|
|
Türkiye'ye
"işgalci" diyenlerin
21. Yüzyıl'da
vazgeçemedikleri
sömürgeleri...
(Sıtkı ULUÇ)
Türkiye’nin
AB üyeliğine karşı çıkanların ileri
sürdükleri bir gerekçe de “coğrafi”…
Türkiye, Trakya dışında Avrupa
kıtasında yer almıyor ki !..
“Kıbrıs alıyor mu?” gibi bir
soru sormayınız çünkü AB’li
müttefiklerimiz Kıbrıs’a yönelik
sorulardan nefret ederler,
kırmayalım onları…
Boşverin Kıbrıs’ı da gelin
ben sizi “AB topraklarında”
gezdireyim biraz…
Yolumuz uzun, hazırlıklı
olun…
AB başkenti
Brüksel’den 20 bin kilometre
kadar uzaklara, dünyanın
öbür ucuna gideceğiz,
“Avrupa kıtası dışında”
hangi toprakların “AB’li”
sayıldığını görmek için…
Yıllardır “İşgalci
Türkiye”den söz eden
işgalci ve sömürgeciler,
asırlardır nerelerde,
neler yapıyorlar, bilelim…
AB’li
“müttefiklerimiz”
Türkiye’nin “işgal
kuvvetlerinden” pek sık
söz ederler... Onlara
sorarsanız, “Kıbrıs
Cumhuriyeti’nin bir
bölümü Türk işgali
altındadır ve bu çok
ayıp bir şeydir. Bu
devirde böyle şeyler
olmamalıdır... İnsanlara
kendi geleceklerini
belirleme hakkı
verilmeli, onları
koruyacağız bahanesiyle
askerler gönderilmemeli,
siyasi müdahelelerde
bulunulmamalıdır. Bir
devletin kendisine ait
olmayan topraklarda
stratejik, ekonomik,
insani, tarihi
gerekçeler öne sürerek
varlık sürdürmeye
kalkması olacak iş
değildir...”
Kıbrıs’ın
coğrafi konumu,
oradaki Türklerin
yaşadıkları, yakın
tarihte olup bitenler
hiç kimsenin umurunda
değil... Önemli olan,
“aday” Türkiye’nin de
saygı göstermesi ve
uygulaması gereken “AB
değerleri”...
Bunları not
ediyoruz...
Çok sık
duyduğumuz bir
başka yaklaşım :
“Türkiye
AB üyesi olamaz
çünkü coğrafi
açıdan Avrupa’da
değil
sayılır...”
Gerçekten
de bizim
ülkenin
büyükçe bir
kısmı
Brüksel’den
kuş uçuşu tam
2000 kilometre
uzakta, Asya
tarafında...
Bunu
da not
ediyoruz.
Sormuyoruz
AB’li
“müttefiklerimize”,
“Sizin Kıbrıs
Cumhuriyeti ne
tarafa
düşüyor?”
diye...
Gerek
yok...
Bu tür
değerlendirmeler
karşısında
bizim neye
ihtiyacımız
var, bilir
misiniz?
Bilgiye...
AB’li
dostlarımızı
anlamalıyız...
Onları
tanımalıyız...
Onların
“değerlerinin”
gerçekte neler
olduğunu
görmeliyiz...
Ne
yapacağız bu
iyi
niyetimizle?..
Kolayı
var. Açalım
önümüze bir AB
haritası,
bakalım. Ama
sakın herhangi
bir harita
olmasın bu,
AB’nin kendi
üretiminden
gelen bir
harita olsun
ki
yanlışlıklara
meydan
verilmesin.
Bu
haritada, en
azından bir
bölümünde
gözünüze
“kapsama alanı
dışında”
bırakılmış
Türkiye
takılacak
önce... “Uff
be”
diyeceksiniz,
“Şu ülkenin
muhteşemliği
harita
üzerinde bile
ne kadar
çarpıcı !..”
Bunu
söylemeyin,
düşünmeyin...
Sırası değil,
hedef bu
değil...
