Belçika Atatürkçü Düşünce Derneği (BADD), bir süre öncesine kadar,
dışardan bakıldığı zaman en-dişe veren ve güven sarsan iç çe-kişmeleri
geride bırakarak, somut ve etkili faaliyetleriyle ses getiriyor.
Kurulduğu 1997’den sonra bir “kopukluk” dönemi
yaşandığını, “uzlaşma” iradesiyle sorunların aşıl-dığını, “Atatürk ve
Cumhuriyet il-keleri çerçevesinde” toplum hizmetine yönelindiğini
belirten dernek yöneticileri, “maddi sıkıntılara ve bazı baskılara
rağmen” gelişmelerden memnun gözüküyorlar. BADD
Genel Merkezi’ni ziyaret ederek derneği daha yakından tanımak ve
okuyucularına tanıtmak is-teyen “Anadolu” ekibi faaliyetlerin iki
farklı alanda yoğunlaştığını göz-lemledi.
Birincisi: Türkiye’nin ulusal me-seleleri, BADD için önem taşıyor.
Sözde Ermeni soykırımı iddiaları, Kıbrıs sorunu, Türkiye-AB
ilişkile-rindeki sağlıksız gelişmeler, Türk ulusuna ve Türkiye’ye
yönelik iftira ve saldırılar karşısında “sessiz kal-mamakta” kararlı
gözüken dernek, çeşitli etkinlikler, konferanslar, ba-sın bildirileri,
gösteri ve eylemlerle “tepki” gösteriyor. Yöneticilerin, bunu yaparken,
çeşitli siyasi eğilimlerden kişi ve kurumlarla işbirliğine gitmeleri,
ulusal davalarda birlik ve beraberlik arayışına girişmeleri ve bunda
başarılı olmaları dikkat çeki-yor. Atatürk’ün, “ulusal egemenlik”
hedefine öncelik veriliyor. Yönetici-ler, “Türkiye’den kopuk değiliz.
Her şey Tür-kiye bağlantılı gelişiyor” diyorlar ve Türklerin
Türkiye’den, anadillerinden, öz kimliklerinden ve kültürlerinden
kopartılmalarına yö-nelik gayretlerin varlığına dikkat
çe-kiyorlar. İkincisi: BADD, Belçika’daki Türk
toplumuna yönelik somut ve etkili sosyal faaliyetlerini giderek
arttırıyor. Bunların ne derece güzel ve faydalı olduğunu görmek için
derneğe uğrayıp bir göz atmak ye-terli. Ziyaretimiz sırasında, geniş
bir alanda verilen hizmetleri gözlemle-dik. Üst kattaki sınıflarda,
Eğitim Müşavirliği’nin öğretmenlerinin Türkçe ve Türk Kültürü
derslerini izleyen çocukların mutlu bakışlarını not ettik. Bilgisayar
dersleri için ha-zırlanan özel bölümdeki çalışmala-rın ilerlediğini
gördük. Çok sayıda genci bir araya getiren folklor derslerinde,
birbirleriyle kaynaşmış in-sanların coşkusunu görüntüledik. Onlara
katılmış Arap asıllı bir gen-cin Türkçe’ye ve Türk folklorüne nasıl bir
sevgi ve istekle bağlandığına da, biraz şaşırarak şahit
olduk. Dernekte yabancılara ve Türk-lere
Türkçe, Fransızca, Flamanca dersleri de ciddi bir şekilde, yüksek
katılımla veriliyor. Müzik, seramik kursları da var.
Belçika’nın sağladığı 4 görevli, Türkiye
Cumhuriyeti’nin 4 öğretmeni, 20 kadar profesyonel eğitmen ve 30 kadar
yönetici ile faali-yetler giderek
geliştiriliyor. Görüştüğümüz dernek
yöneticileri, her şeyin toz pembe olmadığı mesajını verirken,
Belçika’da Türk kimliğini, Türkçe’yi ve Türkiye’yi “aşırı
milliyetçiliğe yönelmeden” savunduklarını ancak bunun kolay olmadığını,
Belçikalı ve Türk ma-kamların çeşitli baskılarına, haksız
eleştirilerine hedef olduklarını, ye-terli desteği görmediklerini ifade
ediyorlar. BADD’yi “siyaset üstü” bir kurum olarak nitelendiren,
der-neğe girerken “siyasi şapkalarını dışarda bıraktıklarını” belirten
yö-neticiler, “Atatürkçü Düşünce’nin penceresinden” bakarak “dostluk ve
kaynaşma” hedefine ulaştıkları-nı, bu düşüncenin her şeyden önce “insan
sevgisi” aşıladığını belirtiyorlar.
“Belçika’daki Türk kuruluşların artık ulusal
sorunlara ortak bakabil-diklerini ve bir çatı altında, üst kimlikte
buluşabildiklerini” belirten yö-neticiler, kültür ve dil
konularına büyük önem verdiklerini, köklü bir coğrafyaya sahip olan
Türkiye in-sanlarının başarılarının, kendi kül-tür ve dillerini de iyi
tanımaktan geçtiğine inandıklarını söylüyorlar.