Avrupa Parlamentosu'nda 3 Türk asıllı temsilci : Emine Bozkurt [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in



Avrupa Parlamentosu'nda 3 Türk asıllı temsilci : Emine Bozkurt [ Anadolu .. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 .. ] Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in


Alman Yeşiller’den Cem Özdemir “Türkiye’nin AB trenini artık kimse durduramaz...”      Almanya’da, 1965 yılında doğan Yeşiller Partisi üyesi Cem Özdemir, “Anadolu” dergisinin sorularını özetle şöyle yanıtladı:  Avrupa Parlamentosu üyesi olarak projeleriniz neler? Bu vesileyle bütün seçmenlere teşekkür etmek istiyorum. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yabancılar, özellikle de Türkiye kökenliler bize çok oy verdiler, tahminlerimizden fazla destek aldık. Yeşiller, Almanya'da 13 milletvekili çıkardı.     Dışişleri Komisyonu'nda görev alacağım. İçişleri Komisyonu'nun da yedek üyesi oldum. Dış politikada, özellikle Türkiye'yle ve Yakın doğu bölgesini kapsayan ülkelerle ilişkiler konusunda çalışmak istiyorum. Amerika'yla ilişkiler konusuna da ağırlık vereceğim. İç politikadaysa, daha önce Almanya'da, Federal Meclis'te de ilgilendiğim, yabancılar politikası, ırkçılıkla mücadele, ayrımcılığa karşı mücadele gibi konularda çalışmalar yapmak istiyorum. "Türk kökenli" bir parlamenter olmak ne sonuçlar doğuruyor? ü Siyasete yaklaşımım geçmişte de etnik köken temelinde olmadı. Almanya'daki seçim bölgemde Yunan kökenliler geldiğinde de seviniyordum, Almanlar geldiğinde de... Tabii Türkler daha yoğunlukla bana geliyorlardı, onlarla aynı dili, aynı kökeni paylaşıyoruz. Ama ben insanları kökenlerine göre ayırmamaya hep dikkat ettim. Bence köken bir tesadüftür, insan kendi kökenini seçmiyor dünyaya gelirken... Ancak, doğal olarak, o dili konuşmam ve annemin, babamın o ülkeden gelmesi tabii bana ayrı bir görev ve konu veriyor. Federal Meclis'te yaptığım gibi, diğer arkadaşlarla paylaştığım konular dışında, özellikle Türkiye'nin AB'ye yaklaşması ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli insanların bu ülkelere uyum sağlamaları ve Avrupa'nın bir parçası olmaları konularıyla yakından ilgileniyorum, bu ilgim sürecek.
 Sizce AB yıl sonunda Türkiye'ye tam üyelik müzakerelerinin başlama tarihini verecek mi? Bu konuda mesajlarınız neler? Durum bugünkü aşamada çok olumlu görünüyor. Bundan birkaç sene önce, TürkiyeAB ilişkilerine baktığınızda herkes "Türkiye AB'ye girmeli" veya "yaklaşmalı" diyordu ama kimse bunun gerçekleşeceğine inanmıyordu. Avrupa'da her kesimde "Bunlar nasıl olsa değişmez" düşüncesi vardı. Türkiye'de de daha önceki hükümetler AB'ye girmek istediklerini söylüyorlardı ama kendi aralarında da, "Biz halimizden memnunuz, değişmek istemiyoruz. Nasıl olsa giremeyeceğiz" diyorlardı. Yani iki taraf da bu kötümser zihniyetle yaklaşıyordu.    Türkiye'deki son seçimlerde bu konuda tam anlamıyla bir deprem yaşandı. İlk defa Türkiye'yi gerçekten AB'ye taşımak isteyen bir çoğunluk var TBMM'de... Halk da ezici bir çoğunlukla bunu istiyor, yerel seçimlerde de tekrar bunu gösterdiler. Bu açıdan Türkiye'de her şey değişti ve ülke çok önemli bir yol kat etti. İdam cezasının kaldırılmasından, Kürtçe'ye yaklaşıma, işkenceyle mücadele konularına kadar bir çok alanda daha önce hiç düşünülemeyecek adımlar atıldı. Bu açıdan bakınca, bu treni durdurmak artık bence mümkün değil. Ama katılım müzakereleri 10 sene mi sürer, daha kısa veya daha uzun mu sürer, bu konuda bir şey söylemek yanlış olur, kimse bunu bilemez. Bundan sonrası Türkiye'deki değişim hızına bağlı olacak. İngiltere'nin AB'ye girmesi 13 sene sürdü. Demek ki uzun sürebiliyor ama hızlı da olabilir. Türk hükümetinin görüşüne katılıyorum, bence de önemli olan müzakerelerin başlamasıdır. Süreç o kadar önemli değil ama bu hızda devam edilmesi gerekiyor. Bu dinamiğin devam etmesi için müzakereler bir an önce başlamalı.  