Avrupa Birliği'nin Eurobarometre kamuoyu araştırmasına
göre, Türkiye'de AB'ye güvenmeyenlerin
oranı yüzde 69'la son yılların en yüksek
düzeyine çıktı.
AB
üyeleri ve aday ülkelerde kasım ayında 30
binden fazla denekle görüşülerek
gerçekleştirilen ankette Türklerin sadece
yüzde 18'i AB'ye güvendiklerini belirtirken
kalan yüzde 13'lük kesim görüş
bildirmedi.
Bir yıl
önceki Eurobarometre kamuoyu araştırmasında
Türkiye'de AB'ye güvenmeyenlerin oranı
yüzde 63 ve güvenenlerin oranı yüzde 22
düzeyindeydi.
Son
Eurobarometre araştırmasında Türkler AB'ye
güvensizlikte sadece İngilizlere geçildi.
İngiltere'de AB'ye güvenmeyenler yüzde
73'ü bulurken güvenenlerin oranı yüzde
17'de kaldı.
Son bir
yılda AB'ye güvenmeyenlerin oranı AB ortalamasında
8 puan artışla yüzde 55'e çıkarken Birliğe
güvenenlerin oranı 7 puan gerileyerek yüzde
34'e kadar indi.
İngiltere ve
Türkiye dışında AB'ye güvensizliğin tavan
yaptığı ülkeler yüzde 68'le Yunanistan, yüzde 62'yle
İspanya ve Hırvatistan, yüzde 60'la İrlanda ve Fransa oldu.
Araştırmada
AB'ye güvende başı çeken ülkeler ise
yüzde 59'la Bulgaristan, yüzde 54'le KKTC,
yüzde 51'le Estonya, yüzde 50'yle Romanya,
Belçika, Danimarka ve Litvanya şeklinde
sıralandı.
YÜZDE 29 OLUMLU, YÜZDE 41 OLUMSUZ BAKIYOR
Türkiye ayağı 5-20 Kasım tarihleri arasında TNS
Piar tarafından 1001 kişiyle görüşülerek
gerçekleştirilen Eurobarometre araştırmasına
göre AB hakkında çok ya da kısmen olumlu
düşünenlerin oranı son 1 yılda 7 puan azalarak
yüzde 29'a inerken Türkler arasında AB'ye
olumsuz bakanların oranı 8 puan artışla yüzde 41'e
çıktı. Türk halkının yüzde 22'i ise
AB'ye tarafsız baktığını bildirdi.
AB'nin
izolasyonları kaldırma taahhüdünü yerine
getirmediği KKTC'de AB'ye olumsuz bakanların oranı
yüzde 21'de kalırken olumlu bakanlar yüzde
39'la bu oranı neredeyse katladı.
Eurobarometre
araştırmasına
göre üye ülkelerde AB'ye olumlu
bakanların ortalaması 9 puan düşüşle
yüzde 31 ve olumsuz bakanların ortalaması 6 puan
artışla yüzde 26 oldu.
Buna mukabil
İngilizlerin sadece yüzde 13'ü Brüksel
merkezli Birliğe müspet bakarken olumsuz bakanların
oranı son 1 yılda 13 puan artarak yüzde 49'u buldu.
Gençler
AB'ye gitmek istemiyor!
Türkiye'nin yüzde 70'i "AB'de
çalışmak ister misiniz?" sorusuna "Hayır" yanıtını
verdi
30 Mayıs 2011
AB) Komisyonu’nun isteğiyle Gallup Araştırma Şirketi
tarafından yapılan Mayıs 2011 tarihli araştırma,
şaşırtıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırma
sonuçlarına göre, genel kanının aksine
Türk gençleri AB’de çalışmak
için en az gönüllü olanlar
çıktı. 27 AB üyesinin yanı sıra
Türkiye, Hırvatistan, İzlanda ve Norveç’in
15-35 yaş arasındaki gençlerini kapsayarak
yapılan araştırmada “Başka bir AB ülkesinde
çalışmak istermisiniz?” sorusu soruldu.
