Örnek Belediye : Tuzla


    


     Dünyadaki demokratik ülkelerin genelinde çağdaş, güçlü, demokratik, kaynak yaratan, hizmet sunan, saydam, katılımcı bir yerel yönetim anlayışına öncelik veriliyor. Bu çizgiyi izleyen Türkiye’de de yerel yönetimlerin yetkileri, etkileri ve sorumlulukları giderek artıyor. Yönetim ilkeleri de yavaş yavaş tekrar belirleniyor; siyasi ayırımcılık, partizanlık yaklaşımının hüsran getirdiğini görenler, iletişime, saydamlığa, adil yaklaşıma, çözüm üreticiliğe, vatandaş ile diyaloğa öncelik veriyorlar. Ve başarılı yerel yönetimlerin tüm personelinin kendi alanlarında eğitimli, bilgili oldukları; halkla ilişkilerde uzmanlaştırıldıkları; siyasi, kültürel ve hatta dini tercihlerini kendilerine saklayarak vatandaşla sağlıklı, güvenilir, çözüm üretmeye yönelik bir diyaloğa giriştikleri gözlemleniyor. “Başarılı yerel yönetimler”den söz ediyoruz ve bunların sayısının Türkiye’de henüz çok fazla olduğu söylenemez. Siyasi ayırımcılık ve partizanlıktan arındırılamayan, iktidarların güdümünde kalan veya onlar tarafından aforoz edilen yerel yönetimler zorlanıyor, çaresizlik yaşıyor.

 

    

  
    İstanbul’un en şirin ilçelerinden Tuzla, başarılı yerel yönetimlere güzel bir örnek oluşturuyor. Nüfusu, kapsama alanı, sahil boyutu büyük; sorunları da, konumu nedeniyle, oldukça fazla olan Tuzla’da Belediye, Kaymakamlık, Emniyet gibi yerel kurumlar arasında sağlıklı bir diyalog ve halka yaklaşımda ortak güzellikler, özellikler dikkat çekiyor.

 

     Türkiye’ye genelde “tersane kazaları” haberleriyle tanıtılan Tuzla’da, özellikle son 10 yılda, değişik siyasi partilerden seçilmiş başkanların birbirlerini izleyen ve geliştiren çalışmaları sayesinde giderek mükemmelleşen bir yerel yönetim gözlemleniyor.


 

     Türkiye’de kaç belediyede “Tuzla manzarası” vardır, bilemiyoruz. Belediye binasının kapısından girerken güler yüzle karşılanmak, doğru kapılara ve süratle yönlendirilmek, temiz ve düzeni bir ortamda, vakit kaybetmeden muhataplar bulmak… Yumuşak, güler yüzlü ve en önemlisi, “çözüm üretici” bir personel ile, olabilecek en olumlu sonuca ulaşıp yine güler yüzle uğurlanmak…

 

     Temizlik görevlilerinden, zabıtadan tutun da, hayvan toplama ekiplerine, yeşil alan çalışanlarına kadar herkesin şaşırtıcı kalitede hizmet verdiği bir belediye…

 

     Eğer bir nedenle bu belediyeye işiniz düşerse veya “gazeteci merakıyla” Tuzla Belediyesi’nin şu veya bu bölümüne girerek söz konusu manzarayı görürseniz, bu başarının ve sağlıklı ortamın sadece bir Belediye Başkanı’ndan kaynaklanmadığını, yılların, çeşitli başkanların ortak emeklerinin meyvelerinin ortaya çıktığını gözlemlersiniz.

 

     Belediye çalışanları çok sabırlı ve diyaloğa açık oldukları için, “gazeteci merakıyla” onları sorgulayabilirsiniz: “Nasıl oluyor, nasıl yapıyorsunuz da Tuzlalıların (büyük çoğunluğuna) bu keyfi yaşatıyorsunuz?”

