Jean-Claude Juncker [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Gözler Türk politikacılarda



Jean-Claude Juncker [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Gözler Türk politikacılarda


         "Anadolu" dergisi olarak, Belçika'daki Türk toplumunun siya-si alanda temsilinin ne derece önemli ve öncelikli olduğunun bilin-cindeyiz. Politikaya atılan Türk kö-kenlileri, siyasi parti ayırımı yapma-dan ama kalite ve yeteneklerini de gözardı etmeden destekliyoruz. De-ğişik partilerde ne kadar çok Türk kökenli politikacı başarı kazanırsa, hem Türk, hem Belçika toplumları için o kadar yarar sağlanacağına inanıyoruz.     Son bir-iki aydır yaşananlar, bu konunun önem ve önceliğini bir kez daha gündeme taşıdı. Gözler Türk asıllı politikacılara döndü. Bu kişiler çok büyük saldırılara, basın kampanyalarına hedef oldular.     Türk asıllı politikacılar bünye-sinde bazı unsurlar dikkat çekti. Bu kişilerin bir kısmı hiçbir mücadele-ye girmediler; kaçtılar ve-ya sustular. Bunlar za-ten "hasbelkader" se-çilmiş, siyasi partileri tarafından "kullanılan" kişilerdi. “Milletvekili” ünvanı alıp “büyük kavga” sırasında adeta askere gidenler, “arazi” olanlar var.      Ağır itham ve saldırılar karşısında akıllıca müca-dele verenlerin çoğunlukta olma-sı sevindirici bir unsur olarak not edildi.     En acı gözlem ise, bazı Türk politi-kacıların, Türk toplu-muna ve Türkiye'ye en büyük saldırıların yapıldığı dö-nemde yaşanıyor olmasına rağmen, Türk asıllı rakiplerini hedef alan girişimlerinin varlığı oldu. Da-yanışmaya en fazla ihtiyaç olunan zamanda bazı "kalleş darbeler" Türk'ten Türk'e gitti.     Her şeye rağmen, Belçika'daki Türk toplumunun ve Türk asıllı po-litikacıların bu son mücadelede elde ettikleri başarı tarihi niteliktedir, bir "ilk"tir. Ermeni lobisi ilk defa büyük bir yenilgi yaşamış, bu lobiye des-tek verenler ilk defa kendilerini sor-gulamaya başlamışlardır.
 VALON LİBERALLERİN VE YEŞİLLERİN YENİLGİSİ     Fırtına durulurken yapılan ilk analizler, Valon liberal parti "Mou-vement Reformateur" (MR) ve bu parti bünyesindeki Brükselli FDF ile Valon Yeşiller'in Türk toplumu açı-sından "bittiklerini" gösteriyor.      Her şeyden önce, Valon liberal-lerle Flaman liberalleri karıştırmamak gerektiğini, Flaman liberal partinin (VLD) son derece yapıcı, olgun ve mantıklı bir tavır izlediğini not etmek gerekiyor.     17 Aralık zirvesi öncesinde, Türkiye'nin AB'ye katılım müzake-relerine ilişkin tarih belirlenmesi arifesinde bir açıklama yapan MR, sözde soykırımın tanınmasını "ko-şul" olarak öne sürerken, "Kürt azınlıklardan" söz etmiş, Kıbrıs ko-nusunda da bilinçsiz ve bilgisiz bir tavır sergilemişti. Aynı parti, Sena-to'da, sözde soykırımı Belçika yasa-larına sokmanın mücadelesini vere-rek, bu iddiaları reddedenlere hapis cezası öneren yasa tasarıları getirdi. Ermeni lobisini savunmakla kal-madı, Türkleri ve Türkiye'yi yerden yere vurdu. Söyledikleri, sa-vundukları doğru olmadığı için başarılı olmadı, Yeşil-ler'den aldığı destek dışında yalnız kaldı. Geri adım attı.     