Türkiye yüzde 70 ile en yüksek “Hayır”
cevabı veren ülke oldu.
En yüksek oranda “Evet” cevabı ise yüzde 84
ile İzlanda’dan geldi. “Hayır” cevabında Türkiye’yi
yüzde 55 ile İtalya, yüzde 53 ile Hollanda,
yüzde 47 ile Belçika izlerken, “Evet”
cevabını ise yüzde 76 ile İsveç, yüzde
74 ile Bulgaristan takip etti. 31 ülkenin
ortalamasına bakıldığında da, gençlerin
yüzde 44’ünün başka bir AB ülkesinde
çalışmak istemediği, yüzde 53’ünün
ise çalışmak istediği ortaya çıktı.
Araştırma, gençlerin bugüne kadar turistik
ya da eğitim amaçlı olmadan yurtdışında bulunup
bulunmadığını da masaya yatırdı.
EN AZ ‘GİDEN’İZ
Buna göre, Türkiye’de gençlerin sadece
yüzde 5’i turistik ya da eğitimamaçlı
olmadan yurtdışında 1 aydan fazla kaldığını belirtti. Bu
oran, 31 ülke arasında yine en düşük oran
oldu. Araştırmaya konu ülkelerde gençlerin
4’te 1’i ise turistik ya da eğitimamaçlı olmadan
en az 1 ay başka bir AB ülkesinde kaldıklarını dile
getirdi. En yüksek oranlar yüzde 39 ile
İrlanda, yüzde 38 ile İzlanda ve yüzde 36 ile
Romanya’da çıktı. Yurtdışına rağbet etmemenin
birinci nedeni yüzde 28 ile “yurt dışında yaşamakla
ilgilenmemek” çıktı. Gençlerin yüzde
20’si yeterli finansmanlarının olmadığını
söylerken, yüzde 13’ü de aile
sorumluluklarını gerekçe gösterdi.
Nedenlerin ülkelere göre dağılımına
bakıldığında da Türkiye’nin yüzde 41’inin ilk
veya ikinci neden olarak ‘Ailemi bırakamam’ dediği
dikkat çekti. Türkiye aile bağlarını en
yüksek oranla gerekçe gösteren
ülke oldu.
GAZETE HABERTURK- HT EKONOMİ
AB'DE
BİR "AİLE FOTOĞRAFI"...
Arşivlerden
bir fotoğraf…Türk medyasının o zamanlar
görmezden geldiği, eline ulaştırıldığı halde
yayımlamadığı bir fotoğraf bu…
AB’nin Türkiye’ye yönelik tavrını yazı ve
haberlerle yansıtmak her zaman kolay olmuyor. Bazen
görüntü, gerçekleri daha iyi
ortaya koyuyor.
90’lı yıllarda, İspanya’da bir AB
Zirvesi’ndeyiz. Liderler zirve öncesinde veya
sonunda toplu fotoğraf çektirirler ya… “Aile
Fotoğrafı” denir buna… O fotonun çekimi
bekleniyor. Bizim o zamanki “lider”imiz de orada…
Kimlerin “aileden” olduğu, kimin olmadığının resmidir.
Yıllar geçti aradan... "Değişen bir şey yok"
demek yanlış olabilir. AB'nin Türkiye'ye tavrı
belki pek değişmedi ama Türkiye'nin AB'ye tavrı
giderek netleşiyor...
Başbakan
Erdoğan'dan bir tespit :"AB
dökülüyor..."
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan,
Güney Kıbrıs’ın
KKTC adına
herhangi bir tasarrufta bulunma yetkisi ve hakkı
olmadığını belirterek AB'ye sert çktı. Erdoğan, AKP’nin Kızılcahamam’da
düzenlenen 18. İstişare ve Değerlendirme
Toplantısı’nda dış politikadaki gelişmelere değindi.
