Türklerle ilgili
düşüncelerim tümüyle değişti. Ama ne yazık ki orada yaşamadan bunun
farkına varmak çok zor. Türkleri anlayabil-mek için güneydeki tatil
köylerine gitmek yetmez.
ü Gitmeden önce önyargılarınız çok muydu?ü Evet. Benim de bir sürü
negatif duy-gum vardı. Özellikle kadınların gireme-diği, sadece
erkeklerin oturup keyfine baktığı kahvehaneler bir kadın olarak beni
biraz kızdırırdı. Ama İstanbul’a gidince fark ettim ki kadınlar da bir
araya gelip, sohbet edip, birlikte çok hoş vakit geçirebiliyorlar. Ben
bile birkaç kez, tek yabancı olarak bu tip toplantılara davet edildim.
Hayatımın en güzel anılarını İstanbul’da edindim. Çok mutlu eden
kocaman bir sürpriz oldu benim için İstanbul. İnsanlar, yaşayış
biçimleri, yardım severlikleri, her şey sürprizdi. Her köşenin dili var
sanki İstanbul’da, her an insana tarihten bir şeyler anlatan bir
taşla karşılaşabiliyorsunuz... ü Ya güldüren anılar?..ü
Oturduğumuz ev bir caminin bitişiğin-deydi. Hayatımda ilk defa ezan
sesi duydu-ğumda sabah saat beşti. Korkudan ölüyordum. Hoparlörlerden
gelen sesle yataktan fırladım. İhtilal filan oluyor zannettim.
Bir de arada yanlış otobüse binip, Boğaz köprüsünü
geçip kendimi Asya yakasında buluşlarım...
ü Sizce Türkiye’nin ne kadarı Avrupa Birliğine ait?ü Bana göre insan
hakları, kadın hakları konularındaki reformlar ve koşullar yerine
getirildiğinde, büyük bir kısmı... Ve tabii biraz hassas bir konu belki
ama Ermeni meselesi de açıklığa kavuşturulmayı bekleyen bir konu... ü
Müslüman bir ülke olmak engel görülebilir mi?ü Avrupa’da zaten halen
yaşamakta olan binlerce müslüman var. Ilımlı ve hoşgörü sahibi
müslümanların yaşadığı bir ülkenin İslamiyeti bir engel olamaz bana
göre... Aşırı uçlarda gezinenler benim ülkemde de var. Ve bu insanlar,
zaman zaman, asla kabul görmeyen davra-nışlarda bulunuyorlar. Herkesin
birbirinin inancına veya inançsızlığına saygı göstermesi gerekiyor. Bir
arada yaşayabilmenin kuralı bu. Benim için adı Halid olan bir
doktora gitmek bir problem teşkil etmiyor...Veya yeni ca-milerin
yapılması... Ama aynı saygıyı ben de
bekliyorum... Türkiye bu bakımdan çok önemli.
Batı dünyasının İslamiyete duyduğu korkuyu yok edebilecek bir ülke...
Ama Türkiye’yi tanıma-dıkları için ve biraz da ekonomik nedenlerden
ötürü genel bir korku var. Atatürk Türkiye’de
birkaç yıl içinde ina-nılmaz değişiklikler yaptı. Bölgede bunu
başarabilen başka ülke yok. Alfabeyi, yaşam tarzını değiştirdi. Türk
insanı esnek. Bunlar Frank’tan Euro’ya geçmeye benzemez. Taa Birinci
Dünya Savaşı zamanında çok daha büyük ve önemli değişikliklere uyum
sağla-yabilmiş bir toplumun Avrupa Birliği’ne de uyum sağlaması güç
olmaz. Gerçi şimdi fe-deralizme doğru gidiyoruz ama Belçika’da biz
birlikten kuvvet doğduğuna inanırız. Türkiye de bu birlikte yer
almalı...q Ebru Özer 17 yaşında ve Belçika'da doğmuş
genç bir ressam. Ixelles’deki “Ma Campagne” okulunda resim bölümü son
sınıf öğ-rencisi. Yüksek tahsilini de bu sanat alanında sürdür-meyi
planlıyor. 11 yaşında resim yapmaya başlayan Ebru'nun
annesi ve babası 36 sene önce Gaziantep'ten Belçi-ka’ya
gelmişler. Nisan’da, Babel Derne-ği’nin
kuruluşunun 20. yılı nedeniyle Belçika çapında düzenlenen afiş
yarışmasında üçüncülüğü alan Ebru Özer, bu ödülün ilginç hi-kâyesini ve
resim yapmaktan aldığı mutluluğu anlatı-yor:
"Belçika'daki tüm re-sim bölümlerinde okuyan öğrencilerin katıldığı bir
ya-rışma söz konusu. 2500 öğrenci arasından üçüncü oldum. Ben
resimlerimin üzerinde günlerce çalışmam. Aklıma geleni he-men çizerim
ve üzerinde oynamam. Bu resmi yaptı-ğımda da herkes gülmeye başladı.
Bilgisayara yerleş-tirdim ve renkler yanlış oldu ama çok hoşuma gitti,
o haliyle tutmaya karar verdim. Sınıfımda herkes güldü ama resmi hocam
da beğendi ve yarışmaya yolladık. Tema aşk üzerineydi. Resimi yaparken
acı, sevgi, ayrılık yaşayan aşıkları dü-şündüm. Ama resmi
renk-lendirirken erkeğin tenini koyu, kadınınkini açık yaptım. Resmimde
aşkın ya-nında ırkçılığı da anlattım.” “Genelde doğa
çizmeyi seviyorum, insan figürleri çok sevmiyorum. Cami çiz-meyi de
seviyorum. Türk kökenli öğrenci olarak Türk gençliğini ve Türki-ye´yi
de temsil etmekten gurur duydum" diyenEbru Özer'in yarışmada üçüncülüğü
alan afiş çalışması Info Ixelles adlı dergi tarafından satın alındı ve
önümüzdeki aylarda kapak fotoğrafı olarak yayınlana-cak.q