 

     Anlatıyor, 20 yıldır bu belediyede çalışan bir görevli:

 

     “Özellikle son 10 yılda eğitim ve deneyime çok önem verildi. Personele liderlik, organizasyon, para ve zaman yönetimi, çevre sağlığı gibi konular yanı sıra mesleki eğitim olanakları tanındı. Üniversitelerden gelen hocalardan dersler alındı, seminerler düzenlendi. Personel, (biraz Amerikan usulü) performans değerlendirmesine tabii tutuldu. Çözüm odaklı, vatandaş odaklı hizmet, hedef belirlendi. İdeolojik yaklaşımdan uzak durmanın önemi anlatıldı, anlaşıldı. Bütün işlerin nasıl yapılacağı tariflendi, yeni gelen personel de bu yönde eğitilmeden işbaşı yapmadı. Kendimizi sürekli yeniliyoruz. Personelin zinde, moralli tutulmasına özen gösteriliyor. Belediye personeli arasında, görev ve yetki alanı ne olursa olsun, ayırımcılık yapılmıyor. Bu bir ekip çalışması, bu bir ekip hizmeti…”

 

     Biz Tuzla’da ikamet ediyor, Seferihisar’da da yaşıyoruz. Bu ilçelerin belediyelerini yeni keşfediyor değiliz ve her ikisinin de başkanlarının, personelinin kalitelerini gözlemliyor, imkanları çerçevesinde vatandaşa hizmet taşıma mücadelelerini izliyoruz.

 

     Son zamanlarda, Seferihisar’daki hayvan barınağının içler acısı durumuna eğilerek katkı arayışına girişmişken, Tuzla’daki evin bahçesinde bulunan iki köpeğimiz kaçıp kayboldu ! Aşırı yağışlar ve gök gürültüsü paniği yaşayarak herhalde… Ve tabii her zaman kapalı olan bahçe kapısının kilidindeki arıza yüzünden…

 

     İşte bu çerçevede Tuzla Belediyesi’ne işimiz düştü. Araştırdık ve öğrendik ki Tuzla Belediyesi’nin bir “Doğal Yaşam Parkı” var ve sokak köpekleri, bulunmuş hayvanlar burada toplanıyor.


 

     İlk aşamada, belediye binasında, yukarıda sözünü ettiğimiz düzenle karşılandık. Sanki kaybolan köpekler bizimkiler değil, o görevlilerin de köpeği… Hiç de yapay gözükmeyen bir üzüntü ve endişe paylaşımı, ilgi, çözüm arayışı… Köpeklerin resimleri hemen ilgili personele dağıtıldı, bir çeşit “alarm” verildi… (Bu arada, Tuzla polisi de aynı yaklaşımla alarmda, iki köpek aranıyor! Sokaklarda afişler, resimler dağıtılıyor; bekçiler, temizlik görevlileri, bazı hayvansever ilçe sakinleri arama ekibine katılıyor…)

 

     Bu hareketli ortamda, belediye sorumlularına, “Biz Doğal Yaşam Parkı'nı ziyaret ederek röportaj yapmak istiyoruz” dedik. Ve hemen kabul etmeleri üzerine, bir saat sonra söz konusu parka girdik. Hazırlıksız yakaladığımızı da düşünerek…


 

    

     Türkiye’deki en güzel, kaliteli ve hızla geliştirilen hayvan barınaklarından biriyle karşılaştık.  

 

     20 dönümden fazla, işgalden kurtarılmış ormanlık bir arazide kurulmuş Doğal Yaşam Parkı’nda, orada sürekli görev yapan iki uzman veteriner, Kamuran Uslu ve Bekir Bayram ile Sağlık İşleri Müdürü Ali Kemal Durgun, bizleri, beklenmeyen ziyaretçileri karşıladılar. Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün veterinerlik bölümünden Mehmet Akbulut da orada ki o, bizim kayıp köpeklerin aranmasına yönelik “operasyonları” da yönetiyor, aynı saatlerde…

 

     Parkta, maskelerle, eldivenlerle, düzgün kıyafetlerle çalışan çok sayıda işçi ve tam 500 köpek var…

 

     Yavru köpekler bir bölümde, hastalar bir başka bölümde… Hayvanlar doğal bir ortamda korunuyor ama bazıları, “komando gibi”, metrelerce zıplayıp şefkat arıyor.

 

     Belediye, bu parkı, “yasal yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmek amacıyla” yeni oluşturmuş, süratle geliştiriyor.

