İstanbul’daki
Belçika Başkonsolosluğu’nda rezalet ! 30 yıllık işçiye “turist vizesi”
Bu haber ve yazımız ibret verici ve düşündürücü
olacak. Düşünmesi, tepki göstermesi gerekenler de sadece Türkler değil,
Belçikalı yetkililer... Bu haber, Belçika Dışişleri için bir
"utanç"... Belçika'nın İstanbul Başkonsolosluğu'nda
"vize işkencesi" gören Türklerin sayısı yıllardır belli değil. Burada
yaşanmış yolsuzluklar da bir zamanlar Belçika basınına geniş olarak
yansımıştı. "İşkence" hiçbir zaman son bulmadı. Türkiye'den
anababasını, bir yakınını getirmek isteyenlere veya Belçika'yı görmek
niyetindeki Türk pasaportlu turistlere insanlık dışı muameleler hep
devam etti. "Anadolu" ekibinin değerli bir
dostu olan Başkonsolos Thomas Antoine yakın geçmişte İstanbul’da göreve
atandığı zaman bu sıkıntıları aşmak için çok çaba harcayacağını
söylemiş, sanıyoruz elinden geleni yapmıştı. Türkiye'ye ve Türklere çok
sıcak bir yaklaşımı olan bu değerli diplomatın bu alanda başarılı
olmadığını gösteren olayı, arkadaşımız Mehmet Öksüz yaşadı.
"Anadolu" okuyucuları Mehmet Öksüz'ü tanırlar.
Charleroi bölgesinde amatör muhabirlik yapan ama gerçek işi çok ağır
olan bir emekçidir o. Charleroi'daki son demir çelik ocağında, her gün,
15002000 derece ısıda çalışan 45 kadar Türk işçisinden biridir. Tam 27
yıldır, aralıksız bu işi yapar. Ekmek parası için.. Ve tabii Belçika
ekonomisine katkı için... Fotoğrafta gördüğünüz işçi
o ! Geçen ay Türkiye'ye gitmesi gerekti Mehmet
Öksüz'ün... İki günlük acil bir işi çıktı, izin alıp atladı uçağa,
gitti. "Acele işe şeytan karışır" ya,
Belçika'daki 5 yıllık kimlik kartının süresinin bittiğini fark etmemiş.
Alan çıkışında polisler de uyarmamışlar, belki de hiç
görmemişler... Öksüz işlerini halledip
İstanbul havaalanından ayrılırken bir polis memuru onu durdurmuş.
Belçika'daki oturumunun süresinin dolduğunu söyleyip çıkış izni
vermemiş. Öksüz bunun bir sorun olmayacağını, 30 yıldır o ülkede
çalıştığını anlatmayı denemiş ama anlatamamış.
"Sağlık olsun" demiş, Belçika'nın İstanbul Başkonsolosluğu'na gidip
gereken uzatmayı yaptırıvereceğini düşünmüş. Elinde, süresi birkaç gün
geçmiş 5 yıllık kimlik kartı var.
Başkonsolosluktaki "memur takımı”nın eline böylece o da düşmüş.
Öksüz durumu anlatmış, kimlik kartının
uzatılmasını veya kendisine geçici bir belge verilmesini istemiş.
"Olmaz" demiş memur takımı... "Turist vizesi
alacaksınız!” Belçika'da 30 yıldır yaşayan,
demir çelik ocağında 27 yıldır çalışan, geçirdiği bir iş kazası
sırasında kolu yanan, bacağından alınan parçalarla kolu kurtarılan
işçiye "turist vizesi"... Mehmet Öksüz'ün boynu
kıldan ince... "Hatalıyım" diyor, “Kimlik kartımı uzatmayı
unutmuşum..." "İnsanlık hali", olur böyle
şeyler ama bunu anlamak için "insan" olmak gerekir. Belçika
Başkonsolosluğu'nun çalışanları anlamamışlar.
"Turist vizesi isteyeceksiniz!" "Türk
vatandaşı" vize talebini yapmış. "Birkaç gün gecikeceğini" işverenine
bildirmiş. Sonra Başkonsolosluk kapısında beklemeye koyulmuş.
Birinci gün, ikinci gün, üçüncü gün... Her gün
soruyor... "Brüksel'e dosyayı gönderdik.
Bekleyeceksiniz..." İş uzayınca Belçika'ya
telefon etti Mehmet Öksüz. Belediye yetkililerine danışıldı. Onlar bu
işten bir şey anlamadan Brüksel'i, Bakanlığı aradılar. İlk 5 gün, vize
başvurusu henüz Brüksel'e ulaşmamıştı!
