Fahişelere himaye yasası [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Belçika Devleti'nin sonu



Fahişelere himaye yasası [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Belçika Devleti'nin sonu


Sıtkı Uluç      Belçikalılar önce Kıbrıs için, sonra daha da ileri giderek Türkiye için kendi "federal sistemlerini" örnek gösterip uygulanmasını öğütlüyorlar. Son olarak, Leyla Zana Brüksel'e geldiğin-de, Belçikalı politikacılarla birlikte "Türkiye'deki sorunlarına çözüm arayışında" bulunurken, bu ülkenin "federal anayasasının", "iki tarafın bazı uzmanlarınca" incelenmesi yönünde adımlar atıldığını da öğrendik.      "Bakalım bu "sistemi", bu "federal anaya-sa"yı Türkiye'ye nasıl uyarlarız, ülkeyi Belçika gibi nasıl böleriz" arayışı...     Demokrasilerde arayan bulur... (mevlâsını da, belâsını da...)     Türkiye'de ve Kıbrıs'ta da bazı "aydın"lar, Belçika'da olup bitenleri hiç görmeden ve bilmeden, bu ülkenin ve sisteminin "model" olarak alınabileceği görüşünü savunabiliyorlar.      Neymiş bu "model", bir bakalım.     Belçika bizim de ülkemiz, ikinci vatanımız. Bu "vatan"daki son gelişmelere bir göz atalım.       Göreceğiz ki, söz konusu olan bir  "vatan" değil, bir "batan"...     Belçika Kraliyeti ve "model federal sistemi" ömrünü tamamlamak üzere... Çok muhtemeldir ki, Türkiye AB üyesi olmadan çok önce, Belçika varlığına son verecek. Bu amaçla çok ciddi çalışma ve hazırlıklar yapılıyor.     Kültürleri, lisanları, huyları, zihniyetleri ayrı olan Valonlarla Flamanların bir arada yaşayabil-mek için yapmadıkları, denemedikleri kalmadı.      Bugün ortaya çıkan tabloya bakalım:     Flaman kesiminde aşırı sağcı Vlaams Blok partisi "bir numara" oldu! Son kamuoyu yoklamalarına göre Flamanların % 25’i bu partiye oy vermekte niyetli!      Bu parti elbette "yabancı düşmanı"dır ama biz biliyor ve görüyoruz ki, bu faşistlerin düşmanlıkta öncelikli hedefleri Valonlar, yani "Belçikalılar", yani kendi "vatandaşları"...       Vlaams Blok, "Flandr" dediğimiz bölgenin bağımsızlığını; tüm yabancılardan ve bu arada özellikle Valonlardan temiz-lenmesini isteyerek oy topluyor!     Vlaams Blok, “Bağımsız Flaman Devleti” isteyerek, “Valonların dışlanması” çağrısıyla taraftar buluyor.     Kısa bir süre öncesine kadar bu faşist Flaman kesimin yaklaşımı bir "fantezi" gibi algılanıyordu. Şimdilerde, "Flaman Devleti" kurulması, "Valonya'nın Fransa'ya ilhakı", Brüksel'in "bağımsızlığı" hemen hemen tüm siyasi partiler bünyesin-de, ülkenin tüm kesimlerinde, çok ciddi bir şekilde tartışılıyor ve bu hedeflere ulaşma çalışmaları süratle devam ediyor. Bunların hiçbiri gizli-saklı değil... “Le Vif”in karikatürleri bile bunları anlatıyor.     Brüksel hükümetini düşme noktasına getiren "DHL olayı"nı izlediniz mi? Bu kargo şirketinin Flamanlara "iş", Valonlara "uçak gürültüsü" ver-diği tartışmaları iki toplum arasındaki uçurumu biraz daha derinleştirdi, aradaki uzlaşmazlığın boyutları gözler önüne serildi.     Belçika'yı ve "model sistemini" Türkiye'de tanıyan pek yok. Nitekim Türkler, bu ülkeden bir teröristin iadesini isterken, o kişinin "bölücü" olduğunu söylerlerdi. Belçikalılar da, "Bölücülük (séparatisme) kötü bir şey değil ki! Bizim anaya-samızda var" derlerdi.     İşte o bölücü federal anayasa bugün işlevini tamamlıyor, ülkeyi bölüyor, yok ediyor!     İşte bazıları o federal anayasayı Türkiye'nin önüne “örnek” diye iteliyorlar!      Amaç bir ülkeyi bölmek, insanlarını birbirlerinden uzaklaştırmak, bir devleti yıkmak ise, daha iyi bir “örnek” bulunamaz.     "Bölücülük kötü bir şey olmadığı için" Belçi-ka'da değil liberal; sosyalist, hıristiyan ve yeşil partiler bile bölünmüş... Flamanı başka, Valonu başka! Valon sosyalistlerle Flaman sosyalistler hiç de aynı düşünmüyor, ülke menfaatlerine ay-nı yaklaşımı sergilemiyorlar. Çünkü "ülke menfaati", "tek devlet vatandaşlığı", “ulus”, "ulusalcılık" gibi kavramları yok.      "Ülkeyi yöneten" Flaman politikacılar Valon-lara, Valon politikacılar Flaman seçmenlere he-sap vermek durumunda değiller. "Diğer kesim"-deki "vatandaş"ına her türlü kemer altı darbeyi vuran politikacıya seçmen ceza veremiyor.     Politikacılar, kurumlar ve "vatandaşlar" ara-sında diyalog o kadar yok ki, iki toplum, diğer tarafta neler olup bittiğini sadece ve kısmen ga-zetelerden izleyebiliyor.     Küçücük ülkede, birkaç kilometre yol yapıp bir kesimden diğerine geçince lisan sorunu yaşı-yorsunuz. Polise muhatap olsanız, Fransızcacı iseniz derdinizi anlatamıyorsunuz, polis bildiği