Kalbimdeki İstanbul [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] CDH Türklere kulak veriyor



Kalbimdeki İstanbul [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] CDH Türklere kulak veriyor


Türklerle ilgili düşüncelerim tümüyle değişti. Ama ne yazık ki orada yaşamadan bunun farkına varmak çok zor. Türkleri anlayabil-mek için güneydeki tatil köylerine gitmek yetmez.
ü Gitmeden önce önyargılarınız çok muydu?ü Evet. Benim de bir sürü negatif duy-gum vardı. Özellikle kadınların gireme-diği, sadece erkeklerin oturup keyfine baktığı kahvehaneler bir kadın olarak beni biraz kızdırırdı. Ama İstanbul’a gidince fark ettim ki kadınlar da bir araya gelip, sohbet edip, birlikte çok hoş vakit geçirebiliyorlar. Ben bile birkaç kez, tek yabancı olarak bu tip toplantılara davet edildim.
 Hayatımın en güzel anılarını İstanbul’da edindim. Çok mutlu eden kocaman bir sürpriz oldu benim için İstanbul. İnsanlar, yaşayış biçimleri, yardım severlikleri, her şey sürprizdi. Her köşenin dili var sanki İstanbul’da, her an  insana tarihten bir şeyler anlatan bir taşla karşılaşabiliyorsunuz...  ü Ya güldüren anılar?..ü Oturduğumuz ev bir caminin bitişiğin-deydi. Hayatımda ilk defa ezan sesi duydu-ğumda sabah saat beşti. Korkudan ölüyordum. Hoparlörlerden gelen sesle yataktan fırladım. İhtilal filan oluyor zannettim.     Bir de arada yanlış otobüse binip, Boğaz köprüsünü geçip kendimi Asya yakasında buluşlarım...
ü Sizce Türkiye’nin ne kadarı Avrupa Birliğine ait?ü Bana göre insan hakları, kadın hakları konularındaki reformlar ve koşullar yerine getirildiğinde, büyük bir kısmı... Ve tabii biraz hassas bir konu belki ama Ermeni meselesi de açıklığa kavuşturulmayı bekleyen bir konu... ü Müslüman bir ülke olmak engel görülebilir mi?ü Avrupa’da zaten halen yaşamakta olan binlerce müslüman var. Ilımlı ve hoşgörü sahibi müslümanların yaşadığı bir ülkenin İslamiyeti bir engel olamaz bana göre... Aşırı uçlarda gezinenler benim ülkemde de var. Ve bu insanlar, zaman zaman, asla kabul görmeyen davra-nışlarda bulunuyorlar. Herkesin birbirinin inancına veya inançsızlığına saygı göstermesi gerekiyor. Bir arada yaşayabilmenin kuralı bu. Benim için  adı Halid olan bir doktora gitmek bir problem teşkil etmiyor...Veya yeni ca-milerin yapılması... Ama aynı saygıyı ben de bekliyorum...     Türkiye bu bakımdan çok önemli. Batı dünyasının İslamiyete duyduğu korkuyu yok edebilecek bir ülke... Ama Türkiye’yi tanıma-dıkları için ve biraz da ekonomik nedenlerden ötürü genel bir korku var.      Atatürk Türkiye’de birkaç yıl içinde ina-nılmaz değişiklikler yaptı. Bölgede bunu başarabilen başka ülke yok. Alfabeyi, yaşam tarzını değiştirdi. Türk insanı esnek. Bunlar Frank’tan Euro’ya geçmeye benzemez. Taa Birinci Dünya Savaşı zamanında çok daha büyük ve önemli değişikliklere uyum sağla-yabilmiş bir toplumun Avrupa Birliği’ne de uyum sağlaması güç olmaz. Gerçi şimdi fe-deralizme doğru gidiyoruz ama Belçika’da biz birlikten kuvvet doğduğuna inanırız. Türkiye de bu birlikte yer almalı...q    Ebru Özer 17 yaşında ve Belçika'da doğmuş genç bir ressam. Ixelles’deki “Ma Campagne” okulunda resim bölümü son sınıf öğ-rencisi. Yüksek tahsilini de bu sanat alanında sürdür-meyi planlıyor.   11 yaşında resim yapmaya başlayan Ebru'nun annesi ve babası 36 sene önce Gaziantep'ten Belçi-ka’ya gelmişler.       Nisan’da, Babel Derne-ği’nin kuruluşunun 20. yılı nedeniyle Belçika çapında düzenlenen afiş yarışmasında üçüncülüğü alan Ebru Özer, bu ödülün ilginç hi-kâyesini ve resim yapmaktan aldığı mutluluğu anlatı-yor:     "Belçika'daki tüm re-sim bölümlerinde okuyan öğrencilerin katıldığı bir ya-rışma söz konusu. 2500 öğrenci arasından üçüncü oldum. Ben resimlerimin üzerinde günlerce çalışmam. Aklıma geleni he-men çizerim ve üzerinde oynamam. Bu resmi yaptı-ğımda da herkes gülmeye başladı. Bilgisayara yerleş-tirdim ve renkler yanlış oldu ama çok hoşuma gitti, o haliyle tutmaya karar verdim. Sınıfımda herkes güldü ama resmi hocam da beğendi ve yarışmaya yolladık. Tema aşk üzerineydi. Resimi yaparken acı, sevgi, ayrılık yaşayan aşıkları dü-şündüm. Ama resmi renk-lendirirken erkeğin tenini koyu, kadınınkini açık yaptım. Resmimde aşkın ya-nında ırkçılığı da anlattım.”   “Genelde doğa çizmeyi seviyorum, insan figürleri çok sevmiyorum. Cami çiz-meyi de seviyorum. Türk kökenli öğrenci olarak Türk gençliğini ve Türki-ye´yi de temsil etmekten gurur duydum" diyenEbru Özer'in yarışmada üçüncülüğü alan afiş çalışması Info Ixelles adlı dergi tarafından satın alındı ve önümüzdeki aylarda kapak fotoğrafı olarak yayınlana-cak.q