dan bakınca da,
Türkiye Avrupa'-nın bir parçası... Bunun aksinin söylenmesi yanlış.
İnsanların korkuları var, aşırı dincilik korkusu var ve Fransa'da bunu
sürekli ön plana çıkarıyorlar.
Neticede, Fransa'da, benim çevremdeki insanlar
Türkiye konu-sunu hiç tartışmıyor, bilmiyorlardı. Konu birdenbire
gündeme taşındı. Her şey birbirine karıştırıldı. Karım da Türkiye'yi
tanımıyordu, gelip gördüğü zaman çok sevdi.
Fransa'ya döndüğümüzde dostların bize soru sorma fırsatı bile kalmıyor,
o kadar çok anlatıyoruz ki Türkiye'yi ve Türkleri... Buradan
götürdüğümüz eşyalar o kadar çok ki, bizim Fransa'daki evi-mizde, sizin
Türkiye'deki evinizdekinden daha faz-la Türk eşyası, Osmanlı eşyası
var... İnsanlar bunları çok beğeniyor, ilgi gösteriyorlar. Müze-lerdeki
cisimler, halılar o kadar güzel ki..."
LİSAN SORUNU YOK "Türkiye'de lisan sorunu
yaşamadım. İnsanların çoğu İngilizce konuşuyor. Türkçemi biraz daha
geliştirebilseydim insanlarla diya-loğum daha da güzel olacaktı.
İstanbul'da Fransızca konuşan o kadar fazla ki şaşırıyorum. Burada
benden daha iyi Fransızca konuşan insanlar tanıdım. Özellikle yaşlılar
arasında kendilerini Fransızca'da benden daha iyi ifade edebilenler
var."
ÇALIŞMA ORTAMI "Pazar günleri bazen biraz
dinlenebiliyorum. Bunun dışında her gün, yorucu bir çalışma içindeyiz.
Çalışma ortamımdaki insanlar uz-man kişiler, onlara çok güveniyorum,
işlerini iyi biliyor, iyi yapıyorlar. Birlikte çalıştığımız gemi
mü-hendisleri Yavuz ve Tarkan çok kültürlü, bilgili insanlar.
Fransa'da, İslam konusunda in-sanlar
kendilerini çok sorguluyorlar. Benim burada camiye giden müslüman
arkadaşlarım var. Ilımlı, kendi dinlerini yaşayan insanlar...
Türkiye'de de, bazı müs-lüman ülkelerde gör-düğüm gibi, namaz saati
geldiğinde iş-lerin duracağını zannediyordum. Hiç öyle olmuyor.
Sabahları ezan sesiyle uyanmak hoşuma
gidiyor." FUTBOL MERAKI "Bir de futbol
merakı var... Bir gün kendime bir kahve fincanı satın aldım, getirip
bü-romun üzerine koydum. Ben ne bi-leyim, üzerindeki resim Beşiktaş
armasıymış. Bazıları, "Bu ne ya?" diye eleştirmeye başladılar. O za-man
durumu anladım, gittim, bir de Fenerbahçe ve Galatasaray ar-malı
fincanlar aldım. Karşımdakine göre bir fincan kullanıyorum ama ben de
sonunda Galasaraylı ol-dum." KADIN HAKLARI
"Farklı bir kültür söz konusu... Kültür farklılığı güzel bir şey ama
insan zaman zaman kendini sorguluyor, bazı şeyleri anlamaya çalışı-yor,
bazılarını anlamakta güçlük çe-kiyor. Örneğin kadın-erkek
ilişkile-rinde gördüklerim, duyduklarım be-ni şaşırtıyor. Kadınların
yaşam ko-şulları ideal değil, yapılacaklar var. Genç yaşlarımdan beri
dünyayı ge-ziyorum. Kültür farklılıkları her za-man oluyor. Kadın
koşulları Türki-ye'de daha iyi olabilir. Evlilik yöntem ve koşulları
garip gözükebili-yor. Çalışan 8 yaşındaki çocuklar var. Bunlara alışkın
değiliz. Pendik pazarına gittiğim zaman, bir yaban-cı olarak bazı
çarşaflı kadınları gör-düğümde, bunun gerçekten bir din gereği olup
olmadığını anlamakta zorluk çekiyorum. İçimde bir şüphe var, bu
kadınlar gerçekten isteyerek mi çarşafa bürünüyorlar? Neden?"
ATATÜRK "Atatürk, küresel düzeyde çağa iz
bırakanlardan biri... Hatırlıyo-rum, annem ve babam ondan söz
ederlerdi, tanırlardı. Türkiye'de ka-dınlara seçme ve seçilme hakkının
Fransa'dan çok daha önce veril-diğini yeni öğrendim, şaşırdım. Türk
tarihini öğrenmek için kitap-lar okuyorum. Atatürk'ün yaptıkla-rını
öğrendikçe inanılmaz buluyorum. Sadece alışkanlıkları değil,
zihniyetleri değiştirmiş, müthiş bir iş başarmış. O gerçekten
"Türklerin Babası"... Türkiye O'na çok şey borçlu diye
düşünüyorum.
Ortadoğu'da olup bitenlere ba-kıyorum. Atatürk olmasaydı bugü-nün
Türkiyesi nasıl olurdu diye kendimi sorguluyorum. İlk geldi-ğimde, her
yerde Atatürk heykelle-ri, resimleri gördüğümde garipse-miştim. Bu pek
hoşuma gitmemiş-ti, insanlara sorular sormaya başla-mıştım. Aldığım
yanıtları da tem-kinli analiz ediyordum. Bu insanlar kendilerine
ezberletilen resmi bir nutuğu mu tekrarlıyorlar yoksa iç-ten mi
konuşuyorlar, anlamaya ça-lıştım. Hep Atatürk için çok güzel şeyler
söylediler. O'nun yaptıkla-rının büyüklüğünü, boyutlarını za-manla
gördüm. O Türkiye'yi ele al-dığı zaman ülkenin durumu ne ka-dar
umutsuzmuş! O'nun gerçekleş-tirdiklerini yapabilmek için gerçekten
büyük adam olmak gerekir. O, küresel tarihin en büyük adamlarından
biri..." ORDU "Batı Avrupa'daki Türkiye
ko-nulu tartışmalarda "ordunun rolü" de sık sık gündeme getiriliyor.
Ben Türkiye'de yaşadığımdan beri, belki yanılıyorum ama edindiğim
izlenim şu: Ordu iktidarda değil, ezici de-ğil... Ordu demokrasinin,
Atatürk Cumhuriyeti'nin bir garantörü... Benim edindiğim izlenim böyle.
Fransa'da, Türk ordusunun rolünü anlamıyorlar. Bence, ordu bu ro-lünden
vazgeçerse sapmalar olabi-lir." SOYKIRIM TARTIŞMASI
"Avrupa televizyonlarında Er-meni soykırımı
iddialarından da çok söz edildiğini görüyorum. Bu-radaki arkadaşlarımı
bu konuda da sorguladım. Ne olursa olsun, sultanlar zamanında yapılmış
bazı şeylerin bugünün Türk gençlerine so-rulmaması gerektiğini
düşünüyorum. Bu, dünyanın her yeri için ge-çerli, aksi halde tarihi
sorgulama-nın sonu yok. Ermeni meselesinde, okuduğum kadarıyla,
isyanlar ol-muş, ölenler, korkunç şeyler olmuş. Britanya'nın geçmişinde
de kor-kunç olaylar var. Bence bunlar yanlış ve suni tartışmalar. Bu
görüşlerimi herkesin paylaşması beklenemez, ben böyle düşünüyorum.