Ben müzakerelerin başlayacağına kesin gözüyle bakıyorum, farklı ve yeni bir sorun çıkmazsa tabii... Türkiye'de bu süreci engellemeye çalışan güçler de var. Türkiye terör belasından tam kurtulmuşken bu tehdit maalesef tekrar gündeme geliyor. Kışkırtmak isteyenler var ama ezici çoğunluk artık bunları dışlıyor.  Bu nedenle ben geleceğe ümitle bakıyorum. Ama geçmişten beri ne zaman Türkiye AB'ye yaklaşsa, olumlu gelişmeler olsa, beklenmedik sorunlar çıkabiliyor. Sorulması gereken soru,  Türkiye'nin AB'ye girmesinden kimler yararlanıyor, kimler zarar görüyor. Zarar görenler de var. Terör isteyen kesimde de var, devlet içinde  bazı kesimlerde de var. Ama bu kesimlerin oyunu kaybettiklerini görüyoruz. Bu treni artık kimse durduramaz.    AB'de de bir çok siyasi çevreler Türkiye'nin beceremeyeceğini, değişemeyeceğini düşünüyorlardı. Türkiye'nin hızla değişmesi onları şoka uğrattı. Verilen bir söz var, o sözü de geri alamıyorlar ve bu açıdan AB'de herkes mutlu değil. İki tarafta da bu gelişmelerden mutsuz olanlar var ama sağduyunun kazanacağını düşünüyorum.  AB'ye mesajlarınız nedir?  Eğer terörle mücadelede başarılı olmak istiyorsak, İslam dünyasından müslüman çoğunluklu bir ülkeyi yanımıza almalıyız. Aksi halde başarılı olamayız. Bunu Amerika'nın Irak politikasında görüyoruz. Tepeden inmeyle bu iş olmuyor. Müslüman insanların gönüllerini kazanmak gerekiyor. Bu konuda geçmişte büyük hatalar yapıldı. Türkiye bu açıdan tarihi bir şans. Demokrasiyi, insan haklarını, parlamenter sistemi tamamıyla kabul eden ama aynı zamanda müslüman çoğunluktaki bir ülkenin AB içinde yer alması bizim için müthiş bir kazanç olacak. Ekonomiyi, komşuluk ilişkilerini vs bir tarafa koysak bile, en önemli sebep bu olmalı. AB'deki parlamenterler olarak, hangi siyasi gruptan olursak olalım, bu şekilde düşünüp hareket etmemiz gerekiyor. Eğer medeniyetler çatışması tezlerinin geçerli olmasını istemiyorsak, Türkiye gibi bir ülkenin AB içinde olması ve Avrupa değerlerini paylaşması bizim için hayati önem taşıyor.  Avrupa'daki Türk toplumunu nasıl tanımlıyorsunuz? ü Geçenlerde Başbakan Almanya'ya geldi ve bir konuşma yaptı. Çok ilginç bir şeye şahit olduk. Eskiden Türkiye'den gelen siyasetçiler bol keseden vaad verirlerdi. Söylemler biraz değişti.  Ben 10 sene önce Türklere bulundukları ülkelerin vatandaşlığını almalarını, dillerini öğrenmelerini, paralarını çocuklarının geleceğine, eğitimine yatırmalarını önerdiğimde Türk basını beni eleştirmişti. Şimdi çok şükür bu söylemler devlet politikası oldu. Bunu içtenlikle paylaşıyorum. Eğer bizler burada Türkiye'ye katkıda bulunmak istiyorsak, bunu vatanmilletsakarya edebiyatıyla değil, buradaki çocuklarımızın başarılarıyla sağlayabiliriz. Bulunduğumuz ülkelerin vatandaşları olmakla ve başarılı olmakla Türkiye'ye katkıda bulunacağız. Türkiye değişiyor ama malesef buradaki bazı derneklerimiz eski Türkiye'yi, 60'lı yılları yaşıyorlar. Bazen Berlin'de dernek başkanlarıyla konuştuğumda bana eski Türkiye'yi anlatıyorlar. Yeni Türkiye'yle alâkaları yok. Lütfen değişime açık olsunlar, değişsinler.    Yabancı kökenli insanların politikaya daha fazla girmesi gerektiğini düşünüyorum. Ne kadar çok olursak, yapmak istediklerimizi başarma şansımız o kadar fazla olur, işimiz kolaylaşır. Umarım 5 sene sonraki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde hıristiyan demokratlardan da Türk kökenli adaylar seçilerek Parlamento’ya girerler