yönünde genişlerken,
bu genişlemenin Avrupa için felaket olacağı-nı, işsizlerin Belçika'ya
akın edece-ğini söyleyenler olmuştu. Protesto eylemleri yapılmıştı, çok
tartışmalar çıkmıştı ama bugün o tartışmaları kimse hatırlamıyor. Şimdi
İspanyolların, Portekizlilerin buraya gelip çalışmalarından,
Belçikalıların ora-lara gidip iş yapmalarından herkes memnun. Bu
tartışmalar iletişimi kuvvetlendiriyor. Birbirimizi tanımazsak,
birbirimizi sevmez ve anlamayız. Konuşursak, tartışırsak; bu
tartışmalar sert olsa bile sorunları aşarız. AB, ülkelerin barış ve
diyalog ile, birbirlerinin değerlerini kabul ederek bir araya gelmesine
tek örnektir. İyi bir diyalog ve tar-tışma, her şeyin söylendiği
ortamda olur. Ben Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine güveniyorum,
jeostratejik sorular gündemde olsa bile... Düşünsenize, Brüksel'den
bakınca, Türkiye'nin katılımıyla Irak ile kom-şu olacağız. Irak bize
göre dünya-nın öbür ucu... Din unsuru da var. Bazıları Avrupa'da kaç
milyon müslüman yaşadığını unutuyor. Schaerbeek'te varlık oranı ve
pra-tik uygulaması en yüksek olan din İslam. Schaerbeek'te yaşayan
120.000 kişinin 10.000'i katolik ise 35.000'i müslüman. Bu bir sorun
yaratmıyor. Korkmamak lazım oysa korku ifade
edenler var. Etsinler. AB'nin eski genişlemelerinde de bu korku-yu
bazen şiddete başvurarak, diplomasiden uzak yöntemlerle göste-renler
oldu. Hepsi unutuldu." TÜRKLERLE GURUR
"Belediyemizdeki Türklerle gurur duyuyorum" diyen Bernard Cler-fayt,
"Göçmen olmak kolay değil. Türkler büyük çabalar harcadılar, çoğunluğu
büyük başarılara ulaştı. Toplum içinde yerlerini tam olarak almalılar,
Belçikalılar da bunu isti-yor ve bekliyor. Türklerin hakları,
yükümlülükleri ve üstlenmeleri gereken sorumluklar var. Toplum içinde
hak ettikleri yeri tam olarak almalı ve bununla gurur duymalılar"
şeklinde konuştu
Bu arada, Schaerbeek’teki Liedz Meydanı’na
önümüzdeki ay-larda Nasreddin Hoca heykeli ko-yulacağını, 750 kiloluk
heykelin Ankara’dan gelerek beklemeye alındığını da not
edelim. Yılbaşında “Anadolu” dergisine dost ve
okuyuculardan pek çok kutlama kartı ulaştı. Bunlardan biri, “Belçika
asıllı Türk” olan Daniel Dumoulin’den geliyordu ki tüm okuyucularımıza
da yönelik olduğu için paylaşmak istedik. Türk tabiyetini
elde etmek için büyük mücadeleler veren, “Türkiye aşığı” Dumoulin,
Bergama’da kendisinin çektiği bir ay-yıldız fotoğrafını kartının
üzerine koymuş ve arkasına, “Bu bayrak bizimdir”
yazmış. Mesaj bu kadar basit ve böylesine
anlamlı! 48 yaşında, Türk ismiyle “Aslan
Yıldırım”, “Atatürkçü Düşünce” ve “Çanakkale” konularında kitaplara
imza atmış, Türkiye’de sosyal ve kültürel etkinlikleriyle de tanınan
bir kişi. Ayvalık’ta, Cunda adasında ikamet eden, güzel Türkçe konuşan,
“Türkiye benim için bir idealdir” diyen Dumoulin’in, büyük bir istek ve
iradeyle Türk vatandaşı olmak için geçtiği yolları, girdiği
imtihanları, sağlık kontrollerini ve karşılaştığı bürokratik engelleri
dinlediğiniz zaman hayretler içinde kalıyorsunuz ama Dumoulin,
“Türkiye’ye ve Türklere toz kondurmamakta” çok kararlı olduğu için
sıkıntıları değil, Türk olmanın getirdiği onur ve mutluğu anlatmayı
tercih ediyor. AB konusundaysa, “Onların önünde diz
çökecek değiliz. Türkiye’nin müthiş potansiyelini anlayacak yetenekte
değillerse kendileri bilirler” diyor.