yıkılan
türbe,1863'te, Sultan Ab-dülaziz tarafından eski plana sadık kalınarak
tekrar inşa edilmiş. Orhan Gazi Türbesi de, aynı
manastırdan bir bölüme yapılmış, aynı depremden hasar görmüş ve
onarılmış.
Bursa'nın en ünlü, heybetli ve büyük camisi
Ulu Cami'yi, Sultan Yıldırım Bayezıt, Niğbolu savaşını kazandıktan
sonra, 1398-1400 yıllarında inşa ettirmiş. Cami, kalın duvarlara ve
kemerlere oturan 20 kubbeyle örtülü. Orta kısmındaki kubbenin üstü
camlı. Altında 16 köşeli mermer şadırvan var. Minbe-ri ağaç işçiliğinin
bir şaheseri olan bu caminin taç kapısı da başlı başına bir sanat
abidesi. Çekirge'de, Bursa ovasına ba-kan
tepenin üzerinde, I. Murat Hü-davendigâr tarafından 1365-1366
yıllarında yaptırılan cami ile birlikte, şehrin doğusunda, Yıldırım
semtindeki, XIV. yüzyıldan kalma cami de çok ünlü. 1413 yılında, Çelebi
Mehmed döneminde başlanan, 1424 yılında Sultan II. Murad za-manında
tamamlanan Yeşil Camii ise, ilk dönem Osmanlı mimarisinin önemli
eserleri arasında yer alıyor. Bu caminin asıl ünü çini kaplama-larından
geliyor. 1425 - 1426 yıllarında, II. Sul-tan Murat
tarafından yaptırılan Mu-radiye Camii de Bursa'ya görkem kazandıran
eserlerden biri. Yıldırım Bayezıt'ın
oğlu Çelebi Sultan Mehmed tarafından, 1421 yılında yaptırılan Yeşil
Türbe ise günümüze ulaşan en muhteşem çi-nili mihraba sahip. Renkli
süsleme sanatının bir şaheseri. Ulucami
ile Orhan Cami ara-sındaki geniş sahada bulunan Koza Hanı'nı, II.
Bayezıt, İstanbul'daki cami ve medresesine gelir temin etmek için
yaptırmış. İki katlı, 95 odalı han, günümüzde ünlü Bursa ipekçiliğinin
merkezi durumunda. ULUDAĞ Türkiye'nin en önemli kış sporları ve
kış turizmi merkezlerinden biri olan Uludağ, Bursa'nın 32 kilo-metre
güneyinde. Antik dönemde Olympos Misios adıyla tanınan Uludağ, "Troya
Savaşı'nı tanrıların izlediği yer" olarak mitolojideki ye-rini almış.
2543 metreye ulaşan doruğu ile Batı Anadolu'nun en yüksek dağı söz
konusu... Olağan-üstü doğa yapısı, flora ve faunası-nın zenginliğiyle,
1961 yılında Milli Park ilan edildi.
İZNİK Bursa'nın 86 kilometre
kuzeydoğusunda yer alan İznik ilçesi, ay-nı adla anılan gölün doğu
kıyısında kurulmuş. Çevresi zeytinlik, bağ ve bahçelerle çevrili olan
İznik'in etrafı yaklaşık 5 kilometre uzunluğundaki surlarla çevrili.
İlk çağda kurulan kentin planı aynen korunmuş. İznik sadece Bursa
civarının değil, bütün Marmara bölgesinin en önemli tarihi ve turistik
yörelerinden biri. Roma, Bizans ve Osmanlı
dö-nemlerine ait çok sayıda eser, tarihsel kent dokusu içinde bugün de
yaşıyor. 1331 yılında Osmanlı egemenliğine giren İznik, gerçek ünü-nü,
XIV ve XVI. yüzyıl arası en parlak çağını yaşayan çiniciliği ile
elde etmiş. Bugün bütün dünya müzeleri, İznik çinilerini en kıymetli
eserler olarak ziyaretçilerine sunu-yorlar.
Güzel türkiyemizin Bursa tara-fını ziyaret ettiğinizde, “Osmanlı köyü”
Cumalıkısık'ı görmeden, Uludağ'da kayak yapmadan, Kül-liyeleri ziyaret
etmeden, Kaplıcala-ra uğramadan, İskender kebabı, Kemalpaşa tatlısı ve
kestane şekeri yemeden, Bursa ipeği satın alma-dan dönmeyin Atatürk
Bursa'da Atatürk, Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki
yaşamının büyük bölümünü Ankara ve İstanbul'da geçirdi ancak Bursa ve
İzmir'in de özel yeri vardır O'nun dünyasında... Ulusal Kurtuluş
Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasından sonra, Türk Devrimi'nin niteliğini
belirleyen ilk açıklamalarını Bursa'da yaptı. Atatürk, saltanat ve
hilafetin yeni Türkiye'de yerinin olamayacağını vurgulayan demeçlerinin
önemli bölümünü Bursa'da verdi. 1922-1938
arasında 18 defa Bursa’yı ziyaret eden Atatürk’ün gençlere şu sözlerine
dikkat ediniz: “Yorulmadan beni takip
edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, “yorulmadan” ne demek?
Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey
yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek,
yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her
insan için doğaldır fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevi bir
kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.
Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni
takip edeceksiniz.” (27 Mart 1933)