Batı
Avrupalı muhataplarının töre cinayetleri üzerinde de durduklarını
belirten Güldal Akşit, bir parlamenterin, bu tür cinayetlerin
İtal-ya'da da işlendiğini hatırlattığını kaydederek, “Bu, sadece yasal
dü-zenlemelerle çözülecek bir sorun değildir. Zihinsel bir dönüşümün
gerçekleşmesi gerekir. Zihniyet de-ğişikliği zamanla ve eğitimle olur”
dedi. “Türk kadınının siyasi yaşama katılımı
en zayıf kaldığımız alan'' diyen Akşit, pek çok Avrupa ülke-sinden
önce, 1934'te seçme ve se-çilme hakkı elde eden Türk kadını-nın, o
dönemde Meclis'e % 4,6 oranında girdiğini, bu oranın bu-gün sadece %
4,4 olduğunu belir-terek, kadınların önündeki engelle-rin kaldırılması
gereği üzerinde dur-du. Avrupa
Parlamentosu'ndaki toplantıda, Türkiye'de kendisini dö-ven kocasını
haklı bulan kadın ora-nının % 39,2 olduğunun söylenmesine ilişkin bir
soruyu yanıtlayan Akşit, “Sadece kadının değil, tüm toplumun zihniyeti
değişmeli. Bu-gün gençlerde bile var olabilen 'er-kek döver' mantığı
beni şaşırtıyor. Bu durumu ancak eğitimle değişti-rebiliriz” dedi.
Akşit, kadının sadece fiziksel değil,
psikolojik, ekonomik, sözel şiddetlere de hedef olduğuna dikkat
çekerek, “Bu mücadele tüm dünya kadınlarının mücadelesidir” diye
konuştu.
Güldal Akşit, Türkiye'-de “kendine güvenen
ka-dınların”, koltuk ve ma-kam için değil, “elini ta-şın altına koymak,
so-rumluluk üstlenmek için” siyasete girmeleri, top-lum adına devlet
için çalışmaları çağrısında bulundu. ANADOLU’DAN
SORULAR Bakan Akşit, “Anadolu” dergisine verdiği özel
demeçte soruları şöyle yanıtladı:ü Başlangıçta
AKP'nin vitrininde bayan milletvekilleri vardı. Şimdi sesleri
duyulmuyor. Neden suskunlar? Konuşuyorlar da sesleri mi du-yulmuyor?
Yoksa dinleyen mi yok?ü Bunların hiçbiri değil.
Takdir edin ki 550 milletvekilinin 24'ü ka-dın. AKP’de 360
milletvekilinden 12'si kadın. Ne kadar sesiniz çıkar-sa çıksın duyurmak
çok kolay değil. Bayan milletvekili arkadaşlarımız özellikle kadın
konularında konuşmak istiyorlar. Diğer komisyonlarda da konuşmalarını
yapıyorlar. Ko-nuşturulmama ve susma gibi eğilim yok. Ancak konuşmak
için de se-bep olmalı, laf olsun diye konuşmak da doğru
değil...ü Sizce konuşmak için Türkiye'-de yeterince sebep
yok mu? Sa-mimi gerekçe bu mu?ü Samimi
söylüyorum, ben böy-le görüyorum. Benim gördüğüm kadarıyla başka bir
sorun yok. Meselâ ben hep ko-nuşuyorum, beni ne kadar duyuyorsu-nuz?
Sizin dediğiniz gibi bir izlenim varsa benim dönünce milletvekili
arkadaşları-mı uyarmam gerekiyor. "Arkadaşlar sesiniz duyulmuyormuş"
diyeyim. Şu da var ki parlamento çok yoğun çalışıyor. Çalışmalar sabaha
karşı bitiyor. Hele geçen yasama döneminde çok yıpratıcı bir tempo
var-dı. Kimsede konuşacak hâl kalmı-yor. Bir susturulma olsa bunu ben
de yaşardım. Ben diğer arkadaşla-rın da konuştuklarını düşünüyorum,
bilakis konuşmayı da seviyorlar, her bayan gibi... Belki basın
yeterince seslerini duyurmuyor olabilir. Şimdi beni de düşünmeye
sevkettiniz bu sorunuzla, arkadaşların sesleri yete-rince duyulmuyor mu
diye... Konu-şuyorsunuz, anlatıyorsunuz ve bir bakıyorsunuz basında
kibrit kutusu kadar yer alıyor. Ya da farklı bir şekilde yer alıyor.
Basının da bu konuda daha duyarlı olması lazım. ü Brüksel'de Türk kadın
dernekleriyle bir araya geldiniz. Avrupa'-daki Türklerin ve kadınların
durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?ü Samimi fikrimi söyleyeyim, be-nim
beklentimin çok ötesinde. He-le kadınların böyle etkin olduğunu ve
mücadele ettiğini görünce daha mutlu oluyorum. Bir araya gelmek ve
birşeyler yapabilmek gayretini çoğu zaman Türkiye'de göremiyo-ruz.
Burada böylesi bir birliktelik çok güzel. Burada bir başka hoşuma giden
konu, Avrupa Parlamen-tosu’nda Türk kökenli parlamenterlerin olduğunu
görmek. Bazı soruları ben nasıl cevaplarım diye düşü-nürken onlar çok
güzel cevaplar verdiler. Bizim açımızdan çok güzel bir şey. Avrupa'daki
bu potansiyelimizi iyi değerlendirmemiz lazım. Değişik ülkelerin
temsilcileri olarak da parlamentoya gelseler, Türkiye'-nin birer
savunucusu olacaklar. Hem de buradaki sorunları bilip yaşayan insanlar
olarak savunacakları için çok daha iyi bir savunma olacak. Buradaki
tablo beni çok mutlu etti. Biz her zaman buradaki Türklerin yanında yer
almalıyız.