Belçika’da Valon liberaller (MR) (Mouvement Reformateur) Türkiye
konusunda son derece “dönek” bir tavır izlerken, iki Flaman liberal,
Başbakan Guy Verhofstadt ve Dış-işleri Bakanı Karel De Gucht
Türki-ye’yi cesur bir şekilde savunmayı
sürdürüyorlar. Başbakan Guy Verhofstadt,
Türkiye'nin AB'ye katılımının Avru-pa'ya güç kazandıracağını,
Türki-ye'nin boyutlarının ve jeostratejik ağırlığının bunu
sağlayacağını, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sınırları koru-yacak güçte
olduğunu söyledi. Verhofstadt, AB zirvesi
ardından “Le Soir” gazetesine verdiği demeçte Türkiye'ye ilişkin
soruları yanıtladı. Gazete, “Türkiye Avru-pa'ya güç kazandıracak”
başlığıyla manşetinden verdiği bu demece tam sayfa
ayırdı. “Belçika neden açık bir şekilde
Türkiye'nin dostu olarak ortaya çıktı” sorusunu yanıtlayan
Verhof-stadt, Avrupa kavramının demokra-si, laiklik, eşitlik, insan
hakları gibi değerleri temel aldığını belirterek, “Eğer Türkiye gibi
bir ülke AB üye-si olmak istiyorsa, onu müslüman sayısına göre değil,
bu değerleri be-nimseme iradesine göre yargılamak gerekir. AB'nin
öncelikli kriteri din değildir. AB, dini gerekçeleri kriterleri arasına
sokmamalıdır” dedi. Verhofstadt, “Belçika,
Türkiye ile müzakerelerin başlatılmasını neden bu kadar şiddetle
savundu?” sorusunu, “Çünkü Türkiye'yi sa-vunmaktan korkmadık” diye
yanıtladı ve şöyle devam etti: “Son yıllarda,
Avrupa siyaset dünyasında (Türkiye konusunda) büyüyen bir korku gördüm.
O ka-dar ki, bazıları 1963'ten beri var olan imtiyazlı ortaklığı
Türkiye için yeniden icad ettiler. Türkiye'yi sa-vunmamızın
jeostratejik nedenleri de var. Eğer Türkiye Avrupa ailesine
demirlenirse, bu Devlet, büyük bir müslüman toplumla, bizim
de-ğerlerimiz temelinde gelişecek. Ülkemize gelen yabancı göçmenlerden
de değerlerimizi kabul etme-lerini ve yaşamalarını istemiyor mu-yuz?
Eğer bir devlet bu değerleri kabul ediyorsa, katılımını neden
reddedelim?” “Eskiden Belçika insan haklarına
öncelik verirdi. Şimdi ilke mi değiştirdi?” sorusuna muhatap olan
Başbakan Verhofstadt, bunun söz konusu olmadığını, AB Komisyo-nu'nun,
Türkiye'nin siyasi kiriterleri yeterince karşıladığını bizzat
açıkla-dığını, insan haklarını koruyan ku-rumların Türkiye'den yana
tavır al-dıklarını, Türkiye'de binlerce tutuklunun serbest
bırakıldığını, ancak her şeyin mükemmel olmadığını
anlattı. Türkiye'de olası insan hakları
ihlalleri halinde “gözlerin kapatılmayacağını” belirten Verhofstadt,
“Türkiye'yi İslami köktendinciliğe sürüklemek mi gerekir?”
dedi. Helmut Kohl ve Valery Giscard d'Estaing
gibi isimlerin muhalefetle-rinin hatırlatılması üzerine, “Onlar
(Türkiye'nin katılımı ile) AB'nin si-yasi gücünün zayıflayacağını
söylü-yorlar. Ben tamamen aksini düşü-nüyorum” diyen Verhofstadt,
“Tür-kiye'nin boyutları ve jeostratejik ağırlığı sayesinde AB'nin
küresel gücü artacak” diye konuştu. “Yarın, AB
toprak bütünlüğü için Türkiye'nin İran, Irak sınırlarını korumak
durumunda mı kalaca-ğız?” sorusunu da yanıtlayan Ver-hofstadt, “Hiç
merak etmeyin. Türk Silahlı Kuvvetleri sınırları tek başına koruyacak
yetenektedir. Oraya asker göndermemiz söz ko-nusu olmayacak. Türkiye
uzun za-mandır NATO üyesidir” dedi. Türkiye'nin
AB'ye katılımının önemini kamuoyuna anlatmak ge-rektiğini, bunun için
10 yıl vakit olduğunu belirten Verhofstadt, “Ör-neğin, Türkiye'nin
AB'ye demirlenmesinin bir nedeninin de, insanla-rın korktukları
köktenincilikle mü-cadele olduğunu anlatmak lazım. Değerlerimizi kabul
eden bir müslüman toplumu geliştirmek için bu-nun yapıldığını anlatmak
lazım” di-ye konuştu. Verhofstadt, AB
Zirvesinde Kıbrıslı Rumarın yalnız bırakıldıları ve Türkiye'ye “boyun
eğildiği” gö-rüşünden hareketle sorulan, “Zirve sonunda Kıbrıs'ın
tanınmamasından hiç rahatsızlık duymuyor musu-nuz” sorusuna yanıt
verirken, “Tür-kiye'nin katılım antlaşması tüm üye ülkeler tarafından
imzalanacak. Eğer sorun çözüm bulmazsa Tür-kiye AB üyesi olamayacak”
dedi. Guy Verhostadt, “Roma bir günde inşa
edilmedi” diyerek, Kıb-rıs sorununun 40 yıldır sürdüğünü, BM'nin bile
çözümde başarılı olamadığını, Ankara Antlaşması protokolünün
imzalanmasının Kıbrıs Rum yönetiminin tanınması anla-mına gelmeyeceğini
ancak o yönde atılan çok büyük bir adım oluşturacağını belirtti ve
“Biliyorum ki Tür-kiye, sorun çözüm bulunca Kıbrıs'ı tanımak istiyor.
Bu mesele sadece hukuki gerekçelerle çözüm bulamaz. Bir de şöyle
düşünün: Eğer Türkiye'den Kıbrıs'ı tanımasını isteseydik, Ankara bunu
reddedip ma-sadan çekilseydi ve müza-kerleri baş-latmasaydık, o zaman
Kıbrıs sorunun çözümü hiç olmazdı” diye konuştu Anadolu Kredi