İntihar olayları artıyor [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Bir öğretmenin veda mektubu



İntihar olayları artıyor [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Bir öğretmenin veda mektubu


 Eğitim Müşaviri İhsan Zeren’in yeni ders yılı başlangıcında mesajı: “Çocuklarımızı sevgi ortamında yetiştirelim...” ü Yeni eğitim döneminde velilere ve öğrencilere mesajllarınız neler? Öncelikle öğrencilere başarılı bir yıl diliyorum. Fakat bu başarıyı yakalamak için önce öğrencilerin, sonra da ailelerin yapacakları çok şeyler var. Bu konuda eğitim müşavirliğimize de görevler düşüyor. Bize düşen görev, velileri aydınlatmak ve çocuklarının okulda başarılı olabilmeleri için neler yapmaları gerektiğini hatırlatmak. Bu amaçla, bu öğretim yılında tüm derneklerimizi dolaşarak, "çocuklarımızın okulda başarılı olmalarını nasıl sağlayabiliriz" konulu bir konferans vermeyi düşünüyorum. Çocuklarımızın başarılı olabilmeleri için kendi yetenekleri elbette çok önemli ama bu yeteneklerin geliştirilmesi de ailelere bağlı. Ailenin, çocuğu, doğumundan 2,5 yaşına kadar olan dönemde, başarıya götürecek olan sevgi ortamında yetiştirmesi gerekiyor. Belçika şartları göz önüne alındığında, 2,5 yaşına gelen çocuğu mutlaka anaokuluna vermek gerekiyor. Anaokulunda da, Türklerin yoğunlaştığı okullar yerine Belçikalıların çoğunlukta olduğu okullara çocuklarımızı göndermeliyiz. Çünkü 2,5 yaşındaki çocuk hem ana dilini hem de yabancı dili rahatlıkla öğrenebilecek bir kapasiteye sahip. Eğer sadece Türklerin bulunduğu ve Türkçe konuşulan bir ortama çocuğumuzu koyarsak tek yanlı bir gelişme olur.     İkinci önemli konu; çocuk ilkokula başladığı zaman veliler okulla ilişki kurmalı. Okul ortamındaki çocuğun hem zihinsel hem de bedensel gelişimi için ailelerin katkısı gerekiyor. Bu da öğretmen ve okul yönetimiyle çok yakın ilişki ve diyalog içinde olarak gerçekleşebilir.ü Bu konuda eksiklik mi var?ü Özellikle Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerdeki okulların yüzde 80'i Türk öğrencilerden oluşuyor. Bu okullardaki öğretmenler ve yöneticiler çocukların öğretim dili olan Fransızca'da veya Flamanca'da zayıf olduklarını söylüyorlar. Bunun nedeni de çocukların bir arada, ders dışında ve tenefüslerde Türkçeyi konuşmaları... Fakat öğrencilerimizin Belçika'da konuştukları Türkçe de çok ileri seviyede bir Türkçe değil. Sadece günlük yaşamı sürdürebilecek kelime sayısıyla sınırlı. Bu sınırlı olan Türkçeyle de, çocuğun öğrenim dili olan Fransızcayı öğrenmesi zorlaşıyor. Bunun mutlaka önüne geçmemiz gerekiyor.     Okul ortamında ikinci önemli konu da, velilerin okul yönetimi ve öğretmenle çocuklarının sorunlarını konuşmamaları. Genellikle anne ve babalar okula çağırıldıklarında yine sorunla karşılaşacaklarını düşünerek gitmekten çekiniyorlar. Veya dil bilmedikleri için öğretmenle diyalogdan kaçınıyorlar. Öğretmenlerle, çocuklarımızın eğitimöğretim düzeyini ilgilendiren konularda mutlaka ilişki  kurmalıyız. ü Türkçe'nin Belçika'da müfredata girmesi için çalışmalarınız vardı. Müfredata girmediği sürece çocuklar karnelerinde not almadıkları için Türkçe derslerini yeterince ciddiye almıyorlar. Sene başında 30 kişi olan sınıflar giderek azalıyor. Bu çalışmalar ne aşamada? ü Belçika'da Valon kesimiyle bir anlaşmamız var. Bu anlaşma 5 yıllıktı ve bu sene sona erdi. Bu anlaşmayı yenilemek için girişimlerde bulunduk. Bu anlaşma gereğince yürüttüğümüz dersler 8 okuldaydı, bunun sayısını 12'ye çıkarttık ama bu da yeterli değil. Flaman tarafıyla anlaşma yapmadık ama ders içi saatlerde çalıştığımız okullar var. Anlaşma olmadığı için bu dersler ilerde yine ders dışı saatlere kayabilir. Türkçe dersleri ders içi saatlerinde olmayınca, okulun bittiği saat olan 15.30'dan sonra verilebiliyor. Bu saatler de çocukların yorgun olduğu, öğrenmeye müsait olmadıkları zor saatler. Bu nedenle de öğrencilerin katılımı az. Öğrencilerin katılımı anne ve babaların ilgisine de bağlı. Anneyle baba da çocuklarının öğrenim dili olan Fransızca ve Flamancaya ağrlık vermesini istiyorlar. Ancak anadil çocukların, ailelerinden ve doğumlarından gelen önemli bir yetenekleridir, gelişmesi lazımdır.  Sadece konuşma ortamında değil, yazılı olarak da Türkçe'yi kurallarıyla öğrenmek gerekir. Kurallarıyla öğrenilmiş bir ana dil, çocuğun öğrenim dili olan Fransızca veya Flamanca'yı daha rahat ve başarılı bir şekilde öğrenmesine yardımcı olacaktır.
