Darüşşafaka
Ailesi ile tanışma fırsatınız oldu mu?
Benim oldu !
Cumhuriyet Bayramı kutlama törenlerine davet
ettiler, merak ve memnuniyetle katıldım.
Ve,
abartmıyorum, hayatımın en duygulu, en coşkulu ve en
mutlu gününü yaşadım.
Başta
öğrenciler olmak üzere, Aile’nin tüm
fertlerine teşekkür ediyorum.
İtiraf
etmeliyim ki, böyle bir gün, böyle bir
kucaklaşma, böyle bir kurum beklemiyordum giderken…
Bu ne gençlik, bu ne eğitim, bu ne disiplin, bu
ne coşku, bu ne heyecan !.. Ne kadar şanslı olduğumu
düşündüm, onları tanımaktan…
Beş Osmanlı idealistinin bize
mirası söz konusu… Ve bugünkü
idealistlerin müthiş verimli çalışmaları…
Hep
söylüyoruz: Türkiye’de çok
güzel kurumlar, çalışmalar, emekler var.
Darüşşafaka bunların en başta gelenlerinden…
Orada
yaşadıklarımı, tanıdıklarımı size uzun uzun
anlatamayacağım çünkü çok
özeldi, çok güzeldi ve kelimelere
sığdırılamayacak boyutta…
Diyorum ki, ne yapın yapın,
Darüşşafaka’yı keşfedin, eğer bilmiyorsanız.
Tekrar
ediyorum, bana hayatımın en güzel, en mutlu, en
coşkulu gününü yaşattılar. Eminim ki siz
de bu duyguları paylaşacaksınız, giderseniz,
görürseniz, araştırırsanız, tanırsanız onları…
Size bazı
bilgileri aktarayım ama siz teoriye değil, muhteşem
pratiğe bakmalısınız :
Türkiye'nin
bu köklü ailesinin
temeli 1863'te, döneminin ileri gelen
devlet adamlarından Yusuf Ziya Paşa ile dört yakın
arkadaşı tarafından atılmış. Eğitim olanağından yoksun
çocuklara bu hakkı tanımak amacıyla yola
çıkan bu beş idealist insan, Türk tarihinin
eğitim alanındaki ilk sivil toplum
örgütü "Cemiyet-i Tedrisiye-i
İslamiye”yi kurmuş. İstanbul Fatih'te
Türk tarihinin okul amaçlı ilk binasını inşa
ettiren Cemiyet, 1873'te bu okulda babası hayatta
olmayan ve maddi durumu yetersiz çocuklara
yatılı eğitim vermeye başlamış. O günden bu
yana ülkenin dört bir yanından sınavla
seçilen çocuklara çağının en ileri
eğitim şansı tanıyan Darüşşafaka, ülkemizin
kendine ait okulu olan ilk ve tek sivil toplum
örgütü…
Darüşşafaka
Cemiyeti, 1863 yılından bu yana “eğitimde fırsat
eşitliği” misyonuyla varlığını
sürdürüyor. Cemiyet, babası hayatta
olmayan, maddi olanakları yetersiz, yetenekli ve
başarılı çocuklarımızı dokuz yaşındayken
annelerinden emanet alıyor. Onlara uluslararası
standartlarda eğitim fırsatı sunuyor. Düşünen,
araştıran, sorgulayan, topluma, çevresine ve
ailesine karşı sorumlu, aydın bireyler olarak hayata
atılmalarını sağlıyor.
Bitmeyen
hikâye…
Bugün ülkemizin dört bir yanından,
sınavla seçilen 900’ü aşkın
çocuğumuz, İstanbul Maslak’taki Darüşşafaka
Eğitim Kurumları’nda, ilköğretim
dördüncü sınıftan liseyi bitirinceye
kadar 10 yıl süresince tam burslu ve yatılı okuyor.
Cemiyet, öğrencilere eğitim hayatlarını maddi
kaygıdan uzak sürdürmeleri için her ay
cep harçlığı veriyor. Lise son sınıfta
üniversite sınavına hazırlanmaları için
dershaneye gönderiyor ve üniversiteyi
kazandıklarında da verdiği burslarla desteğini
sürdürüyor.
Aydınlık Türkiye sevdalılarının
desteğiyle 1863’ten bu yana yanan ışık
Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda
çocuklarımıza sağlanan tüm olanaklar,
Cemiyetin kişi, kurum ve kuruluşlardan elde ettiği
bağışlarla gerçekleştiriliyor.
Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’dan
edebiyatımızın büyük üstadı Sait Faik’e
kadar Türkiye’nin aydınlık yarınlarına sevdalı
sayısız hayırseverin desteklediği Cemiyet, bu sayede
çocuklarımıza “eğitimde fırsat eşitliği” hakkı
tanıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları
Beyannamesi’nde de yer alan bu temel hakkı ırk,
cinsiyet, mezhep ayrımı yapmaksızın, adilane koşullarda
yaptığı sınavı kazanan çocuklarımıza sunuyor.
Eğitimle değişen yaşamlar…
Matematikçi Salih Zeki, ultrasonografinin
öncüsü Prof. Dr. Adnan Sokullu, ressam
Mahmut Cûda, Türk edebiyatının kilometre
taşlarından Ahmet Rasim, Türkiye’nin ilk
çocuk psikiyatri Prof. Dr. Rıdvan Cebiroğlu,
matematikçi Mehmet İzzet, maliyeci Hasan Ferit,
edebiyatçı İsmail Sefa, Cumhuriyet tarihinin ilk
şehir tarihçisi ve Türk belediyeciliğinin
önemli ismi Osman Nuri Ergin, tiyatro
sanatçısı İhsan Devrim, Başbakanlık
Müsteşarı ve Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Necdet
Seçkinöz ve daha niceleri… Hepsi
küçük yaşta babalarını yitirmişti,
hepsinin maddi koşulları bırakın iyi bir eğitimi, okula
gitmeye dahi olanak tanımıyordu. İşte onlar, her
çocuğun iyi bir eğitim hakkına sahip olduğunu
savunan Cemiyet’in hayırseverlerden sağladığı bağışlarla
hayatlarına anlam kattı. Darüşşafaka’da şefkatle
eğitim gördüler, aldıkları eğitimle yeni bir
dünyaya adım attılar. Sadece kendilerinin değil,
ailelerinin kaderini de değiştirdiler ve
üstlendikleri kilit görevlerle
ülkelerinin geleceğine damga vurdular. İşte
Darüşşafaka Cemiyeti, 1863’ten beri bunun
için çalışıyor!..
Kapalıçarşı
esnaf eğitiminden, döneminin en modern eğitimine
Dönemin önemli matematikçisi,
asker ve devlet adamı Yusuf Ziya Paşa önderliğinde
Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Vidinli Tevfik Paşa, Sakızlı
Ahmet Esat Paşa ve Ali Nâki Efendi tarafından
kurulan Cemiyet’in başlangıçtaki amacı,
Kapalıçarşı’daki esnaf gençlerin eğitimine
kaynak sağlamaktı. Beyazıt’taki eski Valide Mektebi’nin
onarılmasını sağlayan Cemiyet, aralarında vatan şairi
Namık Kemal’in de bulunduğu dönemin pek çok
aydınının burada gönüllü öğretmenlik
yapmalarını sağladı. 1868’e gelindiğinde ise Cemiyet, o
tarihe kadar eski bir kışla ya da konağın okul olarak
kullanıldığı Osmanlı Devleti’nde Türk tarihinin
okul amaçlı ilk binasının inşasına başladı.
İtalyan mimar Barironi’nin tasarladığı ve
Dolmabahçe Sarayı’nın mimarbaşı OhannesBalyan’ın
planını çizdiği okul, İstanbul Fatih’te inşa
edildi. Kız ve erkek öğrencilerin aynı çatı
altında eğitimlerine uygun, çağın çok
ilerisinde imkânlara sahip okul, 29 Haziran
1873’te “Darüşşafakat’ül İslamiye” adıyla
kapılarını parasız, yatılı ve özel
statülü olarak açtı. O tarihten bu yana
Cemiyet, Darüşşafaka’da okuyan öğrencilerin
eğitimlerine kaynak yaratmak için
çalışmalarını aralıksız
sürdürüyor.
1800’lü yılların sonlarında, ülkemizde
Batılı tarzda eğitim veren okulların sayısı bir elin
parmağını geçmeyecek kadardı. Bu okullardan biri
olan Darüşşafaka’yı diğerlerinden ayıran temel fark
ise ilk günden beri “eğitimde fırsat eşitliği”
misyonu benimsemeydi. Benzer okullar, varlıklı ailelerin
çocuklarını kabul ederken Cemiyet, babası hayatta
olmayan ve ailesinin maddi durumu yetersiz
çocukların kaliteli eğitim almasına olanak
tanıyordu. Dönemin ihtiyaçlarına göre
eğitim programlarının içeriğini, ismini ya da
faaliyet mekanını yenilese de bu misyondan asla taviz
vermeyen Cemiyet, bu misyon doğrultusunda yaşamları
eğitimle değiştirmeye devam ediyor.
