mızı düşündük.
Ama Ege Pen eki-binin tamamı temizliğe ve onarıma öyle bir girişti ki
tesisler inanılmaz kısa bir sürede tekrar faal oldu, üretime geçti.
Böyle bir şey dünya-nın başka hiçbir yerinde olamaz. Üstelik bu su
baskını felaketi Türki-ye'deki kâr ve gelir rakamlarını hiç etkilemedi
oysa kolay bir özür olabilirdi. ü Deceuninck
dünyanın her yerinde aynı standart ve yöntemlerle mi çalışıyor
? ü Evet, standartlar her yerde aynı ama
Türkiye'de insanlar çok daha sorumlu çalışıyorlar ve çok daha
yaratıcılar. Örneğin atıklar ko-nusunda… Atmak yerine bunları
değerlendirme yöntemleri arayıp buluyorlar. Enformatik sistemimizi de
süratla benimsediler. Diğer bi-rimlerimizde yeniliklere kapalı
tavırlarla sık sık karşılaşıyoruz, Türkiye'-de bu hiç olmuyor. Oysa,
enforma-tik sistemimiz Türk Lirası'nın çok sayıda sıfırına uyumlu
değildi, so-runlar vardı. Türkler, yaratıcılık güçleriyle bu sorunları
hemen aş-tılar…
ü Türkiye'de olumsuz dene-yimleriniz de var
mı? ü En büyük şoku 2002'de, TL'nin yüzde 160'a
ulaşan deva-lüasyonu ile yaşadık. O yılı 5 mil-yon euro zararla
kapattık. Enflas-yon ve TL'nin istikrarsızlığı karşı-laştığımız en
büyük sorunlar… ü Türk makamlarla temaslar
konusunda ne düşünüyorsunuz? ü Yerel
yönetimlerle temaslar çok yapıcı… Su baskını olayı sıra-sında onların
da çok yardımını gör-dük. Hemen önlemler aldılar, pompalar
yerleştirdiler ve bu tür olayla-rın tekrar yaşanmaması için fabrika
çevresine duvar yapmamıza izin verdiler. Yüksek düzey yetkililerle
fazla bir temas olduğunu sanmıyorum ama uyum sürecinde hiçbir sorunla
karşılamadık. Zaten yönetici olarak gönderdiğimiz Belçikalı, bir Türk
bayanla evlendi. Uyum süreci gayet iyi gidiyor ve ben Tür-kiye'ye her
gidişimde insanların iyi çalışma ve iyi eğlenme sanatlarına hayran
oluyorum. ü Türkiye-AB ilişkilerinin bu-günkü
boyutu hakkında ne düşünü-yorsunuz? ü Elbette
Türkiye'nin müm-kün olan en kısa zamanda AB üye-si olacağını umud
ediyoruz. Bizim açımızdan, parasal istikrar yönünden, bu çok olumlu bir
şey olacak. Türkiye'nin euro alanına girmesini istiyoruz. Bugünkü
durumda hammadde euro ile ödeniyor, satış TL üzerinden yapılıyor. En
ufak bir dalgalanma sorun kaynağı oluyor. Bunun dışında Türkiye'de
çalışmayı frenleyen fazla bir unsur yok. Zaten Türkiye'deki fabrikamız
Avrupa'ya ihracat yapıyor. Bence AB böyle bir pazarı ve böyle bir genç
nüfusu bünyesine almalıdır. Bu, Avrupa için çok olumlu etkileri
beraberinde getirir. AB bir şeyler yapmazsa yok olacak. Nüfus piramiti
gittikçe dengesizleşiyor. Avrupa nüfusunun, Türkiye'den göç olma-dan,
Türkiyesiz, 50 yıl sonraki halini görmek isterdim. Nüfus yarı yarıya
düşer. Ben-ce pazarı muhakkak genişletmek, yeni tüketici-ler ve işgücü
bulmak gerekiyor. Bü-tün bunlar Türkiye'de bulunuyor!
ü Yasalar ve standartlar açı-sından da
Türkiye'de bazı avantaj-lar görüyor musunuz? ü Bazı
dengelemeler gereki-yor ama bütün ülkelerin bizde mevcut olan
bürokratik sisteme doğru itilmesinin iyi bir fikir olduğunu da
düşünmüyorum. Her ülkenin ken-dine özgü yöntemleri var ve buna saygı
göstermek gerekir. Zaten bu-günkü AB ülkeleri arasında da önemli yasa
ve yöntem farklılıkları var. Bu alanda İtalya ile İngiltere'yi mukayese
etmek mümkün değil. Türkiye için de öyle olacak. Bana öyle geliyor ki,
Türkiye konusunda pek çok soru gündeme taşınırken, örneğin Polonya
konusunda bu hiç yapılmadı. Türkiye'ye kayıt dışı ekonomi ithamı
yapılıyor, oysa bu Polonya'da da var. Kimse bunu görmek istemiyor.
Üstelik biz Tür-kiye'deki varlığımız sürecinde bu alanda hiçbir sorun
yaşamadık. ü O zaman neden AB kamu-oyu Türkiye
konusunda tereddütlü ve genelde karşı tavır izliyor?
ü Bence bunun temelinde din korkusu var. Oysa
bizim dene-yimlerimizde ve faaliyetlerimizde bu unsur hiçbir zaman
sorun olmadı. Bu ülke yeterince tanınmıyor, ileti-şim sorunu var. Batı
Avrupalılar, en iyi durumda, Antalya'ya bir-iki haf-ta gidip otellere
kapanıyorlar. Bir ülke böyle tanınmaz. Türkiye'ye gi-den, oradaki
insanları, güncel yaşa-mı ve profesyonel yaklaşımı izleyen Deceuninck
personeli din unsurunun olumsuz etkisini görmüyor, iş-lere
karıştırılmadığını görüyor. İs-lam bir yaşam felsefesi, kendine özgü
değerleri var ama dine yakla-şım Belçika'dakinden farklı değil. Bunu
daha iyi anlatmak gerekiyor. Zaten Avrupa'nın Hıristiyan olduğu nerede
yazıyor? Üstelik, Türkiye'ye kapıların kapatılması, aşırı uçlara daha
fazla şans tanımaktan başka bir şey getirmez.