fazasında
ısrar eden milletlerin ge-lişmesi çok güç olur; belki de hiç olmaz."
ATATÜRK KÜLTÜR İNKILABI Atatürk'ün temel
siyasî yaklaşı-mı inkılâplar yoluyla millîleşme ve batılılaşma yönünde
köklü bir deği-şimi gerçekleştirmektir. Atatürk dö-neminin kültür ve
eğitim politika-sını inceleyen Ali Ata Yiğit şöyle diyor:
"Atatürk inkılâpları, temelde kültürel yapının
yeni baştan inşa edilmesi hareketidir. Bu bakımdan bütün inkılâplar,
doğrudan veya so-nuçları itibarıyla, kültür politikasının kapsamında
mütalaa edilebilir. Tevhid-i tedrisat kanunu veya Harf İnkılâbı, kültür
açısından özel bir önem taşımakla birlikte, diğer inkı-lâplardan daha
özel bir önem taşımakla birlikte diğer inkılâplardan bağımsız bir
zeminde değildir."
Bütün inkılâplar millîleşme ve batılılaşma
yönünde bir değişiklik getirmiştir. Bu değişikliklerin topla-mına
sosyolojik olarak kültür değiş-mesi denilebilir. Değişiklikler devlet
gücü kullanılarak gerçekleştirildiği için bu tür kültür değişmelerine
"mecburî kültür değişmesi" denil-mektedir. Bir kültür inkılâbı olarak
da görülen Atatürk inkılâplarını Ali Ata Yiğit'in tasnifiyle buraya
aktararak inkılâplara daha yakından bakmaya çalışalım. ATATÜRK
İNKILAPLARI ü1 Kasım 1922 : Hilâfetin salta-nattan ayrılarak,
saltanatın kaldırılması
ü29 Ekim 1923 : Cumhuriyetin ilanı ü3 Mart 1924 : Hilâfet ile
Şer'iye ve Evkaf Vekâletlerinin kaldırılması. Tevhid-i Tedrisat Kanunun
kabulü ü25 Kasım 1925 : Şapka İktisası (Giyilmesi) Hakkında Kanunun
ka-bulü ü30 Kasım 1925 : Tekkelerin, za-viyelerin ve türbelerin
kapatılması ve bunlarla ilgili bir takım unvanla-rın yasaklanması
ü26 Aralık 1925 : Milletlerarası takvim ve saatin kabulü ü17
Şubat 1926 : Batıdan çeviri yoluyla hazırlanan Türk Medenî Kanunu’nun
kabulü üMart 1926 : Dârülelhanda alaturka musiki eğitiminin
kaldırılması
ü1927 : Orta öğretimde karma eğitime geçilmesi ü16 Nisan 1928 :
Anayasadan "Türkiye Devletinin dini; din-i İs-lâmdır" maddesinin
kaldırılması ü24 Mayıs 1928 : Milletlerarası rakamların
kabulü ü1 Kasım 1928 : Yeni alfabenin kabulü ü1 Eylül 1929 :
Okullarda Arapça ve Farsça derslerinin kaldırılması ü1930 :
İmam-Hatip okullarının bütünüyle kapanması ve orta öğretimden din
derslerinin kaldırılması ü3 Nisan 1930 : Mahallî seçimlerde
kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi ü15 Nisan 1931 : Türk
Tarihi Tet-kik Cemiyetinin (Türk Tarih Kuru-mu) kurulması ü19
Şubat 1932 : Halkevlerinin kurulması ü12 Temmuz 1932 : Türk Dili Tetkik
Cemiyeti’nin (Türk Dil Kuru-mu) Kurulması ü18 Temmuz 1932 :
Ezanın Türk-çe okunması ü31 Mayıs 1933 : İstanbul Dârül-fünu’nun
kapatılarak yerine İstanbul Üniversitesi’nin kurulmasına dair kanunun
kabulü. Bu reform kapsamında İlâhiyat Fakültesi’nin yerine İslâm
Tetkikleri Enstitüsü’-nün kurulması. ü21 Haziran 1934 : Soyadı
Kanu-nu’nun kabulü ü26 Kasım 1934 : Efendi, Bey, Paşa gibi lâkap ve
unvanların kal-dırılması
ü3 Aralık 1934 : Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun’un
kabulü ü5 Aralık 1934 : Milletvekili se-çimlerinde kadınlara
seçme ve se-çilme hakkının verilmesi ü1935 : Köy okulları hariç
ilk öğ-retimden din derslerinin kaldırılma-sı ü1937 : Lâiklik
ilkesinin anayasada yer alması Atatürk
inkılâpları, özü itibarıyla, milliyetçi ve medeniyetçi bir ba-kış
açısının ürünüdür. Peyami Safa, Türk İnkılâbına Bakışlar adlı klâsik
eserinde, inkılâpların bu ilkelere ic-ra edilebileceğini ve bu şekilde
tasnif edilebileceğini kaydediyor. SONUÇ
Atatürk'ün "Türkiye Cumhuriyeti'-nin temeli kültürdür" sözü bir
haki-kati ifade etmektedir. Cumhuriyet, her şeyden önce bir kültür
inkılâbı-dır. Atatürk Osmanlı modernleşme hareketlerinden beri çeşitli
şekiller-de süregelen kültür-medeniyet ayrı-mını reddederek radikal bir
batılı-laşmayı ve onun üzerinde yükselecek millî bir kimli-ği kültür
inkılâbıyla ger-çekleştirmek istemektedir. İnkılâbı eski müesse-seleri
gerekirse zor kullanarak ortadan kaldırmak ve yeni müesseseler kurmak
olarak tanımlayan Atatürk, Cumhuriyet inkı-lâbını da bu şekilde
ger-çekleştirmiştir. Toplumun içindeki geleneksel-mo-dern ayrımına son
