Türkiye'de AB'ye güvensizlik tavan yaptı




23 Aralık 2011 Anadolu Ajansı


Avrupa Birliği'nin Eurobarometre kamuoyu araştırmasına göre, Türkiye'de AB'ye güvenmeyenlerin oranı yüzde 69'la son yılların en yüksek düzeyine çıktı.

AB üyeleri ve aday ülkelerde kasım ayında 30 binden fazla denekle görüşülerek gerçekleştirilen ankette Türklerin sadece yüzde 18'i AB'ye güvendiklerini belirtirken kalan yüzde 13'lük kesim görüş bildirmedi.

Bir yıl önceki Eurobarometre kamuoyu araştırmasında Türkiye'de AB'ye güvenmeyenlerin oranı yüzde 63 ve güvenenlerin oranı yüzde 22 düzeyindeydi.

Son Eurobarometre araştırmasında Türkler AB'ye güvensizlikte sadece İngilizlere geçildi. İngiltere'de AB'ye güvenmeyenler yüzde 73'ü bulurken güvenenlerin oranı yüzde 17'de kaldı.

Son bir yılda AB'ye güvenmeyenlerin oranı AB ortalamasında 8 puan artışla yüzde 55'e çıkarken Birliğe güvenenlerin oranı 7 puan gerileyerek yüzde 34'e kadar indi.

İngiltere ve Türkiye dışında AB'ye güvensizliğin tavan yaptığı ülkeler yüzde 68'le Yunanistan, yüzde 62'yle İspanya ve Hırvatistan, yüzde 60'la İrlanda ve Fransa oldu.

Araştırmada AB'ye güvende başı çeken ülkeler ise yüzde 59'la Bulgaristan, yüzde 54'le KKTC, yüzde 51'le Estonya, yüzde 50'yle Romanya, Belçika, Danimarka ve Litvanya şeklinde sıralandı.

YÜZDE 29 OLUMLU, YÜZDE 41 OLUMSUZ BAKIYOR

Türkiye ayağı 5-20 Kasım tarihleri arasında TNS Piar tarafından 1001 kişiyle görüşülerek gerçekleştirilen Eurobarometre araştırmasına göre AB hakkında çok ya da kısmen olumlu düşünenlerin oranı son 1 yılda 7 puan azalarak yüzde 29'a inerken Türkler arasında AB'ye olumsuz bakanların oranı 8 puan artışla yüzde 41'e çıktı. Türk halkının yüzde 22'i ise AB'ye tarafsız baktığını bildirdi.

AB'nin izolasyonları kaldırma taahhüdünü yerine getirmediği KKTC'de AB'ye olumsuz bakanların oranı yüzde 21'de kalırken olumlu bakanlar yüzde 39'la bu oranı neredeyse katladı.

Eurobarometre araştırmasına göre üye ülkelerde AB'ye olumlu bakanların ortalaması 9 puan düşüşle yüzde 31 ve olumsuz bakanların ortalaması 6 puan artışla yüzde 26 oldu.

Buna mukabil İngilizlerin sadece yüzde 13'ü Brüksel merkezli Birliğe müspet bakarken olumsuz bakanların oranı son 1 yılda 13 puan artarak yüzde 49'u buldu.


Gençler AB'ye gitmek istemiyor!


Türkiye'nin yüzde 70'i "AB'de çalışmak ister misiniz?" sorusuna "Hayır" yanıtını verdi

30 Mayıs 2011

AB) Komisyonu’nun isteğiyle Gallup Araştırma Şirketi tarafından yapılan Mayıs 2011 tarihli araştırma, şaşırtıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre, genel kanının aksine Türk gençleri AB’de çalışmak için en az gönüllü olanlar çıktı. 27 AB üyesinin yanı sıra Türkiye, Hırvatistan, İzlanda ve Norveç’in 15-35 yaş arasındaki gençlerini kapsayarak yapılan araştırmada “Başka bir AB ülkesinde çalışmak istermisiniz?” sorusu soruldu. Türkiye yüzde 70 ile en yüksek “Hayır” cevabı veren ülke oldu.

