Bizim yöreler: Bursa [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Atatürk Kupası gençleri buluşturdu



Bizim yöreler: Bursa [ Anadolu .. 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 .. ] Atatürk Kupası gençleri buluşturdu


yıkılan türbe,1863'te, Sultan Ab-dülaziz tarafından eski plana sadık kalınarak tekrar inşa edilmiş.     Orhan Gazi Türbesi de, aynı manastırdan bir bölüme yapılmış, aynı depremden hasar görmüş ve onarılmış.
     Bursa'nın en ünlü, heybetli ve büyük camisi Ulu Cami'yi, Sultan Yıldırım Bayezıt, Niğbolu savaşını kazandıktan sonra, 1398-1400 yıllarında inşa ettirmiş. Cami, kalın duvarlara ve kemerlere oturan 20 kubbeyle örtülü. Orta kısmındaki kubbenin üstü camlı. Altında 16 köşeli mermer şadırvan var. Minbe-ri ağaç işçiliğinin bir şaheseri olan bu caminin taç kapısı da başlı başına bir sanat abidesi.      Çekirge'de, Bursa ovasına ba-kan tepenin üzerinde, I. Murat Hü-davendigâr tarafından 1365-1366 yıllarında yaptırılan cami ile birlikte, şehrin doğusunda, Yıldırım semtindeki, XIV. yüzyıldan kalma cami de çok ünlü. 1413 yılında, Çelebi Mehmed döneminde başlanan, 1424 yılında Sultan II. Murad za-manında tamamlanan Yeşil Camii ise, ilk dönem Osmanlı mimarisinin önemli eserleri arasında yer alıyor. Bu caminin asıl ünü çini kaplama-larından geliyor.     1425 - 1426 yıllarında, II. Sul-tan Murat tarafından yaptırılan Mu-radiye Camii de Bursa'ya görkem kazandıran eserlerden biri.       Yıldırım Bayezıt'ın oğlu Çelebi Sultan Mehmed tarafından, 1421 yılında yaptırılan Yeşil Türbe ise günümüze ulaşan en muhteşem çi-nili mihraba sahip. Renkli süsleme sanatının bir şaheseri.       Ulucami ile Orhan Cami ara-sındaki geniş sahada bulunan Koza Hanı'nı, II. Bayezıt, İstanbul'daki cami ve medresesine gelir temin etmek için yaptırmış. İki katlı, 95 odalı han, günümüzde ünlü Bursa ipekçiliğinin merkezi durumunda. ULUDAĞ  Türkiye'nin en önemli kış sporları ve kış turizmi merkezlerinden biri olan Uludağ, Bursa'nın 32 kilo-metre güneyinde. Antik dönemde Olympos Misios adıyla tanınan Uludağ, "Troya Savaşı'nı tanrıların izlediği yer" olarak mitolojideki ye-rini almış. 2543 metreye ulaşan doruğu ile Batı Anadolu'nun en yüksek dağı söz konusu... Olağan-üstü doğa yapısı, flora ve faunası-nın zenginliğiyle, 1961 yılında Milli Park ilan edildi.
 İZNİK      Bursa'nın 86 kilometre kuzeydoğusunda yer alan İznik ilçesi, ay-nı adla anılan gölün doğu kıyısında kurulmuş. Çevresi zeytinlik, bağ ve bahçelerle çevrili olan İznik'in etrafı yaklaşık 5 kilometre uzunluğundaki surlarla çevrili. İlk çağda kurulan kentin planı aynen korunmuş. İznik sadece Bursa civarının değil, bütün Marmara bölgesinin en önemli tarihi ve turistik yörelerinden biri.     Roma, Bizans ve Osmanlı dö-nemlerine ait çok sayıda eser, tarihsel kent dokusu içinde bugün de yaşıyor. 1331 yılında Osmanlı egemenliğine giren İznik, gerçek ünü-nü, XIV ve XVI. yüzyıl arası en parlak çağını yaşayan  çiniciliği ile elde etmiş. Bugün bütün dünya müzeleri, İznik çinilerini en kıymetli eserler olarak ziyaretçilerine sunu-yorlar.      Güzel türkiyemizin Bursa tara-fını ziyaret ettiğinizde, “Osmanlı köyü” Cumalıkısık'ı görmeden, Uludağ'da kayak yapmadan, Kül-liyeleri ziyaret etmeden, Kaplıcala-ra uğramadan, İskender kebabı, Kemalpaşa tatlısı ve kestane şekeri yemeden, Bursa ipeği satın alma-dan dönmeyin Atatürk Bursa'da      Atatürk, Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki yaşamının büyük bölümünü Ankara ve İstanbul'da geçirdi ancak Bursa ve İzmir'in de özel yeri vardır O'nun dünyasında... Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasından sonra, Türk Devrimi'nin niteliğini belirleyen ilk açıklamalarını Bursa'da yaptı. Atatürk, saltanat ve hilafetin yeni Türkiye'de yerinin olamayacağını vurgulayan demeçlerinin önemli bölümünü Bursa'da verdi.      1922-1938 arasında 18 defa Bursa’yı ziyaret eden Atatürk’ün gençlere şu sözlerine dikkat ediniz:     “Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, “yorulmadan” ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan için doğaldır fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür. Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz.” (27 Mart 1933)