Erdoğan yaklaşık 2 saat süren konuşmasında, Türkiye’nin AB standartlarına “bugün en yakın
noktada” olduğunu vurgulayarak AB’yi şöyle
eleştirdi:
AKIL
TUTULMASI İÇİNDELER:
"Varsın onlar kendi ayak oyunlarını
sürdürsünler. Varsın verdikleri
sözü tutmasınlar ama karşı karşıya gelip
konuştuğumuzda inanın bize bir cevap veremiyorlar,
kendilerini savunamıyorlar. Zaten ne halde oldukları
da ortada. Dökülüyorlar, her şeyleri
dökülüyor, üyeleri
dökülüyor, parada pulda ne olduğu
belli, Avrupa
BirliğiMerkez
Bankası onlara para yetiştirmeye
çalışıyor, karşılıksız para basıyor ama
Türkiye onlarla ayakta durmuyor, kendisi milletiyle
ayakta. Kredi derecelendirme kuruluşları her
gün notunu yükseltiyor. Çarşamba
günü yayımlanan İlerleme Raporu bir kez daha
bazı konularda Avrupa Birliği’nin ciddi bir akıl
tutulması içinde olduğunu gösterdi. Maalesef
müzakere
sürecini tıkayan sorun alanlarında hala Avrupa
Birliği tarafından statükocu bir yaklaşımın
benimsendiğini bu raporda bir kez daha gördük.
‘Ne yapayım da Türkiye’ye çamur
sıçratalım’; dert bu."
VİZE LÜTUF
DEĞİL HAKKIMIZ:
"Şunu da herkesin bilmesi gerekir ki her konuda olduğu
gibi vize meselesinin de Türkiye için bir
lütuf olmadığını hatırlatmak
istiyorum. Türkiye, vize konusunda bir lütuf
beklentisinde değildir, sadece hakkı olanı talep ediyor.
Hakkımızı alana kadar da bu mücadelemize devam
edeceğiz. Brezilya’nın,
Bolivya’nın AB ile
ne alakası var? Sen gel buralara Schengen Vizesi ver,
Türkiye’ye vermekten kaçın. Bunlar
kendilerine göre orta sahada top çevirmeye
çalışıyorlar."
KIBRIS SORUNU AB’NİN NAMUS
MESELESİDİR:
"Sondaj
konusuyla Kıbrıs meselesinin çözüm
süreci sabote edildi. Rumların sorumsuz
hareketlerini herkes ibretle izliyor. Hiç kimse
Ada’nın ortak malı ve ortak zenginlikleri üzerinde
tek taraflı hak iddia edemez. Sürekli
çözümden kaçan ve işi yokuşa
süren ise Rumlar oldu. Buna rağmen AB üyeliği ile
ödüllendirilen de yine Rumlar oldu.
Özellikle Avrupa Birliği’ne sesleniyorum:
Hiç rahatsız olmasınlar, çünkü
bu bizim hakkımız. Bu sorun artık AB için bir
namus meselesidir, bunu böyle ele almak
durumundadırlar. AB ya 2004 yılında yaptığı tarihi
hatadan geri dönerek 26 Nisan 2004 tarihli Konsey
kararını uygulayacak ve KKTC ile ticaretin
önünü açacak ya da Rum kesimini
şımartmaya devam ederek, ömür boyu bu kara
lekeyle yaşamak zorunda kalacak. Tutulmayan
sözlerin, atılmayan adımların, cevabı verilemeyen
soruların bedelini artık Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’nin ödemeyeceğini herkesin bilmesi ve
bu düşünceyle hareket etmesi gerekir. Kaldı ki
KKTC adına Güney Kıbrıs’ın herhangi bir tasarrufta
bulunma yetkisi, hakkı yoktur. Bölünmüş
bir ada hakkında Kuzey hakkında herhangi bir yetkiye
sahip değildir, kendileri çalarlar, kendileri
oynarlar."