Ayrıca bunu
AB’liler
bizden iyi
görüyorlar,
bütün sorun da
oradan
kaynaklanıyor.
Haritaya
bakışımız
Türkiye için
değil...
“AB’nin
kapsama
alanında
kalan”, “AB
üyelerini, AB
topraklarını”
tanımak için
bakıyoruz
haritaya,
anladınız mı?
Belçika,
Almanya,
Polonya,
Bulgaristan,
Malta...
“Kıbrıs”
da var ama
kaydırmışlar
yerinden,
harita çok
büyümesin, pek
uzaklara
gitmesin
diye...
Tasarruf
olsun diye
kağıttan,
herhalde...
Ama bu
haritanın
üzerinde bizim
pek
bilmediğimiz,
söz
etmediğimiz
garip isimler
de var!
Guyana,
Kanarya
Adaları,
Martinique...
Guadeloupe,
Asor
adaları...
Cebelitarık...
Bunlar
hep AB...
Başkaları
da var...
Bazen
Brüksel’den 10
bin, 20 bin
kilometre
uzaklardayız...
Coğrafyaysa
coğrafya
işte...
Bizim
artık
gözlerimizi
açmamız, bu
işi biraz
araştırmamız
ve AB’li
dostlarımızı
tanımamız,
anlamamız
lazım...
Güney
Amerika’da
veya Hint
Okyanusu’nda
AB’nin,
avro’nun ne
işi var?
Bu ne
biçim
“Avrupa”?
Türkiye
neden “Avrupa
sınırları
dışında”, Hint
Okyanusu nasıl
AB içinde?
...............
Dürüstçe
söylemek
isterim ki
Türkiye-AB
ilişkilerinde
bu konu
yıllardır beni
en fazla
sinirlendiren,
düşündüren ve
isyan
ettirendir.
AB’li
dostlarımla en
büyük kavga
konumdur bu...
Ve bir
gazeteci
olarak
Türkiye’de hiç
anlatamadığım,
anlatmaya
kalkıştığımda
“AB karşıtı
Kemalist”
damgası
yediğim olay
bu...
Kemalistliğimle
gurur duyarım
da AB karşıtı
falan değilim
kesinlikle...
Şimdi
anlatayım, siz
de bana
istediğiniz
damgayı
vurun...
........
AB
sömürgecidir.
Tarihten
değil,
bugünden söz
ediyorum.
“Sömürgecilik”
bir
doktrindir,
ideolojidir.
“Sömürgeci”
ve
“Sömüregecilik”;
“Emperyalist”
ve
“Emperyalizm”
ile bağlantılı
kavramlardır.
Yani
“imparatorluk”larla...
Sömürgecilik
: “Az gelişmiş
halklarla ve
ülkelerle
bağlantı
kurarak,
himaye altına
alarak, onları
boyun eğmeye,
sadık olmaya
mecbur etme
sanatı...”
15.
yüzyılda
keşiflerle
başlayan
sömürgecilik
günümüze kadar
devam etmiş,
ediyor.
Uluslararası
hukukta ve
antlaşmalarda
yeri, yorumu,
etkisi var.
Birleşmiş
Milletler hâlâ
uğraşıyor
sömürgeciliğe
son vermek,
sömürgeleri
kurtarmak
için... AB’ye
karşı da
mücadele
veriyor BM,
aynı amaçla...
Diyorlar
ki
(sömürgeciler),
“Sömürgeler,
zengin
ülkelerin
kapital
aktarabilecekleri
en avantajlı
yatırımlardır.”
Ekonomik,
stratejik,
ideolojik
avantajlar...
Ve
AB’li
dostlarımızın
ansiklopedilerine
girip
baktığınızda
emperyalist
sömürgecilerin
listesini
bulacaksınız.
Roma
İmparatorluğu’ndan
başlıyor,
Haçlı
Seferleri’nden
geçip
Portekiz,
İspanya,
Hollanda,
İngiltere,
Fransa,
Belçika...
Liste uzayıp
gidiyor...
Kıskanmayalım...
Bizim
atalarımız bu
işi
becerememişler,
ne yapalım
(!)..
