Türk ulusu kavramı Türkiye'ye gönül bağı ile bağlı olan herkesi
kapsamaktadır. Yüce Ön-der Atatürk'ün 'Ne mutlu Türküm diyene' özlü
sözü bunu en iyi biçimde anlatmaktadır. Çünkü, bu söyleyişte 'Türk
olana' değil, 'Türküm diye-ne'
denilmiştir. Bütün bunlardan
çıkaracağımız sonuç; Tür-kiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinde
bulunan ve anayasalarda da yer verilen Türk ulusu kavramının bir üst
kimlik olarak kullanıldığıdır. Yüce
Atatürk'ün deyişiyle, 'Türkiye Cum-huriyeti Devleti'ni kuran Türkiye
halkına Türk ulusu denir.' Ulusal Kurtuluş Savaşı, toplumun bünyesinde
barındırdığı tüm etnik ve dinsel öğe-lerin katılımıyla yapılmış,
Türkiye Cumhuriyeti'-nin kurulmasıyla bu öğeler, Türk ulusu çatı
kimliğinde, onurlu biçimde temsil
edilmişlerdir. Ülke ve ulus yönünden
bölünmez bütünlüğü vazgeçilmez gören tekil devlet, özel yaşam ala-nında
kalmak koşuluyla alt kimlikleri benimser; çünkü, farklı alt kimlikler
toplumun zenginliğidir. Birlikte yaşayan
ve kaynaşmış toplulukların, kültürel haklar dışında, etnik, dinsel ya
da mez-hepsel kimliklerinin öne çıkarılması ulus devleti yıpratmanın
ötesinde, ulusal birliğe zarar verecek
niteliktedir.'' Sezer, mesajında, dış
politikaya ilişkin bazı konulara da değerlendirmeler
yaptı. Cumhurbaşkanı Sezer, bölgede
yaşanan kapsamlı değişimlerin, Türkiye'yi de doğrudan ilgilendirdiğine
işaret ederek, Türkiye'nin gö-nenç, istikrar ve güvenliğini
ilgilendiren bu konuların dikkatle izlenmesi ve ulusal çıkarların
gerektirdiği önlemlerin alınması yönünde özenle çaba gösterilmesinin,
içinde bulunulan dönemde daha da büyük önem taşıdığını ifade
etti. Sezer, şöyle devam
etti: “Uluslararası alanda karşımıza
çıkan sorunlara akılcı çözümleri üretmeyi sürdürebilme yete-neğimiz,
Türk Ulusu'nun geleceğe güven ve umutla bakmasını sağlamaktadır.
Kararlı, ileriyi düşünen, girişimci, ön alan ve çözümden yana
yaklaşımlarımızın, Cumhuriyetimizin uluslararası alandaki konumuna ve
saygınlığına giderek da-ha fazla güç kazandırması
sevindiricidir. Komşularımızla iyi
ilişkiler kurmaya yönelik çabalarımız, günümüzde de dış politikamızın
te-melini oluşturmaktadır. Bu çabalarımızın giderek daha fazla sonuç
vermekte olduğunu mutlulukla gözlemliyoruz. Komşularımızla
ilişkilerimizde sağlanan ilerlemelerin güçlenerek sürdürülmesi, en
içten dileğimizdir.”“AB AYRIMCILIK
YAPMASIN” AB konusuna da değinen Sezer,
Türkiye'-nin, AB'ye üyelik sürecinin olumlu biçimde so-nuçlanması için
üzerine düşeni yaptığına inan-dıklarını kaydetti. Sezer, şöyle devam
etti: “Adım atma sırası artık Avrupalı
ortakları-mızdadır. Bu gerçeklerin bilincinde olan Türk Ulusu'nun haklı
beklentisi, 17 Aralık 2004 tarihinde yapılacak Avrupa Birliği
Konseyi'nde katılım görüşmelerine 2005 yılının ilk aylarında başlanması
kararının alınması ve ülkemize yönelik ek bir koşul getirilmemesi,
ayırımcılık yapılmamasıdır. Türk ve dünya
kamuoyu önünde içtenlik ve inandırıcılık sınavı verecek olan Avrupa
Birliği üyesi ülkelerin, nesnel, tutarlı ve yapıcı bir tu-tum
benimsemelerini ve ülkemize farklı ölçüt ve yöntemler uygulamamalarını