Milliyet
– 16.10.2011
Başbakan
Erdoğan’ın AB için
“Dökülüyorlar” demesinin
ardından, Cumhurbaşkanı Gül Londra’da
konuştu:
“Sefil AB…”
Gül,
AB’nin Türkiye’ye olan “namus borcu”ndan söz
etti !.. Ve ekledi:
“Euro Zone'a girmek gibi niyetimiz yok. Esas
egemenlik o zaman gidiyor…”
22 Kasım
2011
Londra’ya resmi ziyarette
bulunan Abdullah Gül, basın mensuplarının
sorularını yanıtlarken şunları söyledi:
- AB'nin kendi
sıkıntıları. Ekonomik kriz... 1990'ların başındaki
hayal kayboluyor gibi. AB medyasında yeni bir
yapılanmaya gidilebileceği yönünde
tartışmalar var. İki, üç bölgeden
bahsediliyor. Bu tartışmalar AB hedeflerimiz
açısından bize imkan sunabilir mi?
Biz onlara
takılmamalıyız. Onlara takılırsak, bugün
Fransızların, Almanların söylediği şeyler
çıkar. Bizim için bütün bu
tartışmaların bir fırsatı var. Bize zaman veriyor.
Kendimizi daha çok toparlamamız için...
Ekonomimizi, demokrasimizi, hukukumuzu... Şu anda aramız
kapanıyor. Aramız daha da açılıyor olabilirdi.
Belki de en mutlu olacağımız şey şu ki; Türkiye
derli toplu. Bu dönemde Türkiye, kendi
problemleriyle vakit geçiriyor olsaydı
büyük kayıp olurdu. Bizim hedefimiz belli.
-
Türkiye, mevcut krizi kendi yararına
kullanabilir. Ama bu AB'yi de stratejik olarak
rahatlığa itmiyor mu? Onlar da müzakere
performansını soğutmuş olmuyorlar mı?
Kesinlikle
haklısınız. Ama bütün AB üyesi
ülkelerle yaptığımız görüşmelerde 'Bu
bizim stratejik tercihimizidir. Ayrıca sizin de namus
borcunuz' deriz. Muhakkak o baskımızı hissettiririz.
Neredeyse şu anda hiçbir fasıl açılamaz
hale geldi. Bunun AB için en büyük
itibarsızlık olduğunu söylüyoruz. 2012'de en
büyük itibarsızlık yaşanabilir.
Düşünebiliyor musunuz? AB'nin tüm
ilkeleri çiğnenerek Kıbrıs'ta Rum kesimi AB'ye
katıldı. Noksan bir şekilde. Yarım bir şekilde. Bu
ailenin standartlarını çiğneme örneğiydi.
Şimdi de bu yarım ülke, eksik ülke AB 'ye
başkanlık yapacak. Böyle bir birlik... Ancak
böyle yarım bir ülke başkanlık yapacak.
Böyle 'miserable' (sefil) birliğe böyle yarım
bir başkanlık olacak. Bu ifadeyi aynen AB
yöneticilerine de söyledim.
- Kıbrıs
başkanlığı döneminde Türkiye'nin protesto
anlamında bir tavrı olacak mı?
Dışişleri Bakanı da hükümet de gerekli
açıklamalarda bulundu. Biz onları yokluğa mahkum
edeceğiz. Komisyonda sorun yok. Fakat Rumların başkanlık
yapacağı toplantılara katılmayacağız.
- AB'de
ekonomik krizden dolayı soğuk rüzgarlar
esiyor. Bizde ise AB hedefi konusunda yatay
pozisyon var. Fasıllar tıkandı. Bu durum
üyelik sürecini daha da uzatacak
endişesi var mı?
Burada
çok soruluyor 'Türkiye'nin gücü
nereden geliyor' diye. Türkiye'nin kazandığı 'soft
power'dan geliyor. Askeri her zaman vardı.