Arkadaşımızın başına gelenleri öğrendiğimiz zaman Başkonsolos dostumuzu
aramak istemedik. “Torpil” istemedik. Merakla gelişmeleri izlemeye
başladık. Belçika'da danıştığımız yetkililer de
olaydan bir şey anlamıyorlardı. "30 yıllık işçiye turist vizesi olmaz.
Acaba ne vizesi verilecek?" diye kendilerini
sorguluyorlardı. Öksüz, Belçika'daki işverenine
durumu izah edebilmek için Belçika Başkonsolosluğu'ndan bir belge
istedi. Vize başvurusu yapması gerektiğine dair bir
belge... Vermediler!
"Her gün Başkonsolosluğa gelmeyeyim. Telefon edeyim"
dedi. "Telefonla bilgi vermeyiz"
dediler, "güvenlik nedeniyle!.." Mehmet Öksüz, birkaç
metrekarelik gişe odası dışında müracatçılara hiçbir olanak sunmayan,
onları kapıda süründüren Belçika Başkonsolosluğu'nun önünde ve
çevresinde neler yaşandığını günlerce, esefle izledi. Kendisi "turist
vizesi" alamıyordu ama süratle alanlar vardı! Kapıda "ayakçılar" da
vardı. "Aman memurlara sert konuşmayın, bir yıl beklersiniz" diyenler
de... İki günlük acil bir iş için Türkiye'ye
giden Mehmet Öksüz, tam 17 gün “efendice” vize
bekledi. Ve "turist vizesi" aldı, evi, barkı,
ailesi olan, 30 yıldır yaşadığı ve çalıştığı Belçika'ya dönebilmek
için... 25 euro vize parası ödeyerek... Bu
işçinin "Belçikalı" üç çocuğu, bir torunu var!
İşin komik tarafı, Öksüz Brüksel'e döndüğünde, alandan girerken kimlik
kartını kontrol eden polis memuru, gayet kibar bir şekilde kendisine
"Kimlik kartınızın süresi bitmiş, uzatmayı ihmal etmeyin"
dedi. Öksüz pasaportunu gösterdi, "Vizem var"
dedi. Polis memuru Öksüz’ün kimlik kartına ve turist
vizesine baktı, kahkahayı bastı! "Bu ne?" diye sordu ve mecburen
vizenin üzerine bir “giriş mühürü” vurdu.
Şimdi arkadaşları Mehmet Öksüz'le hafiften dalga geçiyorlar, "Ooo,
turist geldi" diyorlar! Şimdi, 27 yıllık,
yaralı işçinin takma adı "Turist Öksüz" oldu!
Ve şimdi biz, dostumuz Başkonsolos Thomas Antoine başta olmak üzere,
Belçika Dışişleri'nin yetkililerine soruyoruz:
Böyle bir "rezalet" olur mu? Böyle "vefasızlık"
olur mu? Böyle "bürokrasi" olur
mu? Bu mudur "insan
hakları"? Bu mudur ocaklarınızda 27 yıl
çalışmış, yaralanmış, çalışmayı sürdüren bir emekçiye verdiğiniz
değer? Böyle basit bir sorunu bir telefonla,
bir bilgisayarla çözmeniz elbette mümkündü.
İsteseydiniz!.. Eğer isteseydiniz, bu sorunu
iki dakikada aşar, sizin ekonominiz için ömrünü vermiş bu Türk işçisine
saygıyla yardımcı olurdunuz.
Göreviniz bu değil mi? Bu trajikomik olay
karşısında tepkisiz kalmamak gerekiyor.
Başkonsolosluktaki "memur takımı"nın tavırları, yıllardır tepkisizlik
nedeniyle devam ediyor. Belçika'daki Türklerden oy isteyen
belediye yetkilileri, Türk asıllı vekiller, sosyal hizmet veren
dernekler, sendikalar, Türk diplomatlar bu ve bu tür olayların izahını
istemek durumundalar. Biz, "Anadolu" dergisi
olarak, dostumuz Başkonsolos Antoine'dan "torpil" istemediğimiz gibi,
bu yazıyı yazmadan önce kendisine danışma gereği de duymadık. Görünen
köy kılavuz istemez! Belçika’nın İstanbul Başkonsolosluğu’nun hali ve
tavırları ortada... Ancak, konuyu gündemde tutmakta ve resmi
yetkililerden resmi bilgi istemekte de kararlıyız. Dışişileri
Bakanlığı'ndan ve Başkonsolos Antoine'dan açıklama istiyoruz, yanıt
alırsak okuyucularımıza aktaracağız. En ağır
koşullarda çalışıp yıllık iznini “turist vizesi” için harcamak zorunda
kalan “Turist Öksüz”e de “geçmiş olsun” diyoruz.