Sömürgeci
mirası yemek
farklı bir
şey,
Belçika’da
yaşayanlar iyi
bilir...
.........
Batı
Avrupalılar,
20. yüzyılın
ikinci
yarısında
“Sömürgecilik”
ifadesinden
rahatsızlık
duymaya
başlayıp buna
başka isimler
vermenin
yollarını
aradılar.
Ve
buldular.
AB’nin
temelinde
belirli
antlaşmalar
var. Roma
Antlaşması,
Maastricht
Antlaşması,
Amsterdam
Antlaşması
vs...
Bunlara
bakmamız
gerekiyor,
AB’nin bugünkü
sömürgelerini
nasıl
pazarladığını
görmek için...
Aslında
“sömürge”
dememek lazım,
ayıp çünkü,
ama ben başka
isim
bulamadım, siz
bulmaya
çalışın...
“Ortak
Pazar”
sınırlarını
görelim...
Görelim kimler
“ortak”,
kimler
“pazar”...
...............
Antlaşmalarda
sömürgeler iki
ayrı isim
altında
sınıflandırılıyor:
1) Çevre Dışı
Bölgelerv(outermost
regions -
Région
ultrapériphérique)
2) Deniz Aşırı
Memleket ve
Topraklar
(Overseas
Countries and
Territoires -
Pays et
territoires
d'outre-mer)
Aradaki
fark şu:
Bir
numaradakiler,
AB’li… AB’nin
parçası… Avro
alanı…
İki
numaradakiler
AB’li
sayılamıyor
ama “AB üyesi
devletlerin
toprakları”…
Dolayısıyla
onlarla “özel
ortaklık
ilişkiler”
var, “özel
statüleri”
var…
Şimdi
bakalım AB’li
sömürgeler
hangileri…
Biraz dünyayı
gezelim…
Tam
AB’li “Çevre
Dışı
Bölgeler”den
başlayalım…
.......
Fransız
Guyanası...
Avrupa’da
değil, Güney
Amerika
kıtasındayız
!..
Brezilya’ya
komşu, Atlas
Okyanusu
sahillerine
bakan bir...
Fransız
sömürgesi...
(Hay Allah!
Başka bir
sıfat
bulamıyorum
bir türlü...)
Fransızlar
da artık
“sömürge”
demiyorlar...
“Deniz
aşırı Fransız
eyaleti...”
Amazon
ormanlarının
bir parçasını
oluşturan,
Brüksel’den
7-8 bin
kilometre
uzaktaki bu
topraklar
AB’nin...
Para
birimi de
avro...
Fransa’nın,
İkinci Dünya
Savaşı sonuna
kadar “zindan”
olarak
kullandığı,
“Kelebek”
romanından
tanıdığımız,
yüzde 97’si
ölen veya
öldürülen
70.000
mahkumun
gönderildiği
bu topraklarda
bugün 80
ülkeden gelen
250.000 kadar
“AB’li”
yaşıyor.
Resmi
lisan tabii ki
Fransızca...
Cumhurbaşkanı
Nicolas
Sarkozy...
Bu
bölgenin
gerçek
yerlileri
onbinlerceymiş,
birkaç yüz
kalmışlar ve
bu insanlar
halen mülk ve
toprak
haklarını elde
etmenin
mücadelesini
sürdürüyor
ancak
avuçlarını
yalıyorlar.
Milattan
10 bin yıl
önce buralarda
yaşamaya
başlamış
yerlilere
“Amérindien”
diyorlar,
“Amerikalı
yerli” gibi
bir şey…
Onların
nesli
tükenmiş,
tüketilmiş...
AB’nin
“Sivil Uydu
Merkezi”
burada...
86.500
kilometrekare...
Mukayese
etmek
isterseniz,
Kıbrıs’ın
tamamı 9.250
kilometrekare...
...........
AB
yolculuğumuza
devam
edelim...
Guadelupe...
Brüksel’den
7.000 km,
ABD’den 950 km
mesafede...
8 ada
ve çok sayıda
adacık...
