Türkiye’de “Devlet Bakanlığı”, trajikomik bir kavram. Ülkenin,
yurtdışında yaşayan ve son derece önemli bir kitle oluşturan
milyonlarca vatandaşı var. “Yurtdışındaki Türklerden” ve bu arada
“Diya-net”ten ve başka “şeylerden” de sorumlu bir “Devlet Bakanlığı”
var. Gidip gördüğünüz zaman, biri “çaycı”, diğeri “Bakan” olmak üze-re,
üç-dört kişinin çalıştığı bir “Ba-kanlık” ile karşılaşıyorsunuz.
Kadın hakları, kadın-erkek eşit-liği de ülkemizin
önemli ve öncelikli konularından. En azından Ankara hükümeti öyle
diyor! Bu alanda “sorumlu” Devlet Bakanlığı da aynı manzarada... “Kadın
Esirgeme Ku-rumu” yok ama “Çocuk Esirgeme Kurumu”ndan da sorumlu bir
“Ba-kanlık”... Ve tabii başka “şeylerden”... Bu “Bakanlık”ların doğru
düzgün bütçeleri olmadığı için personelleri ve fazla etkileri de
olmu-yor. “Kadın haklarından da sorumlu” Devlet
Bakanı Güldal Akşit, Avru-pa Parlamentosu Kadın Hakları ve Fırsat
Eşitliği Komisyonu'nda dü-zenlenen “Türkiye'de Sosyal, Eko-nomik ve
Siyasi Yaşamda Kadınla-rın Rolü” başlıklı oturumda yaptığı konuşmada,
kadın haklarına ilişkin “kapsamlı reformlar” konusunda bilgi verdi.
Akşit, TBMM bünyesinde “Ka-dın Hakları ve
Cinsiyet Eşitliği Ko-misyonu” kurulması için yasa tasa-rısı
hazırlandığını, bunun kadınlar için bir güvence kaynağı olacağını
anlattı. Güldal Akşit, “Türkiye,
kadınların sosyal, siyasi ve ekonomik hayata erkeklerle eşit ve tam
katı-lım sağlayabilmelerine yönelik önemli adımlar atmakta ve bu
ko-nudaki kararlılığını sürdürmektedir” dedi.
Uluslararası sözleşmelerin ve AB ile uyum kriterlerinin bu alandaki
çalışmalara yön verdiğini belir-ten Akşit, Anayasa’nın 10. maddesine
yapılan bir ekle devletin cinsiyete dayalı ayırım yapmamasının
ötesinde, kadınla erkeğin her alanda eşit haklara, eşit imkanlara
ka-vuşması için önlemler alındığını ifade ederek, “devrim niteliğinde”
olan bu değişiklikle Türkiye'nin anayasasında bu tür bir hükme yer
veren az sayıda ülkeden biri oldu-ğuna dikkati çekti.
Akşit, kadın-erkek eşitliği bakış açısıyla
hazırlanan ve 2001 yılında yürürlüğe giren yeni Medeni Kanun ile aile
reisliğinin kaldırıldığını, ya-sal mal rejiminin değiştirildiğini,
ev-lilik yaşının kadın ve erkek için eşit-lendiğini, evlilik birliğini
temsil yet-kisinin her iki eşe birlikte tanındığı-nı belirtti.
Türk adli sistemi içinde Aile Mahkemeleri'nin
de artık yer aldı-ğını bildiren Akşit, şunları söyledi:
“Kadınların sosyal yaşama ka-tılımını ve
ekonomik olarak güçlenmelerini büyük ölçüde önleyen aile içi şiddet,
tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sorundur. Bunun
önlenmesi için Ailenin Ko-runmasına Dair Kanun ile özel ya-sal
düzenlemeye gidilmiştir. Türki-ye'de aile içi şiddet kavramı ilk defa
hukuksal metinde tanımlanmış, mağdurun şikayeti olmaksızın polis ve
adalet mekanizmasının harekete geçmesi sağlanmıştır. Yeni Türk Ceza
Kanunu ile töre cinayetlerinin önlenmesine ilişkin düzenleme
ge-liştirilmiştir. Töre cinayetlerinin faillerine, en ağır ceza olan
ağırlaştırıl-mış müebbet hapis cezası hükmü getirilmiştir.”
Ankara hükümetinin, kadının aile ve toplum
içindeki statüsünün iyileştirilmesi, kadına yönelik her türlü şiddetin
yok edilmesinde ka-rarlık içinde olduğunu anlatarak, bu çerçevede, kamu
kurum ve kuruluşları, üniversiteler, medya ve sivil toplum örgütleriyle
birlikte “Şiddeti Önleme Platformu” oluşturulduğu-nu belirten Akşit, 25
Kasım’da, bir yıl sürecek olan “Kadına Karşı Şid-dete Son” kampanyası
başlatılaca-ğını duyurdu. Devletin, şiddete
uğrayan ka-dınlara verilen hizmetlerde yetersiz kaldığını kabul eden
Akşit, bu sorunun aşılmasına çalışıldığını, sığınma evlerinin sayısının
artırıldığını bildirdi. Türkiye'de, eğitimin
tüm sevi-yelerinde, kız çocukları açısından istenen düzeye
ulaşılamadığını da belirten Güldal Akşit, büyük adımlar atıldığını,
temel eğitimin 8 yıla çıkarılmasının etkili olduğunu, 2010 yılına kadar
kız ve erkek ço-cuklar için okullaşma oranının % 100'e ulaştırılmasının
hedeflendiğini kaydetti. Buna karşılık,
üniversitelerde öğretim elemanı kadın oranının % 36, mimarlarda % 31,
doktorlarda % 29'u bulduğuna dikkati çeken ve “Türkiye'deki karar alma
mekanizmalarında ve siyasette kadınların katılım oranının istenen
düzeyde olmadığı aşikardır” diyen Akşit, TBMM'de kadın oranının sadece
% 4,4 olduğunu, kendisinin tek kadın bakan olarak hükümette yer
aldığı-nı, geçen yıl yapılan yerel seçimler sonucunda belirlenen
3000’in üze-rinde belediye başkanının sadece 18'inin kadın olduğunu
belirtti. GERİ ADIMLAR Avrupa Parlamentosu'nun
Hol-landalı sosyal demokrat üyesi Emi-ne Bozkurt, Avrupa
Parlamento-su’nda ele alınacak raporu hakkında bilgi verirken, Türk
kadınının 1920'li yılların başından itibaren geniş haklar elde
ettiğini, ancak daha sonra “geriye doğru büyük adımlar atıldığını”
söyledi. Bozkurt, Türkiye'de, son dö-nemde
önemli hamleler ve reformlar olduğunu, Türkiye'nin AB'ye katılım
sürecinde bu konunun de-vamlı gündemde tutulması gerekti-ğini ifade
etti.
Bakan Akşit, bazılarının çok karamsar ve
abartılı tablo çizdiğini, bunu bir Türk kadını ve siyasetçisi olarak
kabul edemeyeceğini söyle-yerek, eksikliklerin giderilmesi için yoğun
çalışmalar olduğunu belirtti.
Akşit, “Amacımız, Türk kadını-nı en iyi ve hak
ettiği noktaya taşımaktır. Gerçekçi olmalıyız. Elimiz-de sihirli değnek
yok. Türkiye son derece kararlı ve iradelidir” dedi.
Devlet Bakanı Güldal Akşit, daha sonra basına
yaptığı değerlendirmede, “her şeyi toz pembe göstermenin mümkün
olmadığını” söyledi.