Leyla Pınar'dan dostluk ve barış konseri [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] MR'in Türk asıllı politikacıları



Leyla Pınar'dan dostluk ve barış konseri [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] MR'in Türk asıllı politikacıları


        Geçen sayımızda Valon liberal parti  MR'in Türkiye hakkındaki açıklamasına yer vermiş ve "Valon liberallerden kemer altı darbe" başlığını kullanmıştık. AB'deki yoğun Türkiye tartışmaları sırasında MR'in yaptığı açıklama öylesine bilgisizlik, ilgisizlik ve Türk toplumuna ihanet kokuyordu ki, tepkisiz kalmak mümkün değildi. MR, Türkiye'den, "Kıbrıs Rum yönetimini tanımasını", "Ermeni soykırımını kabul etmesini", "başta Kürtlere olmak üzere azınlık haklarını geliştirmesini", "kadın-erkek eşitliği ve fikir özgürlüğü garantisini sağlamasını" istiyordu. Haberi okuyucularımıza yansıttıktan sonra, "Not ettik! Gelecek seçim döneminde Valon liberal dostlarımızı lokanta ve dernekleri-mizde bizlerle yine "göbek atmaya" bekleriz! Çok iyi dönüyor ve kıvırtıyorlar!" demiştik.     Bu habere okuyucularımızdan çok fazla tepki geldi. Belçika'da onbinlerce Türk oy kullanıyor ve bunlar arasında MR'in seçmenleri de elbette çok. Şimdi, bu partiye oy verdiği için pişman olduğunu söyleyenler çok fazla. Oysa, MR bünyesinde Türkiye'yi kuvvetle savunan, örneğin Louis Michel gibi güçlü politikacılar da var. Buna rağmen, Valon liberaller, birkaç Ermeni lobicisinin baskısına boyun eğerek onbinlerce Türk'ü öylesine büyük bir hayal kırıklığına uğrattılar ki, bunun kendilerine siyasi maliyeti çok yüksek olacak."Türk toplumu unutkandır" zihniyetiyle, uyduruk bir soykırım iddiasını gündeme taşıyan MR hangi lobinin daha güçlü, hangi görüşlerin daha doğru ve dürüst olduğunu gelecek seçimlerde fark edecek.     Bu "siyasi olay" MR'in Türk adaylarını ve seçilmiş politikacılarını çok üzdü ve onları çok zor bir duruma düşürdü. Bu "Türk asıllı" politikacılardan da tepkiler aldık ve memnuniyetle gördük ki, onların tepkisi de "partiden" değil, "Türkiye'den" ve "Türk toplumundan" yana. Schaerbeek Belediye Meclisi'nin seçilmiş MR üyelerinden Sait Köse ve Mustafa Öztürk, "Anadolu" dergisinin "sinirli" ve "sataşkan" sorularına çok dürüst ve cesur yanıtlar verdiler. Kendileriyle yaptığımız söyleşinin özetini aktararak, bu politikacıların
duygularını ve kalitelerini de yansıtmış, yerel basındaki görevimizi tarafsız bir şekilde yapmış olacağımızı düşünüyoruz: Anadolu: Türk asıllı MR üyeleri olarak partinizin açıklamasını nasıl hazmedebiliyorsunuz? Seçim dö-nemi yaklaştığında MR Türkler-den oy istemeye gelebilecek mi?Sait Köse: Biz pirincin taşını ayıklamakta çok zorluk çekiyoruz. Va-tandaşa karşı çok zorlanıyoruz. İnsanlara bir sürü hizmet götürebiliyoruz ama parti bu şekilde çıktığında herşeyi alıp götürebiliyor. Partinin bu konuda basın bildirisi yayınladığını ilk duyduğumda he-men basın danışmanına telefon açtım. İlk iş olarak, parti genel başkanından randevu talep ettim. Bu konuyu görüşmek ve ona ay-rıntılı bilgi vermek için randevu aldık. Görüşeceğiz. Belçika'daki bütün partiler aslında aynı görüşü savunuyorlar. Soykırım konusu Belçika Senatosu'nda görüşüldü ve orada kabul edildi. Parlamento gündemine daha gelmedi. Bazı partiler fikirlerini açık açık söyle-miyorlar. Burada "MR kıvırıyor" diye yazmışsınız ama asıl diğer partiler kıvırıyor. MR bütün konularda biraz daha direk konuşur. Diğer partiler gibi politik davranmaz.       