TÜRKİYE’NİN BİR GURUR TABLOSU:

SABİHA GÖKÇEN ULUSLARARASI  HAVALİMANI

 

     Sürekli gelişen, büyüyen Türkiye’de bazı “gurur tabloları” var ki İstanbul’un Anadolu yakasındaki Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı bunlardan biri… Türkiye içinde veya yurtdışında uçak yolculuğu yapanlar, mukayese olanağı olduğu için, “Sabiha Gökçen farkı”nı daha iyi gözlemleyebiliyor.


     “Havaalanı” deyip geçmeyin. Sizin, biraz da “uçak korkusu veya yolculuk stresi” ile gelip geçtiğiniz bir havaalanında zorlu, müthiş bir organizasyon gereği vardır ve binlerce insan size hizmet vermek için gece-gündüz çalışır. Sabiha Gökçen gibi “uluslararası” bir limanda, sadece yolcuların değil; yöneticilerin, sorumluların ve tüm çalışanların uyması gereken öyle “uluslararası” kurallar vardır ki, en ufak bir aksaklık büyük sorunları beraberinde getirebilir. Yolcunun hiç görmediği veya “ayrıntı” olarak algıladığı bazı işler “hayati”dir.


     Uçakların iniş ve kalkışlarını düzenleyen kontrol kulelerindeki yaşam ve çalışma tarzını, bunun nasıl bir profesyonellik, bilgi, teknoloji ve dikkat gerektirdiğini bir düşünün…

     Siz bir uçağa binerken, bazen kemerinizi, hatta ayakkabılarınızı çıkarmanızı isteyen polislere, güvenlik görevlilerine sinirlenmeden önce, onların, sizlerin güvenliğini sağlarken karşılaştıkları bazı “vaka”lar hakkında bilgili olmalısınız ama bu bilgiler nadiren basına, kamuoyuna yansır. Genelde, “kötü haber” olarak yansır zaten… Örneğin, Asala teröristlerinin Paris’teki Orly havalimanında, 80’li yıllarda, THY saldırılarını hatırlayın. Yolcu gibi gelip, bagaj kayıt bölümüne bombalı valizi bırakıp gitmişlerdi, onlarca insanı bu şekilde öldürerek…


     Teröristlerin, kaçakçıların, hırsızların hedef belirledikleri mekânlardır havalimanları… Bu nedenle güvenlik kuralları katıdır. Bir bebek cesedi içinde uyuşturucu veya bomba taşıyan kadınlar, sigara paketlerinde patlayıcı sokmaya çalışanlar, sütyen içinde silah sokmayı deneyenler, ayakkabı topuklarında bıçak bulunduranlar… Hangisi “iyi niyetli” olabilir? Bunlara bir de, stresli yolcuları av edinmeye kalkan hırsızları, yankesicileri ekleyin…


 
    Güvenlik, bir havalimanında en önemli unsurlardan… Sabiha Gökçen gibi modern bir havalimanında uçuş ve yolcu güvenliğini sağlamak için yapılmış yatırımları; ileri teknoloji cihazlarını; sivil ve üniformalı görevli sayısını tahayyül bile edemezsiniz. Oradan geçerseniz bilin ki dünyanın en güvenli alanlarından birindesiniz.


     Uçuş güvenliği, pistlerin ve çevrenin güvenliği, iniş-kalkış emniyeti ve hatta depreme karşı korunma… Adını “dünyanın ilk kadın savaş pilotu” Sabiha Gökçen’den alan bu havalimanının modern altyapısı, binlerce kazık üzerine oturtulan temel inşaatı ve dünyada az sayıda bulunan sismik izolatör sistemi de uçaklara ve yolculara ayrı bir güvenlik getirir. Depreme dayanıklılık konusunda, küresel düzeyde, nadir örneği olan alanlardan biridir bu…


