Avrupa
Parlamentosu’nun Cezayir asıllı Fransız sosyalist üyesi Kader Arif ile
Söyleşi ü Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin görüşleriniz neler?
Türkiye'nin AB üyeliğini bir AB vatandaşı, bir politikacı ve bir Avrupa
Parlamentosu üyesi olarak uzun süredir destekliyorum. Türki-ye'nin
üyelik süreciyle öne çıkan birinci önemli unsur Avrupa'nın coğrafi ya
da kültürel bir alan ola-rak ele alınmaması gerektiğidir. Av-rupa,
demokrasi, özgürlük, hoşgö-rü, barış, anlayış ve dayanışma gibi
değerlerin öne çıktığı bir alan ol-malı. Tüm bu değerleri isteyen ve
gerçekleştiren ülkeler de bu oluşumun içinde yer almalı. Türkiye de bu
değerleri önemseyen ülkelerden... İkinci unsur,
Türkiye'nin üyeli-ğinin sembolik önemi. Müslüman bir ülkenin AB üyesi
olması, Avru-pa'ya uluslararası politikada yeni bir bakış açısı
getirecektir. Türkiye'-nin üyeliğiyle Avrupa'nın barış sağ-ladığı bu
alan içinde medeniyetler arası çatışmanın olacağı yönündeki tezin de
çürütülebileceğine inanıyorum. Eğer Türkiye AB'ye üye olursa Avrupa
dünyaya medeniyetler çatışması tezini reddettiği mesajını vermiş
olacak. Üçüncü unsur da jeo-stratejik. Coğrafi
olarak bu kadar önemli bir yerde bulunan bir ülkeyi nasıl
reddedebiliriz? Türkiye'nin Asya ve Avrupa arasında yer alması,
Orta-doğu'ya yakınlığı, müslüman ülke-lerle ilişkilerinin yanı sıra
İsrail'le olan ortak tutumu gibi unsurlar önem taşıyor.
Bunun dışında Türkiye'nin gençliği, gücü ve
dinamizmiyle AB içindeki siyasi ve ekonomik birleş-meyi kamçılayacağına
inanıyorum. Tüm bunların yanı sıra Türkiye'nin Avrupa'da, özellikle
Almanya ve Fransa'da yaşayan göçmenlerin en-tegrasyonunda olumlu
etkileri olacağı kanısındayım.
ü AB içinde Türkiye'nin üyeliği-ne karşı gelen bazı çevreler buna neden
olarak Türkiye'nin müslüman bir ülke olmasını gösteriyor. Bu konuda
sizin görüşünüz nedir? ü Bu tartışmanın meşru olup ol-madığını
sorgulamayacağım. Sade-ce entelektüel anlamda bazı partile-rin
Avrupa'nın hıristiyan olduğu id-diasını savunuyor olmasını olağan ve
tutarlı buluyorum. Buna kesinlikle katılmıyorum ancak bunun
tar-tışılması olağan bir durum. Tartış-ma, her ne kadar buna katılmasam
da, bu seviyede devam edebilir. Be-ni asıl rahatsız eden ise bazı
siyasi çevrelerin Türkiye'yi reddetmek için ekonomi, insan hakları,
ABD'-nin müttefiki olması, 70 milyon nü-fusu olması, sosyal
farklılıklar gibi nedenlere işaret ederken aslında tüm bunların
arkasında müslüman bir ülkenin AB üyeliği konusunda korku ve endişesini
taşımaları... İştebuna tahammül edemiyorum. Mantıklı bahaneler öne
sürerek, gerçekte müslüman bir ülkenin kor-kusunu bu nedenlerin
arkasına saklamaları beni çok rahatsız ediyor. ü Fransa'da yoğun bir
Türkiye karşıtı kampanya devam ediyor. Bunu nasıl
değerlendiriyorsunuz?ü Fransa'da herkes Türkiye'ye karşı değil. Örneğin
sosyalist parti Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkmı-yor. Fransa'da
şimdiki anayasa tartışmalarında Türkiye malzeme ola-rak kullanılıyor.
