İş yapma
konusunda, kültürel farklardan ve bunların üstesinden gelebilmek için
yerel bir ortağa sahip olmanın öneminden bahsettiniz. Bu farklılıkları
tanımlayabilir misiniz ? Türkiye'de "ilişkiler ağı" Belçika gibi
Batı Avrupa ülkelerinde olduğundan çok daha önemli. Ayrıca insanlar iş
yaparken daha duygusal davranıyorlar. Bu yalnızca Türkiye için değil
Yunanistan ve İtalya gibi diğer bütün Akdeniz ülkeleri için de geçerli.
Ayrıca, ben Türkleri çok esnek buldum. Temel farklılıklar bunlar.
Kişisel olarak, büyük kültürel farklılıklarla karşı karşıya gelmedim.
Vergi toplamadaki yetersizlik Türk ekonomisi için bir sorun olabilir.
Ayrıca kayıt dışı ekonomi hâlâ çok önemli, insanlar vatandaşlık
görevlerine daha fazla önem vermeli. ü Türk ekonomisinin
geleceğini nasıl görüyorsunuz ? Daha önce söylediğim gibi, Türk
ekonomisi şüphesiz büyüyen bir ekonomi. Büyüme potansiyeli Belçika,
Fransa ve Lüksemburg'daki olgun pazaralarımızdan çok daha yüksek. Son
zamanlarda, özellikle geçen yıldan beri ekonominin iyiye gittiğini çok
açık bir şekilde hissedebiliyoruz. Sebeplerden biri, yetkililerin
sonunda ekonomik iklimi geliştirmek için gerekli önlemleri almaları.
Düşmüş enflasyon rakamları, sıkı bütçe politikası ve özelleştirmeyi
kastediyorum. Özetle, Türkiye'nin krizden sonra almak zorunda kaldığı
kararlar... Herhangi bir siyasi tercihim olmamakla birlikte, en azından
şu anki hükümetin yapmak zorunda olduklarını yaptığını
söyleyebiliriz. Birkaç ay içinde Avrupa Birliği Türkiye ile
müzakerelere başlayıp başlamayacağına karar verecek. Yürürlükte olan
çifte vergiyi engelleme ve açık gümrükler düzenlemelerini göz önünde
bulundurursanız, bunun Türk ekonomisini nasıl etkileyeceğini
düşünüyorsunuz ? Üyelik müzakereleri başlarken Türkiye Avrupa
bölgesinin bir parçası olacak. Bu, Avrupa bölgesel fonlarının serbest
bırakılacağı anlamına geliyor. Örneğin, aynı durumu daha önce Portekiz
ve İspanya için de gördük. Bunun yanında, AB'ye katılımın Türkiye ile
diğer üye devletler arasındaki iş hacmını ciddi boyutta artıracağına
inanıyorum. Uzun vadede, Türkiye de aynı yasaları ve kuralları
uygulayacak. Özellikle işadamları için bu tür ortak kurallar önemli.
Bu, bağlantıları iki yönlü kolaylaştıracak. Bunun yanında, gerçekçi
olmak gerekirse, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin zaman alacağını
düşünüyorum, bence 510 yıl arasında… AB müktesebatına uyum ciddi bir
yük. Benimsenmesi ve uygulamaya geçirilmesi gereken yaklaşık on bin
sayfalık yasal düzenleme var. Her halükarda, Türkiye'ye iyi şanslar
diliyorum. Ben bu ülkeyi, orada iş yapmaya başlamadan uzun süre önce
sevdim. Birkaç kez tatil için orada bulundum. Ayrıca Türkler çalışkan,
sıcak, içten ve dost insanlar. Bir işadamı ve bir insan olarak
Türkiye’yi çok cazip buluyorum. Türkiye'deki yatırım projemizi savunmam
ve CBR yönetim kurulunun diğer üyelerini ikna etmem benim için çok zor
olmadı. AB kararının da, yalnızca ekonomik ilişkilerin artması
açısısından değil, aynı zamanda Türkler'in menfaatleri açısından da
olumlu olacağını umuyorum. Umarım, AB'nin yardımıyla, hak ettikleri
yüksek hayat standartlarına kısa bir süre içerisinde ulaşırlar. Sitwell
hayallerinizdeki bahçe