rupa
Konseyi üyesidir. Hıristiyan demokratlardan gelen yanlış olan
argümanlar var. "Türkiye'yi alırsak Fas'ı da alalım" diyorlar.
Bunlar saçma şeyler. Fas hiçbir zaman Avrupa Konseyi üyesi
olmadı. Bazıları da diyor ki, "Türkiye'yi alırsak İran'a, Suriye'ye
komşu olacağız." Ne olur komşu olursak? NATO da oralara komşu. NATO da
bir değerler birliği. Batı'nın değerleri o hudutta müdafa edildi.
Askeri açıdan başarılı bir üye olan Türkiye'nin siyasi açıdan da aynı
birliğin üyesi olması için hiçbir karşı neden
yoktur. AB bence kendisini Avrupa kıtası
boyutunda bir blok olarak görmelidir. Türkiye'yi de kapsayan, değerler
birliğinden oluşan bir blok... Bugünkü gibi, "ekonomik açıdan bir dev",
"siyasi açıdan bir cüce" olarak kalamayız. Amerika'yla, Çin'le,
Japonya'yla, Rusya'yla, küresel boyutta bir güç olabilmek lazım. Hem
ekonomik, hem siyasi, hem de askeri açılardan güçlü olmak lazım. AB
Türkiye'yi içine almadan hedeflediği siyasi ve askeri güce ulaşamaz.
Avrupa Balkanlardaki bir sorunu bile çözemedi. Dış politika açısından
da bir birlik yok ortada. Irak savaşında da AB'nin halini gördünüz.
Hıristiyanlığın doğduktan sonra yayıldığı yer
bile Anadolu toprakları ! O coğrafya Avrupa coğrafyası. Türkiye'nin
Avrupalılığı tartışılamayacak bir konu. Hıristiyan demokratların
politikası çok yanlış. Almanya'da hıristiyan demokratların 1963 Ankara
Antlaşması'ndan beri süren Türk yandaşı bir politikaları vardı. Helmut
Kohl bile, "Türkiye şu anda hazır değil ama yeri AB'dir" demiştir.
Ondan sonraki politikacılar Almanya'daki iç siyaseti göz önünde tutarak
Türkiye karşıtı bir politika izlediler. O partinin belli insanları,
doğu genişlemesinden sonra Türkiye'ye yönelik stratejik görüşlerini
terk ettiler. Ama İngiltere ve Amerika olaya böyle yaklaşmıyorlar.
Akdeniz şeridindeki ülkeler de öyle görmüyor. Dolayısıyla aralıkta
tarih alınacağını düşünüyorum. Hıristiyan demokratlar içinde de fikir
ayrılıkları var, aralarında Türkiye yandaşları da bulunuyor. ü
AB'lilere mesajlarınız nelerdir? ü Bilgi sahibi olarak, Türkiye'yi
yakından tanıyarak, stratejik düşünerek, büyük çaplı düşünerek
Türkiye'nin yanında olun. Gelecekteki olası medeniyetler çatışmasını
Türkiye'yi aramıza alarak önleyebiliriz. İslam dünyasıyla olası
çatışmaları Türkiye'yi içimize alarak önleyebiliriz. Tarihi bir karar
alınacak, yüzlerce sene sonra ders kitaplarında okunacak bir olay...
Müslüman bir toplumu, değerler birliği Avrupası içine alarak, müslüman
dünyasıyla olan ilişkinizi öyle bir geliştirirsiniz ki, ilerdeki
muhtemel çatışmaları bu şekilde önlersiniz.
Tarihi bir karar alınacaktır, bunun bilincinde olmak gerekiyor.
Hollandalı sosyalist Emine Bozkurt 36 yaşında,
evli ve bir çocuk annesi olan Hollandalı sosyalist Emine Bozkurt,
Avrupa Parlamentosu üyesi olarak Sosyal İşler Komisyonu ile Kadın
Hakları Komisyonu bünyelerinde de görev üstlendi. Eğitim ve Kültür
Komisyonu'nda da yedek üye oldu. Avrupa
Parlamentosu'na seçilmeden önce Hollanda'da hükümete istihdam
sektöründe ve sosyal politikada danışmanlık yapan Bozkurt, bu
alanlardaki uzmanlığını Brüksel ve Stasbourg'da ön plana çıkaracak.
Gençlerin ve özellikle göçmenlerin işsizlikten ne derece
etkilendiklerine dikkat çeken parlamenter, AB bünyesinde yapılması
gereken çok şey olduğunu belirtiyor.
Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinin başlatılmasının son derece
önemli bir aşama oluşturacağını; demokrasi, insan hakları, istihdam,
eğitim gibi konularda Türkiye'de de yapılması gereken çok şey
bulunduğunu söyleyen Bozkurt, Hollandalıları temsil etmek üzere
seçildiğini, bu ülkede 300.000 kadar Türk ve Türk asıllı Hollandalı
bulunduğunu, kendisinin Türk asıllı bir parlamenter olmasının
avantajlar sağladığını ifade ediyor. AB'deki yabancıların
veya yabancı asıllıların bugünkü bazı yanlış politikalardan, ilgisizlik
ve anlayışsızlıklardan olumsuz etkilendiklerini belirterek sorunlara
daha ciddi eğilmek gereği üzerinde duran Bozkurt, yıl sonunda
Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerine başlanmasına ilişkin kararın,
AB Komisyonu'nun raporundaki görüş çerçevesinde belirleneceğini
hatırlatarak, "Benim partim Türkiye'nin katılımından, müzakerelerin
başlatılmasından yana. Bu olursa Türkiye'deki olumlu adımlar ve reform
süreci daha da hızlanır. Yıl sonunda müzakerelerin başlamasına yeşil
ışık yakılması büyük bir olasılık gibi gözüküyor"
diyor. İslam dünyası ile diyalog sorununa
dikkat çeken Emine Bozkurt, Türkiye gibi, güçlü bir demokrasi ve
ekonomi sahibi bir ülkenin AB'ye katılımının bu alanda getirilerinin
görmezden gelinemeyeceğini, bu katılımın herkes açısından olumlu
olacağını savunuyor. "Bu fırsatı
kaçırmamalıyız" diyen Bozkurt, Türkiye ile müzakerelere başlanması
gerektiğini, bunu izleyen sürecin zaman alabileceğini, Ankara'nın
iyiniyetini ve çabalarını ortaya koyduğunu, atılması gereken daha çok
adım olduğunu, müzakerelerin başlatılmasının, bu adımların atılmasını
daha da kolaylaştıracağını belirtiyor. Emine
Bozkurt Batı Avrupa'da 40 yıldan fazla süredir yaşayan Türklerin
haklarını ve hukuku yeteri kadar değerlendirmediklerini ancak son
yıllarda bu alanda önemli gelişim yaşandığını, sosyal ve siyasi
katılımın arttığını söylüyor, örnek olarak, Hollanda'daki Türklerin son
seçimlerde katılım oranının çok artmasını
gösteriyor. Toplumdaki
bilinçlenme sayesinde Türk asıllı politikacıların giderek hedefe
ulaştıklarını, bunun kendisini çok memnun ettiğini anlatan Bozkurt,
gençlerin siyasi yaşama ilgilerinin daha da artmasını
istiyor. Avrupa Konvansiyonu ile insanlara daha
fazla etki ve müdahele olanağı getirileceğine de dikkat çeken Emine
Bozkurt, AB ülkelerinde yaşayan 4 milyon Türk'ün de seslerini daha
güçlü bir şekilde duyurma olanağı sağlayacaklarını hatırlatıyor.