Nüfusumuz yine aynı büyüklükteydi.
Ekonomisini de güçlü hale getiren
aslında 'soft power'ıydı. Bizim için
müzakere sürecinin başarıyla bitmesi daha
önemli. Bu sürecin bitmesi demek resmen ve
fiilen AB ülkesi sınıfına girmek demek. O sınıfa
girdikten sonra AB'de kimse Türkiye'ye hayır
diyemez. O gün belki Türk halkı Norveç
gibi olmayı tercih edebilir. Bu süreç
Türkiye'ye güç veriyor. Müzakere
sürecinin büyük katkısı var. Bunu
göz ardı etmeden kararlı şekilde devam etmeliyiz.
AB içinde Euro Zone ve dışında olan ülkeler
zaten büyük problem. Bizi de ilgilendirmiyor.
Euro Zone'a girmek gibi niyetimiz de yok zaten. Esas
egemenlik o zaman gidiyor.
AB’NİN
KAPISINDA TERÖRE LANET, TERÖRİZME
DESTEK VERENLERE MESAJ…
29 Ekim 2011
Belçika’nın başkenti Brüksel’de,
Türkiye’de son dönemlerde artan terör
olaylarını kınamak için miting
düzenlendi.
AB
Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nun bulunduğu
ünlü Schuman Meydanı’nda buluşan
yüzlerce kişi, ellerinde bayraklarla şehitleri
anıp, terörü lanetlediler. Türk
kökenli politikacıların da destek verdiği miting,
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile daha da anlamlı oldu.
Gösteriyi düzenleyen ‘’Düzenleme
Platformu’’nun bu girişimine, Azeri Türkleri’nin
yanı sıra, askerlik görevini güneydoğuda
yapmış vatandaşlar katıldı.
Kalabalık grup, teröre lanet yağdırdı. İstiklal
Marşı ile başlayan mitingde, AB binalarını gören
cephede, üzerlerinde Çukurca şehitlerinin
fotoğrafları bulunan, Türk bayrağına sarılı 26
tabutun başında bir dakikalık saygı duruşunda
bulunuldu.
“Düzenleme Platformu” adına konuşan Erdoğan
Öztemur, “Ülkemizde terör neticesi
yaşamlarını yitiren şehitlerimizi anmak,
terörü lanetlemek ve halkımızın acılarını
paylaşarak AB’nin merkezinden ülkemizin yanında
olduğumuzu duyurmak için bu mitingi
düzenledik. Buradan ülkemiz üzerinde
hesabı olanlara şunu haykırmak istiyoruz. Biz
Türkü- Kürdüyle, Çerkezi,
Abazası ve Lazı ile biriz. Dün Çanakkale’de
birlikte şehit düştük. Bugün
Cumhuriyetimizin korunmasında da Kürt kökenli
şehitlerimizi bağrımıza basıyoruz. Van depreminde
Türk-Kürt birlikte yaşamını yitirdi. Acı
karşısında birlik oldular acıları paylaşıyorlar. Bizim
sorunumuz Kürtler değil, terördür.
Tüm terörlerle beraber PKK
terörünü de lanetliyoruz” dedi.
Schuman Meydanı’ndaki mitinge katılanlar
elerindeki kırmızı gülleri temsili tabutlara
bıraktılar.
Brüksel’de
görev yapan gazeteci Yusuf Çınal, o
günü, Kadir Özmen’in fotoğrafları
eşliğinde, özetle şöyle anlatıyor:
Bayrağı alan,teröre
lanet için geldi
Brüksel´de
muhteşem bir güz havası vardı. Böyle bir
günde, Türkler, ellerinde Türk
bayrakları ile miting alanı AB Vadisi’ne aktı.. Trafik
kesilmiş, en görkemli meydan, ´Place
Schuman´ Türklere tahsis edilmişti. Sağ
yanda AB Komisyon binası, sol yanda AB Konsey binası
yer alıyordu.. Biraz yüksekçe alandan
Belçika Parlamento binası bile
gözüküyordu.. Cam binalar arasında
göstericilerin sayısı artmaya başladı..
