Gelibolu Yarımadası : Bir vatan kalbinin attığı yer [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Atatürk Sayfası:



Gelibolu Yarımadası : Bir vatan kalbinin attığı yer [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Atatürk Sayfası:


leri ya da köprüler değidir. Boğazlar, Akdeniz'in öteki önemli su geçitlerinden Cebelitarık ve Süveyş kanalı ile de bütünleşerek, dünyanın büyük denizlerini ve büyük kıta kara parçalarını birbirine bağlayan, daha geniş anlamdaki jeopolitik konumuyla, dünya siyaset ve ekonomisi üzerine olan etkilerini bugün de koruyor. Boğazlar, dünyanın diğer parçalarında pek görülmemiş, ardı arkası kesilmeyen mücadelelere sahne oldu.      Birinci Dünya Savaşı öncesinin başlıca büyük devletlerinden Almanya'nın, "Drang Nach Osten" (doğuya doğru) politikası, Rusya'nın ılık denizlere ulaşma emelleri; İngiltere'nin, "denizlere egemen olan dünyaya hakim olur" teorisine dayanarak, özellikle XIX. yüzyıldan bu yana güttüğü Rusya'nın Akdeniz'e çıkmasını engelleme siyaseti, hep Türk boğazlarında düğümlendi.       Boğazların bu tartışma götürmez önemi konusunda Napolyon, "İstanbul bir anahtardır. İstanbul'a egemen olan dünyaya hükmedecektir. Eğer Rusya, Çanakkale Boğazı'nı ele geçirecek olursa, Tulon, Napoli ve Korfu kapılarına dayanmış olacaktır" demekle, Fransa'nın Boğazlar üzerindeki duyarlılığını açık seçik ortaya koymuş oluyordu.      Rusya'nın görüşüyse, Genelkurmay Başkanı Kropatki'nin bir raporunda; XX. yüzyılda Rusya'nın en önemli işinin, İstanbul Boğazı'nı ele geçirmek olduğuna işaretle, "Osmanlı Devleti'ni, Boğazı Rusya'ya bırakmaya hazırlamalı ve Almanya ile anlaşma yapmalıdır" şeklinde ifadesi ile ortaya çıkıyor.      Büyük devletlerin Boğazlar üzerindeki bu emelleri, onları kendi aralarında da gizli birtakım mücadelelere itti. İşte Boğazlar üzerindeki bu gizli çıkar çatışmaları, İngiliz ve Fransızlar'ı İstanbul'u almaya ve Ruslar'dan önce İstanbul Boğazı’na el atmaya yöneltti ve Çanakkale Cephesi'nin açılmasında başlıca etken oldu. Ruslara silah ve malzeme yardımı sorunuysa, savaşın sadece görünüşteki nedenini oluşturdu.  İngiliz Donanma Bakanı Churchill, cephenin açılmasında büyük çaba gösterdi. Churchill, Türklerin askeri gücünü ciddiye almadı; en güçlü ve modern silahlarla donatılmış zırhlılarının Boğaz'da görünüvermesiyle, Türklerin direnmekten vazgeçeceğini sandı. Bu büyük bir yanılgıydı. İngilizler, Çanakkale'deki Türk savunmasını ve askerini sadece matematiksel ölçülere vurup, manevi gücü görmezlikten gelerek, büyük bir hesap hatasına düştüler ve sonunda, önce denizde, sonra da karada hiç de beklemedikleri bir yenilgiye uğradılar. Zaferi denizde Türk top ve mayınlarına, karada Türk süngüsüne bırakarak çekilip gittiler. TARİHİN AKIŞI DEĞİŞTİ  İngilizFransız donanmalarının Marmara'ya girerek, İmparatorluğun başkenti İstanbul'u bir ay içinde ele geçirme planları suya düşürülmüştü.  Türk ordusunun Balkan Savaşı'nda zedelenen ve hatta yok olmaya yüz tutan prestiji kurtarılmıştı. Deniz ve kara harekatıyla bir bütün olarak gerçekleştirilip tüm anlamı ve çarpıcılığıyla Türk Harp Tarihi'nde yerini alan Çanakkale muharebeleri, Mustafa Kemal gibi bir dahiyi yaratmış, Birinci Dünya Savaşı'nın bitiminden hemen sonra başlayacak Milli Mücadele'nin bu eşsiz liderini Türk ulusuna kazandırmıştı.  Çanakkale zaferi, düşman kuvvetlerinin Osmanlı Devleti'ni savaş dışı bırakarak, Almanya'nın güneydoğudan kuşatılmasını amaçlayan stratejisini de boşa çıkarmış, böylece savaşın en az iki yıl daha uzamasına neden olmuştu.     Çanakkale Boğazı'nın kapatılıp Rusya'ya geçit verilmemesi, onu müttefliklerinin silah ve malzeme yardımından yoksun etmekle kalmamış, yarım milyonu aşkın İngiliz ve Fransız askerini bölgeye çekmekle, bu kuvveti Alman cephesinden uzak tutmuş ve Almanya'nın Doğu Cephesi'ndeki harekatını kolaylaştırmıştı.      Çanakkale muharebelerinin diğer bir anlam ve önemi de, çöküş dönemini yaşamakta olan Osmanlı İmparatorluğu'nun, dünya kamuoyunda yarattığı kötü imajın sonucu olarak, Türk'ün iyice tükendiği sanılan gücünün henüz tükenmemiş olduğunu kanıtlamış olmasıydı. Bir başka deyişle, düşman devletler, her nedense Osmanlı Devleti'nin çöküşü olayıyla, onun asıl unsurunu oluşturan Türk ulusunun özgürlük azim ve ruhuyla inanç gücünün birbirinden farklı şeyler olduğunu, bu muharebelerde çok daha iyi anlayabildiler.      Çanakkale cephesinde, düşman Fransız ve İngiliz orduları bir yıl boyunca yarım milyondan fazla bir kuvveti tuttular, bunun yarısını kaybettiler. Çanakkale muharebeleri, Türk askerinin, dünyanın en güçlü zırhlıları ve en modern harp silah, araç gereç ve bol cephanesiyle donatılmış deniz ve kara ordularına karşı direnç ,azim ve ruhunu ortaya koyması açısından da önem taşıyordu. Orada belli oluyordu ki Türk askeri ve Türk ulusu bağımsızlığından taviz vermeyecekti ve İstiklâl Savaşı ne pahasına olursa olsun kazanılacaktı.     Türkiye Cumhuriyeti, düşmana bu mesajı veren, şimdi Çanakkale'de yatan onbinlerce şehidin eseridir. Gelibolu Yarımadası'na gidince bunu daha iyi hissedeceksiniz.