Gözler Türk politikacılarda [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Emir Kır



Gözler Türk politikacılarda [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Emir Kır


Kedi Kodu Osman        Son bir aydır Belçika'da bir "Ermeni soykırımı şamatası" oldu ki, ben ki uykuya bayılırım, hiç uyuyamadım. Senato'nun ve siyasi partilerin çatılarında gezmekten yoruldum ama doğrusu iyi eğlendim.     Her şeyden önce şunu söylemek isterim :      Helâl olsun sana, Belçika'daki Türk toplumu ! Belki de tarihte ilk defa, Ermeni lobisine öyle bir tokat attın ki, sana "adam olmaz" diyenler, "beceremez" diyenler utandı. İte kaka da olsa, küçük bir parçanla şöyle bir yerinden doğrulup, "N'oluyo lan ?" demen yetti ! Kendi yağlarında kavrulmaya çalışan sivil toplum örgütlerine, bayrağı kapıp yürüyen gençlere, kalemlerine sarılan aydınlara, tepkisizliğin ve kayıtsızlığın haksızlığa ve tecavüze yeşil ışık anlamına geldiğini anlayan bireylere helâl olsun !     "Soykırım olmadı" diyenleri hapislere atmaktan söz edenler boş dosyalarını koltuklarının altına alıp "Mehter Marşı" ile gittiler.     Bu iş burada bitmedi, daha yeni başlıyor.      Kedi gözüyle, çatılardan bakıp, şöyle bir durum analizi yapalım:      Öncelikle belirtmeliyim ki, olup bitenlere gerçekten en çok üzülenler, tedirgin olanlar arasında Ermeni asıllı Türkler bulunuyor. Sadece Türkiye'dekiler değil, Belçika'dakiler de… Elleri cüzdanlarında ortalıkta dolaşan birkaç Ermeni lobisi tantanacısı dışında Türk ve Türkiye düşmanlığı körüklemeye çalışan yok aralarında…      Beni en çok eğlendiren Valon liboşların durumu oldu. Bunlar, 17 Aralık zirvesi öncesinde bir bildiri yayınlayıp Türkiye'den "soykırım iddialarını kabullenmesini", "Kıbrıs'ı teslim etmesini", "başta Kürtler olmak üzere azınlık haklarının geliştirilmesini" falan istemişlerdi de bilgisizlikleri karşısında gülüp geçmiştik.
     Senato'daki tartışmalar sırasında Valon liboşları dinlemeliydiniz! Bu ne Türk düşmanlığı, bu ne cahil ve sorumsuz bir politika ! "Mouvement Reformateur"  (MR) partisi Belçika'daki Türk toplumunu görmezden gelerek bir saldırdı, bir saldırdı…     Aha sonuç ! Ne elde ettiniz ? Ermeni oylarını mı kazandınız ? Kaç tane ? Bilgisizliğiniz, hatalarınız ortaya çıkınca, geri adımlar atınca birkaç Ermeni'nin dostluğunu da kaybetmediniz mi ? Lüksemburg Başbakanı ne güzel söyledi, "Megaloman olmayın, sizi kimse takmıyor" diye ! Siz kim ; Türkiye'yi, Türkleri, tarihi yargılamak kim !      Ve Türkiye ve Türk karşıtlığını doruğa taşıyan bu partinin Türk asıllı politikacıları… Çok saldırılara hedef oldunuz, iyi dayandınız. Temiz adamlar, kadınlarsınız;  toplumunuza yakınsınız, seçmenlerinizi satmadınız ama artık neye yarar ? Sizin partinize artık kaç Türk oy verir ? Bu yalanları, bu hakaretleri, bu saldırıları kaç Türk unutur ? Parti disiplin kuruluna verilme tehditlerine muhatap oldunuz, kendi partinizin adamları sizi basına şikayet etti, inkârcılıkla suçladı.      Basacaktınız istifayı toplu olarak kardeşim ! Türk toplumu arkanızda… Sizin halkınızı "soykırımcı" olmakla suçlayan, avaz avaz bağırıp koca bir Ulus'a hakaret eden, bunu yaparken güzelim, barışçı, hoşgörülü Belçika toplumunun imajını da zedeleyenlerle ne işiniz kaldı artık ? Özür mü dileyecekler ? " Midnight Express "i yapan da sonradan özür diledi ama neye yaradı ?
