Fabienne Higny [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Kedi Kodu - Osman yazıyor



Fabienne Higny [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Kedi Kodu - Osman yazıyor


BELÇİKA’YA DÖNÜŞ     Fabienne Higny için Belçi-ka'ya dönüş nedenleri hâlâ bir muamma. Kendince mantıklı açıklamalar getiriyor:      "Bence bizim için döndüler. Türkiye'de sürekli kalmak nasıl olurdu bilemiyorum. Bizim geleceğimiz için dönme kararı ver-diler gibi geliyor bana. Ancak hâlâ gerçek sebebini öğrene-medim."       Belçika'ya dönüş Fabienne ile başlamış, önce o gelmiş, iki yıl sonra aile ona katılmış. Yatılı okulda ve annesinin bir tanıdığı-nın yanında kaldığı bu iki yıl onu çok olgunlaştırmış, değiştirmiş.        Türkiye’den ayrılıp anavata-nına dönme kararını nasıl kar-şıladığını sorunca, "Bunu hatırlamıyorum ama dönüş gününü unutamam. Babamın Fransız bir arkadaşıyla arabayla dönmüş-tüm. Yol öyle uzun, öyle bitmez gelmişti ki" diye yanıtlıyor.      Fabienne o dönem büyük bir Türkiye özlemi içinde yaşa-mış, bu özlemi “derinde bir yer-de, içine gömmüş.” Ailesine hissettirmeden.      Belçika'da, okulda öğretmenlerin ve arkadaşlarının kendisine Türk öğrenci gibi davran-dıklarını anlatıyor. Türkiye ko-nulu ödevler, sunumlar yapmış sık sık: "Diğer öğrencilerle aynı kültüre sahip değildim. Uzaktan geldiğim anlaşılıyordu."      Üniversite’ye başlamış. Konser-vatuar için geç olduğunu düşü-nüp muhasebe alanına yönel-miş. Kızkardeşi konservatuarı bitirmiş.     İlk işinde tanış-tığı eşi Willy ile süre-gelen aşk hikayesi Tür-kiye özlemini biraz olsun unutturmuş.  Bugün 19 yaşındaki oğulları Olivier ve 17 yaşındaki kızları Caroline Fabienne ile mutlu yaşam sürüyor. TÜRKİYE’DEN KOPUŞ YOK      Fabienne'in kalbinin derinliklerine gömdüğü Türkiye sevdası başka bir biçimde yüzeye çıkmış, mesleki alanda... Belçi-ka'ya dönüşünden sonra Türki-ye ile bağı kopmuş ama 13 yıl çalıştığı işini bırakma kararı al-dığında, değişiklik istediğinde yolu Türklere uğramış. O dö-nemde Türk Havayolları'nda ça-lışan kızkardeşi, ona işadamı Ünal Aysal'dan söz etmiş. Öz-geçmişini Ünal Bey'e yollamış-lar ve üç gün sonra görüşmeye gidip “Unit International” gibi saygın bir Türk kurumunda işe başlamış.      Fabienne işini severek, bü-yük bir uyumla yaptığını söylü-yor. Türkleri iyi tanıdığını, kendini çok rahat hissettiğini belirtiyor. Önceleri Türk-çe konuşmaktan çekindiğini, za-manla bu korku-sunu da yendiğini anlatıyor. O artık iş çevresinde Türklerin "Sen bizdensin" dediği biri... Hatta telefonda onu Türk sanan ki-şiler uzun yıllar yurtdışında yaşadığını ve Türkçe’yi biraz unutmuş olduğunu düşünüyorlar.      Yedi yıldır “Unit Internati-onal” bünyesinde çalışan Fabi-enne, işi sayesinde yeni Türk arkadaşlar edinerek Türkiye'ye daha sık gitmeye başlamış.      Belçikalı arkadaşlarına her fırsatta Türkiye'yi anlatan Fabi-enne, Türklerle Arapların karış-tırılmasından ve Türklere yönelik yanlış izlenimlerden, önyargı-lı yaklaşımlardan şikayetçi.      Çocuklarının günün birinde Türkiye'ye gitme arzuları olursa onları destekleyeceğini belirten Fabienne, "Yabancı bir ülkede yaşamak büyük bir şans ve zen-ginlik" diyor.
     Karısı sayesinde Türkiye'yi seven ve tanıyan Willy de Türki-ye'de yaşama fikrine sıcak bakmaya başlamış.      "Emekliliğimizde Türkiye'de yaşamak arzusundayım" diyen Fabienne ekliyor: 
     "Orada doğdum, orada ölmek isterim."      AB üyesi 25 ülkede bugün 456,8 milyon olan nüfusun 2050’de 449,8 milyona düşece-ği, önümüzdeki 45 yıllık süreçte nüfus oranı-nın özellikle AB dışından gelen göçmenler sa-yesinde denge bulabileceği bildirildi.     AB istatistik kurumu Eurostat’ın açıklama-sına göre AB nüfusu önümüzdeki 20 yıl için-de, göç kanalıyla 470 milyona kadar yükselecek. Nüfus, 2025-2050 arasında 20 milyon azalarak bugünkü düzeyin altına düşecek.     Önümüzdeki 20 yıl içinde İtalya, Alman-ya, Yunanistan, Slovenya, Portekiz ve İspan-ya’da nüfus azalması görüleceğini bildiren Eurostat, aynı eğilimin diğer üye ülkelerde de 2025’ten itibaren gözlemleneceğini duyurdu.     2050’ye kadar en fazla nüfus kaybına uğ-rayacağı belirlenen ülkelerin başında Alman-ya, İtalya ve Polonya geliyor.
     Eurostat, 2004 yılında, 65 yaş üzerindeki AB’lilerin oranının yüzde 16,4 olduğunu, bu rakamın 2050’de yüzde 29,9’a ulaşacağını bildirdi.     Avrupa Konseyi de bu konudaki bir rapo-runda Batı Avrupa ülkelerinde yaşlanmanın kaçınılmaz olduğunu, göç hareketinin bunu engelleyemeyeceğini belirtiyor ve “Eğer engellenmek isteniyorsa, 2050’ye kadar her yıl 1,8 milyon göçmen girmesi lazım” diyo