Tartışmalar sırasında Türk toplumuna, Türk asıllı politikacılara ve Türkiye'ye akıl almaz saldırı ve iftiralarda bulunan MR, "Gelin, konuşalım. Bizi de dinleyin" diyen Türklere ka-pı açmayı reddetti.      "Anadolu" dergisi olarak tüm hükümet üyelerine ve politikacılara uyarı mesajı göndermiştik. Bazı ba-kanlar, milletvekilleri, senatörler bu mektuba kibarca yanıt verip görüşlerimizi ve uyarılarımızı dikkate alacaklarını belirttiler. Sadece bazı MR politikacıları ise, yanıtlarında, soy-kırım iddiasını savunmak için hazırladıkları ve sundukları karar tasarı-larının metnini, Ermeni seçmenlere gönderdikleri dostluk ve destek mektupların örneklerini aktardılar ve "Biz sizden yana değiliz. Yazdık-larınızı hiç dikkate almıyoruz" me-sajı verdiler. Tekrar edelim: Bunu sadece bazı MR üyeleri yaptı. Ya-nıtlarını, "tarihi belgeler" olarak saklıyoruz, zamanı gelince arşivlerden çıkacaktır.     Bu yaşananlar, seçim dönemle-rinde, tüm ayrıntılarıyla, hem politikacılara, hem seçmenlere şüphesiz hatırlatılacak. MR, "inkârcı" ola-rak tanıttığı Türklerden daha önceki seçimlerde elde ettiği onbinlerce oydan artık vaz geçmiş gözüküyor. Parti açısından ne yazık ki, izledikleri politikanın yanlışlığı, bilgisizlikleri nedeniyle hedeflerine ulaşama-yan Valon liberal siyasetçiler, Er-menilerden de oy alamayacaklar. Toplumları bölmeyi, Türkiye-Belçi-ka ilişkilerini baltalamayı hedefle-yen girişimleri Ermeni toplumunun büyük kısmında da üzüntü ve tepki yarattı. Bunu yeni fark ediyorlar.MR'Lİ TÜRKLER     "MR dosyası kapanmıştır" der-ken, bu parti bünyesinde hizmet veren Türk asıllı politikacıların du-rumlarını görmezden gelmek müm-kün değil. Mustafa Öztürk, Sait Köse, Şevket Temiz gibi isimler en fazla yıprananlar oldu. Kendi partilerinden büyük darbeler yediler.
     Mustafa Öztürk örneğini ele alalım:     Schaerbeek Belediye Meclisi'-nin bu üyesi, konu henüz gündem-de değilken, sözde soykırım iddiala-rının ne kadar asılsız olduğunu an-latmak için kitap yazmış bir politi-kacı. Partinin, Türk toplumu bün-yesinde ne hallere düştüğünün bi-lincinde... "Türk toplumunu tanı-yın, Türk toplumuna kendinizi ta-nıtın" dediğini ama anlatamadığını belirtiyor ve ekliyor: "Belçika'nın tarihsel olarak ne Osmanlıyla, ne Türkiye Cumhuriyeti'yle hiç sürtüş-mesi olmamış. İlişkiler bu kadar iyi giderken, durup dururken bu yapı-lanların mantığı var mı? Toplum elbette tepki gösterir, biz de gösterdik!"     Gerçekten, Öztürk, MR Başka-nı Didier Reynders'e bizzat yazarak uyarılarda bulundu, yanlışlara dik-kat çekti, gerçekleri anlatıp Türk toplumunun tepkilerini yansıttı. Bu-nu yaparken, sözde soykırım iddia-larını savunanlara da, "Gelin konuşalım, kapalı kapılar ar-dında kalmayalım" dedi ama nafile...     Partinin diğer Türk asıllı üyelerinin çabaları da sonuç getirmedi. MR, Türk toplu-muna kulak tıkamıştı. Sadece Schaer-beek bölgesinde, son seçimlerde Türk asıllı adaylar kanalıyla al-dığı binlerce oy unutulmuştu. Partideki Türk asıllılar, "inkârcı" oldukları gerekçesiyle "disiplin kuruluna verilmekle" tehdit edildi.