     Bu arada, siyasetin üstlerindeki Emir Kır ve Fatma Pehlivan'ı sabır, cesaret ve saldırılara karşı koyma güçlerinden dolayı kutla-yalım da, yine üstlere hasbelkader ulaşmış ama bu kavga ortamında sinip kalmış olan bazı diğerleri de kendilerini görmediğimizi, izlemediğimizi sanmasınlar. Koltuklarınız popolarınıza rahat gelmiş olabilir ama o koltuklara "soykırımcı" insanların değil, insanları seven ve onlara güvenen insanların oylarıyla geldiğinizi sakın unutmayın. Yoksa esas "inkârcı" sizler olursunuz.      Bu ülkede Cemal Çavdarlı ve Emin Özkara isimli, Türk oylarıyla seçilmiş iki milletvekili daha olduğu söyleniyor. Hem de “sosya-list”... Varlar mı gerçekten? Bir araştıralım...     Bazıları "zamanla" bu işleri öğreneceklerini sanıyorlar. Peyami Safa ne güzel söylemiş : " Yaşlanarak değil, yaşayarak deneyim kazanılır. Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır ! "     “Armut” dedim de aklıma Avrupa Birliği geldi. Brüksel’de oturdukları yerden ahkâm kesip dünyayı yönettiklerini zannedenlere insanlar “Siz bu işi beceremiyorsunuz” deyip tokatı bastılar ya...       Ben pek keyif aldım doğrusu...     Hatırlayınız, Türklere yıllardır söylediklerini ve söylemeye devam ettiklerini:     “Kıbrıs’ı işgal ettin, çekil !..”     “Kürtler, Aleviler azınlıktır !..”     “Ermeni soykırımını tanı !..”     “Alfabeni değiştir !..”     “Komşularınla iyi geçin; Ermenistan, Yunanistan ne derse yap!..”     “Silahlı Kuvvetleri’ni yüceltme !..”     “Gümrük Birliği’nde eksiklerini tamamla ama bu arada biz senin işadamlarına bile vizeyi kaldırmayız !..”     “Kıbrıslı Türkler Rumlara mal satabilir ama o malları taşıyan kamyonlar sınırdan geçemez !..”     “Biz hiçbir sözümüzü tutmayız ama olsun, sen sözlerini tut !..”     “PKK, DHKP-C terör örgütleridir, listemize alırız ama üyelerini korumaya, beslemeye devam ederiz !..”       .....      Bütün bunları dinleyen Türkiye, “Dur ben de bir şey söyleye-yim” dediği zaman da yanıt hep aynı:     “Sen bir şey söyleyemezsin. Biz zaten seni istemiyoruz ki, sen talepkârsın!..”      Bunları duydukça, “Yahu” derdim kendi kendime, “Bu kafadaki, bu kadar bilinçsiz ve bilgisiz insanlar nasıl AB’yi yönetir? Bunlar ne geçmişi biliyorlar, ne geleceği görüyorlar. İki elleriyle bir kalemlerini doğrultmaktan aciz insanlar Türkiye ve Türkler hakkında ne raporlar yazıyor, neler söylüyorlar.”
     Ve derdim gene kendi kendime:    “Yok mu Ankara’da bir Anadolu çocuğu, patlatsın tokatı...”     Usturuplusundan bir “Osmanlı Tokatı”!..     Ne komik ki o “Osmanlı Tokatı” Ankara’dan değil de Fransa’dan, Hollanda’dan geldi:     “Siz bu işi bilmiyorsunuz” dedi insanlar, Brüksel’deki “uzmanlara”!..      Ve dikkat ediniz, o “uzmanlar” şimdi en çok neyin sıkıntısını çekiyorlar? Türkiye’yi yüceltip kucaklamak; önemini, potansiyelini ve kalitelerini insanlara anlatmak yerine, o güzelim ülkeyi ve Ulus’u sürekli eleştirip, aşağılayıp, bölmeye ve kötü göstermeye çalışmanın bedelini ödüyorlar.
     Siz misiniz Türkiye’yi yıllardır insanlarınıza “öcü” gösteren !     Alın size “Osmanlı Tokatı”! Artık yerinizden zor doğrulursunuz!     Aha buraya yazıyorum :     AB’yi bugün içinde bulunduğu kâbustan ve krizden kurtaracak, ona acilen “muhtaç olduğu kudreti” verecek bir tek dostu var:     Türkiye !     Ekonomide, savunmada, dış politkada, istihdamda, kültürde...     Yalvaracaklar, “Gel” diye !
     Göreceksiniz !     “Belki yarın, belki yarından da yakın !”