umuyoruz. Cumhuriyet Bayramlarını
kutlarken her ge-çen yıl ülkemizde sağlanan ilerlemeleri gözlemleyince,
bugüne kadar yaptıklarımızın, üyelik görüşmelerine başlayınca
başaracaklarımızın bir güvencesi olarak görülmesinin yerinde olacağına
inanıyoruz. Üyelik görüşmelerimizin zorlu
geçeceğinin bilincindeyiz. Üyeliğimizin gerçekleşeceği dö-nemde
ülkemizin her alanda ulaşmış olacağına inandığımız düzey, bugün Avrupa
kamuoylarında tartışma konusu olan kimi öğelerin büyük ölçüde ortadan
kalkması sonucunu verecektir. Öte yandan,
Türkiye'deki kapsamlı değişim sürecinin önümüzdeki yıllarda da süreceği
ve buna koşut olarak, Avrupa Birliği'nin de aynı kalmayacağının
unutulmaması önem taşımaktadır. Her genişleme dalgasıyla yeni boyutlar
elde eden Avrupa Birliği'nin, Türkiye'nin üye-liğiyle sağlayacağı
kazanımları da kapsamlı bi-çimde değerlendirmesi gerekmektedir.”“BİRLİK
VE DİRLİĞİMİZİ HER ZAMAN KORUMALIYIZ”
Cumhurbaşkanı Sezer, Cumhuriyet'in 81 yıllık kazanımlarının, onurlu bir
ulus olarak geleceğe güvenle bakmayı olanaklı kıldığını, bununla
birlikte, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve işsizlik gibi kimi önemli
sorunlar bulunduğunu vurgula-dı. Sezer, “Ancak, ülkemizin ve Ulusumuzun
potansiyeli doğru kullanıldığında tüm sorunları-mızı aşacak güce sahip
olduğumuzdan kuşku duymuyoruz” dedi.
Türkiye'nin, kendisini geleceğe
taşıyacak tasarıları sürdürmesi ve bunlara gerekli kaynağı ayırabilmesi
gerektiğini belirten Sezer, mesajını şu ifadelerde
tamamladı: “Türkiye Cumhuriyeti, köklü,
büyük ve güç-lü bir devlettir. Laik, demokratik ve çağdaş yapı-sıyla
pek çok ülke için örnek durumundadır. Bu büyüklüğe yaraşır biçimde,
birlik ve dirliğimizi her zaman
korumalıyız. Atatürk ilke ve devrimlerine
sahip çıkılması, Cumhuriyet'in tüm değerleriyle sonsuza değin
yaşatılması hepimizin ortak
sorumluluğudur. Tüm yurttaşların, kurum
ve kuruluşların, Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasa'da belirtilen
niteliklerini korumak ve bunlar yönünden taraf olmak zorunda
olduklarını bir kez daha anımsatmak
istiyorum. Yurttaşlarımızın bu bilinçle,
Cumhuriyet'in çevresinde kenetleneceğine ve O'nu yeni eserlerle
yücelterek geleceğe güçlü biçimde taşıyacağına inancımız
sonsuzdur. Büyük Önder Atatürk'ün,
'Cumhuriyet, ahlaki fazilete dayanan bir idaredir. Cumhuriyet
fazilettir' sözü, Cumhuriyet'in erdemli bireylerin yaşatacağı bir rejim
olduğunu göstermektedir. Yüce Atatürk'ün,
Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Meclis'e verdiği 'Türkiye Cumhuriyeti,
mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır!' iletisi, aslında bizlere
yüklediği büyük bir sorumluluktur. Bunu unutmadan çalışacak, ülkemizi
aydınlık yarınlara taşıyacağız.
Cumhuriyet'in anlam ve kazanımlarının çok iyi özümsenmesi, 81 yıllık
başarılarımızı katlayarak artıracaktır. Ulusumuzun ortak bilinci,
birlik ve beraberliği bu süreçte en büyük gücümüz olacaktır. Ulusal
birliğimizi zayıflatmaya yönelik hareketlere asla izin vermeyeceğiz.”
Sezer, yurt içinde ve dışındaki
yurttaşların Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı.