Denizli, Anadolu yarım-adasının güneybatısında, Ege bölgesinin
güneydoğu-sunda, Ege-İç Anadolu ve Akdeniz bölgeleri arasında bir geçit
oluşturuyor. Alçak ve yüksek ovaları, yaylaları ve dağları birbirini
tamamlayan kentte yüksek ovalar gerçekte bir yayla gibi. En büyük
akarsu Büyük Men-deres. Denizli ili Ege
bölgesin-de olmasına rağmen bu bölgenini iklimi tamamen görülmüyor,
karasal iklim hissediliyor. Denizli, ilk
defa bugün-kü şehrin 6 km. kuzeyinde, Eskihisar Köyü civarında
kurulmuş. Şehir M.Ö 261-246 yılları arasında, II. An-tiokos tarafından
karısı adı-na kurulmuş ve Laodikeia adı verilmiş, müslüman akınlarına
kadar bu isimle anılmış. Pers, Büyük İsken-der, Roma ve Bizans,
Sel-çuklular, Beylikler ve Os-manlı yönetimi yörede ha-kim olmuş.
Türkler Denizli havalisini zaptettikten son-ra, şehrin suyunun bol
bu-lunduğu bugünkü Kaleiçi mevkiine
nakletmişler. Horozları ile ünlü De-nizli
zengin bir tarih ve kül-türe sahip. Hierapolis ve Laodikeia, Tripolis
gibi an-tik kentleri, kaplıcaları ve dünyada eşi olmayan tra-vertenlere
sahip Pamukkale ile görülmesi gereken bir turizm merkezi.
Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri
olan Roma Hamamı, 1984 yılından beri Hierapolis Ar-keoloji Müzesi
olarak hiz-met veriyor. Müzede, Hier-apolis kazılarından çıkan
eserlerin yanında Laodik-eia, Colossai, Tripolis, Attuda gibi Lycos
(Çürüksu) Vadisi kentlerinden gelen eserler de bulunuyor. Ayrı-ca Tunç
Çağı'nın en güzel örneklerini veren Beyce-sultan Höyüğü'nden elde
edilen arkeolojik buluntular müzede sergileniyor. Caria, Pisidya ve
Lidya bölgelerin-deki bazı yerleşimlerden or-taya çıkarılan eserler de
Hierapolis Müzesi'nde top-lanmış sergileniyor.
Atatürk Etnografya Mü-zesi'nde çoğu Osmanlı dö-nemine ait giysi, takı,
ev eşyası, silah, halı, kilim gibi etnografik nitelikteki kültür
varlıkları sergileniyor. Ayrı-ca Atatürk'ün Denizli'ye geldiğinde
kaldığı odada, gardörop, pirinç başlıklı karyola, divan ve barok stili
bir çalışma masası da bulu-nuyor. Görülecek
yerlerden bi-ri de Tripolis - Buldan-Yeni-ce. Denizli il merkezinin 40
km. kuzeyindeki Buldan il-çesi Yenicekent kasabasının doğusunda, Büyük
Mende-res akarsuyu ile kasaba ara-sındaki yamaçlar üzerinde kurulmuş.
Tripolis, Lidya bölgesi kentleri içinde, Kar-ya ve Frigya bölgelerine
ulaşımı sağlayan ticaret ve tarım merkezlerinden birisi. Kuruluş
biçimi ve kent an-layışı ile yörenin en zengin bölgelerinden. Bergama
Krallığı tarafından kuruldu-ğu tahmin ediliyor. Anıtsal yapıların en
iyi örnekleri MS. 1, 2 ve 3. yüzyıllarda yapılmış. Kent
merkezinde, araziye uygun olarak, Ro-ma inşa tarzında yapılmış bir
tiyatro var. Hamam, kale ve surlar tarihi görüntüleri tamamlıyor.
Denizli'de Acıpayam Yazır Cami, Boğaziçi Cami,
Servergazi Türbesi (Yeşil-köy), Mehmet Gazi Türbesi (Büyük Mezarlık),
Fatma Hanım (Yıldız) Türbesi (B. Mezarlık), Ahi Sinan Tür-besi, Mahmut
Gazi Türbesi, Yatağan Baba Türbesi ve Hüsamettin Bey Türbesi görülmeye
değer başlıca yapıtlar. Bunlara Akhan ve Çardakhan kervansaraylarıda
ekleniyor. Honaz Dağı Milli Parkı, Ege bölgesinin en
yüksek dağı olan, 2528 m. yüksekliğe sahip Honaz Dağı bünyesindeki
kaynaklardan oluştuyor. Bitkileri, yabani hayvanları ve doğasıyla
ola-ğanüstü görüntüler yansıtan bir bölge. Yöre, arkeolojik özelliği
açısından da zen-ginliklere sahip. Kartal Gölü
Tabiatı Ko-ruma Alanı ve Kaklık Ma-ğarası gibi güzellikler yanında,
elbette, Denizli'nin kal-bi Pamukkale'de atıyor. De-nizli'ye 21 km
uzaklıkta Çökelen Dağı eteklerinde yer alan Pamukkale, turistik bölge
olduğu için her türlü ulaşım şekli mümkün. Eski bir yerleşim bölgesi
olan Pamukkale, kireçli sıcak su-ların çökmesiyle oluşan travertenleri
ve tarihi kalıntılarıyla her yıl binlerce tu-ristin geldiği önemli
turistik merkezlerden... Tüm Denizli ili
dokumaları, özellikle Buldan'a özgü desenli, renkli, simli, pamuklu,
ipekli giysi ve mefruşatlar büyük bir üne sahip ve mağazalarda teşhir
ve satışı yapılıyor. Denizli'ye gittiğinizde,
doğa harikası eşsiz tra-vertenleri, birçok hastalıkların tedavisinde
rolü oldu-ğu belirlenen Pamukkale'-nin şifalı suyunu, ayrıca Ka-rahayıt
ve Yenice gibi kaplıcalarını ziyaret etmeden; birçok uygarlığın
yerleştiği antik çağın büyük ve kutsal kentlerinden Hierapolis,
Laodikeia, Colossae, Tripo-lis ve Heraclaia görmeden; önemli bir
alışveriş merkezi olan Kaleiçi'ne, şehir mer-kezindeki havlu, bornoz ve
diğer tekstil ürünlerinin sa-tıldığı Babadağlılar Çarşısı'na uğramadan,
Karcı Dağı eteğindeki havası, suyu ve manzarası eşsiz Çamlık
me-sireliğinde piknik yapma-dan ve tabii horoz sesi dinlemeden dönmeyin
Güneşin müjdesini haykıran horoz “Tanrıya
şükür, burada her şeyim var. Hayatımda yalnız bir şey eksik: Horoz
sesi!...” diyordu New York'ta yaşayan Denizlili zengin bir işadamı.
