PDF versiyonu: Anadolu Dergisi Nisan 2005 Sayı : 29

Prof. Luc Cieters Türk madencileri anlatıyor [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Güldal Akşit



Prof. Luc Cieters Türk madencileri anlatıyor [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Güldal Akşit


     Türkiye’de “Devlet Bakanlığı”, trajikomik bir kavram. Ülkenin, yurtdışında yaşayan ve son derece önemli bir kitle oluşturan milyonlarca vatandaşı var. “Yurtdışındaki Türklerden” ve bu arada “Diya-net”ten ve başka “şeylerden” de sorumlu bir “Devlet Bakanlığı” var. Gidip gördüğünüz zaman, biri “çaycı”, diğeri “Bakan” olmak üze-re, üç-dört kişinin çalıştığı bir “Ba-kanlık” ile karşılaşıyorsunuz.     Kadın hakları, kadın-erkek eşit-liği de ülkemizin önemli ve öncelikli konularından. En azından Ankara hükümeti öyle diyor! Bu alanda “sorumlu” Devlet Bakanlığı da aynı manzarada... “Kadın Esirgeme Ku-rumu” yok ama “Çocuk Esirgeme Kurumu”ndan da sorumlu bir “Ba-kanlık”... Ve tabii başka “şeylerden”... Bu “Bakanlık”ların doğru düzgün bütçeleri olmadığı için personelleri ve fazla etkileri de olmu-yor.    “Kadın haklarından da sorumlu” Devlet Bakanı Güldal Akşit,  Avru-pa Parlamentosu Kadın Hakları ve Fırsat Eşitliği Komisyonu'nda dü-zenlenen “Türkiye'de Sosyal, Eko-nomik ve Siyasi Yaşamda Kadınla-rın Rolü” başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, kadın haklarına ilişkin “kapsamlı reformlar” konusunda bilgi verdi.      Akşit, TBMM bünyesinde “Ka-dın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Ko-misyonu” kurulması için yasa tasa-rısı hazırlandığını, bunun kadınlar için bir güvence kaynağı olacağını anlattı.       Güldal Akşit, “Türkiye, kadınların sosyal, siyasi ve ekonomik hayata erkeklerle eşit ve tam katı-lım sağlayabilmelerine yönelik önemli adımlar atmakta ve bu ko-nudaki kararlılığını sürdürmektedir” dedi.      Uluslararası sözleşmelerin ve AB ile uyum kriterlerinin bu alandaki çalışmalara yön verdiğini belir-ten Akşit, Anayasa’nın 10. maddesine yapılan bir ekle devletin cinsiyete dayalı ayırım yapmamasının ötesinde, kadınla erkeğin her alanda eşit haklara, eşit imkanlara ka-vuşması için önlemler alındığını ifade ederek, “devrim niteliğinde” olan bu değişiklikle Türkiye'nin anayasasında bu tür bir hükme yer veren az sayıda ülkeden biri oldu-ğuna dikkati çekti.      Akşit, kadın-erkek eşitliği bakış açısıyla hazırlanan ve 2001 yılında yürürlüğe giren yeni Medeni Kanun ile aile reisliğinin kaldırıldığını, ya-sal mal rejiminin değiştirildiğini, ev-lilik yaşının kadın ve erkek için eşit-lendiğini, evlilik birliğini temsil yet-kisinin her iki eşe birlikte tanındığı-nı belirtti.      Türk adli sistemi içinde Aile Mahkemeleri'nin de artık yer aldı-ğını bildiren Akşit, şunları söyledi:      “Kadınların sosyal yaşama ka-tılımını ve ekonomik olarak güçlenmelerini büyük ölçüde önleyen aile içi şiddet, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sorundur. Bunun önlenmesi için Ailenin Ko-runmasına Dair Kanun ile özel ya-sal düzenlemeye gidilmiştir. Türki-ye'de aile içi şiddet kavramı ilk defa hukuksal metinde tanımlanmış, mağdurun şikayeti olmaksızın polis ve adalet mekanizmasının harekete geçmesi sağlanmıştır. Yeni Türk Ceza Kanunu ile töre cinayetlerinin önlenmesine ilişkin düzenleme ge-liştirilmiştir. Töre cinayetlerinin faillerine, en ağır ceza olan ağırlaştırıl-mış müebbet hapis cezası hükmü getirilmiştir.”      Ankara hükümetinin, kadının aile ve toplum içindeki statüsünün iyileştirilmesi, kadına yönelik her türlü şiddetin yok edilmesinde ka-rarlık içinde olduğunu anlatarak, bu çerçevede, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, medya ve sivil toplum örgütleriyle birlikte “Şiddeti Önleme Platformu” oluşturulduğu-nu belirten Akşit, 25 Kasım’da, bir yıl sürecek olan “Kadına Karşı Şid-dete Son” kampanyası başlatılaca-ğını duyurdu.      Devletin, şiddete uğrayan ka-dınlara verilen hizmetlerde yetersiz kaldığını kabul eden Akşit, bu sorunun aşılmasına çalışıldığını, sığınma evlerinin sayısının artırıldığını bildirdi.      Türkiye'de, eğitimin tüm sevi-yelerinde, kız çocukları açısından istenen düzeye ulaşılamadığını da belirten Güldal Akşit, büyük adımlar atıldığını, temel eğitimin 8 yıla çıkarılmasının etkili olduğunu, 2010 yılına kadar kız ve erkek ço-cuklar için okullaşma oranının % 100'e ulaştırılmasının hedeflendiğini kaydetti.      Buna karşılık, üniversitelerde öğretim elemanı kadın oranının % 36, mimarlarda % 31, doktorlarda % 29'u bulduğuna dikkati çeken ve “Türkiye'deki karar alma mekanizmalarında ve siyasette kadınların katılım oranının istenen düzeyde olmadığı aşikardır” diyen Akşit, TBMM'de kadın oranının sadece % 4,4 olduğunu, kendisinin tek kadın bakan olarak hükümette yer aldığı-nı, geçen yıl yapılan yerel seçimler sonucunda belirlenen 3000’in üze-rinde belediye başkanının sadece 18'inin kadın olduğunu belirtti. GERİ ADIMLAR     Avrupa Parlamentosu'nun Hol-landalı sosyal demokrat üyesi Emi-ne Bozkurt, Avrupa Parlamento-su’nda ele alınacak raporu hakkında bilgi verirken, Türk kadınının 1920'li yılların başından itibaren geniş haklar elde ettiğini, ancak daha sonra “geriye doğru büyük adımlar atıldığını” söyledi.      Bozkurt, Türkiye'de, son dö-nemde önemli hamleler ve reformlar olduğunu, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinde bu konunun de-vamlı gündemde tutulması gerekti-ğini ifade etti.
     Bakan Akşit, bazılarının çok karamsar ve abartılı tablo çizdiğini, bunu bir Türk kadını ve siyasetçisi olarak kabul edemeyeceğini söyle-yerek, eksikliklerin giderilmesi için yoğun çalışmalar olduğunu belirtti.
     Akşit, “Amacımız, Türk kadını-nı en iyi ve hak ettiği noktaya taşımaktır. Gerçekçi olmalıyız. Elimiz-de sihirli değnek yok. Türkiye son derece kararlı ve iradelidir” dedi.      Devlet Bakanı Güldal Akşit, daha sonra basına yaptığı değerlendirmede, “her şeyi toz pembe göstermenin mümkün olmadığını” söyledi.