En yüksek oranda “Evet” cevabı ise yüzde 84 ile İzlanda’dan geldi. “Hayır” cevabında Türkiye’yi yüzde 55 ile İtalya, yüzde 53 ile Hollanda, yüzde 47 ile Belçika izlerken, “Evet” cevabını ise yüzde 76 ile İsveç, yüzde 74 ile Bulgaristan takip etti. 31 ülkenin ortalamasına bakıldığında da, gençlerin yüzde 44’ünün başka bir AB ülkesinde çalışmak istemediği, yüzde 53’ünün ise çalışmak istediği ortaya çıktı. Araştırma, gençlerin bugüne kadar turistik ya da eğitim amaçlı olmadan yurtdışında bulunup bulunmadığını da masaya yatırdı.

EN AZ ‘GİDEN’İZ

Buna göre, Türkiye’de gençlerin sadece yüzde 5’i turistik ya da eğitimamaçlı olmadan yurtdışında 1 aydan fazla kaldığını belirtti. Bu oran, 31 ülke arasında yine en düşük oran oldu. Araştırmaya konu ülkelerde gençlerin 4’te 1’i ise turistik ya da eğitimamaçlı olmadan en az 1 ay başka bir AB ülkesinde kaldıklarını dile getirdi. En yüksek oranlar yüzde 39 ile İrlanda, yüzde 38 ile İzlanda ve yüzde 36 ile Romanya’da çıktı. Yurtdışına rağbet etmemenin birinci nedeni yüzde 28 ile “yurt dışında yaşamakla ilgilenmemek” çıktı. Gençlerin yüzde 20’si yeterli finansmanlarının olmadığını söylerken, yüzde 13’ü de aile sorumluluklarını gerekçe gösterdi. Nedenlerin ülkelere göre dağılımına bakıldığında da Türkiye’nin yüzde 41’inin ilk veya ikinci neden olarak ‘Ailemi bırakamam’ dediği dikkat çekti. Türkiye aile bağlarını en yüksek oranla gerekçe gösteren ülke oldu.

GAZETE HABERTURK- HT EKONOMİ


AB'DE BİR "AİLE FOTOĞRAFI"...




Arşivlerden bir fotoğraf…Türk medyasının o zamanlar görmezden geldiği, eline ulaştırıldığı halde yayımlamadığı bir fotoğraf bu…


AB’nin Türkiye’ye yönelik tavrını yazı ve haberlerle yansıtmak her zaman kolay olmuyor. Bazen görüntü, gerçekleri daha iyi ortaya koyuyor.
 

90’lı yıllarda, İspanya’da bir AB Zirvesi’ndeyiz. Liderler zirve öncesinde veya sonunda toplu fotoğraf çektirirler ya… “Aile Fotoğrafı” denir buna… O fotonun çekimi bekleniyor. Bizim o zamanki “lider”imiz de orada…


Kimlerin “aileden” olduğu, kimin olmadığının resmidir.


Yıllar geçti aradan... "Değişen bir şey yok" demek yanlış olabilir. AB'nin Türkiye'ye tavrı belki pek değişmedi ama Türkiye'nin AB'ye tavrı giderek netleşiyor...



Başbakan Erdoğan'dan bir tespit :"AB dökülüyor..."


 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Güney Kıbrıs’ın KKTC adına herhangi bir tasarrufta bulunma yetkisi ve hakkı olmadığını belirterek AB'ye sert çktı. Erdoğan, AKP’nin Kızılcahamam’da düzenlenen 18. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda dış politikadaki gelişmelere değindi. Erdoğan yaklaşık 2 saat süren konuşmasında, Türkiye’nin AB standartlarına “bugün en yakın noktada” olduğunu vurgulayarak AB’yi şöyle eleştirdi:

AKIL TUTULMASI İÇİNDELER:


"Varsın onlar kendi ayak oyunlarını sürdürsünler. Varsın verdikleri sözü tutmasınlar ama karşı karşıya gelip konuştuğumuzda inanın bize bir cevap veremiyorlar, kendilerini savunamıyorlar. Zaten ne halde oldukları da ortada. Dökülüyorlar, her şe
yleri dökülüyor, üyeleri dökülüyor, parada pulda ne olduğu belli, Avrupa Birliği Merkez Bankası onlara para yetiştirmeye çalışıyor, karşılıksız para basıyor ama Türkiye onlarla ayakta durmuyor, kendisi milletiyle ayakta. Kredi derecelendirme kuruluşları her gün notunu yükseltiyor. Çarşamba günü yayımlanan İlerleme Raporu bir kez daha bazı konularda Avrupa Birliği’nin ciddi bir akıl tutulması içinde olduğunu gösterdi. Maalesef müzakere sürecini tıkayan sorun alanlarında hala Avrupa Birliği tarafından statükocu bir yaklaşımın benimsendiğini bu raporda bir kez daha gördük. ‘Ne yapayım da Türkiye’ye çamur sıçratalım’; dert bu."


