Çocuk Sayfası [ Anadolu .. 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 .. ] Kınalı Ali



Çocuk Sayfası [ Anadolu .. 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 .. ] Kınalı Ali


  Yöreler Zeynep Durak Yılmaz Trabzon    Yarım kilo hamsi, ince kıyılmış iki soğan, üç yumurta, beş yaprak pazı, taze nane, taze maydanoz, tuz, karabiber, yarım su bardağı buğday, bir o kadar mısır unu, bir su bardağı sıvı yağ… Soğanla doğ-ranmış otları karıştırın. Kılçıkları ayıklanmış hamsilerin içini bu ka-rışımla doldurun. Un ve yumurtaya bulayıp kızgın yağda pişirin. İşte Trabzon'un ünlü Hamsi Kuş yeme-ğinin tarifi… Aynı zamanda şehri anlatan nefis bir karışım!      Hamsi, Karadeniz'i, yani mavi-yi; pazı, nane, maydanoz zengin doğayı, yaylaları yani yeşili; buğday ve mısır unu bereketi, zenginliği; kızgın yağın içinde oynayan hamsi-lerse ele avuca sığmayan yöre insa-nını çağrıştırıyor. Tabii bu karışımın lezzetine doyum olmuyor.      Biz 365 yıl önce Trabzon'u gezmiş, görmüş, ünlü seyyahımız Evliya Çelebi'ye kulak verelim. Se-yahatnamesi'nde bakın neler yaz-mış:      "Karadeniz'in doğusunda körfez gibi bir deniz üzerinde kurulmuş, irem bağına benzer süslü bir şehir-dir. Şehrin su ve havasının güzelli-ğinden dağlarında şimşir, bağlarında servi ve Rum cevizi ağaçları bu-lunur. Gariptir ki kıblesinde olan Erzurum dağları kış kıyamet olduğu vakit, burada gül, reyhan ve erguvan açar. Kış olmaz, gayet ılıktır. Halkı ahlâklı ve garip dostu insanlardır. Ama Çiço, Çagata ve Lazki denilen halkı gayet inat olur. Gezgi Dağı da Trabzon'un doğu tarafına düştüğünden halkına 'Gezgi Kavmi' denmiş, bu söz ağızdan ağıza de-ğişmiş 'Lazki' olmuştur. Fatih Sul-tan Mehmet bu kaleyi fethettiği za-man (1461) dört taraf denizlerden muhtelif ırka mensup insanları Trabzon'a naklederek yerleştirmiş-tir. Halkının çoğu Lazlardan meydana gelmiş vahşi kimselerdir. Ha-len hepsi yeniçeridirler ki, anadan doğma asker oğlu askerdirler." TARİH     Şehrin tarihine göz atacak olursak… İyon kökenli Miletoslular, Ba-tı Anadolu'dan sonra M.Ö. 7'nci yüzyılda Karadeniz'e de gelerek kı-yılarda koloni kentleri kurmuşlar. Trabzon da, merkezi Sinop olan bu kolonilerin arasında sayılmakta ve birçok araştırmacı, kentin ilk kuruluşu olarak bu dönemi göstermektedir. Aynı yüzyılda Karadeniz Böl-gesi, Kafkasya'dan gelen Kimmer-ler ile onların ardından İskitlerin akınlarına uğramıştır. Sırasıyla Pers, Pontus, Roma, Bizans, Kom-nenos devletlerinin hüküm sürdüğü Trabzon, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı top-raklarına katılmıştır. 16'ncı yüzyılda merkezi Batum olan Lazistan San-cağı ile birleştirilip eyalet yapılmış-tır. Birinci Dünya Savaşı'nda Rusla-rın işgaline uğramış, 24 Şubat 1918'de Yüzbaşı Kahraman Bey komutasındaki güçler tarafından geri alınmıştır.      Ulu Önder Atatürk, Cumhuri-yet döneminde Trabzon'a üç kez gelmiştir. İlk geldiği 15 Eylül 1924 günü, Trabzonlularca "Atatürk Gü-nü" olarak kabul edilir. ŞEHİR TURU     Bir şehir tu-runa ne dersiniz?           Temelleri Bi-zans döneminde atılmış olan Trab-zon Kalesi, ku-zey-güney doğrultusunda kenti iki-ye böler. Kenti kuşbakışı görmek isteyenler için bu 300 metrelik yükseklik yeterlidir. Trabzon, sahilden Boztepe'ye doğru kat kat yükselir, bu da taş evlerin sıralandığı dar so-kaklar, sürekli inilip çıkılan dik merdivenler demektir... Arnavutkaldı-rımlı sokaklar meydana çıkar; meydan, şehrin kalbidir. Halk burada buluşur; çay bahçesinde çaylar içilir, yarenlik edilir.      Soğuksu sem-tinde, çam korusu içinde Ulu Önder'-in şehri ziyaretinde konaklığı Atatürk Köşkü'nü, 750 yıllık Ayasofya Müzesi'ni ve çarşıya gidip telkari işlerini gördükten, üzerinde mis gibi tere-yağın eridiği ünlü Trabzon pidesinden tattıktan sonraki durağımız ün-lü Sumela Manastırı… Büyük Li-man'ın karşısından minibüse atla-yıp Maçka'nın taşlı yollarını tutuyo-ruz.     Şehir merkezinden Zigana Dağı girişine kadar giden yol yörenin en güzel yollarından biridir. Burası ay-nı zamanda Gümüşhane'ye giden yoldur. Yemyeşil dağlar kimi zaman sağınıza, kimi zaman solunuza dü-şer, ya da birden karşınıza çıkıverir, şaşırtır sizi… Bahçelerine odun yı-ğılı evler, küçük camiler geçilir yol boyunca... Asıl güzellik yoldan yu-karılara doğru ayrılan dağ yollarındadır. Paparza, Kıranoba yaylalarına da çıkılır buradan... Yayla şenlikleri mayıs ayının ilk pazar günü başlar, ağustos sonuna kadar sürer.    
     Gezi listemize Uzungöl'ü ekle-yelim, bu doğa harikası, yerli-yabancı turistle-rin başlıca durakla-rından biridir.Tonyalı silahıyla, Oflu kurnazlığıyla, Sürmeneli bıçağıyla, Maçkalı delidoluluğuyla tanınır. Ortak özellikleriyse her daim neşelerini korumaları-dır. Daha önce Karadeniz ağzını duymamış bir yabancı söylenenlerden tek kelime anlamasa da bu do-ğal neşeden pay almak için katılır eğlenceye.
     Dağlara sırtını vermiş Maçka, gelip geçilecek yer değildir. Bir şey-ler öğrenmek için Maçkalı'yla yaşamalı, deresinden kırmızı benekli alabalık tutmalı, onu köy tereyağında pişirip yemeli, sonra da Maçka'-nın içinden ayrılan yolla manastırın yolunu tutmalı. Milli Park sınırına girdiğinizde, Altındere'yi coşkun