Partililer burada olayın özünü yanlış biliyorlar. Bizlerin görevi de bu durumda parti içi lobi yapmak ve partideki insanlara işin aslını anlatmak. Doğruyu anlatmamız gerekiyor. Burada tarihsel bir olay var, bunları tarihçilere bırakmak lazım. Ben hiçbir tarih kitabında "soykırım" olmuştur dendiğini okumadım. Yıllardan beri, Fransa başta olmak üzere, bu olay siyasi amaçlarla  kullanılıyor. Bugün MR'in içinde de 5-10 kişilik bir kesim böyle düşünmektedir. Bir-kaç kişi toplanıp bu basın bildirisini sunmuşlardır. Biz de, Belma Tek, Nezahat Namlı, Mustafa Öz-türk ve ben, gidip bu konudaki ra-hatsızlığımızı ve olayın özünü baş-kanımıza anlatacağız.Anadolu: Bu girişiminizin ne getireceğini umuyorsunuz?Sait Köse: Bu tip çalışmalarda parti başkanı hemen basın bildiri-sini geri çekip açıklama yapmaz. Önemli olan beyinlerde değişiklik yapmak. Bunun için de usanma-dan izah etmek gerekiyor. Bizim umudumuz uzun vadede bu insanları ikna edip onlara doğruları göstermek. Mesela aynı partiden olan Louis Michel de Türkiye'nin adaylığı konusunda en taraftar in-san. Türkiye'nin adaylığı için çok uğraştı ve buna devam ediyor. Bu insan  yakın zamana kadar MR'in Genel Başkanı'ydı. Her partide değişik düşünenler her zaman olur. Ben bu basın bildirisinden Didier Reynders'in bire bir haberi olduğunu hiç zannetmiyorum. (Şimdiden sonra olacak tabii!) Bu arada Reynders çok büyük bir Türkiye dostudur. En azından bi-zim çabalarımızla bundan sonra böyle bir açıklama olmaz diye tahmin ediyorum...Mustafa Öztürk: Bu siyasi bir dek-larasyondur. Her zaman bu tip açıklamalar yapılabilir. Ancak Er-meni konusunun özüne bakıldığında, soykırımın gerçekten yapılıp yapılmamış olması Didier Reyn-ders açısından hiç de önemli de-ğil. Olay siyasi bir deklarasyon. Avrupa'da ve dünyada çok fazla politikacı “1915 soykırımı” dedikleri olayın gerçek yüzünü bilmiyor. Bilen de siyasi açıdan sözkonusu edemiyor gerçekleri... Bir Ermeni soykırımı yoktur. Aslında Türkler soykırıma uğramıştır. Ben bunu iddia ediyorum. Bir ay sonra çıkacak olan "Pouvoir du Lobi" (Lobi'-nin Gücü) adlı kitabım da bunun kanıtlarıyla doludur. Devlet arşivlerine dayalı olarak, belgelerle ya-zılmış bir kitaptır. Azerbaycan Devleti'nin belgeleri, Osmanlı Devlet arşivleri, Brüksel Milli Kü-tüphanesi belgelerine dayanarak yaptığım araştırmalar Türklerin Ermeni soykırımına uğradığını ka-nıtlıyor. Bunun için soykırım keli-mesini açıklamak lazım. Soykırım: silahlı bir milletin, organize bir şe-kilde, sistemli olarak, silahsız bir milleti, bir toplumu veya bir dini gurubu imha etmesidir.      Olay 1915'te geçmiş ama 1800'lü senelerden itibaren Er-menilerin yapmış oldukları organizasyonlara ve söylemlere baktığı-mızda; Papazlar tarafından yolla-nan paralarla silah alımı için para transferleri yaptıklarını biliyoruz. Anadolu'daki kiliselerin mahzenlerinde bulunan silahlar var. Kurul-muş olan onlarca komite var. Bunların içinde hâlâ varlığını ko-ruyanlar var. 1886 senesinde ilk Hınçak kuruluyor. Ardından başka komiteler kuruluyor. Bütün bunların tüzükleri de var bende. Bu komiteler Anadolu'nun en ücra köşelerinde ve dünyanın belli başlı ülkelerinde şubeler açıyorlar. Köy-lere nasıl saldırılacağını, ne şekilde adam öldürüleceğini programla-mışlar. Sözde soykırım 1915'te oluyor ama bu komiteler 1880'-lerde kuruluyor! Peki neden? Fransızların, İngilizlerin, Rusların misyonerleri Anadolu'da büyük bir faliyet gösteriyorlar. Gayeleri Ermenistan devletini kurmak. Av-rupanın o günkü güçlü devletleri Fransa, İngiltere, Rusya, Macaris-tan, Almanya gibi devletlerin yapmış oldukları gizli anlaşmada, "hasta adam" denilen Osmanlı İm-paratorluğu'nun bitirilmesi hesap-lanıyor. Ancak durup dururken de Osmanlı İmparatorluğu'na saldıramazsınız, bunun için gerekçelere ihtiyacınız var... Bu gerekçe de azınlıklar...     1878'de biten Rus-Osmanlı Savaşında Ayastafanos'ta yapılan anlaşmanın 16. maddesinden Av-rupalılar memnun olmuyorlar ve 1878'de Berlin'de başka toplantı yapıyorlar, burada yapılan toplantının 61. maddesine azınlıklar adı altında Ermeniler ekleniyor. Er-menilerin amacı devlet kurmak, Avrupa devletlerinin amacı da Osmanlı'yı yok etmek. Burada