VİZE LÜTUF DEĞİL HAKKIMIZ:


"Şunu da herkesin bilmesi gerekir ki her konuda olduğu gibi vize meselesinin de Türkiye için bir lütuf o
lmadığını hatırlatmak istiyorum. Türkiye, vize konusunda bir lütuf beklentisinde değildir, sadece hakkı olanı talep ediyor. Hakkımızı alana kadar da bu mücadelemize devam edeceğiz. Brezilya’nın, Bolivya’nın AB ile ne alakası var? Sen gel buralara Schengen Vizesi ver, Türkiye’ye vermekten kaçın. Bunlar kendilerine göre orta sahada top çevirmeye çalışıyorlar."

KIBRIS SORUNU AB’NİN NAMUS MESELESİDİR:


"Sondaj konusuyla Kıbrıs meselesinin çözüm süreci sabote edildi. Rumların sorumsuz hareketlerini herkes ibretle izliyor. Hiç kimse Ada’nın ortak malı ve ortak zenginlikleri üzerinde tek taraflı hak iddia edemez. Sürekli çözümden kaçan ve işi yokuşa süren ise Rumlar oldu. Buna rağmen AB üyeliği ile ödüllendirilen de yine Rumlar oldu. Özellikle Avrupa Birliği’ne sesleniyorum: Hiç rahatsız olmasınlar, çünkü bu bizim hakkımız. Bu sorun artık AB için bir namus meselesidir, bunu böyle ele almak durumundadırlar. AB ya 2004 yılında yaptığı tarihi hatadan geri dönerek 26 Nisan 2004 tarihli Konsey kararını uygulayacak ve KKTC ile ticaretin önünü açacak ya da Rum kesimini şımartmaya devam ederek, ömür boyu bu kara lekeyle yaşamak zorunda kalacak. Tutulmayan sözlerin, atılmayan adımların, cevabı verilemeyen soruların bedelini artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ödemeyeceğini herkesin bilmesi ve bu düşünceyle hareket etmesi gerekir. Kaldı ki KKTC adına Güney Kıbrıs’ın herhangi bir tasarrufta bulunma yetkisi, hakkı yoktur. Bölünmüş bir ada hakkında Kuzey hakkında herhangi bir yetkiye sahip değildir, kendileri çalarlar, kendileri oynarlar."

 

Milliyet – 16.10.2011










Başbakan Erdoğan’ın AB için “Dökülüyorlar” demesinin ardından, Cumhurbaşkanı Gül Londra’da konuştu:

“Sefil AB…”

 Gül, AB’nin Türkiye’ye olan “namus borcu”ndan söz etti !.. Ve ekledi:

“Euro Zone'a girmek gibi niyetimiz yok. Esas egemenlik o zaman gidiyor…”

 22 Kasım 2011

Londra’ya resmi ziyarette bulunan Abdullah Gül, basın mensuplarının sorularını yanıtlarken şunları söyledi:

 
- AB'nin kendi sıkıntıları. Ekonomik kriz... 1990'ların başındaki hayal kayboluyor gibi. AB medyasında yeni bir yapılanmaya gidilebileceği yönünde tartışmalar var. İki, üç bölgeden bahsediliyor. Bu tartışmalar AB hedeflerimiz açısından bize imkan sunabilir mi?


Biz onlara takılmamalıyız. Onlara takılırsak, bugün Fransızların, Almanların söylediği şeyler çıkar. Bizim için bütün bu tartışmaların bir fırsatı var. Bize zaman veriyor. Kendimizi daha çok toparlamamız için... Ekonomimizi, demokrasimizi, hukukumuzu... Şu anda aramız kapanıyor. Aramız daha da açılıyor olabilirdi. Belki de en mutlu olacağımız şey şu ki; Türkiye derli toplu. Bu dönemde Türkiye, kendi problemleriyle vakit geçiriyor olsaydı büyük kayıp olurdu. Bizim hedefimiz belli.