veren ve geleneksel kurumları ortadan kaldıran Cumhuriyet inkılâbı,
yeni modern kurumlar inşa etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ülkedeki farklı
hukukî yapıyı kaldırarak mülkî esa-sa uygun üniter bir hukukî yapıyı
gerçekleştirmiştir. Bu şekilde dış müdahalelerin önüne geçilmiş ve
toplumsal meseleleri çözemeyecek geleneksel hukukun yarattığı engel-ler
aşılmıştır. Bu şekilde modern hukukun temel kavramı olan eşitlik,
vatandaşlık temelinde mümkün olabilmiştir. Önce medenî hukukta sağlanan
eşitlik daha sonra siyasî alana da taşınmış ve kadınlar her bakımdan
erkeklerle eşit hale getirilmiştir. Kadınlara eğitimde sağla-nan fırsat
eşitliğiyle, bu kanunî dü-zenlemelerin sözde kalmadan
uygulanabilmesinin yolu açılmıştır. Eski kültürün yerine millî ve
modern bir kültür inşa edebilmek için hukukî değişiklikler ve yaygın
eğitim yanında yeni kurumlar da oluşturulmuştur. Bu kurumların en
önemlileri Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumudur. Böylece ilmî
verilere dayanan ve sürekli araştırmalarla beslenen güçlü, modern bir
Türk kimliği oluşturulmak istenmektedir. Bu şekilde tespit edilen
tarih, dil ve kültür görüşü Millî Eğitim Bakanlığı marifetiyle topluma
aktarılacaktır. Yeni kültürün topluma aktarılarak benimsetilmesi için
eğitim alanında inkılâplar yapılmıştır. Önce eğitim-de ikiliğe son
verilerek tevhid-i ted-risat kanunu çıkarılmıştır. Sonra kadınların
eğitim hakkından eşit bir şekilde yararlanması sağlanmıştır. Eğitim
kurumlarının yaygınlaştırılmasına ve bunun için de öğretmen
yetiştirilmesine öncelik verilmiştir. Üniversite eğitiminin
yaygınlaştırılması ve iyileştirilmesi için de üni-versite reformu
yapılmıştır. Atatürk'ün Cumhuriyet'in te-meli
olarak gördüğü kültüre belki bunlar kadar mühim hizmeti de, bu
inkılâbın yapılabileceği ve yaşayabi-leceği iç ve dış siyasî şartları
inşa et-miş olmasıdır. Atatürk "Yurtta barış, dünyada barış"
politikasının samimi bir uygulayıcısı olarak kül-tür inkılâbının
yürüyebileceği, Cum-huriyet kurumlarının ve vatandaşla-rının gelişip
serpilebileceği bir siya-sî iklim yaratmıştır. Çağının komü-nizm,
faşizm, nasyonel sosyalizm gibi totaliter ideolojilerine kapılma-yan
pragmatizmi ve nihai hedef olarak demokrasi idealini benim-semesiyle
Atatürk "fikri hür, vicdanı hür" nesillerin yetişmesini temin
etmiştir. Atatürk'ün ölüm döşeğindey-ken
hazırladığı ve Başbakan Celal Bayar tarafından 1 Kasım 1938'de TBMM'nin
açılış konuşmasındaki sözleri kendisinin kültür konusundaki
kararlılığını sergilemektedir: "Yüksek tahsil
gençlerini istedi-ğimiz ve muhtaç olduğumuz gibi millî şuurlu ve modern
kültürlü ola-rak yetiştirmek için İstanbul Üniversitesinin tekâmülü,
Ankara Üniversitesinin tamamlanması ve Şark Üniversitesi’nin yapılan
etüdlerle tesbit edilmiş olan esaslar dairesin-de, Van gölü civarında
kurulması mesaisine hızla ve önemle devam edilmektedir.
"Geçen sene tecrübelerinin ümit verici
mahiyette olduğunu kaydettiğim eğitmen okulları çok iyi neticeler
vermiş ve eğitim kadrosu-na bu yıl 1500 kişi daha ilâve edil-miştir.
Önümüzdeki yıllar içinde bu miktarın artırılacağı şüphesizdir.”
"Türk Tarih ve Dil Kurumları-nın
çalışmaları takdire lâyik kıymet ve mahiyet arzetmektedir. Tarih
te-zimizi reddedilmez delil ve vesika-larla ilim dünyasına tanıtan
Tarih Kurumu memleketin muhtelif yerlerinde yeniden kazılar yaptırmış
ve beynelmilel toplantılara muvaffa-kiyetle iştirak ederek yaptığı
tebliğ-lerle ecnebi uzmanların alâka ve takdirlerini kazanmıştır.”
"Dil Kurumu en güzel ve feyizli bir iş olarak
türlü ilimlere ait Türk-çe terimleri tesbit etmiş ve bu su-retle
dilimiz yabancı dillerin tesirin-den kurtulma yolunda esaslı adımı-nı
atmıştır.” "Bu yıl okullarımızda
tedrisatın Türkçe terimlerle yazılmış kitaplarla başlamış olmasını
kültür hayatımız için mühim bir hâdise olarak kaydetmek
isterim." Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş
yıldönümünü kutlarken, bugün gurur duyduğumuz çağdaş ve modern
Türkiye’nin katettiği yolları ve Ata’mıza neleri borçlu olduğumuzu
anımsamalıyız.