1.628
kilometrekare...
AB ve
avro alanı...
Christophe
Colomb’un
1493’te
ulaştığı bu
adalar, 16.
yüzyıldan
itibaren
Fransızlarla
İngilizlerin
savaş alanı
olmuş.
1816’dan beri
Fransız
sömürgesi...
Nüfus
450.000...
.......
Az
ötede... bir
başka turizm
cenneti...
Martinique...
17.
yüzyıldan beri
Fransız
sömürgesi...
1.128
kilometrekare...
Nüfus
400.000
AB ve
avro alanı...
Bu
adalarda
yüzyıllarca
yaşamış,
sömürgecilerin
kölesi olmuş
yerliler artık
hemen hiç yok.
Sıkıldınız
mı Güney
Amerika
kıtasından...
AB’nin
toprakları,
karasuları çok
geniş...
Haydi,
Hint
Okyanusu’na
gidelim...
..........
Reunion...
Afrika
kıtasının
altında,
Madagaskar
yakınlarında,
Okyanus’ta bir
volkan
adası...
AB ve
avro alanı...
2512
kilometrekare...
800.000
nüfus...
17.
yüzyıldan beri
Fransız
sömürgesi...
10 –
15 bin
kilometre,
Brüksel’den
çok mu
uzaklaştık?..
Dönelim
biraz daha
yakınlara...
........
Asor
adaları...
Portekiz
sömürgeleri...
“Özerk
bölge”..
AB ve
avro alanı..
2.333
kilometrekare..
250.000
nüfus...
300
yıldan fazla
süredir
sömürge...
ABD
üsleri de var
buralarda...
Zaten pek çok
AB
sömürgesinde
ABD üsleri,
askerleri
var...
......
Madeira...
Atlantik
Okyanusu....
797
kilomterekare...
275.000
nüfus...
AB ve
avro alanı...
.....
Atlantik
Okyanusu...
Afrika
sahilleri...
Kanarya
adaları...
15.
yüzyıldan beri
İspanyol...
7.447
kilometrekare...
Nüfus 2
milyon...
7 ada
ve çeşitli
adacıklar...
Afrika
Birliği,
Kanarya
Adaları’nın
“yabancı
güçler
tarafından
işgal altında
olan Afrika
toprakları
olduğunu”
söylüyor ve
İspanyollara
“işgalci”
diyor...
AB bu
yaklaşımı çok
ayıplıyor ve
reddediyor...
..........
Amsterdam
Antlaşmasının
299-2
maddesinde
resmen tanınan
bu AB
topraklarına
baktığınızda
sadece toplam
4 milyon nüfus
ve birkaç bin
kilometre kare
arazi
görmeyin...
Bunlar
sayesinde AB,
dünyanın en
geniş
karasularına
sahip... 25
milyon
kilometrekare...
Bu AB
yörelerindeki
doğal kaynak
ve
zenginlikleri
ben size
anlatmayayım
uzun uzun...
Altın, şeker
pancarı,
kahve, kakao,
muz, deniz
ürünleri...
AB
alanı olduğu
için malların
ve sermayenin
serbest
dolaşımı
elbette tam...
İnsanların
serbest
dolaşımıysa
nedense pek
kısıtlı...
AB’lilere
sorarasanız bu
“verimsiz ve
sorunlu
arazilerde”
yaşayan
zavallı,
fakir, işsiz
insanlara
yardım tek
amaçları...
Bu
insanların
neden zavallı,
fakir, işsiz
kaldıklarını
sorgulamayın
sakın...
Bu
bölgelerdeki
askeri üsler,
işgal
kuvvetleri,
nükleer
denemeler
hakkında
sorular da
sormayın...
Bunlar
hükümranlık
hakkının
getirdiği
şeyler...
Bu
yörelerde
gerçekten
yaşayan
insanların
isyanlarını
dinlemeyin
bile...
Onların
da uymaları
gereken “AB
değerleri”
var,
acımayın...
................
Gelelim
iki
numaraya...
