Türkiye-AB İlişkileri / Sıtkı Uluç [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Türkiye-AB ilişkileri



Türkiye-AB İlişkileri / Sıtkı Uluç [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Türkiye-AB ilişkileri


     Türkiye-AB ilişkile-rinde son derece hassas, gergin ve ciddi bir dönem yaşanır-ken, AB üyesi ülkelerde o kadar çelişkili tavır ve açıklamalar ol-du ki, bazen gözlerimize, kulakla-rımıza inanamadık. Şimdi, diğer ülkeleri bir kenara bırakıp, “bi-zim Belçika” ne yaptı, bir göz atalım. Seçim dö-neminde Türk lokallerine, lokantalarına gelip gereğinde göbek atan,Türk asıllı seçmenlerin oylarını almak için çeşitli yöntemler deneyen Belçikalı politikacıların ve siyasi partilerin bazı-ları ne kadar “alçak” olduklarını gözler önüne serdiler. (Örneğin Valon liberal parti MR...) Ara-larında bolca sosyalist ve hıristiyan demokrat bulunan bazıları “kıvırttılar ve sustular”... Bazı-ları ise, örneğin Dışişleri Bakanı Karel De Gucht, net tavır sergilemeyi, açık ve dürüst ko-nuşmayı tercih ettiler.     Guy Verhofstadt yönetimindeki Belçika hü-kümeti, Türkiye’ye ilişkin tavrını Bakanlar Kuru-lu kararıyla açıkladı ve bu tavır, Türkiye’de, ol-dukça olumu değerlendirildi.Liberal ve sosyalist ağırlıklı hükümet, 17 Aralık zirvesi öncesinde, Başbakan Verhofstadt’ı, “Türkiye’ye koşullu destek vermekle” görevlendirdi. Yapılan resmi açıklamada, karar madde madde izah edildi ve özetle şöyle oldu:     1. Belçika, Türkiye ile tam üyelik müzakere-lerinin başlatılmasından yanadır. Diğer adaylara uygulanan kriterler, 1999’da, Helsinki’de aday-lığı tanınan Türkiye için de geçerlidir. Kopen-hag kriterleri olarak adlandırılan bu kriterler, hu-kuk devleti olmak, insan ve azınlık haklarına saygı göstermek gibi unsurları da içerir. AB Ko-misyonu, 6 Ekim 2004 tarihli raporunda Türki-ye’nin önemli adımlar attığını ancak 6 özel alanda yapılması gerekenler olduğunu belirtmiştir. (örneğin yeni Ceza Kanu’nun uygulamaya so-kulması.) Komisyon, söz konusu 6 alanda gere-kenlerin yapılması koşuluyla, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasını önermiştir.
     2. Belçika, Türkiye ile müzakere sürecinin yeterli garantileri sunması gerektiği görüşünde-dir. - Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti alanlarında önemli ihlaller olursa müzakereler askıya alınmalıdır.- Uzun geçiş dönemleri gerekli olacaktır. İşçile-rin serbest dolaşımı konusunda kalıcı kısıtlama-lar, Komisyon’un önerdiği gibi ele alınabilir.- Ayrıca, hatırlatmak gerekir ki, müzakerlerde oybirliği kuralı geçerlidir. Bir başka deyişle, her AB üyesi devlet, müzakerelerde bir dosyanın ta-mamlanmasına ve kapanmasına onayını vermek durumundadır.
     3. Türkiye ile müzakerelerin hedefi tam üyeliktir. Elbette, her müzakere sürecinde olduğu gibi, sonucu önceden belirlenmemiş bir süreç söz konusudur. Bu müzakerelerin çok uzun yıllar alması da beklenmektedir.     Hükümetin, “Ankara’ya destek veren” bu açıklamasında satır araları iyi okunduğu zaman, Belçika’nın AB Komisyonu’nun önerilerini des-teklediği görülüyor. “Müzakereler başlasın ama” deniyor ve Kıbrıs Rum kesiminin tanınması, işçilerin serbest dolaşımının kalıcı olarak engellenmesi, Türkiye’nin tanımadığı ve Türkiye’de azınlık olmak istemeyen “azınlıklara” hakları verilmesi gibi “gizli koşullar” gündemde tutuluyor. Buna rağmen, zor dönemde Türkiye’den yana tavır koyar gibi yapan Belçika, Ankara’ya en fazla moral ve cesaret veren “dost” oldu. Ba-zen, “Dost acı söyler” mantığıyla, bazen de, Türkiye ile çok iyi giden ilişkileri yaralamamak uğruna...     Verhofstadt hükümeti, bu oyunu çok iyi oy-nadı. Hükümet ortağı partilerin tavır ve açıklamaları ile hükümetin resmi tavrı o kadar farklı ve çelişkili oldu ki, neticede kamuoyunda hiç kimse bir şey anlamadı. Daha doğrusu, herkes duymak istediğini duymak, anlamak istediğini anlamak olanağı buldu Belçika'da hü-kümet koalisyonu içinde yer alan Valon Liberal Parti (Mouve-ment Reformateur) (MR), 17 Aralık’tan tam önce, kendi gö-rüşüne göre “Türkiye'-nin AB'ye katılımının koşullarını” içeren bir açıklama yaptı.     Ermeni lobisinin ve terör örgütlerinin yan kuruluşlarının baskılarından gelen ko-kuları yansıtan parti merkezinin açıklama-sına göre Valon liberaller, Türkiye'den, “en geç katılım müzakerelerinin sonuna kadar”, “Kıbrıs Rum kesimini tanımasını”, sözde “Ermeni soykırımını kabul etmesini”, “başta Kürtlere olmak üzere azınlık haklarını geliştirmesini”, “kadın-erkek eşitliği ve fikir özgürlüğü garantisini sağlamasını” istediler.      Açıklamada, “MR, Türkiye'den, bu unsurlara, en geç müzakerelerin sonuna kadar, süratli, kalıcı ve olumlu bir çözüm getirmesini istiyor” denildi.     Liberal Parti Başkanı Didier Reyn-ders, konuya ilişkin açıklamasında, “Tür-kiye'nin üyelik müzakerelerinin başlatılmasına tam destek verdiklerini, müzake-relerin başlatılması ile AB'ye katılımın birbirinden iyi ayırdedilmesi gerektiğini, katılım konusunda tercihin en erken on yıl sonra gündeme geleceğini” anlattı.          Reynders, “Muhtemelen 2005 yılında başlayacak olan müzakereler, Türkiye'nin katılımı konusunda verilecek son kararı bağlamaz” dedi.    Not ettik! Gelecek seçim döneminde Valon liberal dostla-rımızı lokanta ve derneklerimizde bizlerle yine “göbek atma-ya” bekleriz! Çok iyi dönüyor ve kıvırtıyorlar!