- Türkiye, mevcut krizi kendi yararına kullanabilir. Ama bu AB'yi de stratejik olarak rahatlığa itmiyor mu? Onlar da müzakere performansını soğutmuş olmuyorlar mı?


Kesinlikle haklısınız. Ama bütün AB üyesi ülkelerle yaptığımız görüşmelerde 'Bu bizim stratejik tercihimizidir. Ayrıca sizin de namus borcunuz' deriz. Muhakkak o baskımızı hissettiririz. Neredeyse şu anda hiçbir fasıl açılamaz hale geldi. Bunun AB için en büyük itibarsızlık olduğunu söylüyoruz. 2012'de en büyük itibarsızlık yaşanabilir. Düşünebiliyor musunuz? AB'nin tüm ilkeleri çiğnenerek Kıbrıs'ta Rum kesimi AB'ye katıldı. Noksan bir şekilde. Yarım bir şekilde. Bu ailenin standartlarını çiğneme örneğiydi. Şimdi de bu yarım ülke, eksik ülke AB 'ye başkanlık yapacak. Böyle bir birlik... Ancak böyle yarım bir ülke başkanlık yapacak. Böyle 'miserable' (sefil) birliğe böyle yarım bir başkanlık olacak. Bu ifadeyi aynen AB yöneticilerine de söyledim.


- Kıbrıs başkanlığı döneminde Türkiye'nin protesto anlamında bir tavrı olacak mı?


Dışişleri Bakanı da hükümet de gerekli açıklamalarda bulundu. Biz onları yokluğa mahkum edeceğiz. Komisyonda sorun yok. Fakat Rumların başkanlık yapacağı toplantılara katılmayacağız.


- AB'de ekonomik krizden dolayı soğuk rüzgarlar esiyor. Bizde ise AB hedefi konusunda yatay pozisyon var. Fasıllar tıkandı. Bu durum üyelik sürecini daha da uzatacak endişesi var mı?


Burada çok soruluyor 'Türkiye'nin gücü nereden geliyor' diye. Türkiye'nin kazandığı 'soft power'dan geliyor. Askeri her zaman vardı. Nüfusumuz yine aynı büyüklükteydi. Ekonomisini de güçlü hale getiren aslında 'soft power'ıydı. Bizim için müzakere sürecinin başarıyla bitmesi daha önemli. Bu sürecin bitmesi demek resmen ve fiilen AB ülkesi sınıfına girmek demek. O sınıfa girdikten sonra AB'de kimse Türkiye'ye hayır diyemez. O gün belki Türk halkı Norveç gibi olmayı tercih edebilir. Bu süreç Türkiye'ye güç veriyor. Müzakere sürecinin büyük katkısı var. Bunu göz ardı etmeden kararlı şekilde devam etmeliyiz. AB içinde Euro Zone ve dışında olan ülkeler zaten büyük problem. Bizi de ilgilendirmiyor. Euro Zone'a girmek gibi niyetimiz de yok zaten. Esas egemenlik o zaman gidiyor.



AB’NİN KAPISINDA TERÖRE LANET,
TERÖRİZME DESTEK VERENLERE MESAJ…

 

29 Ekim 2011


 

 

    Belçika’nın başkenti Brüksel’de, Türkiye’de son dönemlerde artan terör olaylarını kınamak için miting düzenlendi.

    AB Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nun bulunduğu ünlü Schuman Meydanı’nda buluşan yüzlerce kişi, ellerinde bayraklarla şehitleri anıp, terörü lanetlediler. Türk kökenli politikacıların da destek verdiği miting, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile daha da anlamlı oldu. Gösteriyi düzenleyen ‘’Düzenleme Platformu’’nun bu girişimine, Azeri Türkleri’nin yanı sıra, askerlik görevini güneydoğuda yapmış vatandaşlar katıldı.


    Kalabalık grup, teröre lanet yağdırdı. İstiklal Marşı ile başlayan mitingde, AB binalarını gören cephede, üzerlerinde Çukurca şehitlerinin fotoğrafları bulunan, Türk bayrağına sarılı 26 tabutun başında bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.