Halbuki Türkiye'nin anayasa ile ilgisi yok. İnsanların en-dişeleri
üzerinde oyun oynanıyor. Türkiye'yi kullanarak "hayır" denmesi üzerinde
çalışılı-yor. Bunun siyasi an-lamda büyük bir sorumsuzluk olduğunu
düşü-nüyor ve dürüst bulmu-yorum. Anayasaya "ha-yır" diyen farklı
çevrele-rin hemen hepsi zaten Avrupa karşıtı. Sağcı-lar, aşırı
milliyetçiler ya da komünistler... Bu çevreler anayasa iyi ol-madığı
için değil, Avru-pa karşıtı oldukları için muhalefet yapıyorlar. Bugün
anayasaya yönel-tilebilecek meşru sorular var; örne-ğin ekonomik
anlamda fazla liberal olup olmadığı gibi. Sosyal devletin geleceğine
ilişkin kaygılar ve korkular bu tartışma çerçevesinde ortaya
çıkıyor. ü Sizce Fransa'daki referandumdan "hayır" mı çıkacak?ü
Ben "hayır" çıkacağına inanmı-yorum. Kesinlikle ümit etmiyorum ancak
öyle olacağını da sanmıyorum. Zaman içinde anayasaya yö-nelik söylenen
yalanlar ve bu kampanyanın etkisinin azalacağına ina-nıyorum. Sonuçta
"evet" demeye yönelik gerekçeler "hayır" dan daha fazla...
ü Türkiye'nin AB ile müzakerele-re başlamasının İslam dünyasına nasıl
etkileri olabilir? ü Türkiye'nin müzakere süreci Arap ülkelerinde yeni
bir demokra-si hareketinin başlamasına neden olabilir. Türk demokrasisi
zorluklarla karşılaşsa da ilerliyor ve bu yön-de olumlu gelişmeler var.
İdam ce-zasının kaldırılması buna iyi bir ör-nek. Türkiye Arap ülkesi
olmasa bile müslüman ve laik bir ülke ola-rak Arap dünyasının
demokratikleş-mesine yardım eden bir unsur olabilir. Laiklik bir ülkede
dini koruyan önemli unsurlardan biridir. ü Peki bu sürecin İslam
dünyası ile AB ilişkilerine sizce ne gibi etkileri olabilir?
ü Avrupa'nın İslamı tanımadığını söylemek doğru olmaz çünkü Fran-sa ve
İspanya gibi ülkelerin İslam dünyasıyla sıkı bir tarih bağı var. Ancak
bu sürecin sembolik etkileri olacaktır. Avrupa kurumsal olarak İslam
dünyasıyla başka bir ilişki içi-ne girmeye hazır olduğunu bu şe-kilde
duyuracak. Bugün AB'nin Mı-sır, Ürdün, İsrail, Filistin, Libya,
Su-riye, Tunus, Fas, Cezayir gibi Ak-deniz ülkeleriyle ekonomik ve
kül-türel işbirliği var. Türkiye'nin üyelik sürecinde bu işbirliğinin
daha da güçlenmesiyle bu ülkelerde siyasi kültür gelişebilir. Ben bu
diyaloğun büyük önemi olduğuna inanıyorum. ü Avrupa'da yaşayan
müslüman topluluklar Türkiye'nin üyelik sürecinden nasıl
etkile-nebilir? ü Avrupa'da yaşayan müslümanların günlük hayatı
Türkiye'nin üyeliği ile değiş-meyecek. Bu toplulukların günlük
yaşantısı ulusal siyasete bağlı. Bu noktada, burada yaşayan
müslümanların entegrasyonunun iyileşti-rilmesi ve işsizlik, kişisel
özgürlükler, güvenlik gibi sosyal sorunların çözümüne yönelik konular
ulusal düzeyde ilerleyecek. Ancak gene de Türkiye'nin üyeliği önemli
bir sembol oluşturacak. Benim korkum Türkiye'nin üyeliğinin sudan
ne-denlerle reddedilmesi. Avrupa'nın taleplerini yerine getiren bir
Türki-ye'nin reddedilmesi durumunda bu-rada yaşayan Arap müslümanların
bundan yara almaları ve alınmaları söz konusu. Çünkü bu topluluklar
Türkiye'nin müslüman kimliğinden dolayı reddedildiğini düşünebilirler.
Köktendinciler ise bunu öne süre-rek, "Bakın Avrupa Türkiye'yi
müslüman olduğu için istemiyor" diyebilir. Bu, siyasi sorumluluğu olan
kişilerin dikkatle yaklaşması gereken bir konu çünkü bunun et-kileri
müslüman mahallelerinde his-sedilebilir. Ben bu durumun belli bir
düzeyde tehlike getirebileceğini dü-şünüyorum. ü "Avrupa Düşüncesi"ne
yönelik hayaliniz nedir? ü Bunu kısaca anlatmak gerekir-se
"Çeşitlilikte birleşmek" diyebiliriz. Benim Avrupa vizyonumda tek
şekillilik ya da tek tip yok. Büyük pazarda herkes aynı şekilde yesin,
yaşasın ya da düşünsün gibi. Bence farklılık ve çeşitte birleşme
olmalı. Ortak noktaları ise dış politika, sa-vunma, barış, dayanışma ve
zen-ginliğin paylaşımı oluşturmalı. Benim "Avrupa Düşüncesi"ne yönelik
haya-lim bu.