Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş
felsefesinde bulunan ve anayasalarda da yer verilen “Türk ulusu”
kavramının bir üst kimlik olarak kullanıl-dığını belirtti. Sezer, “Ülke
ve ulus yönünden bölünmez bütünlüğü vazgeçilmez gören tekil devlet,
özel yaşam alanında kalmak koşuluyla alt kimlikleri benimser; çünkü,
farklı alt kimlikler toplumun zenginliğidir. Birlikte yaşayan ve
kaynaşmış toplulukların, kültürel haklar dışında, etnik, dinsel ya da
mezhepsel kimliklerinin öne çıkarılması ulus devleti yıpratmanın
ötesinde, ulusal birliğe zarar verecek niteliktedir”
dedi. Sezer, Cumhuriyet Bayramı
dolayısıyla ya-yımladığı mesajında, Türk devleti ve ulusunun,
cumhuriyetin sunduğu olanakları en iyi biçimde kullanarak Atatürk'ün
gösterdiği gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşma ereğine kararlılıkla
ilerlediğini ifade ederek, “Bizler, uygarlığın tüm olanakla-rından
yararlanan özgür yurttaşlar olarak geleceğe güvenle bakabiliyorsak,
bunu Yüce Ata-türk'ün kurduğu cumhuriyete ve onun kazanımlarına
borçluyuz” dedi. Cumhurbaşkanı Sezer,
Türk ulusunun, kendisini çağdaş dünya ile buluşturan ve özgürlük ortamı
yaratan cumhuriyeti korumaya ve sonsuza değin yaşatmaya kararlı
olduğuna işaret ederek, cumhuriyetin kurucusu Atatürk'ü, silah
arkadaşlarını, kahraman şehitleri ve gazileri sonsuz gönül borcu ve
saygıyla andığını kaydetti. Atatürk'ün
Samsun'a çıkışıyla başlayan ba-ğımsızlık savaşımının, O'nun
önderliğinde büyük bir inanç ve kararlılıkla yürütüldüğünü, tüm
olanaksızlıklara karşın eşine az rastlanır bir zafer kazanıldığını
belirten Sezer, “Bu zafer, cumhuri-yetle taçlandırılarak, tarihimizin
en büyük çağdaşlaşma ve aydınlanma hareketi başlatılmıştır”
dedi. Ulus egemenliğine ve ulusal istence
daya-nan, demokratik açılımları olanaklı kılan cum-huriyet ve ardından
yapılan devrimlerle, Türki-ye'nin, uygarlık yolunda önemli ilerlemeler
kaydettiğini ifade eden Sezer, cumhuriyetin, çağdaşlık, eşitlik ve
özgürlük getirdiğini, büyük bir düşünce devrimi başlattığını
vurguladı. Sezer, “Cumhuriyet rejimi, bir
yurttaşlık bi-linci oluşturmuş, yurttaşlar arasında eşitliği
sağ-layarak, herkese ülke yönetimine katılma ve ülkenin geleceğini
belirleme hakkını vermiştir. Böylece, cumhuriyetle birlikte kendini
yöneten ve yönetme hakkına sahip etkin yurttaşlar yara-tılmıştır” dedi.
BAŞARILARIN GERİSİNDE LAİKLİK YATIYOR”
Cumhuriyetin başarılarının gerisinde din ve vicdan özgürlüğünün
güvencesi ve çağdaşlığın temeli olan laiklik ilkesinin yattığını
belirten Se-zer, şöyle devam etti: “Türk
Aydınlanma Devrimi'nin ekseni olan laiklik ilkesi, çağdaşlaşma ve
toplumsal dönü-şüm tasarımını hedefine ulaştırmıştır. Özgür bireyin
ortaya çıkmasını sağlayan laiklik ilkesi, toplum ve cemaat baskısını
engellemiş, bireyle-rin yaratıcılıklarını harekete
geçirmiştir. Dinsel kurallarla yönetilen
bir devletten, bireyi yücelten çağdaş devlete geçişi anlatan laik ve
demokratik Türkiye Cumhuriyeti, art arda gerçekleştirdiği devrim
niteliğindeki düzenleme-ler sayesinde, uygar dünya ile hızla
bütünleş-miştir. Cumhuriyetin 81 yıllık
kazanımları, 'Türk milletinin tabiat ve adetlerine en uygun idare,
cumhuriyet idaresidir' diyen Yüce Atatürk'ün haklılığını ortaya
koymaktadır. Türk Ulusu, Atatürk'ün
gösterdiği yolda ilerlemiş, O'nun devrim ve ilkelerini kısa sırada
özümseyerek cumhuriyeti yaşam biçimi olarak benimsemiştir.”“CUMHURİYET,
AYDINLANMA TASARIMIDIR” Cumhurbaşkanı
Sezer, cumhuriyetin, siya-sal, toplumsal ve kültürel alanda bir
yenilenme, çağdaşlaşma ve aydınlanma tasarımı olduğuna işaret etti.