“Deniz
Aşırı Memleket
ve Topraklar”…
Burada durum
iyice vahim ve
karmaşık...
Zaten öyle
olduğu için
ayrı bir
kategori söz
konusu...
Bu “memleket
ve topraklar”
AB üyesi bazı
ülkelerin
hegamonyasında,
onların malı
ama AB bünyesi
dışında
bırakılıyor.
“AB üyesi
olmayan ama AB
üyelerine ait
olan
topraklar”
bunlar...
AB 50 yıldır
bunları hedef
alan, 10’ar
yıllık
“ortaklık
rejimleri”
belirliyor. En
son 2001’de
yaptı, 2011’de
bir daha
yapacak. Amaç,
“bu alanların
ekonomik ve
sosyal
gelişimine
katkıda
bulunmak,
ekonomik güçlü
bağlar
oluşturmak”...
İngiltere,
Fransa,
Hollanda ve
Danimarka’ya
bağlı,
dünyanın dört
bir
köşesindeki 20
kadar ada ve
“bağımlı mikro
devlet” söz
konusu...
Bunlar
“anayasal”
olarak bir AB
ülkesine
bağlılar,
bağımsız
değilller...
AB’lilerin bu
toprakları tam
olarak
bünyelerine
alamamalarının
ana nedeni,
çok sorunlu,
tartışmalı,
kavgalı
alanların söz
konusu
olması...
Bazıları
Birleşmiş
Milletler’in
“sömürge
olmaktan
kurtarılacak
topraklar”
listesinde yer
bulması...
Burada bir
parantez
açalım. AB’nin
çeşitli
isimler
vererek
“kıvırttığı”
sömürgelerine
BM “sömürge”
demekten
çekinmiyor...
BM’nin 1960
sonunda aldığı
bir kararda,
sömürgeleştirilmiş
ülkelerin ve
sömürülen
halkların
varlığına son
verilmesi
hedefleniyor,
çeşitli
önlemler
alınıyor.
Bugünkü
aşamada,
BM’nin
belirlediği,
“sömürgelikten
kurtarılacaklar
listesi”nde,
AB
antlaşmalarında,
“AB
toprakları”
diye yer bulan
bölgeler de
var...
Örneğin, Yeni
Kaledonya,
Türk Adaları,
Bermuda...
Daha da
beteri, BM’nin
bu listesinde
AB içinde,
“AB’nin tam
üyesi”
topraklar da
var...
Bunlar
dışında,
AB’nin “AB
toprağı”
dediği birçok
sömürgeleştirilmiş
bölgenin
insanları ve
yerel
yönetimleri de
BM’nin bu
listesine
dahil
edilmenin
zorlu
mücadelesini
sürdürüyor.
Şimdi dönelim
AB
antlaşmalarındaki
iki numaralı
sömürgeler
kategorisine...
İngiltere,
Fransa,
Hollanda ve
Danimarka’ya
“anayasal”
olarak bağlı
topraklara...
Buralarda
yaşayan
insanlar
bağımlı
oldukları
ülkelerin
vatandaşı
sayılıyor ama
hepsine
sömürgeci
ülkelerin
pasaportları
verilmiyor...
Çoğu da bunu
istemiyor
zaten...
Bütün bu
bölgelerin
doğal
zenginlikleri
yanısıra AB
için
oluşturdukları
müthiş bir
pazara dikkat
çekmek
gerekiyor.
AB, bu
yörelere
mallarını bol
bol
pazarlıyor,
oralardan
gelecek ithal
mallarına ise
bol bol
kotalar
koyuyor. (Bu
durum size bir
şeyler
hatırlatıyor
mu?)
.....
İngilizlerden
başlayalım. Bu
sömürgelerin
hepsi Kraliçe
II.
Elisabeth’in
malı, Londra
hükümetinin
yönetiminde:
Anguilla
(Antigua) :
Kuzey Amerika
ile Güney
Amerika
arasındaki,
İngiliz,
Fransız, ABD
sömürge
adalarından
biri...
