Base [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Schaerbeek Belediye Başkanı Clerfayt



Base [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Schaerbeek Belediye Başkanı Clerfayt


Merhaba Muhabbet Dolunay Uluç      Geçenlerde bir Türk politikacı bana, "Derginizi ve ekibinizi çok takdir ediyorum. Hiçbir karşılık ve çıkar beklemeden güzel iş yapıyorsunuz" dedi. İltifat etmek istiyordu herhalde ama ben bu sözlere çok alındım. Karşılık beklemesek, çıkarımız olmasa bu işi yapar mıyız? Defalarca anlatmadık mı ki Türk insanının, laik Türk Devleti’nin, yaşadığımız Belçika'nın çıkarlarını savunuyoruz. Bizim çıkarımız, hedefimize ulaşmak. Hedefimiz bu topluma bir hizmet vermek.     Karşılık beklemez olur muyuz? Bu kadar insan şu dergiyi her ay çıkarıp sizlere sunabilmek için o kadar koşturuyor, gece gündüz çalışıyor. Bunun karşılığında ilgi de bekliyoruz, eleştiri de, teşekkür de... Kimden gelecek bunlar? Çıkarlarını koruduğumuz devletlerden veya onların temsilcilerinden değil herhalde... Onlarla muhabbetimiz yok!     Bizim muhabbetimiz okuyucularımızla... 7.000 dergi dağıtıyoruz, onbinlerce insanın elinden geçiyor bu dergiler. Çok mutluyuz çünkü bu insanların bizlerle muhabbeti iyice arttı. Gerçi bazıları çok vicdansız oluyor(!) Gecenin bir saatinde telefon edip, "Gene beceremediniz galiba! Nerde kaldı dergimiz? Bizim dernekte dağıtılmadı. Ne biçim iş?" diye azarlıyorlar. Kızmıyoruz. "Kardeşim, abone misiniz, para mı verdiniz?" diye terslemiyoruz. Aksine, gösterdikleri ilgi ve sabırsızlıktan mutlu oluyoruz. Özür dileyip, gecikme nedenlerini anlatmaya çalışıyoruz.     Bir lokanta sahibi, "Derginizi herkes okuyor, seviyor. Size verdiğim ilanlarla bir sürü müşteri kazandım" dediğinde; bir işadamı, "İyi iş yapıyorsu-nuz. İnsanlar memnun. Size sponsor olduğuma pişman değilim" diyerek katkılarını arttırdığında çok keyifleniyoruz.
     Lantin Hapishanesi'nden telefon eden, pis bir suç işleyip müebbet hapis cezası yemiş Türk delikanlı çok zor koşullarda bizi arayıp, "Derginiz geldi. Buradaki bütün arkadaşlar okuyoruz, dergi elden ele gezip iyice aşınıyor" dediğinde ve haberlerle yazılar hakkında fikirlerini bildirdiğinde gerçekten onur duyuyoruz.     Belçikalı bir bürokrat veya avukat telefon edip, "Neden Fransızca, Flamanca, İngilizce sayılarınız bu kadar az" diye sitem ettiğinde; Türkçe öğrenen tüm yabancıların dergimize abone olmak için sıraya girdiklerini gördüğümüzde heyecanlanıyoruz.     Belçikalı bir bakan veya belediye başkanı bizi görünce, "Haa, evet. Belçika'daki Türklerin dergisi, değil mi? Tanıyorum, biliyorum, gördüm" dediğinde göğsümüz kabarıyor.     Internet sitesinde dergimizi Türkiye'den, Amerika'dan, Avustralya'dan onbinlerce insanın izlediğini görünce keyifleniyoruz.     Beklediğimiz karşılığı fazlasıyla alıyoruz.
     "Anadolu" ve ekibi hakkında dedikodular da bitti galiba. Artık iyi tanışıyoruz. Gerçi, bize gelen son dedikodular, maddi sıkıntıları aşamadığımız, borçlarımızı ödeyemediğimiz için aldığımız önlemlere ilişkin... "Anadolu batıyor" diyenler varmış.     Siz hiç merak etmeyin. Hiç kimse size, "Anadolu'nun bana borcu var" diyemez. Hiç kimse, "Anadolu" ile para karşılığı bir iş yaptığını da iddia edemez. Hiçbir devlet veya temsilcisi derginize maddi veya manevi katkıdan söz edemez. Böyle şeyler duyarsanız inanmayın, kanıt isteyin.     "Anadolu" yok olmuyor.
     "Anadolu" daha yeni yeni işe başlıyor.     Sizler gibi iyi, kaliteli, alçakgönüllü, kadirşinas okuyucuların muhabbetine doyum olmuyor.     Çocuklarınızla, eşlerinizle, ailelerinizle güzel, sağlıklı, mutlu bir bayram geçirin.     Muhabbetimiz bol olsun.