“Anadolu” ekibi olarak, bir kez
daha, yabancı dilde yüksek tirajlı bir özel sayı çıkararak Türkiye’nin
tanıtımına katkıda bulunmanın gururunu yaşıyoruz. Arkadaşlarımız yaz
tatillerinden ve izin günlerinden fedakârlık ederek, büyük bir
özveriyle bu başarıya imza attılar. Maddi desteksiz, sadece “Anadolu”
dergisinin ayakta kalmasını sağlayan sponsorların ilan katkısıyla
gerçekleşen bu çalışmanın etkili ve yararlı olduğunu biliyor,
görüyoruz. Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıtmak, anlatmak amacıyla bu
tür çalışmalarımızı mümkün olduğunca
sürdüreceğiz. Bu sayımızda, “Belçikalılar
Türkiye’yi seçti” manşetini kullandık. Bu yıl Türkiye’ye giden
Belçikalı turist sayısı 600.000’i geçecek gibi gözüküyor. On milyonluk
bir ülke için bu müthiş bir rakam. Ülkemize gidenlerin hemen hemen
hepsinin hoşnut döndüğünü görüyoruz. Bu durum, Belçika’da yaşayan
Türkler açısından çok olumlu ve umut verici... Onlar Türkiye’ye gidip,
tanıyıp ülkemizi sevdikçe bizlerle iletişimleri artacak, bakışları daha
da sağlıklı bir düzeye erişecek. Belçikalıların
Türkiye’yi seçmeleri sadece turizm alanında görülen bir unsur değil...
Dergimizde okuyacaksınız, bu ülkenin işadamları ve politikacılarının
önemli bir kesimi de Türkiye’den yana tavırlarını açıkça ifade ediyor,
AB mücadelesinde destek sağlıyorlar. Bu arada,
Brüksel Güzel Sanatlar Sarayı’nda başlayacak olan Türkiye etkinlikleri
de ses getirecek; Belçika’da yaşayan Türk toplumunun imajını
güçlendirecek. Belçika’daki güzel gelişmelere
rağmen Türkiye’nin AB macerasında önemli bir dönüm noktasına
geldiğimizi de görüyor, tartışmaları yakından izliyoruz. AB liderleri,
yıl sonunda ciddi bir karar vermekdurumunda olmanın sıkıntısını
yaşıyorlar. Dergimize özel demeç veren Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
Sezer’in de belirttiği gibi, sorumluluklarını üstlenmek; sözlerinde
durmak, kendi ülkelerinin geleceğini ve bu geleceğe Türkiye’nin
katkılarının boyutlarını da düşünerek bir karar vermek
durumundalar. Dergimizin özel sayısında
demeç ve söylevleri yer alan birçok Türk ve AB’li yetkili, yıl sonuna
“güvenle” baktıklarını ifade ettiler. Biz, AB’ye yönelik coşkulu bir
güvenden söz etmek eğiliminde değiliz. Özelllikle Fransa’dan gelen,
sözde Ermeni soykırımı iddialarını gündeme taşıyan çatlak seslerden
tutun da, Kıbrıs konusunda yaşanan haksızlık ve adaletsizliklere kadar
birçok unsur, Türkiye’yi anlamayan ve istemeyenlerin de boş
durmadıklarını gözler önüne seriyor. Neticede,
menfaat birliği AB, kendi menfaatlerini göz önünde bulundurarak bir
karar verecek ve bu karar, her halükarda, Türkiye için yeni bir
başlangıç olacak. Biz Türkiye’ye güveniyoruz!
Dolunay Uluç