Brüksel’den
veya
Londra’dan 4-5
bin kilometre
uzakta, 15 000
kişinin
yaşadığı,100
kilometrekarelik
bir ada...
Milattan 600
yıl önce
buralara
yerleşmiş
Arawaks
yerlileri 1650
yılında adayı
işgal edip
sömürgeleştiren
İngilizlere
köle oldular
ama hiçbir
zaman tam
anlamıyla
havlu
atmadılar.
Bağımsızlık
mücadelesi
günümüze kadar
sürdü.
1967’de,
referandumla,
yüzde 99’la
tek taraflı
bağımsızlık
ilan edildi.
1969’da, bu
kez
İngilizlerin
düzenlediği
referandumda,
yine aynı
ezici
çoğunlukla
bağımsız
cumhuriyet
ilanı söz
konusu oldu.
İngilizlerin
adaya
gönderdiği
“müzakereci”
sınırdışı
edildi. Bundan
birkaç gün
sonra Londra
oraya
paraşütçülerini
gönderdi, ada
İngiliz
Kraliyeti’nin
deniz ve hava
kuvvetlerinin
işgali altına
alındı.
İşgal
kuvvetlerinin
amacı, “adayı
düzene sokmak”
olarak
açıklandı.
Yerliler pek
tepki
gösteremediler,
sadece İngiliz
askerlere
tükürmekle ve
hakaret
etmekle
yetindiler.
Anguilla, uzun
bir karmaşanın
ardından,
1980’de resmen
sömürge oldu.
.....
Bermuda
adaları: Aynı
bölgede, 360
kadar ada ve
adacık...
İngiliz
Kraliçesi’nin
hükümranlığında...
53
kilometrekarede
80.000 kişi
yaşıyor.
İngilizler
1600’lü
yılların
başında,
Afrika’dan da
getirdikleri
kölelerle
buraları işgal
ettiler, aynı
yüzyılın
sonuna doğru
sömürgeciliklerini
resmileştirdiler.
Bankaların ve
finans
kurumlarının
bolluğu, bu
adaların
“Atlantik’te
küçük İsviçre”
olarak
adlandırılmasına
yol açıyor.
Dünyanın en
zengin
insanları
arasında
bulunan, yüzde
60 kadarı
siyahilerden
oluşan ada
sakinleri
60’lı yıllarda
yapılan bir
referandumda
İngiliz
bağımlılığını
tercih ettiler
ama Bermuda,
BM’nin
“sömürgelikten
kurtarılacaklar”
listesinde yer
alıyor.
........
Türk ve Caicos
adaları:
Aynı bölgede,
50.000 kadar
insanın
yaşadığı bu
İngiliz
sömürgesi
adaların
isminin
nereden
geldiği pek
belli değil...
Bir “kaktüs”
ismi olduğu
söyleniyor.
“Türk”
olduğuna göre
daha sempatik
bir çiçek ismi
bulamazlardı
zaten...
1973’te
İngiliz
sömürgesi olan
500
kilometrekarelik
bu adalarda
ABD’nin büyük
yatırımları
var.
Kullanılan
para birimi de
ABD doları...
BM’nin
“sömürgecilikten
kurtarılacaklar”
listesindeki
bu topraklarda
yaşayan 30.000
kadar nüfus
Kanada’yla
bütünleşmek
veya
bağımsızlık
beklentisinde...
.......
Falkland
Adaları...
Güney
Amerika’nın
altlarında,
Arjantin
sahillerine
600 kilometre,
Londra’dan 12
bin kilometre
mesafedeyiz...
2.000’i
İngiliz askeri
olmak üzere
30.000 kişi
yaşıyor
adalarda...
Hatırlarsanız,
1982’de
İngiltere ve
Arjantin bu
adalar
yüzünden
resmen savaşa
girmişlerdi.
İngiliz ordusu
kazanmıştı bu
savaşı...
Ciddi bir kriz
yaşanmış, 1000
kadar asker
ölmüştü.
Arjantinlilere
göre, “Çelik
Bilek”
Margaret
Thatcher’ın
petrol ve
maden ocakları
savaşıydı
bu...
