Türkiye-AB ilişkile-rinde son derece hassas, gergin ve ciddi bir dönem
yaşanır-ken, AB üyesi ülkelerde o kadar çelişkili tavır ve açıklamalar
ol-du ki, bazen gözlerimize, kulakla-rımıza inanamadık. Şimdi, diğer
ülkeleri bir kenara bırakıp, “bi-zim Belçika” ne yaptı, bir göz atalım.
Seçim dö-neminde Türk lokallerine, lokantalarına gelip gereğinde göbek
atan,Türk asıllı seçmenlerin oylarını almak için çeşitli yöntemler
deneyen Belçikalı politikacıların ve siyasi partilerin bazı-ları ne
kadar “alçak” olduklarını gözler önüne serdiler. (Örneğin Valon liberal
parti MR...) Ara-larında bolca sosyalist ve hıristiyan demokrat bulunan
bazıları “kıvırttılar ve sustular”... Bazı-ları ise, örneğin Dışişleri
Bakanı Karel De Gucht, net tavır sergilemeyi, açık ve dürüst ko-nuşmayı
tercih ettiler. Guy Verhofstadt yönetimindeki
Belçika hü-kümeti, Türkiye’ye ilişkin tavrını Bakanlar Kuru-lu
kararıyla açıkladı ve bu tavır, Türkiye’de, ol-dukça olumu
değerlendirildi.Liberal ve sosyalist ağırlıklı hükümet, 17 Aralık
zirvesi öncesinde, Başbakan Verhofstadt’ı, “Türkiye’ye koşullu destek
vermekle” görevlendirdi. Yapılan resmi açıklamada, karar madde madde
izah edildi ve özetle şöyle oldu: 1. Belçika,
Türkiye ile tam üyelik müzakere-lerinin başlatılmasından yanadır. Diğer
adaylara uygulanan kriterler, 1999’da, Helsinki’de aday-lığı tanınan
Türkiye için de geçerlidir. Kopen-hag kriterleri olarak adlandırılan bu
kriterler, hu-kuk devleti olmak, insan ve azınlık haklarına saygı
göstermek gibi unsurları da içerir. AB Ko-misyonu, 6 Ekim 2004 tarihli
raporunda Türki-ye’nin önemli adımlar attığını ancak 6 özel alanda
yapılması gerekenler olduğunu belirtmiştir. (örneğin yeni Ceza Kanu’nun
uygulamaya so-kulması.) Komisyon, söz konusu 6 alanda gere-kenlerin
yapılması koşuluyla, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin
başlatılmasını önermiştir.
2. Belçika, Türkiye ile müzakere sürecinin
yeterli garantileri sunması gerektiği görüşünde-dir. - Demokrasi, insan
hakları, hukuk devleti alanlarında önemli ihlaller olursa müzakereler
askıya alınmalıdır.- Uzun geçiş dönemleri gerekli olacaktır. İşçile-rin
serbest dolaşımı konusunda kalıcı kısıtlama-lar, Komisyon’un önerdiği
gibi ele alınabilir.- Ayrıca, hatırlatmak gerekir ki, müzakerlerde
oybirliği kuralı geçerlidir. Bir başka deyişle, her AB üyesi devlet,
müzakerelerde bir dosyanın ta-mamlanmasına ve kapanmasına onayını
vermek durumundadır.
3. Türkiye ile müzakerelerin hedefi tam
üyeliktir. Elbette, her müzakere sürecinde olduğu gibi, sonucu önceden
belirlenmemiş bir süreç söz konusudur. Bu müzakerelerin çok uzun yıllar
alması da beklenmektedir. Hükümetin, “Ankara’ya
destek veren” bu açıklamasında satır araları iyi okunduğu zaman,
Belçika’nın AB Komisyonu’nun önerilerini des-teklediği görülüyor.
“Müzakereler başlasın ama” deniyor ve Kıbrıs Rum kesiminin tanınması,
işçilerin serbest dolaşımının kalıcı olarak engellenmesi, Türkiye’nin
tanımadığı ve Türkiye’de azınlık olmak istemeyen “azınlıklara” hakları
verilmesi gibi “gizli koşullar” gündemde tutuluyor. Buna rağmen, zor
dönemde Türkiye’den yana tavır koyar gibi yapan Belçika, Ankara’ya en
fazla moral ve cesaret veren “dost” oldu. Ba-zen, “Dost acı söyler”
mantığıyla, bazen de, Türkiye ile çok iyi giden ilişkileri yaralamamak
uğruna... Verhofstadt hükümeti, bu oyunu çok
iyi oy-nadı. Hükümet ortağı partilerin tavır ve açıklamaları ile
hükümetin resmi tavrı o kadar farklı ve çelişkili oldu ki, neticede
kamuoyunda hiç kimse bir şey anlamadı. Daha doğrusu, herkes duymak
istediğini duymak, anlamak istediğini anlamak olanağı buldu Belçika'da
hü-kümet koalisyonu içinde yer alan Valon Liberal Parti (Mouve-ment
Reformateur) (MR), 17 Aralık’tan tam önce, kendi gö-rüşüne göre
“Türkiye'-nin AB'ye katılımının koşullarını” içeren bir açıklama
yaptı. Ermeni lobisinin ve terör örgütlerinin
yan kuruluşlarının baskılarından gelen ko-kuları yansıtan parti
merkezinin açıklama-sına göre Valon liberaller, Türkiye'den, “en geç
katılım müzakerelerinin sonuna kadar”, “Kıbrıs Rum kesimini
tanımasını”, sözde “Ermeni soykırımını kabul etmesini”, “başta Kürtlere
olmak üzere azınlık haklarını geliştirmesini”, “kadın-erkek eşitliği ve
fikir özgürlüğü garantisini sağlamasını” istediler.
Açıklamada, “MR, Türkiye'den, bu unsurlara, en
geç müzakerelerin sonuna kadar, süratli, kalıcı ve olumlu bir çözüm
getirmesini istiyor” denildi. Liberal Parti
Başkanı Didier Reyn-ders, konuya ilişkin açıklamasında, “Tür-kiye'nin
üyelik müzakerelerinin başlatılmasına tam destek verdiklerini,
müzake-relerin başlatılması ile AB'ye katılımın birbirinden iyi
ayırdedilmesi gerektiğini, katılım konusunda tercihin en erken on yıl
sonra gündeme geleceğini” anlattı.
Reynders, “Muhtemelen 2005 yılında başlayacak
olan müzakereler, Türkiye'nin katılımı konusunda verilecek son kararı
bağlamaz” dedi. Not ettik! Gelecek seçim döneminde
Valon liberal dostla-rımızı lokanta ve derneklerimizde bizlerle yine
“göbek atma-ya” bekleriz! Çok iyi dönüyor ve kıvırtıyorlar!