     Türkçenin okullarda müfredata girmesi olayı çok zor. Belçikalı yetkililerle konuştuğumuzda onların önceliği de kendi okullarındaki öğretim dillerinin çok iyi öğretilmesi. Bir de Belçika'da bazı okullarda 6070'e varan farklı kökenden gelen insanlar var. Belçikalılar, sadece Türkçeye öncelik verilirse, diğer ülkeler de aynı taleple gelebilirler diye düşünüyorlar. 28 saatlik ders programının 2 saatini Türkçeye verirlerse kendi müfredatlarını yetiştiremeyeceklerini düşünüyorlar.  Geçenlerde Herstal'de bir lise diploma törenine katıldım. 107 öğrenci ödül aldı. Bu öğrencilerden 9'u Türk'tü. Ancak 9 öğrenciden sadece 2 tanesi genel öğrenim görmüş. Geriye kalanlar meslek bölümündeydi. Meslek bölümünde eczacı yardımcılığını seçen bir gençle konuştum. Bana kendisinin daha önceden liseyi bitirdiğini ve eczacılık bölümüne başladığını ve başarısız olduğu için dönüp bir sene daha okula gittiğini anlattı. Başaramamasının, Fransızca'ya tam hakim olamamasından kaynaklandığını söyledi. Annelerin ve babaların dil konusunun önemini anlamaları gerekiyor. İyi bir Fransızca ve Flamanca'ya kavuşmak, çocuğun kendisinde var olan ana dilini geliştirmesi, kurallarıyla bilmesiyle mümkün olacak.      Bu sene 30 öğretmen Türkiye'deki görevlerine döndü. Yerlerine 28 öğretmen geliyor. Bu yıl toplam 62 öğretmen var. 6500 de öğrenci var.      Yeni yılda tekrar öğrencilerimize başarılar diliyorum. Velilerimizin bu yılı çok iyi değerlendirmelerini istiyorum. Önümüzdeki yıllarda Türkçe'nin AB'ye de girmesiyle Brüksel'de 2 hatta 3 dil bilen Türklere çok ihtiyaç olacak. Şimdiden Türk velileri olarak planlamamız, çocuğumuzun gelecekte iş bulmasını kolaylaştıracak çalışmalar içine girmemiz lazım. Valon bölgesinde FransızcaTürkçe çevirmen yetiştiriliyor. Flamanlar da bu yönde çalışmalara başladılar. FlamancaTürkçe çeviri yapabilecek elemanlar yetiştirmek üzere bir yüksek okulda Türkçe dersleri hazırlığına giriştiler.q ÖĞRETMENLERE  GÜVEN          Merkezi Brüksel'de bulunan GFK Worldwide kurumunun yaptığı bir kamuoyu yoklamasının sonuçlarına göre Avrupalıların en güvendikleri meslek dallarının başında öğretmenler, doktorlar ve askerler geliyor.     GFK'nın 20 kadar Avrupa ülkesinde yaptığı araştırma, en az güvenilenlerin politikacılar, işadamları ve gazeteciler olduğunu gösteriyor.     Araştırma sonuçlarına göre öğretmenler, ortalama % 82 oranla, en güvenilenlerin başında bulunuyor. Bu oranın en yüksek olduğu ülke ise % 92 ile Türkiye gözüküyor.
     Doktorlar, sıralamada, % 81 ortalamayla ikincilik elde ediyorlar. Askerler ise, ortalama % 70 güven oranıyla üçüncü sırada yer alıyor. Askerlere en fazla güvenenlerin, % 91 ile Türkler, en az güvenenlerin ise % 51 oranıyla Ruslar olduğu görülüyor. Rusların polise güven oranıysa % 28'e düşüyor.     Avrupa'da en az güvenilenlerin politikacılar (% 16), işadamları (% 32) ve gazeteciler (% 38) olduğu belirlendi.