İngilizlere
göre “ulusal
onur
savaşı”...
......
İngilizlerin
Hint
Okyanusu’nda
adaları var,
binlerce asker
barındırdıkları...
Antarktika’da,
Güney
Kutbu’nda, 200
kadar insanın
yaşatıldığı
1,7 milyon
kilometrekarelik
alanları
var... Bu,
uluslararası
hukukta
tartışmalı bir
başka
“işgal”...
Londra’dan
15-20 bin
kilometre
uzakta, Büyük
Okyanus’ta
Pitcairn adası
var,
Kraliçe’nin...
Karaibler’de
Cayman adaları
var...
Saymakla
bitmiyor da
AB’nin resmi
kayıtlarında
İngiltere
toprakları
gözüken bu
kategori 12
bölge...
.....
Bir de
Cebelitarık
var ki ayrıca
söz
edeceğiz...
.....
Gelelim
Fransızlara...
Yeni
Kaledonya...
19.000
kilometrekare...
235.000
nüfus...
1853’ten beri
Fransız
sömürgesi..
.
2014-2018
arasında bir
referandum
yapılarak, son
10 yıldır sözü
edilen
bağımsızlık
konusunda
halkın görüşü
istenecek.
Yeni
Kaledonya,
BM’nin
“sömürgecilerden
kurtarılacak
topraklar”
listesinde yer
alanlardan...
.....
Polinezya....
Büyük
Okyanus’un
göbeğinde,
Tahiti ve
Markiz’in de
dahil olduğu,
260.000
nüfuslu, 4.200
kilometrekarelik
adalar
grubu...
19. yüzyıldan
beri Fansız
sömürgesi...
Fransızlar bu
bölgede
1966’dan beri,
büyük
tepkilere
rağmen 150’si
toprak altında
olmak üzere
200’e yakın
nükleer bomba
denemesi
yaptılar.
......
Fransızların
başka
sömürgeleri ve
bu arada
Antarktika’da,
Güney
Kutbu’nda da
elde tutmaya
çalıştıkları
432.000
kilometrekarelik
Adeli
toprakları
var, Oralarda,
penguenler ve
foklarla
birlikte 33
kişi
yaşatıyorlar..
.....
Hollanda’nın
Atlas
Okyanusu’nda
Antil
adaları...
1.000
kilometrekarede
yaşayan
260.000 insan
bağımsızlık
istemiyor,
Kraliçe
Beatrix’in
hükümranlığında
kalmayı tecih
ediyorlar.
Yine
Hollanda’nın,
aynı bölgede,
Kuzey ve Güney
Amerika’nın
buluştuğu
sahillerdeki
Aruba adasında
da, 193
kilometrekarede
yaşayan
100.000 kadar
insan...
..........
Danimarka’nın
Atlas
Okyanusu’ndaki
Far Öer
adaları da,
1.400
kilometrekarede
yaşayan 50.000
nüfusla
1818’ten beri
bağımlılığını
sürdürüyor. 18
“özerk” ada...
.......
Şimdi, bu
bölümü
kapatmadan
önce iki özel
isim üzerinde
kısaca
duralım, çünkü
ilginç...
“Cebelitarık”
ve
“Grönland”...
Birincisi
İngiliz,
ikincisi
Danimarka
sömürgesi
olarak AB
üyesi, AB
toprağı
sayılıyordu.
“Tam üye”...
Ama Grönland
referandum
sonunda AB’yi
terk etti!
Cebelitarık’ın
durumuysa daha
da vahim,
çünkü BM’nin
“sömürgecilerden
kurtarılacak
topraklar”
listesinde....
Yani BM, bu
toprakları
AB’nin elinden
kurtaracak...
Biraz karışık
bir durum,
değil mi ?
Bu “sömürgeci
AB” hikayeleri
şöyle:
Grönland...
Dünyanın en
büyük adası...
Danimarka’ya
bağlı “özerk
topraklar”,
“eyalet”...
2.166.000
kilometrekare,,,
60 bin
nüfus... Para
birimi şimdi
Danimarka
kuronu...
