Belçika Senatosu Adalet Komisyonu'nda, Ermeni soykırımı iddialarını
reddedenlerin cezalandırılmasını hedefleyen yasa tasarısına ilişkin
hararetli tartışmalar yaşanırken, politikacıların geri adım atmaları
Ermeni lobisini kızdırdı. Senato'daki
tartışmaların ardından, tasarıya des-tek veren Valon liberal parti
“Mouvement Reforma-teur” (MR) ve Valon Yeşiller'in azınlıkta kaldıkları
ve geri adımlar attıkları, söz konusu tasarının daha önce onaylandığı
Federal Meclis'e iade edilmesinin gündeme geldiği
görüldü. Belçika Federal Meclisi'nde oylanarak
kabul edi-len ve Senato'nun onayına gönderilen yasa değişiklik
tasararısı çerçevesinde yapılan girişimlerle, sözde Er-meni soykırımı
iddialarını reddedenlerin 8 gün ila bir yıl hapis, 26 ila 5 bin avro
para cezasına çarptırılma-ları hedefleniyordu.
Ermeni lobisinin yoğun faaliyetleriyle Meclis'ten geçen ve onay için
Senato'ya aktarılan tasarı, hükü-metin ve parlamenterlerin “uyanmaları”
üzerine, söz-de soykırım iddialarını yasallaştırmaya yönelik
deği-şiklik önergelerinin geri çekilmesi ve yeni bir tasarı sunulması
ile Meclis'e iade ediliyor. Yeni tasarıda, sadece uluslararası adli
mercilerin tanıdığı soykırımlar ele
alınacak. “Anadolu” dergisinin baskıya
girdiği günlerde, Adalet Komisyonu'nun, konuyu bu şekilde
sonuçlan-dırması beklenirken, hedefine bu aşamada ulaşama-yacağını
anlayan Ermeni lobisi ve siyasi yandaşları tartışmaları askıya aldırmak
ve tatil sonrasına bıraktırmak için yoğun çaba
harcıyordu. Tasarının onaylanmamasında,
sosyalistlerin ve hıristiyan demokratların etkili olduğu gözlemlendi.
Valon liberallerin, Türk lobisini ve
Belçika'da bü-yük oy potansiyeli olan Türk toplumunu tamamen
karşılarına alarak sundukları değişiklik önergeleri ile Ermeni
lobisinden yana tavır koymaları, partinin Türk asıllı bazı
politikacılarını disiplin kuruluna sevk tehdidinde bulunacak kadar
ileri gitmeleri ise tepkile-re yol açıyor. Söz konusu parti, 17
Aralık'ta gerçekleşen AB zirvesi öncesinde de bir açıklama yaparak
Türkiye'nin sözde soykırımı tanıması çağrısında bu-lunmuş ve bunu bir
koşul olarak ileri sürmüştü.İLGİNÇ TARTIŞMALAR
Tasarı tartışmaları ve bu tartışmalar çerçevesinde politikacılar
tarafından basına yapılan açıklamalar, il-ginç tespitleri beraberinde
getirdi.
Sosyalist Adalet Bakanı Laurette Onkelinx,
tasarı-nın Meclis'ten geçme sürecinde destek verdi-ğini ancak hukuk
uzmanları tarafından uyarılmasının ardından fikir değiştirdiğini ifade
etti. Onkelinx, “Yasama, Yürütme ve Yargı güçlerinin yetki ayırımı
çerçevesinde, siyasi bir kurumun kararı nedeniyle bir kişinin
yargılanması fikrini reddettiğini”' söyledi.
Yeni bir tasarı vererek sözde Ermeni soy-kırımı iddialarını kapsam
dışına taşıyan Hıris-tiyan Demokrat Parti (CDH) üyesi Clotilde Nyssens,
tasarının liberallerin sunduğu şekil-de onaylanması halinde “ortaya
çıkacak bü-yük hukuki sorunlara” dikkat çekti.
Geri adım atan liberaller de, Avrupa
Par-lamentosu'nun 1987'de aldığı karara atıfta bulunmaktan vaz
geçtiler. Avrupa Adalet Di-vanı, 2004 sonunda, Ermeni lobisinin açtığı
bir davayı sonuçlandırırken, Avrupa Parla-mentosu'nun sözde soykırımı
tanıyan ve Tür-kiye'den de tanımasını isteyen kararının “sa-dece siyasi
olduğunu, hiçbir hukuki yaptırım gücü bulunmadığını, her an
değiştirilebilece-ğini” belirtmişti.
