Bilgi teknolojileri (İlker Temir) [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Atatürk inkilapları



Bilgi teknolojileri (İlker Temir) [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Atatürk inkilapları


     Denizli, Anadolu yarım-adasının güneybatısında, Ege bölgesinin güneydoğu-sunda, Ege-İç Anadolu ve Akdeniz bölgeleri arasında bir geçit oluşturuyor. Alçak ve yüksek ovaları, yaylaları ve dağları birbirini tamamlayan kentte yüksek ovalar gerçekte bir yayla gibi. En büyük akarsu Büyük Men-deres.     Denizli ili Ege bölgesin-de olmasına rağmen bu bölgenini iklimi tamamen görülmüyor, karasal iklim hissediliyor.       Denizli, ilk defa bugün-kü şehrin 6 km. kuzeyinde, Eskihisar Köyü civarında kurulmuş. Şehir M.Ö 261-246 yılları arasında, II. An-tiokos tarafından karısı adı-na kurulmuş ve Laodikeia adı verilmiş, müslüman akınlarına kadar bu isimle anılmış. Pers, Büyük İsken-der, Roma ve Bizans, Sel-çuklular, Beylikler ve Os-manlı yönetimi yörede ha-kim olmuş. Türkler Denizli havalisini zaptettikten son-ra, şehrin suyunun bol bu-lunduğu bugünkü Kaleiçi mevkiine nakletmişler.     Horozları ile ünlü De-nizli zengin bir tarih ve kül-türe sahip. Hierapolis ve Laodikeia, Tripolis gibi an-tik kentleri, kaplıcaları ve dünyada eşi olmayan tra-vertenlere sahip Pamukkale ile görülmesi gereken bir turizm merkezi.      Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından beri Hierapolis Ar-keoloji Müzesi olarak hiz-met veriyor. Müzede, Hier-apolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodik-eia, Colossai, Tripolis, Attuda gibi Lycos (Çürüksu) Vadisi kentlerinden gelen eserler de bulunuyor. Ayrı-ca Tunç Çağı'nın en güzel örneklerini veren Beyce-sultan Höyüğü'nden elde edilen arkeolojik buluntular müzede sergileniyor. Caria, Pisidya ve Lidya bölgelerin-deki bazı yerleşimlerden or-taya çıkarılan eserler de Hierapolis Müzesi'nde top-lanmış sergileniyor.      Atatürk Etnografya Mü-zesi'nde çoğu Osmanlı dö-nemine ait giysi, takı, ev eşyası, silah, halı, kilim gibi etnografik nitelikteki kültür varlıkları sergileniyor. Ayrı-ca Atatürk'ün Denizli'ye geldiğinde kaldığı odada, gardörop, pirinç başlıklı karyola, divan ve barok stili bir çalışma masası da bulu-nuyor.      Görülecek yerlerden bi-ri de Tripolis - Buldan-Yeni-ce. Denizli il merkezinin 40 km. kuzeyindeki Buldan il-çesi Yenicekent kasabasının doğusunda, Büyük Mende-res akarsuyu ile kasaba ara-sındaki yamaçlar üzerinde kurulmuş. Tripolis, Lidya bölgesi kentleri içinde, Kar-ya ve Frigya bölgelerine ulaşımı sağlayan  ticaret ve tarım merkezlerinden birisi. Kuruluş biçimi ve kent an-layışı ile yörenin en zengin bölgelerinden. Bergama Krallığı tarafından kuruldu-ğu tahmin ediliyor. Anıtsal yapıların en iyi örnekleri MS. 1, 2 ve 3. yüzyıllarda  yapılmış. Kent merkezinde, araziye uygun olarak, Ro-ma inşa tarzında yapılmış bir tiyatro var. Hamam, kale ve surlar tarihi görüntüleri tamamlıyor.       Denizli'de Acıpayam Yazır Cami, Boğaziçi Cami, Servergazi Türbesi (Yeşil-köy), Mehmet Gazi Türbesi (Büyük Mezarlık), Fatma Hanım (Yıldız) Türbesi (B. Mezarlık), Ahi Sinan Tür-besi, Mahmut Gazi Türbesi, Yatağan Baba Türbesi ve Hüsamettin Bey Türbesi görülmeye değer başlıca yapıtlar. Bunlara Akhan ve Çardakhan kervansaraylarıda ekleniyor.    Honaz Dağı Milli Parkı, Ege bölgesinin en yüksek dağı olan, 2528 m. yüksekliğe sahip Honaz Dağı bünyesindeki kaynaklardan oluştuyor. Bitkileri, yabani hayvanları ve doğasıyla ola-ğanüstü görüntüler yansıtan bir bölge. Yöre, arkeolojik özelliği açısından da zen-ginliklere sahip.      Kartal Gölü Tabiatı Ko-ruma Alanı ve Kaklık Ma-ğarası gibi güzellikler yanında, elbette, Denizli'nin kal-bi Pamukkale'de atıyor. De-nizli'ye 21 km uzaklıkta Çökelen Dağı eteklerinde yer alan Pamukkale, turistik bölge olduğu için her türlü ulaşım şekli mümkün. Eski bir yerleşim bölgesi olan Pamukkale, kireçli sıcak su-ların çökmesiyle oluşan travertenleri ve tarihi kalıntılarıyla her yıl binlerce tu-ristin geldiği önemli turistik merkezlerden...      