     Deprem tehdidi, hassas ve önemli bir konu… Havalimanının güvenlik sistemlerinin modern ve etkili bir şekilde yapılandırıldığını, 7,5 şiddetinde deprem olması halinde bile aksama olmadan faaliyetlerini sürdürebileceğini dile getiren ISG CIO’su Gökhan Buğday, “Bu sistem, deprem anında oluşan sismik yükün binaya yıkıcı bir güç aktarmayarak önemli bir kısmını absorbe ediyor. Böylece, özellikle deprem anında binanın taşıyıcı sistemini ayakta tutarak depremin etkisini azaltıyor. Yeni terminalde bu güvenliğin sağlanması için 252 kolonun her birine ve yolcu köprülerinin temeline 16 adet olmak üzere toplam 268 sismik izolatör cihazları yerleştirildi, depreme dayanıklılığın en üst seviyeye çıkarılması hedeflendi. Yerleştirilen sismik izolatörler, ABD'nin aktif deprem bölgelerinden birine kurulu olan San Francisco havaalanında da kullanılmıştır'' diyor.


     “Dünyanın en hızlı büyüyen havalimanı” unvanını koruyan Sabiha Gökçen’de yolcu artış oranı her yıl yüzde 30’a yaklaşıyor. 2010’da 10,6 milyon yolcu… Bu rakam, 2011’de 14 milyonu aşacak gözüküyor. Her gün, on binlerce insanın gelip geçtiği bir mekân… Zaten, “Dünyanın en hızlı büyüyen havalimanı” ifadesi bir reklam sloganı değil… Bunu belirleyen, dünyadaki 1.300 havaalanının performansını analiz eden “Uluslararası Havalimanları Birliği” (ACI)… Ve büyüme öngörüleri, büyüme planları sürekli uygulamada olan Sabiha Gökçen, bu sıfatı uzun yıllar elinden bırakmayacak…


     Bir havalimanı, elbette, sadece yolculara değil, havayolları şirketlerine de hizmet ve güvenlik sunuyor. Bugün, 40’a yakın havayolu şirketi Sabiha Gökçen’den hizmet alıyor.  Türkiye içinde ve dışında 100’den fazla uçuş noktasına her gün gidip gelen yüzlerce uçak…

     İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Yatırım, Yapım ve İşletme A.Ş. (ISG) yöneticileri, “kalite politikası” çerçevesinde hedef belirlemişler: “Bölgede müşteri havayolları ve yolcular tarafından tercih edilen havalimanı olmak”… Bu amaçla, yolcuların beklenti ve tercihleri ile uyumlu “Terminal Hizmetleri” ve yüksek standartlarda, modern ve hızlı “Yer Hizmetleri” sunmak için çalışılıyor.


     Yüksek teknolojiye dayalı bir altyapıya büyük yatırımlar yapan ISG, Türk havacılık sektörünün gelişimine katkıda bulunurken; uluslararası bir bağlantı merkezi olmanın bilinciyle, çevreye duyarlılık ve iş güvenliği alanlarında gerekli önlemleri almaya, bir kargo operasyon merkezi haline gelmeye de özen gösteriyor. Çalışanların eğitim ve gelişimine yönelik yatırımlar da ayrıca önem taşıyor. Bir “takım ruhu” oluşturulmuş…


 Limak Holding (LİMAK), GMR Infrastructure (GMR) ve Malaysia Airports Holdings Berhad (MAHB) ortaklığında kurulan ve İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nda mevcut terminallerin işletme hakkını 1 Mayıs 2008'de devralan İSG, bunun yanı sıra, otopark işletmesi, yer hizmetleri, kargo, uçak yakıt ikmal operasyonlarını ve havalimanı oteli ile CIP-VIP tesislerinin 20 yıllık işletme hakkını 1 milyar 932 milyon avro karşılığında üstlendi.

İstanbul Atatürk Havalimanı’nın yoğunluğu da Sabiha Gökçen’in  hızlı gelişimine, uçuş ve yolcu sayısının süratle artmasına neden oluyor. Bu gelişimi hızlandıran etkenler arasında İstanbul’un finans ve sanayi merkezi olması, Marmaray bağlantısı, Anadolu Yakası'ndaki yatırım ve gelişmeler de bulunuyor. Sabiha Gökçen’in çevresi son iki yılda müthiş yatırım, büyüme ve modernleşme içinde…

Gelecek yıl tamamlanması öngörülen, 60 metre genişliğindeki ikinci pist, Airbus 380'lerin (Kategori F) iniş ve park etmesini sağlayacak yapıyı getirecek ki bu, Türkiye’de bir ilk olacak. Bu çerçevede pistler arasında 1.100 metre mesafe bulunacak, aynı anda iniş ve kalkış yapabilecek uçak sayısında azami kapasiteye erişilecek. Pistler arasındaki mesafe uçakların birbirini etkilemesini engelleyecek.


Sabiha Gökçen, özel uçakların, iş dünyası jetlerinin de artan bir şekilde tercih ettikleri havalimanı oluyor.


Türkiye’nin en büyük havalimanı oteli “Airport Otel” de, 128 odası; butik bir tarzla hazırlanmış, havalimanı hissinden arındırılmış mimarisi ile ayrı bir koz oluşturuyor.


25 milyon yolcu kapasitesi ihtiyaçlarına yanıt verecek check-in ve self check-in kontuarları, pasaport kontuarları, yiyecek ve içecek sektörünün önde gelen markalarının hizmet verdiği 5.000 metre kare restoran ve kafe alanı, 4.500 metre kare duty free alanı, VIP-CIP hizmet alanları, konferans salonu,  5.000 taşıt kapasiteli otopark, uçak park ve bagaj görüntüleme sistemleri…


Sabiha Gökçen’de özürlüler için öngörülmüş kolaylıklar da uluslararası bir havalimanına yakışır düzeyde…


    VE ÖDÜLLER

    İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, 2010 yılında, Dünya Düşük Maliyetli Havayolları Kongresi (World Low Cost Airlines Congress) Tarafından ‘‘Dünyanın En İyi Havalimanı’ seçildi.

    Aynı yıl, Eurobank Tekfen ile saygın ekonomi dergileri Capital ve Ekonomist’in ortaklaşa düzenlediği ‘Türkiye’nin En Başarılı Turizm Yatırımları 2010 araştırmasında, tüm kategorilerin en önemli ödülü olan ‘En Büyük Turizm Yatırımları’ kategorisinde birinciliğe layık görüldü.

    Yine 2010’da, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Yeni Terminal binası, Google ve Bloomberg televizyonu işbirliği ile düzenlenen gayrimenkulun en prestijli yarışması European Property Awards-Avrupa Gayrimenkul Ödülleri’nde kamu yapıları kategorisinde 5 yıldızlı ödüle değer görülerek, “En İyi Kamu Hizmeti Geliştirme Projesi” seçildi.

    Ardından, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Yeni Terminal binası, Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS) tarafından “Avrupa Çelik Tasarım Ödülü”nü layık görüldü.

    İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, dünyanın önemli havacılık haber ve analiz sitesi "anna.aero" tarafından, Avrupa’da yolcu trafiğini en fazla artıran havalimanı seçildi. "Airport Traffic Growth Awards" ödülleri kapsamında, 10 milyon ve üzeri yolcu kapasiteli havalimanları arasında Sabiha Gökçen birinci oldu.

    HINCAL ULUÇ’UN DEĞERLENDİRMESİ

    Türkiye’nin ünlü ve “her şeyi kolay kolay beğenmeyen” köşe yazarı Hıncal Uluç, Sabiha Gökçen’i ziyaretinden sonra şunları yazdı:

     Sabiha Gökçen Havaalanı'nı gezdirdi, kuzen Dolunay (Kışlalı/Uluç) bana geçen gün.. En son geçen sene, eski terminalden uçmuştum.. Şimdi yenilemişler.. "Görmelisin" dedi.. "Mutlak görmelisin, Hıncal Ağbi.." Kendisi de orda bir kitap, gazete dükkânı işletiyor..


