Çocuk Sayfası [ Anadolu .. 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 .. ] Atatürk olmasaydı



Çocuk Sayfası [ Anadolu .. 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 .. ] Atatürk olmasaydı


 Erhan Erer    “Atatürk Olmasaydı” adlı kitabı hiç-bir kitapevinde bulamayınca son çareyi kitabın yazarı Cemal Kutay beyi bizzat evinde ziyaret ederek ondan sormakta buldum. Kadıköy'de, Bahariye’ye yakın mütevazı bir evin kapısını çalarken ba-yağı heyecanlanmıştım. Öyle ya, 1909 yılında, Konya’da doğan, 67 yıl aralıksız emek vererek 175 kitap yazan ve halen yazmaya devam eden en yaşlı ta-rihçimizle tanışacaktım. Misafir odasına kabulümden biraz sonra bastonuna da-yanarak gelen, gözleri iyi görmeyen, kulakları iyi işitmeyen fakat beyni 20'-sinde bu 96’lık yaşlı delikanlı "Sefa
geldiniz" diyerek yanıbaşıma oturuverdi. Beni sabırla dinledikten sonra üç defa basılan bu eserinden elinde sa-dece bir tane kaldığını ve onu da  kü-tüphanesi için sakladığını üzülerek söy-ledi. İkinci baskısını Milliyet Yayınları basmış ve okuyucularına dağıtmış. Bel-ki ellerinde kalmışsa onlardan temin edebileceğimi anlattı.  Nitekim bu saye-de elde ettim bu küçük fakat şahane eseri...
     Bu arada niçin ısrarla o kitabı bulmak istediğimi sordu. Ben de Brüksel’-de oturduğumu ve ayda bir çıkan, Ata-türk’ü ve Kemalizm’i orada oturan Türk asıllı gençlere anlatabilmek ama-cıyla basılan “Anadolu” dergisinde onun bilgilerinden yararlanarak alıntılar yapmak istediğimizi söyledim. Ne ka-dar memnun kaldığını size burada tarif edemem.       İşte Cemal Kutay’ın kitabından “Atatürk olmasaydı”, neler olurdu, ne-ler olmazdı:q q q      Osmanlı İmparatorluğu'nun tarih sahnesinden çekilmesinden sonra imparatorluğun temel yapısı Türklüğün müstakil devlet safhasının kapanması, “hasta adam” teşhisinden sonra dünya kararı idi. Atatürk, daha ön yüzbaşı iken, geleceği görebilmiş, 1907 Misak-ı Milli'si ile Türk olmayan imparatorluk topraklarını üzerinde yaşayanlara bırakarak çizdiği haritayla, Milli Türk Devleti'ni o zaman düşünmüştü. Ne Trablusgarb Harbi, ne Balkan Harbi, ne Birinci Dünya Harbi olmamıştı. Emperyalist devletler Osmanlı'nın mirasından o gün alacakları boşlukta bulacak, Türk'ü bırakıp birbirleriyle boğuşacaklardı. Ve dokuz cephede erimeden Misak-ı Milli sınırlarını, ana hatlarıyla bugünkü sınırlarımızı bir saldırıya karşı başarıyla savunabilecektik. Kafasında bu gerçek fikirlerle Milli Mücadele bayrağını açabilecek tek insan oydu ve bu vazifesini de başardı. q q q      Atatürk Olmasaydı, Çanakkale Zaferi olmazdı. Çanakkale Zaferi  olmayınca da: ü İngiliz-Fransız-Rus İtilaf Devletleri Bloku savaşı planladıkları üzere en çok 17 ayda kesin zaferle mühürler, Rus Çarlığı haşmetle sürer, İstanbul-Boğaz-lar Moskof'un eline geçer, Sevr Anlaş-ması'nın şartları daha o tarihte gerçek olurdu.ü Trablusgarb ve Balkan Harbleri ye-nilgisinden sonra morali sıfır, benliği yok olmuş, ezik-bitik Türklük için des-tan devri kapanırdı.ü Dünyanın hiçbir esir-mazlum milleti-nin emperyalizmin baskısı altındaki ül-kesinde milli kurtuluş fikri oluşamaz ve hareket gelişemezdi. Çarlık Rusya yıkılmasaydı, Orta Asya ve Kafkaslar'daki Türkler, kısa süreli de olsa bağımsız devletlerine kavuşamazdı. ü Çanakkale savunması, karşımızdaki-lerde olduğu kadar onlara her bakımdan yardımcı olmuş dominyon-sömür-gelerde bağımsızlık ve haysiyet şuurunu uyandırdı: Yorgun ve imkansız bir milletin şahlanışı ile tarihin akışını değişti-rebileceğini ispatladı. Ve bu kervana onlar da katıldılar: İngiliz-Fransız ordularına lejyoner olarak katılmış Museviler dahil, hepsinde bağımsızlık şuuru oluştu... q q q      Atatürk Olmasaydı... Orduyu politika dışında tutabilmek mümkün olmaz-dı. O, İkinci Meşrutiyet’te de ordunun günlük politika dışında tutulmasının mücadelesini yaptı. İttihad ve Terraki'-nin İkinci Kongresi'nde bu gerçek za-bıtlara geçmiştir. Ordu mensupları el-bette politikaya girme hakkına sahipti-ler: Şu şartla ki, fiili askerlik hizmetleri-ne son vermeleri gerekirdi. Nitekim, Birinci Büyük Millet Meclisi'nde hemen hemen bütün kumandalar, aynı zamanda milletvekili idiler. İkinci Büyük Millet Meclisi'nde bu prensibi tatbik etti ve bu durumda olanlar ya asker, ya milletve-kili oldular.     Rejimin ve de bilhassa inkılapların korunması, Atatürk için ülkenin korunmasıyla eşdeğerdi. Fakat bunun, ordu-nun aktif siyasete müdahalesinin sürekli geçerli sebep olmasını asla istememişti. Ordunun konu üzerinde gözardı edil-mesi imkansız mevcudiyet olduğunun hissedilmiş olması sınırında tutmuştur.  q q
     Atatürk Olmasaydı... Milliyetçilik duygusundan yoksun kalmaya devam edecek ve eşiğinde olduğumuz ümmet-çilik kazanına düşecektik. Çok farklı görüşler içinde, hiçbir zaman sağlam olamamış şekli din kardeşliği ardında ya Arap ya Acem (İran) şoven milliyet-çiliğinin potasında kaynayacaktık. Bil-hassa urube’nin (Araplaşma-Araplaş-tırma düzeni) hammaddesi olacaktık.
