Senatör Fatma Pehlivan [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Yeni kimlik kartları



Senatör Fatma Pehlivan [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Yeni kimlik kartları


DHB Bank Demir Halk Bank      Belçika'yla Türkiye arasında bir ortak parlamenter heyeti kurulmuştu ve Pehlivan o ekipteydi. Bilgi is-tedik:     "O hâlâ var. Çok siyasi bir etki-si yok, daha çok dostluk gurubu... Bu bütün parlamentolar arasında olan ve değişik ülkelerin parlamen-terlerini birbirlerine yaklaştırmak amacıyla yapılan bir şey, parlamentoları bağlayan bir şey değil... Tür-kiye'nin AB konuları gündemde olunca ilgi tekrar biraz arttı. Ge-çenlerde Türkiye'ye gittik. Şu da  bir gerçek ki, Belçikalı parlamen-terler dış ülkelerin sorunlarıyla fazla ilgilenmiyorlar. Oysa Türk parlamenterler farklı, yüzleri Avrupaya çevrilmiş durumda...Çok zorlamayla yürüyor bu işler. Gerçi başka ül-kelere ilgi daha da az..."BELÇİKA’NIN GELECEĞİ     Bir de Belçika'daki siyasetin geleceği konusu var, hepimizi ilgi-lendiren veya ilgilendirmesi gere-ken:     "Belçika'da siyasetin geleceği biraz karışık" diyor Pehlivan ve ek-liyor:     "Belçika'yı anlayabilmek için ta-rihine bakmak lazım. Bu duruma nasıl gelinildi? İki toplum arasındaki anlaşmalar ve Almanca konuşan kesim... Federal sistemin yapısı ne-dir? Şu anda da gündemde bunlar tartışılıyor ve zor konular. Halk da anlamıyor. Flaman bölgesinin eko-nomik açıdan daha zengin olması, sosyal haklarının daha az insan ta-rafından kullanılıyor olması, işsiz sayısının daha az olması ve verilen vergilerin Valonlara aktarılması... Belçika'nın kuruluş temelinde olan "dayanışma"nın ciddi şekilde sarsıntıya uğraması... Vlaams Blok'un tu-tumu da var, olumsuzlukların üstü-ne gidiyor. Örneğin aynı hastalığın tedavisinin Valon bölgesinde ve Brüksel'de devlete daha pahalıya gelmesi Flamalarda tepki yaratıyor. Trafikte de durum aynı. Meselâ Flaman bölgesindeki 100 radara karşın Valon bölgesinde 4 radar var, bunlardan toplanan paralar ortak kasaya gidiyor... Ayrıca özerklik sorunu da var. Flaman bölgesi kendi özerkliğini hep parayla satın almıştır. Bugüne kadar göz yumuyorlardı ama artık "Biz kendi kendimizi idare ederiz. Sosyal si-gortamız, vergimiz bizde kalsın" düşüncesi var. Bu durum nereye gider bilemiyorum. Ayrılık olabilir mi? Tabii zaman içinde olabilir. Valon siyasetçilerin izleyeceği politikaya göre bir noktadan sonra Flamanlar "Ayrılıyoruz" diyebilirler veya daha suni bir yapıya gidebilirler. Vergi sistemi, sosyal sigortalar sistemi ayrılmaya geldiğinde artık Belçika yok demektir. Ancak en büyük sorun Brüksel... Çünkü Brüksel toprak olarak Flaman toprakları ama toplumun yüzde 85'i Fransızca konuşuyor. Brüksel olmasaydı çoktan ayrılmış olabilirlerdi. Brüksel sorunu çözülürse iki ayrı ülke olabilir. Çekoslovakya örneği çok veriliyor. Bir gecede ayrılabildiler, çünkü sınır sorunları yoktu. Aslında iki vaka da birbirlerine çok benziyor. Çekler bir tarafta, Slovaklar bir tarafta... Belçika'da da bir sınır var. Zaman içinde ayrılık olabilir..."     Pehlivan'a, Belçika'daki Türkle-re mesajlarını sorduk:     "Kendimizi artık yabancı hissetmeyelim ve toplumumuza sahip çıkalım. En basitinden, oturduğumuz sokağa, mahalleye, çöpüne sahip çıkabildikten sonra o ülkeye de sahip çıkabiliriz. Çok basit görünen önemli olaylar bunlar... Soka-ğım pis ise o sokaktan ben de sorumluyum. Türk olmam veya olmamam, oturduğum sokağa sahip çıkmamla hiç ilgili değil. O sorumluluğu hissetmek gerekiyor. Eğitime elbette çok önem vermek gerekiyor. Önyargıları düşünme-den, karşı toplumda bizimle bera-ber yaşamak isteyenlere kapıları açıp onlarla beraber olmak lazım. Nerede olursa olsun, okumuş ve bilinçli bir toplum bir yerlere gelir. Önemli olan yılmamak.."      Ve klasik soru: Türkiye-AB ilişkileri:     "Olumlu görünüyor. Vlaams Blok hariç, Belçika siyaseti ve hü-kümeti Türkiye'ye olumlu bakıyor. Tarih verilsin isteniyor. Malesef Türkiye tanıtımını iyi yapamıyor veya yapmıyor. Son bir-iki yıl için-de yapmaya çalışıyoruz ama biri-kim yok. Lobi çalışmaları yapmak ve platformu hazırlamak gerekir. Şu anda çok yoğun şeyler yapılıyor ama ulaşılması gereken yerlere ula-şılamıyor gibi geliyor bana. Bekle-yip bekleyip birden çıkış yapıyoruz, karşı tarafta ters etkisi de olabilir. Gerçi hiç yapmamaktan daha iyi herhalde... Keşke daha önceden bunları yapmaya başlasaydık. Tür-kiye'ye karşı ciddi bir önyargı var. Avrupa Türkiye'yi tanımıyor.  Açık olmamız lazım, eleştiriye de açık olup masa başında her şeyi tartışmaya hazır olmak lazım. Nasıl sa-vunmak gerektiğini bilmek lazım. Eleştiriye açık olmayınca, Türkiye hiçbir sorunun konuşulmasını iste-miyor diye düşünüyorlardı. Yavaş yavaş bu hava değişiyor. Turistler Türkiye'yi daha iyi tanıyorlar ama unutmamak lazım ki kararları verecek olan turistler değil, siyasetçiler. Turistik tesislere çok fazla yatırım yapılıyor, keşke biraz da siyasetçi-lere ve Avrupa'daki dostluk guruplarına yatırım yapılsaydı.. Durum o zaman daha farklı olabilirdi."