Merhaba - Dolunay Uluç [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Jean-Claude Juncker



Merhaba - Dolunay Uluç [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Jean-Claude Juncker


     Belçika Senatosu Adalet Komisyonu'nda, Ermeni soykırımı iddialarını reddedenlerin cezalandırılmasını hedefleyen yasa tasarısına ilişkin hararetli tartışmalar yaşanırken, politikacıların geri adım atmaları Ermeni lobisini kızdırdı.     Senato'daki tartışmaların ardından, tasarıya des-tek veren Valon liberal parti “Mouvement Reforma-teur” (MR) ve Valon Yeşiller'in azınlıkta kaldıkları ve geri adımlar attıkları, söz konusu tasarının daha önce onaylandığı Federal Meclis'e iade edilmesinin gündeme geldiği görüldü.     Belçika Federal Meclisi'nde oylanarak kabul edi-len ve Senato'nun onayına gönderilen yasa değişiklik tasararısı çerçevesinde yapılan girişimlerle, sözde Er-meni soykırımı iddialarını reddedenlerin 8 gün ila bir yıl hapis, 26 ila 5 bin avro para cezasına çarptırılma-ları hedefleniyordu.      Ermeni lobisinin yoğun faaliyetleriyle Meclis'ten geçen ve onay için Senato'ya aktarılan tasarı, hükü-metin ve parlamenterlerin “uyanmaları” üzerine, söz-de soykırım iddialarını yasallaştırmaya yönelik deği-şiklik önergelerinin geri çekilmesi ve yeni bir tasarı sunulması ile Meclis'e iade ediliyor. Yeni tasarıda, sadece uluslararası adli mercilerin tanıdığı soykırımlar ele alınacak.      “Anadolu” dergisinin baskıya girdiği günlerde, Adalet Komisyonu'nun, konuyu bu şekilde sonuçlan-dırması beklenirken, hedefine bu aşamada ulaşama-yacağını anlayan Ermeni lobisi ve siyasi yandaşları tartışmaları askıya aldırmak ve tatil sonrasına bıraktırmak için yoğun çaba harcıyordu.     Tasarının onaylanmamasında, sosyalistlerin ve hıristiyan demokratların etkili olduğu gözlemlendi.      Valon liberallerin, Türk lobisini ve Belçika'da bü-yük oy potansiyeli olan Türk toplumunu tamamen karşılarına alarak sundukları değişiklik önergeleri ile Ermeni lobisinden yana tavır koymaları, partinin Türk asıllı bazı politikacılarını disiplin kuruluna sevk tehdidinde bulunacak kadar ileri gitmeleri ise tepkile-re yol açıyor. Söz konusu parti, 17 Aralık'ta gerçekleşen AB zirvesi öncesinde de bir açıklama yaparak Türkiye'nin sözde soykırımı tanıması çağrısında bu-lunmuş ve bunu bir koşul olarak ileri sürmüştü.İLGİNÇ TARTIŞMALAR     Tasarı tartışmaları ve bu tartışmalar çerçevesinde politikacılar tarafından basına yapılan açıklamalar, il-ginç tespitleri beraberinde getirdi.
     Sosyalist Adalet Bakanı Laurette Onkelinx, tasarı-nın Meclis'ten geçme sürecinde destek verdi-ğini ancak hukuk uzmanları tarafından uyarılmasının ardından fikir değiştirdiğini ifade etti. Onkelinx, “Yasama, Yürütme ve Yargı güçlerinin yetki ayırımı çerçevesinde, siyasi bir kurumun kararı nedeniyle bir kişinin yargılanması fikrini reddettiğini”' söyledi.     Yeni bir tasarı vererek sözde Ermeni soy-kırımı iddialarını kapsam dışına taşıyan Hıris-tiyan Demokrat Parti (CDH) üyesi Clotilde Nyssens, tasarının liberallerin sunduğu şekil-de onaylanması halinde “ortaya çıkacak bü-yük hukuki sorunlara” dikkat çekti.
     Geri adım atan liberaller de, Avrupa Par-lamentosu'nun 1987'de aldığı karara atıfta bulunmaktan vaz geçtiler. Avrupa Adalet Di-vanı, 2004 sonunda, Ermeni lobisinin açtığı bir davayı sonuçlandırırken, Avrupa Parla-mentosu'nun sözde soykırımı tanıyan ve Tür-kiye'den de tanımasını isteyen kararının “sa-dece siyasi olduğunu, hiçbir hukuki yaptırım gücü bulunmadığını, her an değiştirilebilece-ğini” belirtmişti.