Dost arkadaşlardan biri geldi;´ Yusuf Bey
sayımız az..Acaba ne kadar olur?´
´Gelenler bize yeter´
dedim..´Gelenler?..´
Sorumluluk duygusu içinde olanlar..
Mazeret uydurmayanlar..
Nemelazımcılığı evde bırakanlar..
Takıntısı olmayanlar
Evet, onlar bize yeter!..
Bir yandan Bilal Batıbay ve arkadaşları tabutları
hazırlıyorlardı..
Şehitlerimizin tabutları..
Resimleri tek, tek tabutların başına
yerleştiriliyordu..
Tek, tek.. Unvanları bile
unutulmamıştı..
Piyade Onbaşı Birol Elmas-Sakarya!
Annesinin elinden tutup alana gelen bir minik yavru,
annesine seslendi;
Anne bu kırmızı sandıklarda ne var?
Bu kırmızı sandıklar?
Her sandık ,Türk Bayrağı ile
süslenmişti..Hatta üzerlerinde karanfiller
bile hazır idi..
Kırmızı-Beyaz karanfiller..
Anne, yutkundu..Nasıl anlatsın ki, nasıl?..
-Oğlum onlar askerlerimiz, ama teröristler onlara
pusu kurdu öldürdüler!..
´Anne hani asker ölmez' idi! Babam hep
´Asker ölmez, asker uyumaz, asker
susamaz´ demez miydi?
Öyle ama, bu defa askerlerimize hain bir pusu
kuruldu oğlum..Hain bir pusu.. Hem de kaçıncı
pusu!?
Çocuk elindeki Bayrağı sıkıca tuttu
kaldırdı..Gözleri nemlendi..
Yükselen ´ Şehitler Ölmez, Vatan
bölünmez´ sesine iştirak etti..
Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez..
Az ötede sarı saçlı, mavi gözlü
bir kızımız ağlıyordu.. Yürek acıları
büyüktü..Belli ki bir yakınını
kaybetmişti.. Bel ki nişanlısını, belki de ağabeyini,
belki de amcaoğlunu?
Bu hainler, kaç gencimizi böyle pusuya
düşürmüştü..Kaç?
Brüksel´de gün akşam
üzeriydi..
Önce saygı duruşu ile başladı tören.. Sonra
İstiklal Marşı hep birlikte söylendi..
Korkma, Sönmez bu şafaklarda yüzen
alsancak...
O gün ses yankılandı..AB binalarının duvarlarına
çarptı..Geri döndü...
Dalga, dalaga kulaklara vurdu...
Ve sonra Belçika Milli Marşı...
Alkışlarla ´ Türk-Kürt
kardeştir´ sesi bu defa Brüksel´de
yankılandı..
Türk-Kürt...
Büyük Önder Mustafa Kemal
Atatürk´ün posterli bayrakları
rüzgarda dalgalandırılıyordu..
Mikrofonda ise Celil Gündoğdu.. Bir vatan, bir
bayrak aşığı...
´Keşke bu alanı doldurabilseydik´ diye
haykırıyordu.. Bir şeyler söyledi..Sonra sesi
kısıldı.. Ama o inadına gür sesi ile seslenmek
istiyordu..
Vatan üzerine bir şeyler
söylüyordu..Vatan.. Ama anlayan kim?..
Yine bir dost yanıma yaklaştı...
´Yusuf Bey duydun mu?
Cuma namazında bile bir imam,´ Bu
yürüyüşe katılmayın..Bu
yürüyüşü Ergeneokuncular
düzenliyor´demiş.. Duraladım..Şaşkınlığım
bir kat daha arttı.. Bir genç geldi.. ”Evet
ağabey! cuma namazına gittiğim camide imam böyle
dedi.. “
Peki cemaat?
