Sıtkı Uluç
Belçikalılar önce Kıbrıs için, sonra daha da
ileri giderek Türkiye için kendi "federal sistemlerini" örnek gösterip
uygulanmasını öğütlüyorlar. Son olarak, Leyla Zana Brüksel'e
geldiğin-de, Belçikalı politikacılarla birlikte "Türkiye'deki
sorunlarına çözüm arayışında" bulunurken, bu ülkenin "federal
anayasasının", "iki tarafın bazı uzmanlarınca" incelenmesi yönünde
adımlar atıldığını da öğrendik. "Bakalım bu
"sistemi", bu "federal anaya-sa"yı Türkiye'ye nasıl uyarlarız, ülkeyi
Belçika gibi nasıl böleriz" arayışı...
Demokrasilerde arayan bulur... (mevlâsını da, belâsını
da...) Türkiye'de ve Kıbrıs'ta da bazı
"aydın"lar, Belçika'da olup bitenleri hiç görmeden ve bilmeden, bu
ülkenin ve sisteminin "model" olarak alınabileceği görüşünü
savunabiliyorlar. Neymiş bu "model", bir
bakalım. Belçika bizim de ülkemiz, ikinci
vatanımız. Bu "vatan"daki son gelişmelere bir göz atalım.
Göreceğiz ki, söz konusu olan bir
"vatan" değil, bir "batan"... Belçika Kraliyeti
ve "model federal sistemi" ömrünü tamamlamak üzere... Çok muhtemeldir
ki, Türkiye AB üyesi olmadan çok önce, Belçika varlığına son verecek.
Bu amaçla çok ciddi çalışma ve hazırlıklar
yapılıyor. Kültürleri, lisanları, huyları,
zihniyetleri ayrı olan Valonlarla Flamanların bir arada yaşayabil-mek
için yapmadıkları, denemedikleri kalmadı.
Bugün ortaya çıkan tabloya bakalım: Flaman
kesiminde aşırı sağcı Vlaams Blok partisi "bir numara" oldu! Son
kamuoyu yoklamalarına göre Flamanların % 25’i bu partiye oy vermekte
niyetli! Bu parti elbette "yabancı düşmanı"dır
ama biz biliyor ve görüyoruz ki, bu faşistlerin düşmanlıkta öncelikli
hedefleri Valonlar, yani "Belçikalılar", yani kendi
"vatandaşları"... Vlaams Blok, "Flandr"
dediğimiz bölgenin bağımsızlığını; tüm yabancılardan ve bu arada
özellikle Valonlardan temiz-lenmesini isteyerek oy
topluyor! Vlaams Blok, “Bağımsız Flaman
Devleti” isteyerek, “Valonların dışlanması” çağrısıyla taraftar
buluyor. Kısa bir süre öncesine kadar bu faşist
Flaman kesimin yaklaşımı bir "fantezi" gibi algılanıyordu. Şimdilerde,
"Flaman Devleti" kurulması, "Valonya'nın Fransa'ya ilhakı", Brüksel'in
"bağımsızlığı" hemen hemen tüm siyasi partiler bünyesin-de, ülkenin tüm
kesimlerinde, çok ciddi bir şekilde tartışılıyor ve bu hedeflere ulaşma
çalışmaları süratle devam ediyor. Bunların hiçbiri gizli-saklı değil...
“Le Vif”in karikatürleri bile bunları
anlatıyor. Brüksel hükümetini düşme noktasına
getiren "DHL olayı"nı izlediniz mi? Bu kargo şirketinin Flamanlara
"iş", Valonlara "uçak gürültüsü" ver-diği tartışmaları iki toplum
arasındaki uçurumu biraz daha derinleştirdi, aradaki uzlaşmazlığın
boyutları gözler önüne serildi. Belçika'yı ve
"model sistemini" Türkiye'de tanıyan pek yok. Nitekim Türkler, bu
ülkeden bir teröristin iadesini isterken, o kişinin "bölücü" olduğunu
söylerlerdi. Belçikalılar da, "Bölücülük (séparatisme) kötü bir şey
değil ki! Bizim anaya-samızda var" derlerdi.
İşte o bölücü federal anayasa bugün işlevini tamamlıyor, ülkeyi
bölüyor, yok ediyor! İşte bazıları o federal
anayasayı Türkiye'nin önüne “örnek” diye
iteliyorlar! Amaç bir ülkeyi bölmek,
insanlarını birbirlerinden uzaklaştırmak, bir devleti yıkmak ise, daha
iyi bir “örnek” bulunamaz. "Bölücülük kötü bir
şey olmadığı için" Belçi-ka'da değil liberal; sosyalist, hıristiyan ve
yeşil partiler bile bölünmüş... Flamanı başka, Valonu başka! Valon
sosyalistlerle Flaman sosyalistler hiç de aynı düşünmüyor, ülke
menfaatlerine ay-nı yaklaşımı sergilemiyorlar. Çünkü "ülke menfaati",
"tek devlet vatandaşlığı", “ulus”, "ulusalcılık" gibi kavramları yok.
"Ülkeyi yöneten" Flaman politikacılar
Valon-lara, Valon politikacılar Flaman seçmenlere he-sap vermek
durumunda değiller. "Diğer kesim"-deki "vatandaş"ına her türlü kemer
altı darbeyi vuran politikacıya seçmen ceza
veremiyor. Politikacılar, kurumlar ve
"vatandaşlar" ara-sında diyalog o kadar yok ki, iki toplum, diğer
tarafta neler olup bittiğini sadece ve kısmen ga-zetelerden
izleyebiliyor. Küçücük ülkede, birkaç kilometre
yol yapıp bir kesimden diğerine geçince lisan sorunu yaşı-yorsunuz.
Polise muhatap olsanız, Fransızcacı iseniz derdinizi anlatamıyorsunuz,
polis bildiği