Atatürk bizi Türklüğümüze iade etti. “Bir Türk Dünyaya Bedeldir" inancını getirirken, "Ne Mutlu Türküm Diyene" gururunu bayraklaştırırken tarih gerçeklerine dayandı. Bunu, Atatürk'ün milletini nasıl anladığının kendi el yazılı belgesinde görebilirsiniz.      Olay şu: Ata'nın manevi kızlarından Afet İnan, tarih doktorası tezini İs-viçreli Prof. Eugene Pittard'dan "Türk'-ün Tarifi" olarak almıştı. Milletinin niteliklerini tarih aynasından okuyacaktı. İnan, uzun zaman uğraştı ve tezini ha-zırladı. Atatürk'e "Lütfen bir göz atar mısınız" ricasını sundu. Ata bir an dü-şündü ve sonra "Dur şimdi kendi inanç-larım içinde ben de Türk'ün Tarifini ça-lışayım" dedi ve çoğu zaman kullandığı kurşun kalemle milletini şöyle anlattı:      "Bu memleket dünyanın bekleme-diği, asla ümid etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu, sonra onlara alıştı. Onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu, ta-biat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, ka-sırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir."     Hatırlayalım: Atatürk milleti için bu inancını satırlaştırırken, aralarında Os-manlı sınırları içinde teba kavimler da-hil, dünya Türk'ü sadece İslam ümmetinin bir parçası olarak görüyordu. O kadar! Oysa ki, biz İslamiyetten çok ev-vel de bir millet tarifinin bütün şartlarına eksiksiz sahiptik. İşte Atatürk, bu unutulmuş-unutturulmuş gerçeği mille-tine sunuyordu. O kadar!
q q q Atatürk Olmasaydı... Türkiye komünist rejimi kabul edebilirdi. Milli Mücadele-nin ilk günlerini hatırlayın: Dört taraftan işgal altında, silahları alınmış, hazinesi on parasız, meşru sayılan hükümeti karşı koymanın vatan ihaneti olduğunu ilan etmiş, 1908-1918 hepsi yenilgiyle sonuçlanmış üç savaşta erkek nüfusunu yitirmiş, yorgun, bitab bir millet ve harab bir vatan... Ve karşı-sındakiler, dünyaya asgari yüzyıl düzen vermek iddiasındaki galipler bloku. Bir tek ümit kapısı var: Çarlığını yıkıp ko-münist rejimini kuran Sovyet Rusya... O da emperyalizme karşı olduğu iddiasında. Ve de çarlık ordularını, yardı-mıyla yendiği Orta Asya ve Kafkasya Türk dünyasına bağımsızlıklarını vermek kararını ilan eden, kendi yandaş-larıyla otonom hükümetler kurma hazırlığında...      Sonuçta çalkantıların durulmasıyla Mustafa Kemal Büyük Millet Meclisi'-nin gizli celsesinde açıklar:      "Türkiye'de bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü Türk hükümetinin ilk gayesi, halka hürriyet ve saadet vermek, askerlerimize olduğu kadar sivil halkımıza da iyi bakmaktır." q q q      Atatürk Olmasaydı... Kadın hak ve hürriyetleri, öteki İslam ülkelerinin şartları içinde kalacaktı. Şeriatın, meselâ Suudi Arabistan'da olduğu gibi doğrudan hakim olduğu ülkelerde kadının nasıl dışlandığı gözler önündedir. Bu arada, meselâ iki yüz yıla yakın İngil-tere'nin egemenliğinde kalmış, resmi dilleri arasında İngilizce'nin bulunması kadar, batı hayatıyla ilgisi olmuş Pakis-tan'da, şeriatın dolaylı tatbik edildiği bu ülkede, oy sandığından milletinin bir ümit halinde çıkardığı Benazir Butto'ya sadece ve yalnız kadın olduğu için reva görülenler gözler önündedir. İşte Ata-türk'ün kendinden öncekilerden, çağdaşlarından ve hatta yarınkilerden farkı buradadır...q q q      Atatürk Olmasaydı... Devlet haya-tında, Babıali'nin mirası İdare-i Masla-hat (yaşanılan günü düşünme) illetinden imkan yok kurtulamazdı. Bir büyük devlete dayanarak avunma ve durma-dan bu ikibüklümüğün ceremesini ödemeye devam eder dururdu. Karşısında kim olursa olsun, milletinin-devletinin haysiyet ve itibarını alakadar eden