     “Düzenleme Platformu” adına konuşan Erdoğan Öztemur, “Ülkemizde terör neticesi yaşamlarını yitiren şehitlerimizi anmak, terörü lanetlemek ve halkımızın acılarını paylaşarak AB’nin merkezinden ülkemizin yanında olduğumuzu duyurmak için bu mitingi düzenledik. Buradan ülkemiz üzerinde hesabı olanlara şunu haykırmak istiyoruz. Biz Türkü- Kürdüyle, Çerkezi, Abazası ve Lazı ile biriz. Dün Çanakkale’de birlikte şehit düştük. Bugün Cumhuriyetimizin korunmasında da Kürt kökenli şehitlerimizi bağrımıza basıyoruz. Van depreminde Türk-Kürt birlikte yaşamını yitirdi. Acı karşısında birlik oldular acıları paylaşıyorlar. Bizim sorunumuz Kürtler değil, terördür. Tüm terörlerle beraber PKK terörünü de lanetliyoruz” dedi.




Schuman Meydanı’ndaki mitinge katılanlar elerindeki kırmızı gülleri temsili tabutlara bıraktılar.


Brüksel’de görev yapan gazeteci Yusuf Çınal, o günü, Kadir Özmen’in fotoğrafları eşliğinde, özetle şöyle anlatıyor:

Bayrağı alan,teröre lanet için geldi

Brüksel´de muhteşem bir güz havası vardı. Böyle bir günde, Türkler, ellerinde Türk bayrakları ile miting alanı AB Vadisi’ne aktı.. Trafik kesilmiş, en görkemli meydan, ´Place Schuman´ Türklere tahsis edilmişti. Sağ yanda AB Komisyon binası, sol yanda AB Konsey binası yer alıyordu.. Biraz yüksekçe alandan Belçika Parlamento binası bile gözüküyordu.. Cam binalar arasında göstericilerin sayısı artmaya başladı..
Dost arkadaşlardan biri geldi;´ Yusuf Bey sayımız az..Acaba ne kadar olur?´

´Gelenler bize yeter´ dedim..´Gelenler?..´
Sorumluluk duygusu içinde olanlar..
Mazeret uydurmayanlar..
Nemelazımcılığı evde bırakanlar..
Takıntısı olmayanlar
Evet, onlar bize yeter!..
Bir yandan Bilal Batıbay ve arkadaşları tabutları hazırlıyorlardı..
Şehitlerimizin tabutları..
Resimleri tek, tek tabutların başına yerleştiriliyordu..
Tek, tek..

Unvanları bile unutulmamıştı..
Piyade Onbaşı Birol Elmas-Sakarya!
Annesinin elinden tutup alana gelen bir minik yavru, annesine seslendi;
Anne bu kırmızı sandıklarda ne var?
Bu kırmızı sandıklar?
Her sandık ,Türk Bayrağı ile süslenmişti..Hatta üzerlerinde karanfiller bile hazır idi..
Kırmızı-Beyaz karanfiller..
Anne, yutkundu..Nasıl anlatsın ki, nasıl?..
-Oğlum onlar askerlerimiz, ama teröristler onlara pusu kurdu öldürdüler!..

´Anne hani asker ölmez' idi! Babam hep ´Asker ölmez, asker uyumaz, asker susamaz´ demez miydi?
Öyle ama, bu defa askerlerimize hain bir pusu kuruldu oğlum..Hain bir pusu.. Hem de kaçıncı pusu!?
Çocuk elindeki Bayrağı sıkıca tuttu kaldırdı..Gözleri nemlendi..
Yükselen ´ Şehitler Ölmez, Vatan bölünmez´ sesine iştirak etti..
Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez..
Az ötede sarı saçlı, mavi gözlü bir kızımız ağlıyordu.. Yürek acıları büyüktü..Belli ki bir yakınını kaybetmişti.. Bel ki nişanlısını, belki de ağabeyini, belki de amcaoğlunu?
Bu hainler, kaç gencimizi böyle pusuya düşürmüştü..Kaç?

Brüksel´de gün akşam üzeriydi..
Önce saygı duruşu ile başladı tören.. Sonra İstiklal Marşı hep birlikte söylendi..
Korkma, Sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak...
O gün ses yankılandı..AB binalarının duvarlarına çarptı..Geri döndü...
Dalga, dalaga kulaklara vurdu...
Ve sonra Belçika Milli Marşı...
Alkışlarla ´ Türk-Kürt kardeştir´ sesi bu defa Brüksel´de yankılandı..
Türk-Kürt...
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk´ün posterli bayrakları rüzgarda dalgalandırılıyordu..
Mikrofonda ise Celil Gündoğdu.. Bir vatan, bir bayrak aşığı...
´Keşke bu alanı doldurabilseydik´ diye haykırıyordu.. Bir şeyler söyledi..Sonra sesi kısıldı.. Ama o inadına gür sesi ile seslenmek istiyordu..
Vatan üzerine bir şeyler söylüyordu..Vatan.. Ama anlayan kim?..
Yine bir dost yanıma yaklaştı...

