Louis Michel AB Komisyonu'nda [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Yeni Başkonsolos Mehmet Özyıldız



Louis Michel AB Komisyonu'nda [ Anadolu 1 2 3 4 5 6 7 8 9 .. ] Yeni Başkonsolos Mehmet Özyıldız


     "Anadolu" dergisinin geçen sa-yısında, kısa bir süre için Türkiye'ye giden ve "turist vizesi" ile dönmek zorunda kalan arkadaşımız Mehmet Öksüz'ün yaşadıklarını anlatmıştık. Kimlik kartının süresi geçtiği gerek-çesiyle Türkiye'den çıkamayan Ök-süz İstanbul'daki Belçika Başkonso-losluğu'nda tam 17 gün kaybetmiş, 30 yıldır yaşadığı ülkeye turist vizesi alarak dönebilmişti. Belçika Konso-losluğu'nun tavrını eleştirmiştik.     Belçika Dışişleri'nden veya İs-tanbul Başkonsolosluğu'ndan bir tepki, yorum, açıklama alamadık ancak çok sayıda okuyucumuzun telefon, mektup ve mesajları bize ulaştı. Öksüz'ün yaşadığı sorunları gerçekte pek çok insanımızın da yaşadığını, Belçika Başkonsoloslu-ğu'nun olumsuz tavırlarının çok ki-şiyi üzdüğünü, yorduğunu ve mağdur bıraktığını görüyoruz.     Ancak, bize gelen tepkilerde önemli ve görmezden gelinemeyecek bir husus üzerinde çok fazla duruluyor : Türk pasaport polisinin tavrı !     Mehmet Öksüz'ün, kimlik kartı-nın süresi geçtiği gerekçesiyle İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan çıkmasını engelleyen ve onu Belçika Başkonsolosluğu'na havale eden polis oldu. Polise, böyle bir görev ve yetki verilmiş olduğu anlaşılıyor. Memurlar pasaportları, vizeleri ve oturma müsadelerini kontrol ediyorlar, geçersiz olanları geri çeviriyorlar ancak bunu yaparken, yabancı ülke-lerin gösterdiği hoşgörüyü göstermiyorlar. Nitekim, Mehmet Öksüz "turist vizesi" alarak Belçika'ya dön-düğü zaman Belçika polisi gülmüş, bunun gereksiz olduğunu ifade et-mişti. Süresi birkaç gün geçen bir kimlik kartının girişi engellemeyece-ği barizdi. Eğer Türk polisi de bunu bilse ve kabul etse, polisler ve dışişleri makamları arasında sağlıklı bir iletişim olsa, pekçok insan bu so-runları yaşamayacak, belki Belçika Başkonsolosluğu da rahatlayacak.     Bize yazanlar arasında bulunan Zekiye Yüksel isimli bir annenin an-lattıkları da bu açıdan önemli ve ibret verici :     Yüksel, 7 yaşındaki kızı ile birlikte Adana havaalanından, dış hatlardan ayrılırken polis engeliyle kar-şılaşmış. Çocuğun kimlik kartının süresi bir hafta geçmiş. Polis çıkışa izin vermemiş, oysa çocuğun anne pasaportunda da kayıtları varmış.     Kalp hastası Zekiye Yüksel, İs-tanbul'a iç hatlardan uçmuş, valizle-rini alıp dış hatlara koşmuş ve ora-da engelle karşılaşmadan çocuğu ile uçağa binip gelmiş. Belçika'ya giri-şinde de bir sorun olmamış.     Yüksel, bu durumlarda sadece yabancıların eleştirilmemesi gerektiğini belirterek bazı “işgüzarlıkların” da sorgulanması gerektiği mesajını veriyor. Adana'da farklı, İstanbul'da farklı uygulamalar olunca, bunların ne derece doğru, ciddi ve talimatla-ra bağlı olduğunu anlamak da güç-leşiyor.      Vize ve oturum müsadeleri ko-nularında Batı Avrupa'dan Türkiye'-ye ve havayolları şirketlerine büyük baskılar olduğunu biliyoruz. Çıkışlardaki kontrollerin yoğunluğu da bundan kaynaklanıyor. Ancak bu alanda da bir hoşgörü ve çeşitli kurallar var. Türk polisinin Belçika polisinden daha az hoşgörülü ve daha katı olması, kuralları tam olarak bilme-mesi de yaşanan haksızlık ve sorunların temelinde yer bulan bir unsur olarak ortaya çıkıyor. Sonuçta, ya-şadıkları yabancı ülkelerde karşılaşmadıkları sorunlarla anavatanda karşılaşan Türkler kırılıyor, üzülüyor ve "Kraldan çok kralcı" olunmasını eleştiriyorlar. Belçika İstatistik Enstitüsü (INS), 2003 yılında ev satış fiyatlarının % 8, apartman dairesi satış fiyatlarının ise % 9 arttığını bildirdi. INS verilerine göre Belçika'da, son 10 yılda ev fiyatları % 71, daire fi-yatlarıysa % 61 oranında arttı.     2003'te % 1,6'yı geçmeyen düşük enflasyona rağmen mülk fi-yatlarındaki tırmanış çeşitli gerek-çelerle izah ediliyor. Faiz oranları-nın düşüklüğü, AB ve NATO'nun genişlemesinden de kaynaklanan talep artışı, kredi kolaylıkları bunlar arasında yer alıyor.     Geçen yıl Valonya'da 28.000, Flaman kesiminde 37.000, Brük-sel'deyse 2.400 kadar ev satıldı. Valonya ve Brüksel'deki fiyat artış-ları % 10'u aştı. Apartman dairesi satışlarındaysa Brüksel bölgesindeki fiyat artışları % 16'yı geçti. 2003 yılında, Brüksel'de 10.000'den fazla apartman dairesi sahip değiş-tirdi.
     INS, Belçika'da her 10 aileden 7'sinin ev sahibi olduğunu belirti-yor. Bu oran, AB ülkeleri arasındaki sıralamada Belçika'yı, İrlanda ile birlikte birinciliğe yerleştiriyor.