Hareketli günler yaşadık. Belçikalı dost ve kardeşlerimize, soykırım
iddialarını gündeme taşıyıp toplumlarımız ve ülkelerimiz arasında yeni,
anlamsız ve gereksiz sorunlar çıkarmayı hedefleyenlere itibar
göstermemeleri çağrısında bulunduk. Bu çağrılarımızı ve uyarılarımızı
dikkate aldılar. Zor oldu ama iyi oldu. Toplum
olarak deneyim kazandık. Gördük ki, (ve gördüler ki) Belçika’daki Türk
toplumu iddia edildiği gibi bilinçsiz, tepkisiz, duyarsız değil...
Bu ülkede siyasete atılan Türk asıllı
politikacıların rollerinin önemini daha iyi fark ettik. Bu
temsilcilerimizi desteklememiz, aralarında yer alan birkaç etkisiz ve
tepkisizi eleyerek diğerlerinin sayısını artırmamız gereğinin bilincine
vardık. Demokratik yöntemlerle sesimizi
duyurmak istediğimizde, karşımızda ister istemez bu sese kulak veren
muhataplar olduğunu gördük. Toplumsal gücümüzü
fark ettik! Sivil toplum örgütlerimizi daha
fazla desteklemek ve düzenlemek ihtiyacımız gözler önüne
serildi. Belçikalı siyasilerle, kurum ve
kuruluşlarla, bireylerle daha sağlıklı ve yakın bir diyalog kurma
ihtiyacımız da... “Anadolu” dergisi olarak
yoğun çalışmala-rımıza devam ediyoruz.
Önümüzdeki günlerde, İngilizce ve Fransızca bir özel sayımız yüksek
tirajlı olarak dağıtıma giriyor. Yabancılara, bazı Ermenilerin ve
Türkiye karşıtlarının ön plana çıkarmak istedikleri soykırım iddiaları
konusunda ayrıntılı, belgesel bilgiler aktaracağız. Çünkü bilgileri
yok, çünkü onları bilgilendiren de yok! Bir
başka hazırlığımız da Belçika’daki Türk çocuklarına
yönelik... Bu yaz hazırlayacağımız özel “Çocuk
Sayısı”, gelecek ders yılı başında tüm Türk çocuklarına dağıtılacak.
Aralarında, ne yazık ki, Atatürk’ü yeterince tanımayan veya
anlamayanlar, hatta Türkiye’nin bir “padişah” tarafından yönetildiğini
sananlar var. Ellerinde eğitim malzemesi, kitap, bilgi yok. Boşluk
büyük...
“Anadolu”, yabancılara yönelik İngilizce ve Fransızca özel sayısı ile
çocuklarımıza yönelik özel sayısının ardından, yaz tatili sonrası,
eylülde tekrar okuyucularıyla buluşacak.
İyi tatiller.
Dolunay Uluç