    Asıl niyetim ona "Hayırlı olsun" demek ya.. "Bir yemek ısmarlarsan gelirim" diye nazlandım. İlk durak alanın yanındaki yeni otel.. Yemek orada.. Çok şirin bir restoranı var otelin ve de harika aşçıları.. Nasıl lezzetli bir yemek yedik.. Yani restoran olarak tavsiye ederim. Öylesi..


    Dolunay'ın dedesi Hüsnü Dayı, birlikte yemek yerken "Çeçen" derdi.. Bana Çeçen adı takmıştı.. "Çeçen, yemekten sonra, ya kırk adım koşmalı, ya sırt üstü yatmalı.."


    Tam da otelin içindeyiz. O enfes yemekten sonra sırtüstü yatmak ne güzel olacak..


    "Biz 40 adım koşacağız" dedi Dolunay. Pazarlıkla yürüyüşe çevirdim. Başladık dolaşmaya.. 40 değil, 4 bin 40 adım tabii..


    Yani enfes bir mimari.. Terminal tek giriş.. Dış, iç, ayni kapılardan, ayni lobiye.. Yani hani o "İç hatlardan gelen yolcular, dış hatlar terminaline.. Dış hatlardan gelen İç hatlara" sıkıntısı yok.. Bilet işiniz tamamlandıktan sonra, yollar ayrılıyor. İç yolcular bir tarafa, dış yolcular bir tarafa..


    Müthiş zevkli, müthiş pratik bir terminal.. Ve de sizi karşılayan güvenlik elemanlarından başlayarak herkes güler yüzlü.. Uçak gibi bir gerilim aracına hizmet verenler için güler yüz o kadar önemli ki..


    Üst katta harika bir CİP salonu var.. Kocaman.. Ama boş duruyor. Çünkü THY, Sabiha Gökçen'den uçuşları kaldırmış.. Buradan sadece Anadolu Jet diye kurduğu kardeş şirket uçuyor..


    Neden?


    İstanbul'un Kadıköy yakası, ikinci büyük şehir, başkent Ankara dahil, bu ülkenin en büyük, en yaygın ve en kalabalık ikinci kenti sayılır.. 50 binlik kasabalara uçan THY, orta boy bir Avrupa Devleti nüfusuna sahip, mesela Yunanistan, Bulgaristan kadar kalabalık Kadıköy'e niye uçmaz?


    Bostancı, Anadolu Kavağı, Pendik'te oturuyorsunuz. Ankara'ya gitmek için niye Florya yollarına düşesiniz ki?. Karadan TEM'den gidin, daha kolay, daha çabuk.. Oysa Sabiha Gökçen, o yakanın burnunun dibi.. Üstelik.. Bakın ben Etiler'de oturuyorum. Uçak olsa, daima Sabiha Gökçen'i tercih ederim. Neden?. Bir defa yolu daha boş, daha rahat.. TEM'den de, E-5'ten de Florya'ya gitmek kumar.. Bizim evden bazen 35 dakika.. Bazen, iki saat 35 dakika.. İkincisi.. Sabiha Gökçen'de kalkış için kuleden slot (izin) beklemek yok.. İzin alıp hareket ettikten sonra "Pistte 20'nci sıradayız, yarım saat sonra havalanırız" diye pilot anonsları yok.Uçağın içinde havalanamadan klostrofobik 45 dakika geçirmek yok. Uçak hazırsa, başka sorun yok. Zamanında uçuyorsunuz.. Dönüşte İstanbul'u görüp, "Pist dolu" diye, Karadeniz, Çanakkale Boğazı turları atmadan zamanında iniyorsunuz. Niye Sabiha Gökçen'i seçmeyeyim ki?


    THY, "İkinci sınıf havaalanı" ilan ettiği Sabiha Gökçen uçuşlarını yeniden ele almalı.. İncelemeli.. Benim gibi vazgeçmez THY tutkunlarını Yeşilköy işkencelerine mahkûm etmek haksızlık..



