AB Komisyonu üyesi Günter Verheugen’i ve beş yıl boyunca onun
sözcülüğünü yapan Jean-Christophe Filori’yi Türkiye’de tanımayan
yoktur. Genişlemeden sorumlu üye Verheugen’in açıklamaları zaman zaman
son derece hararetli tartışma ve tepkilere neden olurken, Sözcü Filori,
“zor koşulların adamı” olarak durumu idare etmeyi başardı.
Verheugen, yeni Komisyon’da farklı bir alana yöneldi. Filori ise,
arkadaşımız Elçin Poyrazlar’ın bu röportajında göreceğiniz gibi,
Türkiye’ye, Türklere ve Türkçe’ye odaklandı. AB Komisyonu’nun bu
sempatik ve dost bürokratı, Türkiye-AB ilişkileri çerçevesinde adından
söz ettirmeye ve şüphesiz hararetli tartışmaların ortasında kalmaya
devam edecek. Biz, bu röportajda, onun Türkiye’ye ve Türklere
bakışındaki aşamalı gelişimi gözlemleme fırsatı
yakalıyoruz. Türk kamuoyu Jean-Christophe
Filori'yi önceki dö-nem AB Komisyonu'-nun genişleme komi-seri Günter
Verheu-gen'in sözcüsü olarak tanıdı. Türkiye'nin AB macerası
çerçevesinde basında adına sıklıkla rastla-dığımız Filori'nin
Türkiye'ye yö-nelik kişisel ilgisi ve bu ilginin kaynağı ise pek
bilinmiyor. "AB yolunda Türkiye" fikrini
"büyüleyici" bulan Filori, ilgisinin bir sonucu olsa gerek, şu sıralar
"tam gaz" Türkçe dersleri alıyor. Ocak ayının başından bu yana, yo-ğun
iş temposunun yanısıra büyük bir heyecanla Türkçe öğrenen Filo-ri,
aslında dillere hayran biri. Anne-si Alman, babası Fransız olan
Filo-ri'nin eşi de Portekizli.
Paris doğumlu Filori bugün 45 yaşında.
Çocukluğunu geçirdiği Brüksel'den sonra, bir AB bürokra-tı olan
babasının işi nedeniyle Eti-yopya'da yaşamış. Marsilya'da ta-mamladığı
eğitiminin ardından Brüksel'de gazeteci olarak çalışma-ya başlayan
Filori, 1995 yılında, babasının yolundan giderek AB Komisyonu'nunda
görev almış. Çok
dilli bir ailede ve uluslar-arası bir çevrede yaşamak Filori'-nin
dillere olan ilgi-sini ve yeteneğini pekiştirmişse de, Türkçe'nin
hiçbir dile benzemediğini söylüyor. Jean-Christophe Filori bugün AB
Komisyo-nu'nun genişleme komiseri Olli Rehn'in kabinesinde Türkiye ve
Kıbrıs'tan sorumlu üye olarak görev yapı-yor. Türkçe öğrenmeyi,
Tür-kiye'yi ve Türk insanını ta-nımak için gerekli bulan Filori, "Bir
ülkeyi tanımak istiyorsanız belli bir düzeyde o ülkenin dilini
konuşmalısınız" diyor. Türkçe eğitimine tamamen kişisel seçim
sonucu baş-layan Filori, bu tercihinin işini ya-kından ilgilendiriyor
olmasından da memnun. Genişleme komiseri
Günter Verheugen ile çalışmaya başlama-dan önce Türkiye ile hiç
ilgilenme-diğini itiraf eden Filori, AB'nin içinde yer alacak bir
Türkiye fikrine yavaş yavaş ısınmış. Bugün ise bu fikrin ateşli
savunucularından biri. Beş yıl boyunca üzerinde çalıştığı bu dosya onu
öyle güçlü bir tutkuyla bağlamış ki, Verheugen'in görev değiştirmesinin
ardından bu konuda çalışmaya devam etmek istemiş. Bugünkü genişleme
komiseri Olli Rehn'e teklifi kendisi götüren Filo-ri, Türkiye konusunda
deneyimli ve bilgili birini arayan Rehn'in bu öne-riyi kabul etmesi
sonucu görevine başlamış. İşinden çok memnun olduğunu öğrendiğimiz
Filori, "Bu, tam yapmak istediğim iş, bundan dolayı çok mutluyum" diyor
ve Türkiye'nin AB sürecine ilişkin ola-rak şunları
söylüyor: "Başlangıçta, Tükiye'nin AB
üyeliğine fikrine sıcak bakmıyordum ama konunun içine girdikçe u fikir
beni büyüledi. Türkiye'nin, Avrupa'nın bir parçası olması fikri bence
çok çekici. Bu kadar büyük ve kuruluşundan bu yana Avrupa'-ya yönelmiş
bir ülkenin, AB şansını
hak etttiğini düşünüyorum. Günter Verheugen'nin de bu konuda etkileri
oldu. O da konuya her zaman tutkuyla yaklaştı."
Brüksel'de yaşayan Türkleri ta-nıdığını ancak Türkiye'de yaşayan Türk
halkını yakından tanımadığını söyleyen Filori'nin hayali Türkiye'-ye
arabayla gidip uzun bir gezi ya-pabilmek. İş için pek çok kereler
gittiği bu ülkenin siyasi yapısını, işleyişini çok iyi bildiğini
söylüyor Filori, ancak asıl istediği Türk insa-nını ve ülkeyi daha iyi
tanıyabil-mek. Filori bugüne kadarki izlenimlerinden Türkleri, Türk
kimliğine bağlılıklarından ve ülkenin zengin tarihi geçmişinden ötürü
"gururlu" insanlar olarak tanımlıyor. Kendini Türklere yakın hissettiği
başka bir nokta ise Akdenizlilik. AB
Komisyonu'nda, Arzu Çele-bioğlu'ndan aldığı Türkçe derslerini "zor ama
zevkli" bulan Filori, Türk-çe'nin çok açık ve anlaşılır bir mantığı
olduğunu söylüyor. Filori'nin zorlandığı konu ise Türkçe'nin da-ha önce
öğrendiği hiçbir dile benzememesi. Filori'nin yanısıra Ko-misyon içinde
pek çok kişi Türkçe dersleri alıyor. Filori şu sıralar Türk yazarları
okuyor ve Türk futbolunu yakından takip ediyor. Galatasaray'ı ilgiyle
izleyen Filori'nin başka bir zaafı da Türk yemekleri... Filori'nin
İstanbul'da sevdiği yeri sorduğumuzda bize "Gece vakti Taksim Meydanı"
yanıtını veriyor.q