“Aydınlık Türkiye” için…

 

(Dolunay Uluç – Kışlalı) (29 Ekim 2011)

 

Darüşşafaka Ailesi ile tanışma fırsatınız oldu mu?

Benim oldu ! Cumhuriyet Bayramı kutlama törenlerine davet ettiler, merak ve memnuniyetle katıldım.

Ve, abartmıyorum, hayatımın en duygulu, en coşkulu ve en mutlu gününü yaşadım.

Başta öğrenciler olmak üzere, Aile’nin tüm fertlerine teşekkür ediyorum.

İtiraf etmeliyim ki, böyle bir gün, böyle bir kucaklaşma, böyle bir kurum beklemiyordum giderken… Bu ne gençlik, bu ne eğitim, bu ne disiplin, bu ne coşku, bu ne heyecan !.. Ne kadar şanslı olduğumu düşündüm, onları tanımaktan…

Beş Osmanlı idealistinin bize mirası söz konusu… Ve bugünkü idealistlerin müthiş verimli çalışmaları…

Hep söylüyoruz: Türkiye’de çok güzel kurumlar, çalışmalar, emekler var. Darüşşafaka bunların en başta gelenlerinden…

Orada yaşadıklarımı, tanıdıklarımı size uzun uzun anlatamayacağım çünkü çok özeldi, çok güzeldi ve kelimelere sığdırılamayacak boyutta…

Diyorum ki, ne yapın yapın, Darüşşafaka’yı keşfedin, eğer bilmiyorsanız.

Tekrar ediyorum, bana hayatımın en güzel, en mutlu, en coşkulu gününü yaşattılar. Eminim ki siz de bu duyguları paylaşacaksınız, giderseniz, görürseniz, araştırırsanız, tanırsanız onları…

Size bazı bilgileri aktarayım ama siz teoriye değil, muhteşem pratiğe bakmalısınız :

Darüşşafaka Ailesi; başta Darüşşafaka Cemiyeti ve Darüşşafaka Eğitim Kurumları olmak üzere Darüşşafakalılar Derneği ile Darüşşafaka Spor Kulübü Derneğİ'nden oluşuyor.


Türkiye'nin bu köklü ailesinin temeli 1863'te, döneminin ileri gelen devlet adamlarından Yusuf Ziya Paşa ile dört yakın arkadaşı tarafından atılmış. Eğitim olanağından yoksun çocuklara bu hakkı tanımak amacıyla yola çıkan bu beş idealist insan, Türk tarihinin eğitim alanındaki ilk sivil toplum örgütü "Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye”yi kurmuş. İstanbul Fatih'te Türk tarihinin okul amaçlı ilk binasını inşa ettiren Cemiyet, 1873'te bu okulda babası hayatta olmayan ve maddi durumu yetersiz çocuklara yatılı eğitim vermeye başlamış. O günden bu yana ülkenin dört bir yanından sınavla seçilen çocuklara çağının en ileri eğitim şansı tanıyan Darüşşafaka, ülkemizin kendine ait okulu olan ilk ve tek sivil toplum örgütü…


Darüşşafaka Cemiyeti, 1863 yılından bu yana  “eğitimde fırsat eşitliği” misyonuyla varlığını sürdürüyor. Cemiyet, babası hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz, yetenekli ve başarılı çocuklarımızı dokuz yaşındayken annelerinden emanet alıyor. Onlara uluslararası standartlarda eğitim fırsatı sunuyor. Düşünen, araştıran, sorgulayan, topluma, çevresine ve ailesine karşı sorumlu, aydın bireyler olarak hayata atılmalarını sağlıyor.

 

Bitmeyen hikâye…


          Bugün ülkemizin dört bir yanından, sınavla seçilen 900’ü aşkın çocuğumuz, İstanbul Maslak’taki Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda, ilköğretim dördüncü sınıftan liseyi bitirinceye kadar 10 yıl süresince tam burslu ve yatılı okuyor. Cemiyet, öğrencilere eğitim hayatlarını maddi kaygıdan uzak sürdürmeleri için her ay cep harçlığı veriyor. Lise son sınıfta üniversite sınavına hazırlanmaları için dershaneye gönderiyor ve üniversiteyi kazandıklarında da verdiği burslarla desteğini sürdürüyor.