Sadece bir vatandaş bu sözü duyunca,
´senin arkanda namaz kılınmaz´ deyip
çıktı gitti..
Vah ki ne vah!
Bizim Celil Gündoğdu da Ergenokoncu oldu!?.. O
Ergenokuncu ise biz çoktan Ergeneokuncu
olduk..Oraya gelenler..Ergeneokuncu!
Yanımdakilerden biri seslendi;
Hah işte Ergenokoncunun başı geliyor?
O yana döndüm gelen Halis Kökten idi..
Kim bu Halis Kökten?
Başında kalpağı ile Halis Kökten alana
girdi..Büyük ilgi gördü.. Bu
kalpak, Atatürk kalpağı idi. Niye giydi ki? Ne
mesaj vermek istiyor?.. Yüzü
gülüyordu Halis Kökten´in.. Demek
hepimiz bugün kalpak giymeliydik..Hatta
körüklü çizmeler..
Az ötede gözüktü..Ahrar
Aygün..O körüklü çizmeleri,
İngiliz pantalonu ve şapkası yanındaki
köstekileri ile alandaydı..
Bir genç kız haykırdı:
Ne Mutlu Türk´üm Diyene!..
Herkes ona doğru döndü ve alkışladı..Bir
genç kızın alnında Türkiye bandı
vardı..Bir genç oğlan asker elbisesi
içindeydi..Hem de Komando...
Liege´den gelen Aslı Gülerman ise boynuna
astığı mutfak önlüğüne neler yazmıştı?
Neler? Elinde bir değil, iki bayrak vardı..
Teröre lanet ediyor, şehitlere ağıtlar
yakıyordu..
Bir yanda Brüksel Hükümeti Devlet
Bakanı Emir Kır, siyasi arkadaşları Resul Tapmaz,
Derya Alıç, İlknur Cengiz..
Az ötede eşi Necati Urfalı ile Nezahat Namlı,
Nebahat Acar.. Bir başka köşede milletvekili
Mahinur Özdemir, Schaerbeek Belediye Başkan
Yardımcısı Sait Köse, meclis üyesi Sadık
Köksal, Flaman Bölge milletvekili Veli
Yüksel..
Herhalde bunlar da Ergenokuncu?
TÜMSİAD yönetimi Basir Hamarat ile tekmil
ordaydı.. TÖSED Başkanı Vakur Dağdeviren ve
arkadaşları.. Ayhan Demirci ve Azerbaycanlı dostlar..
Taaa Amsderdam´dan gelmişti Çayzaaan
Lokman Uzel..
Bitmedi daha anlatacaklarımız var..
Böyle anlamlı bir mitinge gelmeyenler
çok idi!..Kiminin haberi yoktu, kiminin
vardı..Kimi de yanlıydı..Böyle bir organizasyonda
adı öne çıkan derneklerden, kişilerden
ötürü mitinge katılmamıştı!?..
Yazık ki, ne yazık?!
Hâlâ bu ´ sen-ben´ kavgasını
aşamadık..Hâlâ Türk Bayrağı altında
toplanmasını beceremedik?! Hâlâ bir
yerlerden emir bekleyenler var!!? Ya da ´
biadizimin´ esiri olanlar?
Tüm bunlara cevabı Emirdağ Belediye Başkanı
Cengiz Pala verdi..
Helal olsun!
O da, Ergenokuncu!?
Bu düşünce içinde olanları yazmak
istemiyorum..
Onlar kim?
Adam olsalar, Bayrak altında toplanırlardı..
Bayrak altında..
Çoluk çocuk, Bayrak altında..
Gelenlere teşekkür ediyorum..
Demek ki yüreklerinde hâlâ Vatan
Sevgisi var..
Onlara selam olsun..