların ticari amaçlarla üretilip öldürülmesine, terk edilmesine veya sayılarının artmasına birlikte karşı çıkalım, hodri meydan…

      Çocuklarınızı sevmediğiniz veya korktuğunuz hayvanlardan korumak için eğitecekseniz, onlara öncelikle hayvanları tanıtmanız ve sevdirmeniz gerekir. Sevildiğini hisseden hiçbir canlıdan zarar gelmiyor bu dünyada… Çözüm korkudan değil sevgiden geliyor, bu da benden sizlere bir sevgi çağrısı, sevgi dilenciliği, hodri meydan…

      Belediye, sivil toplum örgütleri, hayvanseverler, hayvansevmezler… El ele verelim, bu utançtan kurtulalım, Sakin Kent’in sokaklarını korku ve zulümden arındıralım.Ve insana yakışır bir hayvan barınağımız olsun.

     Hodri meydan…