Sezer, Atatürk'ün, “Cumhuriyet yeni ve sağlam esaslarıyla Türk
milletini emin ve sağlam bir gelecek yoluna koyduğu kadar, asıl
fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir
hayatın müjdecisi olmuştur” sözleriyle bunu anlattığını
kaydetti. Tam bağımsızlık ve ulus
egemenliğine dayanan cumhuriyet rejiminin, Atatürk'ün çağdaş, laik,
demokratik ve sosyal hukuk devletini gerçekleştirme inancının temel
dayanağı olduğu-nu belirten Sezer, “Çoğulcu, katılımcı, özgürlük-çü bir
yönetim biçimiyle demokrasiyi geliştirmek ve ulusumuzu, gönenç içinde
uygar ve ileri bir toplum düzenine ulaştırmak cumhuriyetin en büyük
ereğidir” dedi. Sezer, cumhuriyeti tüm
ilke ve değerleriyle benimsemeyi, korumayı ve geliştirmeyi temel alan
cumhuriyetçilik ilkesinin, Türkiye'nin he-deflerine ulaşması sürecinde
Atatürk'ün diğer ilkeleri gibi Türk ulusuna yol gösterdiğini
kaydetti.“BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜ KORUMAYA ANT İÇMİŞ BİR
CUMHURBAŞKANI” “Cumhuriyetimizin 81.
yılını kutladığımız bugünde, yurdun ve ulusun bölünmez bütünlü-ğünü
korumaya ant içmiş bir cumhurbaşkanı olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin
çok önemli gördüğüm bir niteliği üzerinde durmak istiyorum” diyen
Sezer, Anayasa'nın değiştirilemez kuralları arasında yer verilen 3.
maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti'nin, ülkesi ve ulusuyla bölünmez
bir bütün olduğunu anımsattı. Bu
düzenleme ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinin
kurallaştırıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Sezer, Türkiye Cumhuriyeti
ku-rulurken “tekil devlet” modelinin benimsendiğini, bu nedenle,
anayasal kuralın değiştirilmesi-nin önerilmesinin de yasaklandığını
kaydetti. Sezer, şöyle devam
etti: “Tekil devlette, ülke de, ulus da,
egemenlik de tektir ve bölünemez. Türkiye Cumhuriyeti'-nin kurucu ve
asli öğesi tektir ve Türk ulusudur. Egemenlik kayıtsız koşulsuz Türk
ulusunundur. Türk ulusu, siyasal bir kavramdır ve 'Atatürk
Milliyetçiliği' esasına dayanır. 'Atatürk Milliyetçi-liği' akılcı,
çağdaş, uygar ve barışçı bir ulusçuluk anlayışıdır. 'Atatürk
Milliyetçiliği', Türkiye Cum-huriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan
herkesi Türk ulusundan sayan; etnik köken, dil, din ve mezhep gibi
nedenlerle yapılacak her türlü ayrımcılığı reddeden, birleştirici ve
bütünleştirici bir anlayışı içerir.
Anayasamızda benimsenen ulusçuluk da, etnik köken, dil, din, mezhep
gibi benzerliklere değil; yazgı, kıvanç, tasa ve ülkü ortaklığına ve
birlikte yaşama isteğine dayanan ulusçuluk an-layışıdır. Türk ulusundan
sayılmanın tek koşulu vatandaşlık bağıdır. Bu, Anayasa'nın 66.
maddesinde, 'Türk Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes
Türk'tür' söylemiyle açıkça vurgulanmıştır. Maddede, Türk olmak etnik
kökenle değil hukuksal bir bağla 'Vatandaşlıkla' ilişkilendirilmiştir.
Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında oluşan bu tanım 1924 Anayasası'na da
aynı biçimde girmiştir. Bundan etnik bir anlam çıkarmak doğru olmaz.