Cumhuriyet Bayramı [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Sanat



Cumhuriyet Bayramı [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Sanat


  Seçkin ERDEM     Kanun çalanları hayranlıkla iz-lerken, ellerindeki pek kolay bir sazmış gibi görünür. Oysa ne yapması, ne de çalması kolay değil. Nazmi Durak, konuya merak sarmış, yıllarını vermiş. Şimdi hem üretiyor, hem çalıyor, hem öğreti-yor.     Önce biraz “teknik bilgi”: Ka-nunun herbir perdesi, tek ses verecek kadar kusursuz şekilde kaynaş-tırılmış, tiz bölgeye doğru çapları incelen üçer naylon telden oluşu-yor. Bu nedenle, kanunların 72 veya 78 teli var. Kanun, 0.6 mm et kalınlığı ve 1-1.5 cm genişliğindeki gümüş yüksüklerle işaret parmaklarının alt kısmına tesbit edilen mızraplarla, tellere üst ve alttan vu-rularak çalınıyor. Sazın göğsünde, kasa içindeki sesin dışarıya daha güzel çıkmasını sağlayan, üçü köşe-lerde büyük, üçü de yanlarda, bunların arasında olmak üzere etrafı filetolu 6 adet işlemeli kafes var. Kenar suları ise iki renkli kaplama veya masif ağaçtan,erkek-dişi geçmeli olarak yapılıyor. Bölmeleri filetolu olan derili kısmın dış tarafında, eşikten atlayıp burgulara ulaşacak olan tellerin ucunun kalın düğümle bağlandığı kanalı örten ve kızak içinde çalışan, aynı şekilde su deseniyle süslenmiş ince bir ağaç var ki adına sürgü deniyor. Peki, 4 kg ağırlığındaki bu heybetli saz aca-ba nasıl taşınır? Burgu tahtasının sivri ucu, keman sapındaki gibi (tabii çok daha iri) oyma bir salyangozla bitiriliyor ve saz buradan tutularak taşınıyor.      Musikimizin mızraplı sazları içinde çın çın öten sesiyle en “dişi”si, yani en kalabalık topluluklarda dahi kendini duyuran sazı olan Kanun, sabit akortlu ve hazır sesli olması bakımından, çalınması kolay gibi görünen eşsiz bir renk ve melodi sazı. Halk arasında "Üzerin-de kedi gezinse bir nağme çıkar" deyiminin yerleşmiş olması bu yüzden...       1955 yılında, Kırklareli'nde do-ğan Nazmi Durak, 1964 yılında Belçika'ya gelmiş. Belçika'daki eği-timinden sonra çeşitli işlerde çalış-mış ve geçtiğimiz yıl Ford fabrika-sından emekli edilmiş.      Nazmi Durak gerçek bir Türk müziği hayranı, özellikle de kanunu çok seviyor. Bu sevgiyi şu ifadelerle anlatıyor:     "Trakya yöresine, yani bizim oralara ait değil bu çalgı ama sesi beni büyülüyor. Çok gizemli bir sesi var ve çalarken adeta matema-tik hesabı yapar gibi düşünmek ge-rekiyor."     Gurbeti ve gurbetçiyi çağrıştı-ran bağlama Nazmi Durak’ın çok ilgisini çekmiyor. Tatil için gittiği, eşinin memleketi olan İzmir'de ka-nunun özelliklerini araştırıyor ve yapımından, teknik özelliklerine kadar her şeyini öğrenmeye başlı-yor. İzinlerini kanun dersleri alarak geçiriyor. Rahmetli kanun ustası Ahmet Yatman'dan, Turan Tezelli'-den dersler alıyor. Büyüsüne kapıl-dığı bu güzel çalgıyı kendisi, el emeğiyle yapmaya başlıyor.     Limburg’daki “Music Club”ün de kurucu üyelerinden olan Nazmi Durak, "Ben kahvehaneleri, kağıt oyunlarını falan bilmem. İşten çıktığımda doğru eve gelirim. Gara-jımda küçük bir köşem vardır, ora-da kanun, kemençe gibi çalgıları yapıp, onlara hayat vererek çalacaklar için titiz bir şekilde onları hazırlarım" diyor.
     Bugüne kadar 40'a yakın ka-nun, 25 kadar kemençe yapan Du-rak, izine giden arkadaşlarının kendisine dut ağacı, ya da çalgıların teknik parçalarından getirmelerin-den çok memnun olduğunu söylü-yor.     Nazmi Durak’ın eşi Fatma Ha-nım kocasının Kanun sevdası için şu yorumu yapıyor:      "Kanun'u çalmaktan ziyade; sı-fırdan bir ağaç kütüğünü alıp böyle güzel bir enstrüman haline dönüş-türmek onu daha mutlu ediyor".     Tatile gittiklerinde,İzmir’de, Nazmi Durak soluğu hemen kanun üstadı Ender Usta'nın yanında alı-yormuş. Ustayı saatlerce izlemek ve izlerken de öğrenmek... Belçi-ka'ya dönüşte şevkle yeni öğren-diklerini ve araştırdıklarını ortaya koyacağı eserlerde uygulama heyecanı...      Bu işin ustalarından tam not alan Nazmi Usta'nın ürettiği sazlar bugün birçok müzisyenin ellerinde hayat buluyor.