Kemalist Mücadele
“Bakkal-çakkal dergisi” olmak eleştirisini
alarak yola çıkmıştık, bu yolda kalmanın mücadelesini verdik ve
“bakkal-çakkal” ile diyaloğumuz o kadar güzel bir boyut kazandı ki,
gurur duyuyoruz. “Anadolu” artık “bizim dergimiz“ değil, “sizin
derginiz”... Öyle olduğu için “sitemleriniz” de artıyor. Hem dağıtımda,
hem röportajda her yere yetişememenin sıkıntısını çekiyoruz. Ama merak
etmeyin, ekip her geçen gün çığ gibi büyüyor. “Derginiz” size yakışır
şekilde gelişiyor. Tabii herkesi mutlu etmek de
mümkün değil. Geçenlerde telefon eden bir okuyucumuz, çok saygılı bir
sesle, “Dergiyi hep izliyoruz, çok beğeniyoruz” dedi ve ekledi:
“Ama Ahmet Taner Kışlalı’nın yazılarına neden
yer veriyorsunuz ki?” Buyrun
cenaze namazına! Kemalist bir dergi Kışlalı’nın
yazısına yer vermeyecek de, onu katleden İran güdümlü yobazların, onun
katillerini hapisten kurtaranların reklamını mı
yapacak? Telefon eden okuyucumuz belki Prof.
Kışlalı’nın öldürüldüğünü bile bilmiyordu ama benim, onun kızı olduğumu
duyunca iyice şaşırdı! Bir başka okuyucumuz,
“yobaz” lafına bozulduğu için telefon etti. O da dergimizi iyi izliyor
ve beğeniyormuş ama neden müslümanlara “yobaz”
diyormuşuz! Yahu, müslüman “yobaz” olur mu?
“Yobaz”lar değil midir dinimize itibar kaybettiren, insanları
dinlerinden soğutan, terörü destekleyen
cahiller?.. Güzel olan şu ki, bizim insanımız
gerçekten iyi niyetli ve soru sormayı da, yanıt dinlemeyi ve almayı da
giderek daha iyi biliyor. Fikir ayrılıklarına rağmen, ortak ilkeler
temelinde el ele vermek gereğinin giderek farkına
varıyor. Bizim yolumuz ve ilkelerimiz belli:
Hepimizin Ata’sı Mustafa Kemal’in yolu;
hepimizin Cumhuriyeti Türkiye’nin ilkeleri...
Toz kondurmayız! Karşısında mücadele
verdiklerimiz de iyi anlaşılsın. Bunlar; cehalettir, terörizmdir,
ırkçılık ve faşizmdir... Türkiye’yi bölmek isteyenlere, yabancı
lobilere, iç düşmanlara karşı mücadeledir bu... Türk insanını din,
mezhep ve ırk farklılıklarını ön plana çıkarmaya çalışarak birbirine
düşürmek isteyenlere karşıdır mücadelemiz... Başörtülü analara,
bacılara değil; kara çarşaflı yobazlara
karşıdır... Bizim mücadelemiz, laik Türkiye
Cumhuriyeti’nin evlatları olarak; şehit çocukları, şehit torunları
olarak; aydın, çağdaş, kardeş bir Türk toplumunun bu küçük Belçika’da
da saygın yerini bulmasının mücadelesidir.
Mücadelemiz; sadece Türkiye’den ve Batı Avrupa’dan değil; Kıbrıs’tan
Azerbaycan’a, Türkmenistan’a kadar her yerden Anıtkabir’e bakmayı ve o
ışığı yansıtmayı sürdürenlerin mücadelesidir.
İşte biz buna, “Kemalist mücadele” diyoruz. Bu
yoldan dönmeyiz!
Dolunay Uluç Candan Marché