Başkan'ın Mesajı
Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Yıldırım
ve bir çok yöneticiyle tanışma fırsatım
oldu. Çok sevdim onları, takdir etmek ise haddim
bile değil… Gurur duydum varlıklarından,
insanlıklarından, emeklerinden…
Başkan Yıldırım anlatıyor:
“”Darüşşafaka
Cemiyeti olarak 1863’ten bu yana babası hayatta olmayan,
maddi olanakları sınırlı, yetenekli çocukların
çağdaş, Atatürk ilkelerini
özümsemiş bir eğitimle; düşünen,
araştıran, sorgulayan, kendine güvenen, aydın,
topluma, çevresine ve ailesine karşı sorumlu,
yurtsever bireyler olarak yetişmelerine olanak sağlıyor
ve“eğitimde fırsat eşitliği”ilkesini
yaşatıyoruz.
Bugün ülkemizin dört bir
köşesinden sınavla gelmiş 900’ü aşkın
çocuğumuz, Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda
ilköğretim dördüncü sınıftan lise
sona kadar tamamen ücretsiz kolej seviyesinde
eğitim alıyor. 70 ilimizden gelen kız ve erkek
öğrencilerimiz yardımlaşma, dayanışma, paylaşım ve
dürüstlük temeli üzerine kurulu olan
Darüşşafaka ruhuyla büyüyor.
Geleneklerimizi korurken çağdaş eğitimi
destekleyen yenilikçi yapısıyla
Cemiyetimiz, hem sivil toplum hem eğitim
hayatımızın öncüsü hem de 148 yıllık
geçmişimizle ülkemizde
sürdürülebilir kurumlara örnek
teşkil ediyor.
Bu topraklarda doğmuş, yeşermiş, kök salmış
ve eğitime gönül vermiş bir sivil toplum
örgütü olan Cemiyetimiz, bir buçuk
asırdır sadece bağışlarla varlığını
sürdürebilmesini yaptığı işin
büyüklüğü kadar
bağışçılarının güvenine gölge
düşürecek hiçbir eyleme izin
vermemesine de borçlu...
Özellikle günümüz
koşullarında“saydamlığın”ne
denli önemli olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle
Cemiyetimize yapılan bağışların nasıl
değerlendirildiğini yıllık faaliyet raporlarının yanı
sıra internet ve değişik iletişim kanalları aracılığıyla
kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Eğitim kalitesinden ve misyonundan asla taviz
vermeyen Darüşşafaka’nın yaptığı işin
büyüklüğü mezun ettiği binlerce
çocuğun eğitimle değişen yaşam
öyküsünde saklı…
Hikâyenin kahramanları değişse de satır
başları hep aynı… Küçük yaşta babasını
yitirmiş, bırakın kolej seviyesinde eğitimi, okula gitme
olanağı dahi zor bulan çocukların, renklerimiz
gibi siyahtan yeşile uzanan yolculuğunun hikâyesi
bu…
Darüşşafaka’da sadece bir okul değil, adı
gibi şefkatli bir yuva ve büyük bir ailedir.
Biz, çocuklarımızı dokuz yaşında annelerinden
emanet alıyor, üzerlerine titreye titreye
büyütüyor ve on dokuz yaşında gencecik
bireyler olarak uğurluyoruz. Hayata
Darüşşafaka ruhunu özümsemiş olarak
atılıyorlar. İstedikleri üniversitede istedikleri
alanda eğitimlerine devam ediyorlar. Kariyer
basamaklarını tek tek tırmanıyor, kimi bankacı, kimi
bürokrat, kimi doktor, kimi hukukçu kimi
gazeteci, kimi bilim adamı, kimi sanatçı oluyor
ve her birinin eğitimle değişen bir yaşam
hikâyesi…
148 yıldır yaktığımız ışığı söndürmeyen
bağışçılarımıza, dünyanın neresinde olursa
olsunlar attığımız her adımda yanımızda duran
Darüşşafakalılara, çocuklarımızı geleceğe en
iyi şekilde hazırlamak için özveriyle
görev yapan öğretmenlerimize, evlatlarını
gözleri arkada kalmadan bize emanet eden
velilerimize ve duruşları, başarıları,
kişilikleriyle bizleri daima gururlandıran
öğrencilerimize teşekkür ediyor; her
mezunumuzla, aydınlık Türkiye hayaline bir adım
daha yaklaştığımıza inanıyoruz.”
İşte böyle…
“Aydınlık Türkiye” yolunda ilerleyen,
eğitilen o heyecan ve coçku dolu
çocukları, gençleri, öğretmenleri,
yöneticileri tanıdım. Darüşşafaka Ailesi’ni
kucakladım. Şimdi bu Aile ile bütünleşmenin
yollarını bulmalıyım diye düşünüyorum.