     Sözde soykırımı yasallaştırmaya yönelik tasarıda imzası bulunan liberal senatör Chris-tine Defraigne, sözde soykırımın Belçika Se-natosu tarafından “tarihe gömüldüğünü” üzüntüyle söyledi.
     Türkiye karşıtı tavırla-rıyla tanınan liberal Alaine Destexhe, Türk asıllı Belçi-kalı politikacılara ve özellikle Brüksel Devlet Bakanı Emir Kır'a yönelik saldırı ve ithamlarını sürdürdü.
     Tartışmalar sırasında “bilimsel araştırma gereği” üzerinde duran ve konunun “hassasiyetine” değine-rek “siyasi yetkisizlik” ifade eden, “Bir soykırımın olup olmadığına biz karar veremeyiz” diyen senatörlerin sayısında artış olduğu gözlemlendi.     Belçika hükümetinin ve siyasetçilerin konuya “da-ha ciddi ve hassassiyetle yaklaşımlarında”, bu ülkedeki Türk sivil toplum kuruluşlarının son dönemde ilettikleri bilgilendirme ve uyarı mesajlarının, toplumsal ve bireysel tepkilerin de önemli rol oynadığı belirtili-yor.MEKTUPLAR, UYARILAR     “Anadolu” dergisinin ilk adımlarını attığı bir hare-ket çerçevesinde, Belçika’daki birçok birey ve sivil toplum örgütü, bu ülkenin politikacılarına uyarı me-sajları gönderdiler.     Belçika'daki işadamlarını bir araya getiren Türk Özel Sektör Dostluk Grubu (TÖSED) da, Senato Baş-kanı'na ilettiği bir mektupla, Brüksel hükümetini ve siyasi çevreleri uyaran sivil toplum örgütlerine katıldı.      TÖSED Yönetim Kurulu, mektubunda, söz ko-nusu yasa tasarısına ve Ermeni tezlerini ön plana çıkaran değişiklik önergelerine ilişkin endişelerini dile getirerek, kurum olarak Türkiye-Belçika ilişkilerine ve bu ülkedeki Türk toplumunun uyumlu yaşamına ver-diği önemi hatırlattı.
     Mektupta, Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan trajik olayların tarihçiler tarafından ayrıntılı olarak incelenmesi gereği üzerinde durularak Türkiye'nin bu yöndeki önerisinin cesaret verici bir süreç başlattığı belirtildi ve bu sürece zarar verecek siyasi girişimlerden kaçınılması istendi.     TÖSED mektubunda, soykırım gibi ağır bir suçlamaya hedef olan tarafın, yetkili ve uzman bir heyet karşısında savunma hakkı olması gerektiği belirtildi ve siyasi kararlar ile yargısız infazların adalet kavramına ters düştüğü vurgulandı.     Mektupta, bu tür girişimlerin Türk ve Ermeni top-lumları arasındaki ilişkilere verdiği zarara da işaret edildi ve Sena-to'nun, söz konusu yasa ta-sarısını incelerken dikkatli olması çağrısında bulunuldu.     Belçika Türk Kadınlar Derneği (AFBT) de, bayan siyasetçilere yönelik bir mektup yazarak Türkiye’ye ve Türk toplumuna yapılan haksızlıklara dikkat çekti. AFBT, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinde siyasi oyunlara alet olunmamasının önemine değinerek, sözde soy-kırım iddialarının incelenmesi için, Ermenistan hariç, Türkiye ve birçok ülkenin arşivlerinin, tüm dünya ta-rihçilerine açık olduğunu hatırlattı.     AFBT, tarihi ve bilimsel aydınlık gereği üzerinde durduğu mektubunda, fikir ve ifade özgürlüklerinin kısıtlanmasının sadece karanlık emellere hizmet edeceğine dikkat çekti.     Gelişmelerden duyulan endişenin yansıtıldığı mektupta, politikacılar “iyi düşünmeye” davet edildi.      Belçika’daki Türk toplumu ve temsilcileri, konuya ilişkin gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürüyor.q