Aydınlık Türkiye sevdalılarının desteğiyle 1863’ten bu yana yanan ışık
Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda çocuklarımıza sağlanan tüm olanaklar, Cemiyetin kişi, kurum ve kuruluşlardan elde ettiği bağışlarla gerçekleştiriliyor. Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’dan edebiyatımızın büyük üstadı Sait Faik’e kadar Türkiye’nin aydınlık yarınlarına sevdalı sayısız hayırseverin desteklediği Cemiyet, bu sayede çocuklarımıza “eğitimde fırsat eşitliği” hakkı tanıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi’nde de yer alan bu temel hakkı ırk, cinsiyet, mezhep ayrımı yapmaksızın, adilane koşullarda yaptığı sınavı kazanan çocuklarımıza sunuyor.

 

Eğitimle değişen yaşamlar…


          Matematikçi Salih Zeki, ultrasonografinin öncüsü Prof. Dr. Adnan Sokullu, ressam Mahmut Cûda, Türk edebiyatının kilometre taşlarından Ahmet Rasim, Türkiye’nin ilk çocuk psikiyatri Prof. Dr. Rıdvan Cebiroğlu, matematikçi Mehmet İzzet, maliyeci Hasan Ferit, edebiyatçı İsmail Sefa, Cumhuriyet tarihinin ilk şehir tarihçisi ve Türk belediyeciliğinin önemli ismi Osman Nuri Ergin, tiyatro sanatçısı İhsan Devrim, Başbakanlık Müsteşarı ve Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Necdet Seçkinöz ve daha niceleri… Hepsi küçük yaşta babalarını yitirmişti, hepsinin maddi koşulları bırakın iyi bir eğitimi, okula gitmeye dahi olanak tanımıyordu. İşte onlar, her çocuğun iyi bir eğitim hakkına sahip olduğunu savunan Cemiyet’in hayırseverlerden sağladığı bağışlarla hayatlarına anlam kattı. Darüşşafaka’da şefkatle eğitim gördüler, aldıkları eğitimle yeni bir dünyaya adım attılar. Sadece kendilerinin değil, ailelerinin kaderini de değiştirdiler ve üstlendikleri kilit görevlerle ülkelerinin geleceğine damga vurdular. İşte Darüşşafaka Cemiyeti, 1863’ten beri bunun için çalışıyor!..

 

Kapalıçarşı esnaf eğitiminden, döneminin en modern eğitimine


          Dönemin önemli matematikçisi, asker ve devlet adamı Yusuf Ziya Paşa önderliğinde Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Vidinli Tevfik Paşa, Sakızlı Ahmet Esat Paşa ve Ali Nâki Efendi tarafından kurulan Cemiyet’in başlangıçtaki amacı, Kapalıçarşı’daki esnaf gençlerin eğitimine kaynak sağlamaktı. Beyazıt’taki eski Valide Mektebi’nin onarılmasını sağlayan Cemiyet, aralarında vatan şairi Namık Kemal’in de bulunduğu dönemin pek çok aydınının burada gönüllü öğretmenlik yapmalarını sağladı. 1868’e gelindiğinde ise Cemiyet, o tarihe kadar eski bir kışla ya da konağın okul olarak kullanıldığı Osmanlı Devleti’nde Türk tarihinin okul amaçlı ilk binasının inşasına başladı. İtalyan mimar Barironi’nin tasarladığı ve Dolmabahçe Sarayı’nın mimarbaşı OhannesBalyan’ın planını çizdiği okul, İstanbul Fatih’te inşa edildi. Kız ve erkek öğrencilerin aynı çatı altında eğitimlerine uygun, çağın çok ilerisinde imkânlara sahip okul, 29 Haziran 1873’te “Darüşşafakat’ül İslamiye” adıyla kapılarını parasız, yatılı ve özel statülü olarak açtı. O tarihten bu yana Cemiyet, Darüşşafaka’da okuyan öğrencilerin eğitimlerine kaynak yaratmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.


          1800’lü yılların sonlarında, ülkemizde Batılı tarzda eğitim veren okulların sayısı bir elin parmağını geçmeyecek kadardı. Bu okullardan biri olan Darüşşafaka’yı diğerlerinden ayıran temel fark ise ilk günden beri “eğitimde fırsat eşitliği” misyonu benimsemeydi. Benzer okullar, varlıklı ailelerin çocuklarını kabul ederken Cemiyet, babası hayatta olmayan ve ailesinin maddi durumu yetersiz çocukların kaliteli eğitim almasına olanak tanıyordu. Dönemin ihtiyaçlarına göre eğitim programlarının içeriğini, ismini ya da faaliyet mekanını yenilese de bu misyondan asla taviz vermeyen Cemiyet, bu misyon doğrultusunda yaşamları eğitimle değiştirmeye devam ediyor.