´Yusuf Bey duydun mu? Cuma namazında bile bir imam,´ Bu yürüyüşe katılmayın..Bu yürüyüşü Ergeneokuncular düzenliyor´demiş.. Duraladım..Şaşkınlığım bir kat daha arttı.. Bir genç geldi.. ”Evet ağabey! cuma namazına gittiğim camide imam böyle dedi.. “
Peki cemaat?
Sadece bir vatandaş bu sözü duyunca, ´senin arkanda namaz kılınmaz´ deyip çıktı gitti..

Vah ki ne vah!
Bizim Celil Gündoğdu da Ergenokoncu oldu!?.. O Ergenokuncu ise biz çoktan Ergeneokuncu olduk..Oraya gelenler..Ergeneokuncu!
Yanımdakilerden biri seslendi;
Hah işte Ergenokoncunun başı geliyor?
O yana döndüm gelen Halis Kökten idi..
Kim bu Halis Kökten?
Başında kalpağı ile Halis Kökten alana girdi..Büyük ilgi gördü.. Bu kalpak, Atatürk kalpağı idi. Niye giydi ki? Ne mesaj vermek istiyor?.. Yüzü gülüyordu Halis Kökten´in.. Demek hepimiz bugün kalpak giymeliydik..Hatta körüklü çizmeler..

Az ötede gözüktü..Ahrar Aygün..O körüklü çizmeleri, İngiliz pantalonu ve şapkası yanındaki köstekileri ile alandaydı..
Bir genç kız haykırdı:
Ne Mutlu Türk´üm Diyene!..
Herkes ona doğru döndü ve alkışladı..Bir genç kızın alnında Türkiye bandı vardı..Bir genç oğlan asker elbisesi içindeydi..Hem de Komando...
Liege´den gelen Aslı Gülerman ise boynuna astığı mutfak önlüğüne neler yazmıştı? Neler? Elinde bir değil, iki bayrak vardı.. Teröre lanet ediyor, şehitlere ağıtlar yakıyordu..
Bir yanda Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır, siyasi arkadaşları Resul Tapmaz, Derya Alıç, İlknur Cengiz..
Az ötede eşi Necati Urfalı ile Nezahat Namlı, Nebahat Acar.. Bir başka köşede milletvekili Mahinur Özdemir, Schaerbeek Belediye Başkan Yardımcısı Sait Köse, meclis üyesi Sadık Köksal, Flaman Bölge milletvekili Veli Yüksel..
Herhalde bunlar da Ergenokuncu?
TÜMSİAD yönetimi Basir Hamarat ile tekmil ordaydı.. TÖSED Başkanı Vakur Dağdeviren ve arkadaşları.. Ayhan Demirci ve Azerbaycanlı dostlar..
Taaa Amsderdam´dan gelmişti Çayzaaan Lokman Uzel..
Bitmedi daha anlatacaklarımız var..

Böyle anlamlı bir mitinge gelmeyenler çok idi!..Kiminin haberi yoktu, kiminin vardı..Kimi de yanlıydı..Böyle bir organizasyonda adı öne çıkan derneklerden, kişilerden ötürü mitinge katılmamıştı!?..
Yazık ki, ne yazık?!
Hâlâ bu ´ sen-ben´ kavgasını aşamadık..Hâlâ Türk Bayrağı altında toplanmasını beceremedik?! Hâlâ bir yerlerden emir bekleyenler var!!? Ya da ´ biadizimin´ esiri olanlar?
Tüm bunlara cevabı Emirdağ Belediye Başkanı Cengiz Pala verdi..
Helal olsun!
O da, Ergenokuncu!?
Bu düşünce içinde olanları yazmak istemiyorum..
Onlar kim?
Adam olsalar, Bayrak altında toplanırlardı..
Bayrak altında..
Çoluk çocuk, Bayrak altında..
Gelenlere teşekkür ediyorum..
Demek ki yüreklerinde hâlâ Vatan Sevgisi var..
Onlara selam olsun..




AB KARİKATÜRLERİ...