  GURUR TABLOSU


Hürriyet gazetesinin Brüksel Temsilcisi Zeynel Lüle’nin bir yazısında ise şu ifadeler yer aldı:


    Yılbaşı tatilinde İstanbul'daydım. Benim için bu tatilin en çarpıcı yanı, ilk kez Brüksel'den Sabiha Gökçen Havaalanı'na uçmak oldu.


    Belki de Türkiye'ye yıllardır dışarıdan bakmak durumunda olduğumdan, ülkeye her gelişimde müthiş bir potansiyel gözlemliyorum. Batı Avrupa'daki emsalleriyle kıyaslayabildiğim bazı "gurur tabloları" çıkıyor önüme "Vay be, burada da Batı'yı sollamışız" diye düşündüren…


     İşte bu gurur tablolarından biri de birkaç hafta önce yeni tesisleri hizmete açılan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'ydı…


     Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın ilk kadın savaş pilotu, Atatürk'ün manevi evladı Sabiha Gökçen'in ismini taşıyan bu alan beni çok etkiledi.


 Anadolu'nun ana kapısı


     Araştırdım. Sabiha Gökçen, yılda 20 milyon insanın gelip geçtiği bir kapı haline dönüşmüş. İstanbul'un "arka kapısı", Anadolu'nun "ana kapısı"…


     Hatırlıyorum; birkaç yıl önce "ölü yatırım" diyorlardı Sabiha Gökçen için…


     Ve birkaç ay öncesine kadar sıkıntılı, kasvetli, kargaşalı bir havaalanı tablosu vardı ortada.


    İşte o alan gitmiş, yerine Avrupa'nın en modern, en temiz, en güvenli alanlarından biri gelmiş. Havaalanı işletmesini 2008'de devralan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Yatırım Yapım ve İşletme AŞ (İSG), verdiği sözleri tutmuş, bu işi iyi başarmış.


 Uçuş kültürü


     Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan dünyanın 70 noktasına uçuş yapılıyor. Anadolu'ya doğru ucuz ve süratli yolculuklar yaşanıyor. Adeta burada Anadolu'nun bir "uçuş kültürü" oluşmuş. Havaalanı sayesinde İstanbul'un Anadolu yakası daha da gelişiyor, hareketleniyor, iş ve ekonomi hacmi büyüyor. Zaten sivil havacılık almış başını gidiyor. Milyonlarca insan, ilk kez uçağa binerek deneyim ve alışkanlık kazanıyor.


     ISG'ciler sıkı ve ciddi çalışıyorlar. Başka seçenekleri de yok zaten… Böyle bir projeye imza atmışlar, gurur tablosunu ortaya çıkarmışlar. Ama uçuş sayısı, yolcu sayısı sürekli arttıkça, bu kadar yerli ve yabancı şirketi, milyonlarca insanı hoşnut tutmak kolay olmayacak. Çünkü temizliğe, lükse, çağdaş görüntülere hemen alışılıyor, beklentiler de giderek artıyor.


 A380 bekleniyor


     Yakın gelecekte, dünyanın en büyük yolcu uçağı Airbus A380'in Sabiha Gökçen'e görkemli inişini izleyeceğimiz fısıldandı kulağıma. 68 metre uzunluğu, 24 metre yüksekliği, iki kanadı arasında 80 metre mesafe olan, yüzlerce tonluk bir dev…


 
    Ve içinden 500'den fazla insan çıkıverecek her seferinde…


     Sabiha Gökçen'in bir başka özelliği de "sismik savunma sistemi"… Öyle bir temel yapı oluşturulmuş ki, 7.5 şiddetinde bir deprem olsa bile faaliyetler aksamayacak. Bu sistemin bir de ABD'nin deprem bölgesi San Francisco alanında olduğunu biliyorum.


     Bu uluslararası havalimanımız, Sabiha Gökçen ismini hak etmekle kalmıyor artık… Oluşturduğu "gurur tablosu" ile Türkiye'nin imajına, gücüne güç katıyor.


Sabiha Gökçen kimdir?

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'ndan fotoğraflar...