İnekler (ve öküzler) “sempatik” ama “tepkisiz” ve biraz da “ahmak”
hayvanlar olarak tanı-nırlar. Onların “boş boş” trene bakmaları pek çok
karikatüre konu olur.
İngiliz araştırmacılara göre insanlar, sık sık espri
konusu yaptıkları bu hayvanlar hakkında yanılgı içindeler. İngilizler,
ineklerin çok ilginç ve zengin bir “ruhsal yapıya” sahip olduğunu
keş-fettiler. Bristol Üniversitesi’nde yapılan
araştırmanın sonuçlarına göre bu hayvanların “dostluk”, “kız-gınlık” ve
“alınganlık” duyguları çok gelişmiş.
Araştırmayı gerçekleştiren ekibi yöneten
hayvanbilimci profesör John Webster, beyinleri vü-cutlarına oranla
insanlarınkinden küçük olan hayvanların duygu ve acı çekme
yeteneklerinin de az olduğu görüşünün yanlışlığını kanıtladı.
Araştırmacılar, gözlemledikleri sürülerde bazı
ineklerin, ikili veya üçlü gruplar halinde dostluklar kurduklarını,
arkadaş olduklarını, sevgi paylaştıklarını
belirlediler. Bristol Üniversitesi ekibi, bu
hayvanların cinsel yaşamlarının da tahmin edilenden daha ha-reketli
olduğunu, ineklerin ve öküzlerin “şehvet düşkünü” olduklarını
belirledi. Araştırmaya katılan Cambridge Üniversitesi
profe-sörlerinden Donald Broom da, bu hayvanlar arasında “zekâ yarışı”
göz-lemlediklerini, ör-neğin, bir çiftlikte, tahta parmaklıklar
arkasına bırakılan yiyeceklere ulaşmak için çeşitli ve kurnaz yöntemler
aramakta birbirleriyle yarıştıklarını anlatıyor. Hedefe ulaşmak için
tahta parmaklıklara bağlı bir kapıyı açmayı başaran bazı hayvanların
kalp atışlarının yükseldiği, heyecanlan-dıkları ve mutlu oldukları,
bazılarının sevinçten zıpladığı gözlemleniyor. Bu tespitler,
deney hayvanlarının beyinlerine yerleştirilen elektrotlar sayesinde
netlik kazanıyor. Uzmanlar, bu araştırmaların
sonuçlarının, insanoğlu ile inek ve öküzler arasında duygusal tepki
yeteneğinin bugüne kadar tahmin edilenden çok daha yakın ve benzer
olduğunu gösterdiğini ifade ediyorlar. Bilimadamları,
tüm bu araştırmaların ardından, insanların sadece inek ve öküzlere
değil, tüm hayvanlara bakış açılarının değişmesi gerektiğini;
insanoğlunu rahatsız eden “aşağılanma”, “hor görülme”, “sevgisiz
bırakılma”, “aptal yerine koyulma” gibi unsurların hayvanları da çok
“üzebildiğini” ifade ediyorlar. Etlerini
afiyetle yediğimiz pek çok hayvanın gerçekte “karmaşık bir ruh haline
sahip canlı yaratıklar” olduğunun düşünülmesi, bu hayvanlara “sevgi ve
saygı duyulması” öneriliyor