Mol'da Türk kültür günleri [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Senatör Fatma Pehlivan



Mol'da Türk kültür günleri [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Senatör Fatma Pehlivan


     Türk asıllı Belçikalı senatör Fat-ma Pehlivan seçimlerde elde ettiği onbinlerce tercih oyuyla her sefe-rinde şaşırtıyor, sevindiriyor ve gu-rur kaynağı oluyor. Gönüllü çalışmalara kendini adamış, Türk toplu-muyla hep iç içe olmuş bu sosyalist politikacı Senato'da zorlu bir müca-dele vererek hem Türkleri, hem Belçikalıları temsil ediyor.     Fatma Pehlivan'ın babası 1966'da Belçika'ya geldi ve Gent'teki bir teksitl fabrikasında iş bulduktan sonra eşini ve dört çocu-ğu yanına aldı. "Kız kardeşler ara-sında en büyükleri benim, dolayısı-yla mücadeleyi veren ve yolu açan da ben oldum" diyen Pehlivan Bel-çika'daki ilk yıllarını şöyle anlatıyor:      "Buraya geldiğimde Türkiye'de ilkokul 2. sınıfı bitirmiştim. Belçi-ka'da 66 yılındaki ortam daha farklı ve sıcaktı. Tek yabancı kökenli çocuklar bizdik, ayrımcılık görme-dik. Aksine yabancı oluşumuz hoş karşılanıyordu. Çocukluğumuzu ve gençliğimizi, Flaman komşularımız ve arkadaşlarımızla çok hoş bir or-tamda yaşadık. Farklılığımızı hisse-diyorduk ama bunu bize olumlu bir açıdan hissettiriyorlardı. Ailemizin bizi yetiştirme biçimi de iyiydi. İşçi aileden geliyorum, annem ve ba-bam İstanbul'da yaşamışlardı ve bizleri geleneklerine bağlı ama öz-gür yetiştirdiler. Babam ev içinde Türkçe konuşulmasını isterdi. An-nem bize bildiği hikayleri Türkçe anlatırdı. Erkek-kız ayrımı yapmı-yorlardı. Babam tahsilimize çok önem veriyordu. O dönemde oku-ma mecburiyeti 14 yaşına kadardı. 14'üne gelmiş gençler tekstil fabri-kalarında çalışmaya başlardı. Ben o zamanlar eğitime devam eden na-dirlerdendim. Ortaokul ve liseye gittim. Liseden sonra öğretmen okulunu bitirdim ve 1978'de Gent Belediyesi'nde öğretmen olarak gö-reve başladım".SOSYAL ALANDA ÇALIŞMALAR     İlk göç dalgasında işçilerin Bel-çika'ya yalnız geldiklerini; 1974 ve 1980 arasında aile birleşimi ve göç yasasının çıkması ve eşlerin ve ço-cukların da katılımıyla yoğun göçün başladığını söyleyen Pehlivan, bu dönemde eğitimli ve çift lisan bilen gençlere ihtiyaç duyulduğunu belir-terek anlatıyor:     "Gent'te de o dönem getolaşma başladı. Tekstil fabrikalarına ya-kın, ucuz sitelerde, banyosu, tuvale-ti olmayan yerlerde yaşanıyordu. Bizim de ilk senelerimiz bu koşul-larda geçti. Belediye olarak getolaşmayı önce okullarda fark edebildi-ler. Benim de tam o sırada mezun olmam belediye açısından bir fırsat oldu. Belediye okullarındaki göçmen çocukların eğitim projelerinin hazırlanması gibi çeşitli projelerde ve eğitim merkezinde çalışmaya başladım.  Benim gittiğim ilkokuldan ilk mezun olan Türk kızı ben-dim. 10 sene sonra bir bakıyorsu-nuz ki okulun yüzde 80'i Türk ol-muş. Öğretmenler ve toplumla, farklı bir sorunla karşı karşıya gelindi. Biz ilk gelenler olduğumuz için tercüman olarak da kullanıldık. Do-layısıyla sorunları iyi görüyorduk ve birikim oluyordu. Okuyan bir aile-nin çocuğu olduğum için de za-manla sorunlara farklı açılardan bakmaya başladım. Sadece eğitmenlik yetmiyordu, gönüllü olarak dersler vermeye başladım. Sonra Belçikalılarla beraber dernekler ku-rarak çocuklara yönelik gezi ve ça-lışmalar düzenledik. Çocuklar, bıra-kın Belçika kültürünü, kendi kültürlerini geliştiremiyorlardı. Dolayısıyla kültür çalışmalarına başladık. Folk-lör ekipleri kurduk. Çocuklarla ça-lışırken annelerin yüzde 90'ının okuma yazma bilmediklerini gördük ve okuma yazma kurslarıyla 1981 yılında kadın derneğinin çalışmala-rını başlattık. Gent Kadın Derneği'-ni resmi olarak da 1984'de kurduk. Sorunu belediyeye taşıyarak annelerin Flamanca öğrenebilme-leri için önce okuma yazma öğrenmeleri gerektiğini anlattık. Gent Belediyesi bu önerilere hep açık oldu. Ayşe İşçi ile beraber yaklaşık 200 ilk nesil kadına alfabe dersleri vererek işe başladık. O dönem Hol-landa-Belçika Kadınlar Birliği vardı onlarla iletişime girip malzeme ve bilgi aldık. Flaman dernekleriyle de iletişim kurup dil dersleri vermelerini istedik. Bütün bunlar 80-84 yılları arasında oldu. 84 senesinde sosyal alanda çalışan, 10 genç ba-yan arkadaşla, Gent Kadınlar Birli-ği'ni kurduk. Bir yandan çalışıp bir yandan da gönüllü işlerine devam edince yavaş yavaş toplumun söz-cülüğünü yapar hale gelip Belçika'-nın çeşitli yerlerine konuşmacı ola-rak davet edilir oldum."SİYASETE GEÇİŞ
     Fatma Pehlivan, yoğun ve öz-verili çalışmalarını anlatmayı şöyle sürdürüyor:     "Flaman sivil toplum örgütleri-ne göçmenler konusunda fikir vermek üzere davet ediliyordum. Biz-ler hakkında kararlar alınıyor ama biz işin içinde yokuz. İlişkilerimiz Belçika'nın dışına da taşmaya baş-ladı. Hollanda, Fransa, Almanya göçmenler dernekleriyle... 89-90 yıllarında Avrupa Parlamentosu ta-rafından göçmenler forumu düzenlenmişti, Gent'teki sosyal ve kültü-rel alanda çalışan dernekler adına temsilci olarak ben katılmıştım. Ay-nı dönemde, Avrupa çapındaki Türk kadın dernekleriyle temasları-mız gelişti ve bir Türk lobisi oluşturmaya başladık. Değişik ülkelerde entegrasyon konularındaki çalışma-ları Flaman bölgesine taşıyıp bura-daki hükümetle çalışmalar yaptık. Belçika'nın, malum karışık yapısı yüzünden, ben sadece Flaman bölgesinden söz ediyorum. Hükümetle olsun, siyasi partilerle olsun lobi ça-lışmalarımızı yarattık ve göçmenlerle ilgili alınan kararlarda etkin ol-