 

Başkan'ın Mesajı

 

Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Yıldırım ve bir çok yöneticiyle tanışma fırsatım oldu. Çok sevdim onları, takdir etmek ise haddim bile değil… Gurur duydum varlıklarından, insanlıklarından, emeklerinden…

Başkan Yıldırım anlatıyor:

 

“”Darüşşafaka Cemiyeti olarak 1863’ten bu yana babası hayatta olmayan, maddi olanakları sınırlı, yetenekli çocukların çağdaş, Atatürk ilkelerini özümsemiş bir eğitimle; düşünen, araştıran, sorgulayan, kendine güvenen, aydın, topluma, çevresine ve ailesine karşı sorumlu, yurtsever bireyler olarak yetişmelerine olanak sağlıyor ve “eğitimde fırsat eşitliği” ilkesini yaşatıyoruz.


          Bugün ülkemizin dört bir köşesinden sınavla gelmiş 900’ü aşkın çocuğumuz, Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda ilköğretim dördüncü sınıftan lise sona kadar tamamen ücretsiz kolej seviyesinde eğitim alıyor. 70 ilimizden gelen kız ve erkek öğrencilerimiz yardımlaşma, dayanışma, paylaşım ve dürüstlük temeli üzerine kurulu olan Darüşşafaka ruhuyla büyüyor.


          Geleneklerimizi korurken çağdaş eğitimi destekleyen yenilikçi yapısıyla Cemiyetimiz, hem sivil toplum hem eğitim hayatımızın öncüsü hem de 148 yıllık geçmişimizle ülkemizde sürdürülebilir kurumlara örnek teşkil ediyor.


          Bu topraklarda doğmuş, yeşermiş, kök salmış ve eğitime gönül vermiş bir sivil toplum örgütü olan Cemiyetimiz, bir buçuk asırdır sadece bağışlarla varlığını sürdürebilmesini yaptığı işin büyüklüğü kadar bağışçılarının güvenine gölge düşürecek hiçbir eyleme izin vermemesine de borçlu...


          Özellikle günümüz koşullarında “saydamlığın” ne denli önemli olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle Cemiyetimize yapılan bağışların nasıl değerlendirildiğini yıllık faaliyet raporlarının yanı sıra internet ve değişik iletişim kanalları aracılığıyla kamuoyuyla paylaşıyoruz.


          Eğitim kalitesinden ve misyonundan asla taviz vermeyen Darüşşafaka’nın yaptığı işin büyüklüğü mezun ettiği binlerce çocuğun eğitimle değişen yaşam öyküsünde saklı… 


          Hikâyenin kahramanları değişse de satır başları hep aynı… Küçük yaşta babasını yitirmiş, bırakın kolej seviyesinde eğitimi, okula gitme olanağı dahi zor bulan çocukların, renklerimiz gibi siyahtan yeşile uzanan yolculuğunun hikâyesi bu…


          Darüşşafaka’da sadece bir okul değil, adı gibi şefkatli bir yuva ve büyük bir ailedir. Biz, çocuklarımızı dokuz yaşında annelerinden emanet alıyor, üzerlerine titreye titreye büyütüyor ve on dokuz yaşında gencecik bireyler olarak uğurluyoruz.  Hayata Darüşşafaka ruhunu özümsemiş olarak atılıyorlar. İstedikleri üniversitede istedikleri alanda eğitimlerine devam ediyorlar. Kariyer basamaklarını tek tek tırmanıyor, kimi bankacı, kimi bürokrat, kimi doktor, kimi hukukçu kimi gazeteci, kimi bilim adamı, kimi sanatçı oluyor ve her birinin eğitimle değişen bir yaşam hikâyesi…


          148 yıldır yaktığımız ışığı söndürmeyen bağışçılarımıza, dünyanın neresinde olursa olsunlar attığımız her adımda yanımızda duran Darüşşafakalılara, çocuklarımızı geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için özveriyle görev yapan öğretmenlerimize, evlatlarını gözleri arkada kalmadan bize emanet eden velilerimize ve duruşları, başarıları, kişilikleriyle bizleri daima gururlandıran öğrencilerimize teşekkür ediyor; her mezunumuzla, aydınlık Türkiye hayaline bir adım daha yaklaştığımıza inanıyoruz.”

 

          İşte böyle… “Aydınlık Türkiye” yolunda ilerleyen, eğitilen o heyecan ve coçku dolu çocukları, gençleri, öğretmenleri, yöneticileri tanıdım. Darüşşafaka Ailesi’ni kucakladım. Şimdi bu Aile ile bütünleşmenin yollarını bulmalıyım diye düşünüyorum.

 

          “Aydınlık Türkiye” için…