Bu arada, bölgenin sempatik yuvalarından birinde, ocaktan son çıkan
işçi olan Mustafa Yurtlak'ın evinde de misafir olduk. Yurtlak 1970'te
babasının yanına gelmiş, beraber madende çalışmışlar. Önce yaşı
tutumadığı için galerilere inme-miş, o kadar genç başlamış… Ocak
kapanınca Charleroi'ya geçip 4 yıl da orada çalışmış. Sonra kamyon
sürücülüğü ve şimdi Hollanda'da çalışmasını sürdürüyor. 38 senedir evli
olan Yurtlak çiftinin 5'i kız 6 çocuğu, ve 10 torun var. Zor
koşul-lara, büyük bir hayat mücadelesine rağmen aile mutluluğu ve
huzurunun en güzel örneklerinden birini
hissettiriyorlar. Kezban Kabaoğlu da bölgenin
renkli simalarından bir genç. Blegny'de doğmuş, büyümüş. Sos-yalist
Parti adayı olarak seçimlere girmiş, iyi oy toplamış. Şimdi
bele-diyede, vergi dairesinde memur. Türk toplumuna da hizmetler
veri-yor. MÜZE MÜDÜRÜ Blegny'deki müzeyi
ve maden ocağını bize Müdür Jacques Crul gezdirdi ve sorularımızı
yanıtladı. Bu ocakların bir bölümünün açık
tutulmasına daha ocaklar ka-panmadan karar verilmiş.1993'ten beri
yönetimde olan Crul, bu kara-rın 1976'da verildiğini, 1978'de
somutlaştığını anlattı ve şunları söy-ledi.
"Turistleri maden ocağına indir-me fikri başlangıçta garip karşılandı
çünkü katı kurallar vardı. Çılgın bir fikir gibi algılandı. Yasalara
göre 16 yaşından küçükler galerilere inemez. Başlangıçta adli sorunlar,
zihniyet sorunları yaşandı. Bazı işçi-ler, acı çekilen, can verilen
ocakla-ra turist indirilmesine karşı çıktılar. Ocaklar 31 Mart 1980'de
kapandı. İki ay sonra ziyaretler başlatıldı. 170-230 metre şantiyesi
korundu. Daha önce 530 metreye iniliyordu. Önceleri ocakların ziyareti
olarak başlandı, müze fikri yoktu. 50 bin ziyaretçi rakamına çabuk
ulaşıldı ama su sorunu oluyordu. Galerileri devamlı su basıyor,
pompalama çok masraflı oluyordu. 1982'de maddi sorunlar yü-zünden proje
askıya alındı, Bir yıl sonra, eski maden ocakları bölgelerine ayrılan
AB fonları değerlendirildi, 30-60 metre galerileri tekrar ziyaretlere
açıldı ve müze projesi de devreye sokuldu."
Belçika'da galerilerine inilebilen tek ocak olan Blegny'yi yılda
55-60.000 kişi ziyaret ediyor. Jacques Crul şunları
anlatıyor: "İlk 10 yıl maden işçileri bu
projeye soğuk baktılar. 10. yıl kutlamasında hepsi davet edildi.
Geldi-ler. Sonra yavaş yavaş projeye ısın-dılar. Eşlerini ocaklarda
kaybetmiş kadınlar geldi. Kocaları çalışma ko-şullarını onlara
göstermiyor, anlatmıyorlardı. Gelip gördüler. Şimdi işçilerin
çocukları, torunları geli-yor…" Crul, bölgedeki
Türk işçiler ara-sında dayanışmaya ve bu insanların
misafirperverliklerine hayran olduğunu da sözlerine ekledi ve "Ocaklar
bölgeye bir kültür zenginliği getirdi. Bugün okullardaki çocuklara
bakınca bu zenginlik, çok kültürlülük daha da güzel görülüyor" dedi.
Bu arada not edil-mesi gereken önemli bir
unsur daha dikkatimizi çekti. Maden ocaklarının müthiş bir arşivi
Blegny'de… 1880'den bu yana işçi karneleri, bilgileri stoklanmış
durumda. Aileler, büyükler hakkında araştırma yapanlara arşiv açık.
Müdür Crul, bu arşivlerin önemine deği-nirken, “Ellerinde dedelerinden,
babalarından belgeler, fotoğraflar, mektuplar kalan Türkler
arşivleri-mize ve müzemize katkı için bunların kopyalarını bize
iletebilirler” mesajını da veriyor. Blegny
ocağını gezdiren 18 rehber var. Bunlar, eski maden işçileri... Yönetim
bu rehberlerin tu-ristlere anlattıklarına hiç karışmıyor, kendi
yaşadıklarını ve deneyimlerini yansıtıyorlar. Rehberler yaşlanmış,
yerleri doldurulması güç oluyor. Gençler, onlarla beraber inip
reh-berlik deneyimi kazanıyorlar. Sonuçta
Blegny ziyaretimiz hem heyecanlı, hem bilgi ve mutluluk verici geçti.
Belçika'da bu gü-zellikte bir Türk toplumu ve top-lumun uyumlu
yaşamı, sempatik in-sanları, gençleri, yaşlıları bizi umutlandırdı.
Dergimize gösterdikleri ilgi ve yakınlık için teşekkür ediyor, hepsini,
muhteşem bir örnek oluşturdukları, ülkemizi ve toplumumu-zu çok güzel
temsil ettikleri için kutluyoruz.