Adanın yüzde
84’ü buz,
buzul...
1721’den beri
“Vikinglerin”
sömürgesi olan
Grönland,
1953’te, yeni
anayasa ile
“eyalet”
oluverdi.
Danimarkalılar,
bu adanın
vahşi
sakinlerini
kendilerine
uyarlamak için
çok
uğraştılar,
çocuklarını
zorla Avrupa
kıtasına,
“eğitime”
aldılar, dil
öğrettiler.
Onları “Kuzey
Danimarkalılar”
olarak
adlandırdılar
ve
“medenileştirmeye”
çalıştılar.
Bilirsiniz,
Batı
Avrupalılar
meraklıdırlar
“medenileştirmeye”...
1972’de,
Danimarka’da
“AB’ye girelim
mi, girmeyelim
mi?”
referandumu
yapıldı.
Grönlandlılar
“Girmeyelim”
dediler ama
diğerlerini
izlemek
zorunda
kaldılar.
Danimarka
1973’te AB
üyesi oldu,
Grönland da
beraberinde...
Grönland’da
bağımsızlık
mücadelesi
1977’den
itibaren
sertleşti,
yoğunlaştı.
Milliyetçi
partiler
ortaya çıktı.
1979 başında,
“Kuzey
Danimarkarlı”lara
“Danimarka
Kraliyeti
bünyesinde iç
özerklik”
verildi. Artık
Grönland’ın
bir
parlamentosu
vardı ve bu
parlamento,
1982’de bir
referandum
düzenleyip
“AB’den
çıkıyoruz”
deyiverdi.
Grönland 1985
yılında AB’den
çıktı....
Hani AB’den
çıkılamazdı?
Neden
çıktılar,
biliyor
musunuz? Başta
balıkçılık
sektörü olmak
üzere,
kendilerini ve
ekonomilerini
korumak
için... Özgür
kalmak için...
Karasularına
kocaman
gemileriyle
serbestçe
girip
balıklarını
avlayan diğer
AB’lileri
engellemek
için...
Şimdi
Grönlandlılar,
kendi
ırklarından
olan
Sibiryalı,
Alaskalı ve
Kanadalılarla
işbirliğini
geliştirerek
yaşıyorlar.
AB’den
çıktıkları
için, AB
belgelerinde,
“AB üyesi bir
ülkeye ait”,
“Deniz Aşırı
Memleket ve
Topraklar”
listesinde yer
alıyorlar…
Yakında bu da
değişecek gibi
gözüküyor...
.......
Cebelitarık...
İngiltere ve
Kuzey İrlanda
tarafından
yönetilen,
özerkliği
olmayan,
İspanya’nın
hükümranlık
istediği
Cebelitarık,
30.000 kadar
insanın
yaşadığı 6,5
kilometrekarelik
bir alan... Bu
insanlar,
Avrupa
Parlamentosu
seçimlerine de
katılıyor.
Cebelitarık
tam bir AB
üyesi,
İngiltere
ile...
İngiltere gibi
avro alanı
dışında
kalıyor.
Cebelitarık’ın
bağımsızlığı
konusu, başta
BM olmak üzere
çeşitli
platformlarda
ele alınıyor.
BM, 1968’den
beri, yani tam
40 yıldır
İngilizlerden
geri
çekilmelerini
istiyor.
İspanyollar
bastırıyor, bu
toprakları
istiyor.
Cebelitarık,
İngiliz
askelerin
“işgalindeki”
bir “sömürge”
olup, iki AB
üyesi arasında
büyük
kavgalara yol
açıyor; BM ile
AB arasında da
oldukça
“tuhaf” bir
muhabbete konu
oluyor.
Evet,
Cebelitarık AB
üyesi ama
Birleşmiş
Milletler’in
“sömürgecilerden
kurtarılacaklar”
listesinde...
Durum bu.
Şimdi sormaya
hakkımız var
mı acaba,
Türkiye
Kıbrıs’ta
“işgalci” ise,
AB nerede,
neci?.. 
|
|
|
|