Türkiye
AB ilişkileri Romanya da konuçuyor
NATO’ya üye olması döneminde Ankara’dan büyük destek alan, henüz AB
üyesi olmayan Romanya’nın Cumhurbaşkanı İon İliescu, Türkiye'nin AB'ye
katılımından yana olduğunu ama bu katılımın ne zaman gerçekleşeceğini
bilmediğini söyledi. “Le Soir” gazetesine özel
demeç veren İliescu, “AB'nin sınırlarının çok tartışıldığı bugünlerde
Türkiye'nin tam üyeliği hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı
verdi: “Türk meselesi hassastır. Sonunda
Türkiye'nin bir ortak ve AB'ye girişe adaylardan biri olması
gerektiğini düşünüyorum. Avrupa ile Asya arasındaki Türkiye, Avrupa ile
Ortadoğu arasında da çok önemli bir köprüdür. Köktendincilik riski
bulunan bir İslam ülkesidir. Bu durumda, Türkiye'de demokrasiyi ayakta
tutmak Avrupa için çok önemlidir. AB'ye uyumlu, modern bir ülkedir.
Ordunun rolü farklıdır. Ordu üzerinde sivil kontrol, bir demokrasi
kriteri olarak gözlemlenebilir. Karar karmaşıktır. AB'ye uyum süreci
uzun olacak.” İlieuscu, “Siz Türkiye'nin AB'ye
tam üyeliğinden yana mısınız?” şeklindeki ek soruyu da şöyle
cevapladı: “Evet ama ne zaman olur bilmiyorum.
Çünkü hassas sorular var. Örneğin diğer Doğu Avrupa ülkelerinin
durumları... Urallar ve Hazar Denizi ülkeleri (Ermenistan,
Gürcistan...) Asyalı değil, Avrupalılar. Onlar Avrupa medeniyetlerine
ve kültürüne aitler. Onları Avrupa'dan dışlamak doğru olmaz.” Louis
Michel Çağdaş Türkiye'nin AB'de yeri var Belçika Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Louis Michel, Türk Özel Sektör Dostluk
Derneği (TÖSED) tarafından düzenlenen bir etkinlikte konuştu ve
Türkiye'nin AB'ye katılımına desteğini
tekrarladı. “AB kapalı bir kulüp değildir”
diyen ancak AB kamuoyunun genişlemeye ilişkin endişeleri üzerinde de
duran ve bu genişlemenin, kurumun işlerliğini tehlikeye düşürmemesi
için çaba harcandığını belirten Michel, çağdaş ve laik Türkiye'nin
Avrupa değerlerine bağlı olduğunu söyledi.
Siyasi kriterleri yerine getirdiği zaman Türkiye ile tam üyelik
müzakerelerinin başlamasına ilişkin karar alınacağını belirten Michel,
“bazılarının” Türkiye'nin AB'ye katılımına karşı çıktıklarını, bu yönde
verilen sözlerden dönmek istediklerini, “farklı formüller”
önerdiklerini belirterek
bunların “üzücü” olduğunu anlattı. Medeniyetler
arasında diyalog arayışlarının arttırıldığı bir dönemde, din unsurunu
ön plana çıkararak Türkiye'nin AB'ye katılımına karşı tavır almanın
yanlışlığına işaret eden Louis Michel, laik Türkiye Cunmhuriyeti'nin
İslam dünyasıyla diyalog arayışında etkin rol üstlenebileceğini
belirtti. NATO ve Avrupa Konseyi gibi
kurumların üyesi olan Türkiye'nin coğrafi ve stratejik önemlerine de
dikkat çeken Michel, yeni sınırlar ve yeni ekonomik rekabet korkusunun
daha önceki genişleme dalgalarında da yaşandığını
hatırlattı. Michel, Kıbrıs konusunda da ilginç
değerlendirmelerde
bulundu. Kıbrıs sorununun çözümünün Türkiye'nin
önüne bir koşul olarak koyulmadığını, sadece çözümün işleri
kolaylaştıracağının belirtildiğini söyleyen Belçikalı Bakan, referandum
sonuçlarından büyük hayal kırıklığı duyduklarını, Ankara'nın ve Türk
tarafının çok olumlu yaklaşımına karşın “maalesef”diğer kesimde aynı
tavırın görülmediğini söyledi. “Kıbrıs birleşik bir devlet olamadı,
fırsat kaçırıldı” diyen Michel, soruna çözüm aranmasına devam edileceği
ancak bu sürecin uzaması halinde bazı ülkelerin KKTC'yi tanıma yoluna
gidebilecekleri mesajı verdi. Reformlarla çok
büyük adımlar atan, ekonomik potansiyeli de çok büyük olan Türkiye'nin
AB'ye katılımına karşı olan kamuoyunu ikna etmenin, “politikacıların
rolü ve görevi” olduğunu belirten Michel, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin,
Türk Devleti'nin laiklik ilkesinin korunmasında oynadığı önemli rolün
bilincinde olduğunu da ifade ederek, “Ordunun bugünkü etkisi olmadan
laiklik ilkesinin korunması mümkün olacak mı?” sorusunun haklı ve
görmezden gelinemeyecek bir soru olduğunu
söyledi. Türkiye'nin Avrupa savunmasındaki
etkin rolü üzerinde de duran Louis Michel, Türkiye ile tam üyelik
müzakere-lerinin yıl sonunda başlatılmasından yana olduğunu, bugünkü
jeopolitik ve ekonomik koşulların da bunu gerektirdiğini belirtti.