Bahsettiği horoz Denizli horozuydu. Horoz özlemini kelimelere dökerken
modern dünyanın bir gerçeğini de dile
getiriyordu: “Ben bir şafak vakti
Denizli'de horoz sesleri arasında doğmuşum... Sonra da yıllarca aynı
güzel sesle uyandım... Her sabah muntazam kurulmuş bir saat gibi öten
horozumun sesiyle yataktan fırlıyordum. Şimdi sana bir şey söyleyeyim
mi?... 21 yıldır burada horoz sesi işitmiyorum... Modern şehirciliğin
ilk alıp götürdüğü şey, altın sesinden çok daha tatlı olan horoz
sesi... Uygar hayat kentte, evvela horozun sesini
kesiyor...” Denizli'nin sembolü olan “Denizli
Horozu”, renk ve vücut yapısıyla, ahenkli uzun ve güzel ötüşleriyle
dünyaca ün kazanmış yerli bir ırk. Osmanlı İmparatorluğu zama-nında
Arnavutluk'tan İstanbul'a ve oradan da Denizli'ye getiren uzun ötüşlü
Berat horozlarının Denizli'deki yerli tavuklarla melezleşmesinden
oluştuğu söyleniyor ama bu konu tartışmalı… Zira renk ve vücut yapısı
bakımından söz konusu horozlar arasında hiçbir benzerlik görülmüyor.
Denizli horozunun, bu bölgedeki insanların eskiden beri uzun ötüşlü
horozlara gösterdikleri özen sonucu kendili-ğinden oluştuğu
savunuluyor. İyi bir Denizli horozunda görünüş
canlı, bacaklar yüksek, boyun uzun ve kuvvetli, göğüs geniş ve derin,
kuyruk dik ve başa doğru meyilli olmalı. Gözler siyah ve sürme-li...
Bacaklar koyu gri, boyun uzun, kulakçık kırmızı veya siyah kirli beyaz
karışımı halinde. Canlı ağırlık ortalama 3-3,5 kg. Bu horozların cinsel
güçleri de ünlü. Denizli horozları renklerine,
vücut yapılarına ve ibik şekillerine göre sınıflandırılıyor. Renklerine
göre “demir-kır”, “pamukkır”, “kınalı”, “al”, “siyah” ve “kürklü” olmak
üzere 6 tipe ayrılıyorlar. Vücut yapılarına göre “yüksek boyun”,
“sülün” ve “küpeli” olmak üzere 3 tipi var. İbik şekillerine göre ise
“geniş ibik” ve “dar ibik” olmak üzere iki tip var.
Denizli Horozunun sesi, tonuna ve netliğine
göre de sınıflandırılıyor. Ses tonuna göre “ince”, “davudi”, “kalın
ses” olmak üzere üçe ayrılıyor. Davudi ses, ince sesle ka-lın ses
arasında ve kalın sese yaklaşan tek bir ses. Niteli-ğine göre “net
ses”, “hüzünlü ses”, “cırtlak ses”, “dalgalı ses” (alaycı ses) olmak
üzere dörde ayrılıyor. Ötüşün başlama ve bitişi
de önemli. Başlangıçta ötüşün temposu yavaş yavaş hızlanmalı, bitişte
de tempo yavaş yavaş alçalmalı ve birden kesilmemeli. Böyle horoz-lara
yetiştiriciler arasında alışı ve verişi iyi deniliyor. Alış-veriş bir
yerde ses uzunluğundan daha önemli. Birinci yılda ötüş uzunluğu 20
saniye civarında. İkinci ve üçüncü yılda bu süre artıyor.
Denizli horozlarının ötüşleri, ötüş
anındaki vücut po-zisyonuna göre “aslan ötüşü”, “kurt ötüşü”, “yiğit
ötüşü”, “pus ötüşü” olmak üzere dörde ayrılıyor. Birinci yılda ötüş
uzunlukları 20-25 saniye oluyor. Tarım İl
Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Denizli ırkı üretim birimince
yetiştirilen Denizli horozları genel olarak 100 başlık bir sürü
halinde elde tutuluyor. Damızlık horozlar seçildikten sonra kalanlar
mart, nisan ayından itibaren yurdun çeşitli
yerlerinden gelen taleplere göre satılıyor, aynı dönemde civciv satışı
yapılıyor.