 

     Muhataplarımız bizi tanımıyor ve herhalde biraz da şüpheyle bakıyorlar. Sorular soruyor, resimler çekiyoruz. Hiçbir engelleme yok ama bu “emekçiler” haksız, ölçüsüz eleştirilerden bezmiş olabilirler, başka diyarlarda da görüldüğü gibi…

 

     Ali Kemal Durgun, biraz da isyanlarda… Fazla iyi iş yapmanın sıkıntısını yaşadıkları mesajı veriyor: "Komşu belediyelerin (Pendik, Kartal, Sultanbeyli, Maltepe…) hayvan barınakları yok! Yükümüz giderek artıyor…”

 

     Anlatıyor muhataplarımız:

 

     “Hayvanlar kategorize ediliyor. Sokaklardan toplanıyor, aşılanıyor, kısırlaştırılıyor, kimliklendiriliyor. Kısırlaştırma veya acil yardım gerektiğinde sahipli hayvanları da geri çevirmiyoruz, elimizden geleni yapıyoruz. Şikayete konu hayvanlar oluyor, sokaklarda istenmeyenler oluyor. En basit bir deri enfeksiyonunda hayvanını terk eden insanlar var. Tıbbi gerekçeler dışında ötanazi yok. Kontrolsüz hayvan ithali, ticari amaçlı üretim, hayvan nakilleri… Bunlara bir de toplumun duyarsızlığını ekleyin. Zaten en önemlisi insan faktörü… Yasa var ama yetersiz…”


 

     O anda, o yerde 500 köpeği barındırmanın, yaşatmanın mücadelesini veren belediye ekibi, görüyoruz ki, işini biliyor ve seviyor. Ameliyat odası tertemiz, röntgen merkezi kurulmak üzere… Çevre çalışmaları çok yoğun…

 

     “Galiba” dedik, muhataplarımıza, “Türkiye’deki en iyisiniz…”

 

     “Hayır” dediler. Bursa – Osmangazi örneğini verdiler, “Gidip gördük. Bizim daha yapacak çok işimiz var, en iyi olmak için, çalışıyoruz…”

 

     Tuzla Belediyesi tarafından Akfırat’ta kurulan ‘Hayvan Doğal Yaşam Parkı’nın tanıtımını yapan Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı’nın şu sözleri güzel değil mi:

 

     “İnsanlara ve çevreye olduğu gibi hayvanlara karşı da sorumluluk duygusuyla hareket ediyoruz. Tüm canlılar Allah’ın bizlere emanetidir. Onlara karşı önemli sorumluluklarımız vardır. Bu sorumluluk duygusuyla hareket ediyor ve hizmeti sadece insana mahsus görmüyoruz. Çevremize ve çevremizdeki tüm canlılara karşı aynı sorumluluk duygusuyla hizmet verme gayretindeyiz. Özellikle sahipsiz hayvanlar konusunda vatandaşlardan ve hayvan dostlarından gelen talepleri de dikkate alarak, hayvanlarımız için en güzel doğal ortamı hazırlamaya çalıştık. Biz bu güzel tesisi hizmete açarak ve lojistik destek sunarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Siz hayvan dostlarından da bundan sonrası için destek bekliyorum. Hayvan dostlarının bu hizmete katılımı ve katkısı çok önemli…”



 

 

     Doğal Yaşam Parkı’ndan ayrılırken, Seferihisar’daki mücadelemizi düşünüp biraz “kıskançlık” hissettik galiba… Ve galiba, arkamızdan bakan, bizi kibar gülümsemelerle uğurlayan muhataplarımız biraz da endişelilerdi: “Ne yazar, ne ister şimdi bu gazeteciler?..”

 

     Sizler gibi kaliteli bir ekip için ne yazabiliriz ki!

 

    Tebrik ve teşekkür ediyor, Allah kolaylık versin diyoruz.

 


(Ve bir not: Ziyaretten bir gün sonra, biz bu röportajı kaleme alırken, Belediye’den güzel bir haber geldi. Bizim kayıp köpeklerden birini bulmuşlar! Darısı öbürünün başına…)