Sözde soykırımı yasallaştırmaya yönelik
tasarıda imzası bulunan liberal senatör Chris-tine Defraigne, sözde
soykırımın Belçika Se-natosu tarafından “tarihe gömüldüğünü” üzüntüyle
söyledi.
Türkiye karşıtı tavırla-rıyla tanınan liberal
Alaine Destexhe, Türk asıllı Belçi-kalı politikacılara ve özellikle
Brüksel Devlet Bakanı Emir Kır'a yönelik saldırı ve ithamlarını
sürdürdü.
Tartışmalar sırasında “bilimsel araştırma
gereği” üzerinde duran ve konunun “hassasiyetine” değine-rek “siyasi
yetkisizlik” ifade eden, “Bir soykırımın olup olmadığına biz karar
veremeyiz” diyen senatörlerin sayısında artış olduğu
gözlemlendi. Belçika hükümetinin ve
siyasetçilerin konuya “da-ha ciddi ve hassassiyetle yaklaşımlarında”,
bu ülkedeki Türk sivil toplum kuruluşlarının son dönemde ilettikleri
bilgilendirme ve uyarı mesajlarının, toplumsal ve bireysel tepkilerin
de önemli rol oynadığı belirtili-yor.MEKTUPLAR,
UYARILAR “Anadolu” dergisinin ilk adımlarını
attığı bir hare-ket çerçevesinde, Belçika’daki birçok birey ve sivil
toplum örgütü, bu ülkenin politikacılarına uyarı me-sajları
gönderdiler. Belçika'daki işadamlarını bir
araya getiren Türk Özel Sektör Dostluk Grubu (TÖSED) da, Senato
Baş-kanı'na ilettiği bir mektupla, Brüksel hükümetini ve siyasi
çevreleri uyaran sivil toplum örgütlerine
katıldı. TÖSED Yönetim Kurulu,
mektubunda, söz ko-nusu yasa tasarısına ve Ermeni tezlerini ön plana
çıkaran değişiklik önergelerine ilişkin endişelerini dile getirerek,
kurum olarak Türkiye-Belçika ilişkilerine ve bu ülkedeki Türk
toplumunun uyumlu yaşamına ver-diği önemi hatırlattı.
Mektupta, Birinci Dünya Savaşı sırasında
yaşanan trajik olayların tarihçiler tarafından ayrıntılı olarak
incelenmesi gereği üzerinde durularak Türkiye'nin bu yöndeki önerisinin
cesaret verici bir süreç başlattığı belirtildi ve bu sürece zarar
verecek siyasi girişimlerden kaçınılması
istendi. TÖSED mektubunda, soykırım gibi ağır
bir suçlamaya hedef olan tarafın, yetkili ve uzman bir heyet karşısında
savunma hakkı olması gerektiği belirtildi ve siyasi kararlar ile
yargısız infazların adalet kavramına ters düştüğü
vurgulandı. Mektupta, bu tür girişimlerin Türk
ve Ermeni top-lumları arasındaki ilişkilere verdiği zarara da işaret
edildi ve Sena-to'nun, söz konusu yasa ta-sarısını incelerken dikkatli
olması çağrısında bulunuldu. Belçika Türk
Kadınlar Derneği (AFBT) de, bayan siyasetçilere yönelik bir mektup
yazarak Türkiye’ye ve Türk toplumuna yapılan haksızlıklara dikkat
çekti. AFBT, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinde siyasi oyunlara alet
olunmamasının önemine değinerek, sözde soy-kırım iddialarının
incelenmesi için, Ermenistan hariç, Türkiye ve birçok ülkenin
arşivlerinin, tüm dünya ta-rihçilerine açık olduğunu
hatırlattı. AFBT, tarihi ve bilimsel aydınlık
gereği üzerinde durduğu mektubunda, fikir ve ifade özgürlüklerinin
kısıtlanmasının sadece karanlık emellere hizmet edeceğine dikkat
çekti. Gelişmelerden duyulan endişenin
yansıtıldığı mektupta, politikacılar “iyi düşünmeye” davet edildi.
Belçika’daki Türk toplumu ve temsilcileri,
konuya ilişkin gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürüyor.q