Tüm Denizli ili dokumaları, özellikle Buldan'a özgü desenli, renkli, simli, pamuklu, ipekli giysi ve mefruşatlar büyük bir üne sahip ve mağazalarda teşhir ve satışı yapılıyor.      Denizli'ye gittiğinizde, doğa harikası eşsiz tra-vertenleri, birçok hastalıkların tedavisinde rolü oldu-ğu belirlenen Pamukkale'-nin şifalı suyunu, ayrıca Ka-rahayıt ve Yenice gibi kaplıcalarını ziyaret etmeden; birçok uygarlığın yerleştiği antik çağın büyük ve kutsal kentlerinden Hierapolis, Laodikeia, Colossae, Tripo-lis ve Heraclaia görmeden; önemli bir alışveriş merkezi olan Kaleiçi'ne, şehir mer-kezindeki havlu, bornoz ve diğer tekstil ürünlerinin sa-tıldığı Babadağlılar Çarşısı'na uğramadan, Karcı Dağı eteğindeki havası, suyu ve manzarası eşsiz Çamlık me-sireliğinde piknik yapma-dan ve tabii horoz sesi dinlemeden dönmeyin Güneşin müjdesini haykıran horoz     “Tanrıya şükür, burada her şeyim var. Hayatımda yalnız bir şey eksik: Horoz sesi!...” diyordu New York'ta yaşayan Denizlili zengin bir işadamı. Bahsettiği horoz Denizli horozuydu. Horoz özlemini kelimelere dökerken modern dünyanın bir gerçeğini de dile getiriyordu:      “Ben bir şafak vakti Denizli'de horoz sesleri arasında doğmuşum... Sonra da yıllarca aynı güzel sesle uyandım... Her sabah muntazam kurulmuş bir saat gibi öten horozumun sesiyle yataktan fırlıyordum. Şimdi sana bir şey söyleyeyim mi?... 21 yıldır burada horoz sesi işitmiyorum... Modern şehirciliğin ilk alıp götürdüğü şey, altın sesinden çok daha tatlı olan horoz sesi... Uygar hayat kentte, evvela horozun sesini kesiyor...”     Denizli'nin sembolü olan “Denizli Horozu”, renk ve vücut yapısıyla, ahenkli uzun ve güzel ötüşleriyle dünyaca ün kazanmış yerli bir ırk. Osmanlı İmparatorluğu zama-nında Arnavutluk'tan İstanbul'a ve oradan da Denizli'ye getiren uzun ötüşlü Berat horozlarının Denizli'deki yerli tavuklarla melezleşmesinden oluştuğu söyleniyor ama bu konu tartışmalı… Zira renk ve vücut yapısı bakımından söz konusu horozlar arasında hiçbir benzerlik görülmüyor. Denizli horozunun, bu bölgedeki insanların eskiden beri uzun ötüşlü horozlara gösterdikleri özen sonucu kendili-ğinden oluştuğu savunuluyor.     İyi bir Denizli horozunda görünüş canlı, bacaklar yüksek, boyun uzun ve kuvvetli, göğüs geniş ve derin, kuyruk dik ve başa doğru meyilli olmalı. Gözler siyah ve sürme-li... Bacaklar koyu gri, boyun uzun, kulakçık kırmızı veya siyah kirli beyaz karışımı halinde. Canlı ağırlık ortalama 3-3,5 kg. Bu horozların cinsel güçleri de ünlü.      Denizli horozları renklerine, vücut yapılarına ve ibik şekillerine göre sınıflandırılıyor. Renklerine göre “demir-kır”, “pamukkır”, “kınalı”, “al”, “siyah” ve “kürklü” olmak üzere 6 tipe ayrılıyorlar. Vücut yapılarına göre “yüksek boyun”, “sülün” ve “küpeli” olmak üzere 3 tipi var. İbik şekillerine göre ise “geniş ibik” ve “dar ibik” olmak üzere iki tip var.      Denizli Horozunun sesi, tonuna ve netliğine göre de sınıflandırılıyor. Ses tonuna göre “ince”, “davudi”, “kalın ses” olmak üzere üçe ayrılıyor. Davudi ses, ince sesle ka-lın ses arasında ve kalın sese yaklaşan tek bir ses. Niteli-ğine göre “net ses”, “hüzünlü ses”, “cırtlak ses”, “dalgalı ses” (alaycı ses) olmak üzere dörde ayrılıyor.     Ötüşün başlama ve bitişi de önemli. Başlangıçta ötüşün temposu yavaş yavaş hızlanmalı, bitişte de tempo yavaş yavaş alçalmalı ve birden kesilmemeli. Böyle horoz-lara yetiştiriciler arasında alışı ve verişi iyi deniliyor. Alış-veriş bir yerde ses uzunluğundan daha önemli. Birinci yılda ötüş uzunluğu 20 saniye civarında. İkinci ve üçüncü yılda bu süre artıyor.        Denizli horozlarının ötüşleri, ötüş anındaki vücut po-zisyonuna göre “aslan ötüşü”, “kurt ötüşü”, “yiğit ötüşü”, “pus ötüşü” olmak üzere dörde ayrılıyor. Birinci yılda ötüş uzunlukları 20-25 saniye oluyor.     Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Denizli ırkı üretim birimince
yetiştirilen Denizli horozları genel  olarak 100 başlık bir sürü halinde elde tutuluyor. Damızlık horozlar seçildikten sonra kalanlar mart, nisan ayından itibaren yurdun çeşitli
yerlerinden gelen taleplere göre satılıyor, aynı dönemde civciv satışı yapılıyor.